mahkeme 2025/29 E. 2025/323 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/29
2025/323
8 Nisan 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI :.....
ASIL DAVADA DAVALI
BİRLEŞEN DAVADA
DAVACI :
VEKİLLERİ :
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2025
Taraflar arasında görülmekte olan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı/ birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 03/02/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 21.10.2013 tarihinde, "35 adet düz tabanlı çelik silo tesisi yapım işi sözleşmesi" imzalandığını, davalının, Kamu İhale Kanunu hükümlerine aykırı olarak zemin etütleri ve uygulama projeleri olmadan ihale yaptığını, ihaleyi kazanan davacının sözleşme imzasını takiben öncelikle zemin etütleri ve projelerini yaptırdığını, 13.12.2013 tarihinde onaylarının alındığını, bu durumda ihale şartnamesinde davacıya verilen miktar ve teknik birim fiyatları ile zemin etüt ve projelerinin yapılmasından sonra ortaya çıkan miktarlar arasında ciddi farklılıklar oluştuğunu, işin bedelinin şartnamedeki bedele göre %50 artış gösterdiğini, ancak sözleşmede artışın %20'den fazla olamayacağı kararlaştırıldığından idarenin bir kısım imalatlardan vazgeçtiğini, idarenin hangi imalatlardan vazgeçeceği konusunda davacıya uzun süre bilgi vermediğini, dolayısıyla fiilen işe başlanamadığını, mukayeseli keşif yapılarak idarece 30.12.2013'de onaylandığını ve fiilen işe başlayabilme tarihinin 06.01.2014 tarihli bildirimle gerçekleştiğini, yer tesliminden 60 gün sonra işe başlama koşullarının oluştuğunu, 1 nolu hakedişin 25.02.2014 tarihinde idareye sunulduğunu, idarece onaylandıktan sonra 05.03.2014'de tahakkuk eden hakedişin sözleşme gereği 15 gün sonra ödenmesi gerekirken ödemenin 05.06.2014 tarihinde 2,5 ay sonra gerçekleştiğini, davacı şirketin imalatlara devam ederek 2 nolu hakedişi 27.03.2014 tarihinde verdiğini, bu hakedişin yine sözleşme şartlarına göre tahakkuk tarihinden 15 gün sonra 15.04.2014 tarihi olması gerekirken ödemenin 05.06.2014 tarihinde yani 50 gün sonra yapıldığını, imalatlara hızla devam edildiğini ve montaja başlandığını, 3 nolu hakedişin 02.05.2014'de yapıldığını, sözleşme şartlarına göre 28.05.2014'de ödenmesi gerekirken 05.06.2014'de ödendiğini, 4 nolu hakedişin ise 25.08.2014 tarihinde onaydan geçip tahakkuk ettiğini, 15.07.2014'de ödemenin yapılmadığını, bu hakedişe ait ödemelerin daha geç tarihlerde peyderpey yapıldığını, 755.948,00 TL'nin halen ödenmemiş olduğunu, 5 nolu hakedişin ise hiç ödenmediğini, hakediş ödemelerinin geç yapılması ya da ödenmemesi hallerinin idarenin kusuru olduğu ve sözleşmede belirlenen süreye ilave süre verilmesi gerektiği konusunun gerek Bayındırlık İskan Bakanlığı genelgesinde gerekse Yüksek Fen Kurulu kararlarında açıkça belirtildiğini, sözleşme imzasını takiben 12.11.2013 tarihinde 4 iş yeri için enerji müsaadeleri alınması için davacı tarafından gerekli müracaatlar yapıldığını ve idareye bildirildiğini, 2014 Temmuz ayında izinlerin alındığı bilgisinin şifahi olarak geldiğini, davacının gerek işe başlama tarihindeki gecikmeye neden olan hususlar gerek hakediş ödemelerindeki gecikmeler gerekse de enerji müsaadesi için geçen süreleri kendilerinden kaynaklanmaması nedeniyle süre uzamasına ilişkin davalıya defalarca başvuruda bulunduğunu, somut hiç bir yanıt alamadığını ve nihayetinde davalının 29.12.2014 tarihli yazısı ile sözleşmenin fesih edildiğinin müvekkiline bildirildiğini, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmediği gibi haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini belirterek sözleşmenin haksız feshedilmiş olması nedeniyle müspet zarar bedeli olarak imalatı bitmiş henüz hakedişe bağlanmamış iş karşılığı 50.000,00 TL, sadece bu iş üretilmiş ancak montajı ve kullanımı gerçekleşmemiş elektronik mekanik malzemeler bedeli 50.000,00 TL olmak üzere 100.000,00 TL, yoksun kalınan kar bedeli 50.000,00 TL, teşvik belgesi nedeniyle muaf olduğu karar pulu ve damga vergisinin haksız yere kesilmesi nedeniyle toplam 50.000,00 TL olmak üzere şimdilik 200.000,00 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/432 esas sayılı davasında davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı idarenin düz tabanlı çelik silo yapımı işi için ihaleye çıkıldığını, davalının teklifi 12.861,327,00 TL olup ekonomik bakımdan en avantajlı teklif olduğunu, davalı ile 21.10.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, 01.11.2013 tarihinde davalıya yer teslimi yapılarak işe başlandığını, 30.12.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile 2.568.407,00 TL tutarında iş artışı yapıldığını ve zemin etütlerinin yapılması ve diğer eksikliklerin giderilmesi için davalıya 60 gün ek süre verildiğini, verilen ek sürelere rağmen işin ancak %55-60'ının tamamlanabilmiş olduğunu, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunundaki prosedür takip edilerek verilen 10 günlük süre zarfında da işlerin bitirilmemesi nedeniyle davalının sözleşmesinin 25.12.2014 tarih 345 sayılı davalı idare yönetim kurulu kararına istinaden feshedildiğini, fesih işleminin haklı olduğunu, sözleşmenin toplam bedelinin iş artışı ile birlikte 15.429.734,00 TL'ye tekabül ettiğini, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davalının yapmış olduğu iş bedelinin 9.371.546,29 TL olup tüm işin yaklaşık %60'ına tekabül ettiğini, 6.058.187,71 TL bedelindeki yapılmamış işler için ..... prosedür izlenerek ikinci ihaleye çıkıldığını, 04.05.2015'te yapılan ikinci ihale üzerinde kalan ... A.Ş ile 29.05.2015'te sözleşme imzalandığını, sözleşme bedeli 7.974.000,00 TL olmakla beraber sözleşme kapsamında ilk sözleşmede yer almayan iş kalemleri de bulunduğu için söz konusu iş bedellerinin sözleşme bedelinden düşüldüğünü, ikmal işinin sözleşme bedelinin 7.553.902,40 TL olduğunu, iki ihale arasındaki fark olan 1.495.714,69 TL'nin aynı zamanda idarenin uğradığı zararı oluşturduğunu belirterek 1.495.714,69 TL idare zararının dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; ... ve ... ... İşletmesi Müdürlüklerine 35 adet çelik silo tesisi yapımı işi amacıyla ihaleye çıkıldığını, davacı ile 21.10.2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, 01.11.2013 tarihinde yer teslimi yapıldığını, imalat esnasında ve proje revizyonu sonrasında ortaya çıkan yapılması zaruri bazı eksikliklerin tespit edildiğini ve iş artışının zorunlu hale geldiğini, yönetim kurulunun 30.12.2013 tarihli kararıyla sözleşme bedelinin %19,97'sine tekabül eden ilave iş artışı kararı alındığını ve davacıya ilave işler için ek süre olarak 60 gün verildiğini, sözleşmenin 9.2 maddesine göre işin bitim tarihi 28.06.2014 olup ilave işlere ek 60 gün süre verilmesiyle birlikte işin bitim tarihinin 27.08.2014 olarak belirlendiğini, 30.12.2013 tarihinde yapılan mukayeseli keşifle birlikte davacının ... ... İşletmesi Müdürlüğüne yapacağı çelik silo yapım işi iptal edilerek ... ... İşletmesi Müdürlüğündeki tesislerin tamamlanmasına karar verildiğini, davacının, davalı idare ile yaptığı yazışmalarda görüldüğü üzere işi sürüncemede bırakmak amacıyla sürekli süre uzatımı talep ettiğini, yapılan incelemelerde işin başlamasından sonra geçen 420 gün boyunca işin %55-60 seviyelerinde olduğunun anlaşıldığını, davacının sözleşme hükümlerine yerine getirmekten imtina ettiklerini, davalı idarece Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine istinaden davacıya 10 gün içerisinde işin bitirilerek idareye bildirilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, 10 günlük sürenin 21.12.2014'te dolmasına rağmen sözleşme konusu işlerin bitirilmediğini, sözleşmenin 26. Maddesine göre yönetim kurulunun 25.12.2014 tarih 345 sayılı kararıyla sözleşmenin feshedilerek teminatların irat kaydedilmesine karar verildiğini, davacının uygulama projesi ve zemin etütleri olmadan ihale yapıldığı iddialarının doğru olmadığını, davacının sözleşmeden doğan/doğacak alacaklarını ... şubesine, ... şubesine ve ...şubesine temlik ettiğini, ... ve ... Bankasına gerekli ödemelerin temliknameler doğrultusunda yapıldığını, davacının ... Bakanlığından aldığı vergi, resim ve harç istisna belgesinin düzenleme tarihi 10 Ekim 2013 olup genel müdürlüğe teslim tarihinin ise 13.02.2014 olduğu, ihale komisyon kararının tarihi olan 16.09.2013 tarihi istisna belgesinin düzenlendiği 10.10.2013 tarihinden önce olduğundan tahakkuk eden 73.181,00 TL karar pulunun istisnaya tabi tutulmayıp ... ... Dairesine beyan edildiği, bu nedenle davacının borçlandırıldığını, ilave sözleşme ve damga vergisini ise 30.12.2013'de tahakkuk ettiğini, ancak 13.02.2014'de genel müdürlüğe teslim edildiğinden bu bedelin 23.01.2014'de beyan edilerek davacının borçlandırıldığını toplam 97.529,50 TL'nin ilk hakediş ödemesinden kesilerek tahsil edildiğini, ancak ek sözleşme damga vergisi belgesinin geçerlilik süresi içerisinde tahakkuk ettiğinden düzeltme yapılarak kesilen 24.348,50 TL'nin firmanın alacağına kaydedildiğini, ... ... İşletme Müdürlüğü merkez bölgesi için 05.05.2014 tarihinde ... bölgeleri için ise 30.04.2014 tarihinde enerji müsaadesinin ... alındığını ve aynı gün davacının faksla bilgilendirildiğini, mekanik malzeme bedellerinin ödenmesinin idare ve teknik şartname hükümlerine göre mümkün olmadığını, ihale konusu iş gereği gibi ve zamanında ifa edilmediğinden yapının bütününde montajı tamamlanmayan mekanik inşaat ve elektrik kısımlarının davalı idare açısından tehlike arzettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/432 esas sayılı dava dosyasında davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı idare tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, idarenin sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olduğu iddiasını haklı kılmak adına işin zamanında tamamlanmamış olmasına ilişkin belirtmiş olduğu hususların gerçek durumu yansıtmadığını, iş artışı ve eksikliği konusunda karar verme yetkisinin idarenin tasarrufunda olduğunu, bu durumda davalının hangi işi nerede yapacağının belli olma tarihinin 30.12.2013 tarihinde onaylanan mukayeseli keşif ve yönetim kurulu kararı sonrasında tebliğ tarihi olan 06.01.2014 tarihi olduğunu, enerji izinlerinin alınması buna göre proje ve imalatların yapılmasına ilişkin gerekliliğin yerine getirilmemiş olmasının işin süresini etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğunu, bir diğer önemli konunun idarenin hak edişleri hiç ödememesi ve zamanında ödememesi olduğunu, sonuç olarak idarenin sözleşme gereklerini yerine getirmediğini haksız yere sözleşmeyi feshettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2024 tarihli ve 2023/121 Esas 2024/92 karar sayılı kararında özetle; Dava; yüklenici tarafından açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan hakedişe bağlanmayan imalat bedeli, kar mahrumiyeti, karar pulu ve damga vergisi kesintisinin iadesi ile malzeme bedelinin tahsili talebi, birleşen dava ise iş sahibi tarafından açılan iki ihale arasındaki fark zararının tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 21.10.2013 tarihli 35 adet düz tabanlı çelik silo tesisi yapım işi konulu KDV hariç 12.861.327,00 TL bedelli birim fiyat sözleşme imzalandığı, asıl davada davalı idare tarafından 09.11.2016 tarihli yazı ile işin tamamlanmasına yönelik 10 gün süre verilerek aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin davacı yükleniciye bildirildiği ve iş sahibi idare tarafından 25.12.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile sözleşmenin feshedildiği, 29.01.2015 tarihli durum tespit tutanağı düzenlenerek tasfiye geçici kabulünün yapılıp 01.04.2015 onay tarihli hesap kesme hakediş raporunun düzenlenmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlığın temeli idare tarafından sözleşmenin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin "sözleşmenin feshine ilişkin şartlar" başlıklı 26. maddesinde 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmekle 4735 Sayılı Kanunun 20/a maddesi ile YİGŞ'nin 48. maddesinin 2/a fıkrası uyarınca işin süresinde bitirilmemesi halinde idarenin en az 10 gün süreli ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde yapılan fesih işleminin haklı ve yerinde olacağı bu kapsamda davalı idare tarafından sözleşmenin feshi öncesinde idareden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle davacı yükleniciye ilave sürelerin verilmiş olması gerektiği anlaşılmakla bilirkişi heyetince yapılan incelemede uygulama projesinin davalı idare tarafından onaylanmasında herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı tespit edilmekle birlikte dava konusu işe ilişkin düzenlenen 5 ayrı hakedişin 4'ünde davalı idare tarafından sözleşmenin 11. maddesinde ön görülen hakediş raporunun onaylandığı tarihten itibaren 45 gün içerisinde ödemenin yapılmadığı, gecikmenin çakışan günler hariç 185 gün olarak belirlendiği ve ödemelerdeki gecikmelerin işin bütününe etki edecek nitelikte olduğu, keza enerji izinlerinin alınmasından kaynaklanan 4 günlük gecikmenin de ilavesiyle toplam 189 günlük gecikme nedeniyle davacı yükleniciye ek süre verilmesi gerektiği halde bu sürenin verilmemiş olması nedeniyle yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı yüklenici tarafından imalatı tamamlanmış ancak hakedişe bağlanmamış iş bedeli talebinde bulunulmuş ise de davacı yanın kendi defterlerinde imalatı yapılıp hakedişe bağlanmayan alacak talepleri ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelemesinde tamamlanmış bütün imalatların hakedişe dahil edildiği tespit edildiğinden imalat bitmiş ancak hakedişe bağlanmamış iş bedeli talebinin yerinde olmadığı, yine davacı yüklenici tarafından imalatta kullanılmayan malzeme bedelinin davalıdan tahsili talep edilmiş ise de YİGŞ'nin "sözleşmenin feshi halinde yüklenicinin mallarının satın alınması" başlıklı 48/2 maddesinde "idare bu tesisleri, tesisatı, ihzaratı diğer malzemeyi makine araç ve yedek parçaları isterse satın alabilir" düzenlemesi uyarınca imalata girmeyen malzemelerin satın alınması hususunda bir zorunluluk bulunmayıp davalı idarenin takdirine bırakıldığı, bu kapsamda imalatta kullanılmayan malzemelerin bedelinin davalı idareden tahsiline yönelik davacı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Asıl davada davacı yüklenicinin kar mahrumiyeti talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; asıl davada davalı iş sahibi idare tarafından sözleşmenin haklı nedene dayalı olarak feshedilmediği kabul edilmekle davacı yüklenicinin müspet zarar niteliğindeki kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği bu kapsamda bilirkişi heyetince kesinti yöntemine göre yapılan hesaplama neticesinde davacı yüklenicinin yoksun kalınan kar tutarının 242.357,51 TL olarak tespit edildiği, öte yandan taraflar arasında imzalanan sözleşme konusu işin 27.02.2004 tarih ve 25386 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında 1 Seri Nolu Tebliğ kapsamında ön görülen koşulların oluşması nedeniyle damga vergili ile harçtan istisna tutulması gerektiği, 27.02.2004 tarih ve 25386 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında 1 Seri Nolu Tebliğin 4.6 bendinde "... yukarıdaki (4.3), (4.4), (4.5) fıkralarında yer alan hususlarda ihale kararlarına tevsik edilmesi kaydıyla belge aranmaksızın re'sen istisna tatbik edilecektir" düzenlemesi uyarınca asıl davada davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciden alınan 73.381,00 TL ihale komisyon karar pulu bedelinin iadesi talebinin yerinde olduğu anlaşılmış, asıl davada davalı vekilince komisyon karar pulunun istisna belgesinden önceki bir tarihte işlem gördüğü ve bu nedenle tebliğin 4.1 maddesine göre istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüş ise de dava konusu iş Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında 1 Seri Nolu Tebliğin 4.6. maddesinde belirtilen belge aranmaksızın istisnanın uygulanacağı işlerden olduğundan bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Birleşen davada davacı iş sahibi idare davalı yüklenici ile imzaladıkları sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından yapılmayan işlere ilişkin ikinci kez ihaleye çıkılarak dava dışı ... A.Ş ile sözleşme imzalandığını, iki ihale arasındaki fark bedeline ilişkin zarardan davalı yüklenicinin sorumlu olduğunu belirterek menfi zararlarının tahsili talebinde bulunmuş ise de yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin birleşen davada davacı iş sahibi idare tarafından yapılan feshinin haklı nedene dayanmadığı, bu kapsamda iki ihale arasındaki farka ilişkin zarar talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak asıl davada dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınmak suretiyle 50.000,00 TL ihale komisyon karar pulu bedeli ve 50.000,00 TL kar mahrumiyeti bedeli yönünden kanıtlanan davanın kabulüne asıl davada davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine ve yerinde görülmeyen birleşen davanın reddine dair verilen kararın davalı birleşen davada davacı yanın istinaf talebi üzerine Ankara BAM 31. H.D 2021/151 esas 2023/55 karar sayılı 17.01.2023 tarihli ilamında " Her ne kadar feshin haklı olup olmadığını değerlendirmek mahkemenin görevinde ise de, davacının fesih tarihi itibariyle yapmış olduğu imalatın seviyesi belirlenerek hakediş ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle davacı yükleniciye bilirkişi raporu ile verilmesi gerektiği belirtilen sürelerin verilmesi halinde dahi sözleşmedeki edimlerin bu süre zarfında tamamlanmasının mümkün olup olmadığı, buna göre yüklenicinin de imalatı tamamlama ediminde temerrüde düşün düşmediği tartışılıp değerlendirilmeden, tamamlanmasının mümkün olmadığının tespiti halinde bu hususun yüklenici yönünden bir kusur oluşturup oluşmayacağı ve buna göre fesihte tarafların ortak kusurlu olup olmadıkları konusunda bir tespite gidilmeden tek başına, yüklenicinin süre uzatımına hak kazandığının kabulü ile idarece yapılan feshin haksız olduğu sonucuna vararak davayı sonuçlandırmak dosya kapsamına ve yerleşik içtihatlara uygun düşmemektedir.
Bu nedenle mahkemenin ilk heyet raporuna yapılan itirazları da karşılayacak şekilde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırması ve gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur...
O halde mahkemece yapılması gereken iş, 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi gereğince yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, idarenin sebebiyet verdiği hakediş ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle ve ruhsat alımındaki 4 günlük gecikmeden dolayı yükleniciye verilmesi gereken süre uzatımını tespit ettirmek ve dosyadaki tarafların tüm karşılıklı yazışmalarının incelenerek inşaatın gelmiş olduğu seviye belirlenerek, tarafların rapora yönelik teknik ve hukuki itirazlarının da dayanakları gösterilmek suretiyle karşılanmak suretiyle gecikmede tarafların kusurlu olup olmadıkları veya ortak kusur durumu tartışılarak, idarenin fesihte haklı olup olmamasına veya ortak kusur durumlarına göre asıl ve birleşen davadaki istemlerin değerlendirilmesi ve idarenin fesihte haklı olması durumunda ise birleşen davadaki menfi zarar istemleri yönünden davayla ilgili olarak dava konusu işle ilgili ilk yüklenici ile yapılan sözleşmenin dayanağı olan ihalenin tüm evrakları ile ihaleye katılan diğer taliplilerin tekliflerini de ihtiva eden ihale dosyası getirtilip öncelikle iş artışı da dikkate alınarak ilk yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât ve arta kalan imalât tespit ettirilip, bu miktarlarda güncelleme yapılmaksızın kalan imalâtın ilk ihalede yüklenici davacıdan sonraki en düşük teklifi veren şirket ve şahsa verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedel (kaçan fırsat) hesaplattırılıp 25/12/2014 fesih tarihinden itibaren dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ihalenin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığı, ikmâl inşaatının yaptırıldığı ikinci ihale ile birinci ihalenin aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı, özellikle imalâtın konusu ve niteliklerinin farklı olup olmadığı ve bu husustaki yüklenici itirazları incelettirilip ikinci ihalenin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşul ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken bedel hesaplattırılarak, bulunacak rakamın kaçırılan fırsat olarak ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine iş verilmiş olması halinde kalan işlerin tamamlattırılması için ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın menfi zarar olarak” hesaplatmak, fesihte idarenin haksız olması veya ortak kusur durumunda ise asıl davada davacının kar mahrumiyeti istemi ile birleşen davada iş sahibi idarenin menfi zarar istemlerinin reddine dair hüküm kurmak olmalıdır." gerekçesi ile davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Ankara BAM 31. H.D ilamı kapsamında makine mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmasına karar verilmiş düzenlenen raporda özetle; " hakedişlerin zamanında ödenmesinin yükleniciye malzeme ve ekipman temini yaparak imalatlara devam edebilmesi açısından önemli bir husus olduğunu, yükleniciden, yaptığı imalatların bedelini ödemeksizin işe devam etmesini beklemek 4735 sayılı Kanunda öngörülen tarafların eşitliği ve eser sözleşmelerine hakim olan ahde vefa (sözleşme yapıldığı andaki gibi uygulanmalıdır) ilkelerine de aykırı olduğunu, hakedişin zamanında ödenmemesinin yüklenicinin bu hakediş bedelini tahsil ederek yeni imalat meydana getirmesini önleyeceğini veya geciktireceğini, bu nedenle uygulamada da kabul edildiği üzere idarece sebebiyet verilen hakediş ödemelerindeki gecikmeler sebebiyle yükleniciye süre uzatım verilmesinin gerekeceği görüş ve kanaatine varıldığını, yanlar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde ihale dokümanları içerisinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri öncelikle uygulanması gerektiğini, şartnameye göre idarenin sebebiyet verdiği gecikmeler sebebiyle davacı yükleniciye süre uzatımının 20 gün içinde talep zorunluğu olmaksızın süre uzatımı verilmesinin gerekli olduğunu, idarenin ödemelerdeki gecikmeleri nedeniyle davacının yeni iş ve imalat yapması da engellenmiş, bunun sonucunda bakiye işin yapılamamasına idarece sebebiyet verilmiş olabileceğini, davacının 23.07.2014 tarihli yazısı ve 03.09.2014 tarihli ihtarnamesinde süre uzatımı ve hakedişlerin ödenmesi isteminde bulunmuş olduğunun anlaşıldığını, hakediş ödemelerinin geciktirilmesi nedeniyle yükleniciye ilave süre verilmesinin gerekeceğini, zamanında ödenmeyen döneme denk gelen hakediş tutarının sözleşme bedeline orantılanması ve bu oranın ihale süre ile çarpılması ile uzatılacak sürenin belirlenmesi gerektiğini, hakedişler itibari ile toplam gecikmenin 251 gün olduğunu, ne var ki hakediş ödemelerindeki gecikmenin işe etki derecesi göz önünde bulundurularak gecikmeye tekabül eden ilave sürenin yükleniciye tanınması gerektiğini, hesaplanan verilmesi gereken ilave sürenin 120 gün olacağını, 4 günlük enerji müsaadelerinin alınmasındaki gecikme ilave edildiğinden yükleniciye verilmesi gereken ilave süre toplamının 124 gün olduğunu, 124 günlük ilave süre içinde 6.645.018,64 TL'lik iş yapılmasının mümkün olduğunu, bu bağlamda ilave verilmesi gereken süre içinde bakiye işin tamamlanabilmesinin mümkün olacağını, davalı idarenin feshinin haklı olmadığını, davacının talepte haklı olduğu kar kaybı tutarının 242.352,73 TL olarak hesaplandığını, davacının gerçekleştirdiği ve fakat ödenmeyen alacak tutarının 66.582,74 TL olduğu, sözleşme eki YİGŞ 48. Maddesi bağlamında iş yerinde bulunan malzeme ihzarat tesisatı, makine araç ve yedek parçayı idarenin istemesi halinde satın alabileceği, idarece satın alınmasının dayatılamayacağı, iş sahibince yapılan feshin haklı olduğu kanaatine varıldığı takdirde birleşen davada menfi zararın yükleniciden talep edilebileceği, akdin feshinde haklı olmayan idarenin yükleniciden menfi zararını talep edemeyeceği" ifade edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucu rapor içeriğinde belirtildiği üzere davalı birleşen davada davacı tarafından davacı birleşen davada davalı yükleniciye vermesi gereken ilave sürenin toplam 124 gün olduğu ve 124 günlük süre içerisinde bakiye işin tamamlanmasının mümkün olduğu tespit edilmekle davalı birleşen davada davacı tarafından hakediş ödemelerinin yapılmaması ve süre uzatımı verilmeden sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, davacı birleşen davada yüklenicinin kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla birleşen davada davacının 2 ihale arasındaki fark bedeline ilişkin zarar talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varılmış, aşamalarda verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek ve asıl dava yönünden dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak yüklenicinin 50.000,00 TL ihale komisyon karar pulu bedeli ve 50.000,00 TL kar mahrumiyeti bedeline ilişkin kanıtlanan davasının kabulüne, asıl davada fazlaya ilişkin talebin reddine ve yerinde görülmeyen birleşen davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı / birleşen davada Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 17/01/2023 tarih ve 2021/150 Esas ve 2023/55 Karar sayılı ilamı ile dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere yerel mahkemesine gönderildiğini, BAM bozma gerekçelerine istinaden tanzim ettirilen hükme dayanak tutulan bilirkişi kurulu raporunun, bozma kararını karşılar mahiyette olmadığından taraflarınca tesis edilen hükmün de kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi kurulunun, salt tecrübe ve şahsi fikirlerine istinaden, bilimsel veriler ve somut değerlendirmelerden uzak bir şekilde huzurdaki raporu tanzim ettiğini, mahkeme kararında asıl davada dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınmak suretiyle 50.000,00 TL ihale komisyon karar pulu bedeli ve 50.000,00 TL kar mahrumiyeti bedeli yönünden davanın kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verildiğini, asıl davada davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan işin hak edişe bağlanmadığı iddiası ile imalat bedeli, kar mahrumiyeti, karar pulu ve damga vergisi kesintisinin iadesi ile malzeme bedelinin tahsili talebinde bulunduğunu, birleşen davada ise davalının işi zamanında bitirememesi sonucu sözleşmesinin feshi sebebiyle yapılan ikinci ihale sonucunda müvekkili aleyhine oluşan zarar ve ziyanın da yükleniciden tahsilinin talep edildiğini, yerel mahkeme kararının gerekçesi oluşturulurken, asıl dava ve birleşen davada uyuşmazlığın temelinin müvekkilinin idare tarafından gerçekleştirilen sözleşmenin feshi işleminin haklı nedene dayalı olup olmadığı hususu üzerinde durulduğunu, bilirkişi kurulunun raporuna ilişkin itirazlarını sunmuş olmalarına rağmen itirazlarının değerlendirilmeyerek söz konusu rapor doğrultusunda yerel mahkeme kararı oluşturulduğunu, işbu kararda; “Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucu rapor içeriğinde belirtildiği üzere davalı birleşen davada davacı tarafından davacı birleşen davada davalı yükleniciye verilmesi gereken ilave sürenin toplam 124 gün olduğu ve 124 günlük süre içerisinde bakiye işin tamamlanmasının mümkün olduğu tespit edilmekle davalı - birleşen davada davacı tarafından hakediş ödemelerinin yapılmaması ve süre uzatımı verilmeden sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, davacı - birleşen davada davalı yüklenicinin kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla birleşen davada davacının iki ihale arasındaki fark bedeline ilişkin zarar talebinde bulunamayacağının” belirtildiğini ve buna istinaden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu değerlendirmenin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bir tacir olan ve müvekkili idare ile sözleşme imzalayan davacı/karşı davalı ... Ltd. Şti. ile imzalanan sözleşmede, hak edişin geç ödenmesi halinde süre verileceğine yönelik bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve sözleşme özgürlüğü ilkesine göre tarafların sözleşmede kararlaştırmadığı bir durumdan ötürü borç altına gireceğinin kabulünün, sözleşme özgürlüğü ilkesinin kısıtlanması anlamına geleceğini, hukuka aykırı bir sonuç doğacağını, sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir görünümü olan sözleşmenin içeriğinin belirlenmesi özgürlüğü kapsamında davacı/karşı davalı taraf ile iki tarafın da mutabık kaldığı hükümlerin yer aldığı bu sözleşmede ek süre verilmesi gereken haller altında hak ediş ödemelerinin geç yapılmasının yer almadığını, bu nedenle tarafların iradelerinin, hak ediş ödemelerinin geç yapılması halinde süre verilmeyeceği yönünde birleştiğini, hükme dayanak alınan bilirkişi kurulu raporunda gecikmelerin işin bütününü etkileyeceği yönünde gerekçesiz, delilsiz tek cümlelik bir değerlendirme yapıldığını ve feshin haksız olduğuna yönelik rapor hazırlandığını, sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 28.06.2014 olup ilave işlere ek 60 gün süre verilmesiyle birlikte işin bitim tarihinin 27.08.2014 olarak belirlendiğini, müvekkili idarenin ...'nca 30.12.2013 tarihinde yapılan mukayeseli keşifle birlikte davacı şirketin .... ... İşletmesi Müdürlüğü'ne yapacağı çelik silo yapım işinin iptal edilerek, ... ... İşletmesi Müdürlüğü'ndeki tesislerin tamamlanmasına karar verildiğini, müvekkili idarenin davacı/ karşı davalıya işlerin sözleşme hükümlerine göre ivedilikle tamamlanması, aksi takdirde sözleşmenin ilgili maddelerine göre hareket edilip, yasal işlem başlatılacağının bildirildiğin ancak davacının ek süre istediğini, yapılan ihtarlara rağmen firmanın sözleşme hükümlerine göre taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkili idarenin teknik personellerinden oluşan bir heyetin işyerine giderek tespit ve değerlendirmelerde bulunacağını, davacı şirketten de yetkili bir personelin 20.11.2014 tarihinde işyerinde olması gerektiğinin 19.11.2014 tarihli ve 1698-9417 sayılı yazı ile belirtilmişse de davacının, 19.11.2014 tarihli yazısında; belirtilen tarihte iş yerinde bulunamayacağının idarelerine bildirdiğini, müvekkili idare tarafından davacının bu işi yapıp yapamayacağı konusunda görüş oluşması ve işin ivedilikle tamamlanıp, tesisin işletmeye alınarak depolamadan kaynaklı zararları önlemek amacıyla iyi niyet göstererek aralık ayına kadar geçen yaklaşık 100 gün boyunca gözlem yaptığını, fakat şantiyelerde kayda değer bir çalışma olmadığını, bilirkişi kurulu raporunda sadece gecikme sürelerine ilişkin bir hesaplama yaparak işin bütününe etki edecek gecikme olarak nitelediğini ve ek sürelere ilişkin belirlediği bir fiyat baremi ile işin bitip bitmeyeceğinin hesaplandığını, söz konusu hak ediş ödemelerinde gecikmeden etkileneceği vb. değerlendirilerek somut bir izahat yapılmadığını, hatta hiçbir gerekçe bildirmediğini, sadece ödemelerin yapılması neticesinde işin bitirilebileceği görüşünün taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının talep edebileceği yoksun kalınan kar hesaplamalarının hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca sözleşmenin haksız feshine ilişkin değerlendirmenin kabul edilmediğinden davacı/karşı davalının sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle yoksun kalınan karı olduğuna ilişkin değerlendirmelerin de hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının yoksun kalınan karı olduğu düşünülse de yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, enerji izinlerinin alınmasında yaşanan gecikme sebebiyle talep edilen ek dört günlük sürenin işin tamamına etki etmediğini, bilirkişi raporunda enerji müsaadesi alım izni için geçen sürenin yüklenici firma talebine ilişkin olarak süre uzatımı verilebileceğinin belirtildiğini, daha öncedeki dilekçelerinde de izah ettikleri üzere dava konusu yapım işine ait mukayeseli keşfin onaylanması ile ... ... İşletmesi Müdürlüğü'ndeki imalatların iptal edilerek sadece ... ... İşletmesi Müdürlüğü'nün imalatının devamına karar verildiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 48/2. Maddesinde “İdare, bu tesisleri, tesisatı, ihzaratı, diğer malzemeyi, makine, araç ve yedek parçaları isterse satın alabilir.” hükmü getirildiğini, madde ile idareye yüklenici mallarını satın alma konusunda bir takdir yetkisi tanındığını, bunun zorunluluk bir olmadığı, dolayısıyla bu malzemelerin satın alınmamasının yüklenicinin zararı olarak hesaplanmasının mümkün olmadığının da anlaşıldığını, yerel mahkemenin kararında ihale komisyon karar pulunun davacıya iadesi gerektiği değerlendirilmiş ise de, tebliğin 4. maddesi gereğince vergi ve harca konu işlem belgenin geçerlilik süresi içerisinde yapılmadığını, bu nedenle iadeye ilişkin değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu,
Yerel mahkeme kararında; birleşen dava yönünden, müvekkili idare tarafından 25.12.2014 tarih ve 345 sayılı Yönetim Kurulu Kararına istinaden yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanmadığı gerekçesi ile menfi zarar talep etme hakkının bulunmadığı değerlendirilmişse de müvekkili idarece yapılan işlemin haklı bir fesih işlemi olduğunu, davalının yapmış olduğu yazışmalarda ve asıl davada vermiş olduğu dilekçelerde iflas erteleme kararı aldığını belirtmekte olup davalının işin tamamlanması için gerekli ekonomik ve mali yeterliliğini yitirdiğinin son derece açık olduğunu, müvekkili idarenin sözleşmeyi ayakta tutmak için elinden gelen her türlü çabayı ve iyi niyeti gösterdiğini ancak maddi güçlükler içerisinde olan, iş programının çok gerisinde kalan sözleşme ile üstlendiği taahhütlerini tamamlayamayan ve ne zaman tamamlayabileceği de belli olmayan davalı şirkete herhangi bir yaptırım uygulanmadan sınırsız olarak ek süre verilmesinin de mümkün olamayacağından sözleşmenin feshi yoluna gidildiğini, davalı tarafından bitirilmeyen işlerin tamamlanması için Kamu İhale Kanunu ve ilgili ikincil mevzuattaki usul doğrultusunda ikmal ihalesine çıkıldığını, davalı yüklenici ile müvekkili idare arasında akdedilen 21.10.2013 tarihli sözleşmenin bedelinin 12.861.327,00 TL olduğunu, sözleşmenin toplam bedelinin 2.568.407,00 TL'lik iş artışı ile birlikte 15.429.734,00 TL'ye tekabül ettiğini, davalının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar yapmış olduğu işlerin bedelinin 9.371.546,29 TL olup, bunun da tüm işin yaklaşık olarak %60”ına tekabül ettiğini, 6.058.187,71 TL bedelindeki işlerin ise yapılmamış olup bu işlerin yapılması için Kamu İhale Kanunundaki prosedür izlenerek ikinci ihaleye çıkıldığını ve 04.05.2015 tarihinde yapılan ikinci ihalenin ...... üzerinde kaldığını, bu şirket ile müvekkili idare arasında 29.05.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme bedelinin 7.974.000,00 TL olmakla beraber bu sözleşmenin kapsamında ilk sözleşmede yer almayan iş kalemleri de bulunduğu için söz konusu işlerin bedelinin, sözleşme bedelinden düşüldüğünü, iş kalemlerindeki standardizasyonu sağlamak için gerekli tenzilatlar da yapıldıktan sonra ikmal işinin sözleşme bedelinin 7.553.902,40 TL olduğunu, fesih işleminin hukuka uygun olduğunun açık olduğunu, davacının işin uzamasına ve gecikmelere kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, müvekkili idarece son süre uzatımı talebinin yerinde görülmediğini ve sözleşmesinin feshedildiğini, yapılan ikinci ihale sonucunda müvekkili aleyhine oluşan zarar ve ziyanın da yükleniciden tahsili gerekmekteyken bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespitlerin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davalarının ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında düzenlenen 21/10/2013 tarihli konusu "35 Adet Düz Tabanlı Çelik Silo Tesisi Yapım İşi"olan eser sözleşmesinden kaynaklanan haksız fesih nedeniyle ödenmeyen imalat bedeli alacağı, yoksun kalınan kar bedeli alacağı, bu iş için üretilmiş ancak montajı ve kullanımı gerçekleşmemiş elektronik ve mekanik malzemeler bedeli karşılığı alacak ile teşvik belgesi nedeniyle muaf olunan karar pulu, damga vergisinin haksız yere kesilmiş olması nedeniyle her bir alacak kalemi yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak üzere 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 Tl alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, aynı sözleşmenin idare tarafından haklı nedenlerle fesh edildiği belirtilerek idarenin uğramış olduğu menfi zararlar karşılığı 1.495.714,69 TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı birleşen dosyada davalı yüklenici, davalı birleşen dosyada davacı ise iş sahibidir.
Mahkemenin vermiş olduğu asıl davanın kısmen kabulüne, 100.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın ise reddine dair verilen 26/11/2020 tarihli 2015/1588 Esas 2020/584 Karar sayılı ilk kararın davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi sonucu, dairemizin 17/01/2023 tarihli 2021/150 Esas 2023/55 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353-1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemiz kararı doğrultusunda idarece yapılan feshin haklı fesih niteliğinde olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle davacı yükleniciye hakediş ödemelerindeki gecikme nedeniyle süre verilmesi gerektiği belirlenmiş ise de, bu sürelerin verilmesi halinde sözleşmedeki edimlerin verilen süre zarfında tamamlanmasının mümkün olup olmadığının da belirlenmesi gerektiği, ondan sonra yapılan feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi yoluna gidilmesi gerektiği, asıl davada davacı yüklenicinin bu süre zarfında imalatı tamamlama edimini yerine getirmeyeceğinin tespiti halinde ise bu hususun yüklenici yönünden bir kusur oluşturacağı gözetilerek buna göre fesihte tarafların ortak kusurlu olup olmadıklarının değerlendirmesi yoluna gidilerek asıl davada davacı yüklenicinin kar mahrumiyeti alacağı ve birleşen davada da davacı iş sahibinin menfi zarar alacağı talebi hakkında buna göre karar verilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiş, yine birleşen davada menfi zarar alacağı hesabı yapılırken de göz önüne alınması gereken hususlar belirtilmiştir.
Mahkemece dairemiz kaldırma kararından sonra yeni bir bilirkişi kurulundan dairemiz kaldırma kararı gerekleri doğrultusunda rapor alındıktan sonra bu rapor hüküm vermeye yeterli görülerek rapor doğrultusunda karar verilmiş ve buna göre davalı idare tarafından davacı yükleniciye verilmesi gereken ek sürenin toplam 124 gün olduğu, verilecek ilave süre içerisinde imalatın tamamlanmasının mümkün olduğu, bu sebeple hakediş ödemelerinin yapılmaması ve süre uzatımı verilmeden sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle idarenin fesihte haksız olduğu kabul edilmek suretiyle birleşen davada davacı iş sahibi idarenin menfi zarar talebinin bu nedenle reddine, asıl davada ise, davacı yüklenicinin ilave imalat bedeli alacağı ile malzeme bedeli alacağı taleplerinin reddine, kar mahrumiyeti alacağı isteminin önceki raporda belirlenmiş olan kar mahrumiyeti alacağı doğrultusunda karar verilmiş olduğu ve verilen ilk kararı asıl davada davacı yüklenici vekilinin istinaf etmemiş olması sebebi ile asıl davada davalı idare yararına oluşan usuli kazanılmış hak uyarınca 242.327,51 TL kar mahrumiyeti alacağının ve 73.381,00 TL ihale karar pulu ve damga vergisi alacağının doğduğu anlaşılmakla ve davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak bu alacak kalemleri için talep edilen 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL alacağın asıl davada dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu alacak kalemleri yönünden davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, dair karar verilmiş, bu karara karşı asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere ve dairemiz kaldırma kararı gereklerine uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2024 tarihli 2023/121 Esas 2024/92 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı/ birleşen dosyada davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan asıl davada alınması gerekli 6.831,00 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı/ birleşen dosyada davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 5.123,25 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davalı / birleşen dosyada davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Birleşen dava yönünden alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı/ birleşen dosyada davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 187,80 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davalı / birleşen dosyada davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı/ birleşen dosyada davacı tarafından asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan 1.169,40'ar TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 08/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.