mahkeme 2025/150 E. 2025/722 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/150

Karar No

2025/722

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/150 - 2025/722
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/150 Esas
KARAR NO : 2025/722 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-6)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2024
NUMARASI : 2022/704 Esas-2024/756 Karar

DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2025

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 02/01/2017 tarihli dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 21/05/2012 tarihinde imzalanan alt taşeorunluk sözleşmesi ile davalıların yükleniciliğini üstlendiği inşaatın mekanik işlerinin yapımının müvekkili tarafından üstlenildiğini, davalı ortaklığın ana işverenle olan sözleşmesinin 30/12/2014 tarihinde sona ermesi üzerine alt yükleniciler ile olan sözleşmenin de aynı tarihler itibariyle feshedildiğini, davacı müvekkilinin 12 nolu hak ediş bedelinden kalan 81.876,20 USD karşılığı KDV hariç 289.841,75 TL alacağı ile mühendislik hizmetleri ve kâr kaybından dolayı 339.701,00 USD karşılığı (KDV hariç) şimdilik 10.000,00 USD karşılığı olan 35.400,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinin konu başlığında "itirazın iptali ile borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebidir." yazması üzerine davacı vekilinden alınan talebin açıklamasına ilişkin 12/10/2017 tarihli dilekçede 12 nolu hak ediş bedelinden kalan 81.876,20 USD'nin TL karşılığı KDV hariç 289.841,75 TL ile mühendislik hizmetlerinden, kâr kaybından dolayı 339.701,00 USD (KDV hariç) 'den şimdilik 10.000,00 USD karşılığı 35.400,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istediklerini ve taleplerinin alacak istemine ilişkin olduğunu belirtmişlerdir.
YANIT:
Davalılar vekili tarafından verilen 02/03/2017 davayı cevap dilekçesinde özetle; Davacının uyarılmasına rağmen imalatlardaki hata ve ayıpları gidermediğini, işin yapılmasını geciktirdiğini, ana işveren ile imzalanan sözleşmenin 31/12/2014 tarihi itibariyle feshedilmesi üzerine tüm alt yüklenici ve tedarikçiler ile olan sözleşmelerin sona erdirildiğini, bu hususun 30/12/2014 tarihli yazı ile davacıya bildirildiğini, davacının hiç bir gerekçe ileri sürmeden 01/09/2015 tarihli hak edişi imzalamadığını, 04/08/2015 tarihli ihtarname ile de bir takım haksız taleplerde bulunduğunu, dava dışı şirkete olan 67.513,00 TL borcun başlatılan takip ile müvekkilinden tahsil edildiğini, 12 nolu hak edişin KDV'siz tutarının icra takibinden önce davacıya ödendiğini, davacının 12 nolu hak edişine karşılık düzenlediği 17/09/2015 tarihli faturanın yasaya ve sözleşmeye uygun düzenlenmemesi nedeni ile kabul edilmeyerek iade olunduğunu, davacı tarafından başlatılan takibe itiraz olunduğunu, takip tutarı ile davadaki taleplerin uyumlu olmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi feshetme yetkisi bulunduğunu, fesihte müvekkilinin kusurunun olmadığını, bu sebeple davacının sadece hak ediş alacağını isteyebileceğini, mühendislik hizmetleri ve kâr kaybı adı ile belirtilen taleplerinin yerinde olmadığını, davacının teminat senedi ile hak edişlerden kesilen nakit teminatının müvekkilinde durduğunu, iade şartlarının oluşmadığını belirterek haksız davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2024 tarihli ve 2022/704 Esas ve 2024/756 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye hak ediş alacağı ile mühendislik ve kar kaybı tazminatının tahsili istemine yöneliktir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 21/05/2012 tarihli taşeron-alt taşeron sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davacının, davalıların yükleniminde olan inşaatın mekanik işlerinin yapılmasını üstlendiği, sözleşme kapsamında bir kısım edimlerini ifa ettiği, süreçte davalıların ana iş vereni dava dışı firma tarafından asıl sözleşmenin 30/12/2014 tarihinde sona erdirildiği, anılan bu tarih itibariyle de davalıların davacı ile sözleşmelerini feshettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davacının bakiye hak ediş alacağı ile kar kaybı ve mühendislik hizmetleri alacağının olup olmadığı, varsa miktarı ile davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İddia, savunma, toplanan kanıtlar, daha önce tesis edilen kararlar, BAM kaldırma kararları, sözleşme hükümleri ve alınan bilirkişi kurulu raporu ile tüm dosya kapsamından, taraflar arasında düzenlenen 21/05/2012 tarihli alt taşeronluk sözleşmesinin davalılarca feshedildiği sabittir. Anılan sözleşmenin 17/A maddesinde sözleşmenin feshi durumunda davacının, masraf, tazminat, kar mahrumiyeti adı altında herhangi bir taleple bulunmayacağı, sadece kusursuz olması halinde temin ettiği malzeme bedelleri ile hak ediş alacaklarının talep edebileceği kararlaştırıldığından, davacının gerek kar kaybı gerekse mühendislik hizmeti bedeline yönelik taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmış, bu istemlerin reddi gerekmiştir. Öte yandan, sözleşmenin feshedilmesi sonrasında tasfiye kapsamında davacının kural olarak hak ediş alacağını talep etmesi yerinde görülmüştür. Gerek kaldırma kararı öncesinde gerekse sonrasında alınan bilirkişi raporlarında davacının hak ediş alacağının KDV dahil 108.706,63 USD olduğu tespit edilmiştir. Bu kalem alacak bakımından bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce de kabul edilmiştir. Bu hak edişe, KDV alacağı da dahildir. Davalılar tarafından sözleşme 31/12/2014 tarihinde feshedilmiştir. Hak ediş alacağı da esasen bu tarih itibariyle muaccel hale gelmiştir. Anılan hak ediş alacağı içinde teminat kesintileri de yer almaktadır. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3.3 ve 7.3.4 ile ek 2. maddesinde hangi hallerde teminat kesintisinin iade edileceği detaylı şekilde hükme bağlanmıştır. Gerek kaldırma kararı öncesi gerekse kaldırma kararı sonrası yaptırılan bilirkişi incelemelerinde teminat kesintisi iadesi koşulları tartışılmıştır. Bu koşullar kapsamında davacının, davalı tarafa 2015 yılının Temmuz ayı içerisinde başvurular yaptığı, bu başvurularında sözleşme ve sözleşme eki 2. maddedeki şartları tamamlama bakımından karşılıklı yazışmaların olduğu, ibranameler, SGK ilişiksiz belgesi, SMM raporu ile bir takım belgeleri sunduğu, davalılarca incelemelerin yapıldığının bildirildiği, keza dava dışı SGK kurumu tarafından da ilgili dönemi itibariyle davacının prim borcunun olmadığının teyit edildiği, esasen davalılar ile dava dışı kurumun sulh yolu ile ana sözleşmeyi sona erdirdikleri, gerek dava tarihine kadar gerekse halen davalılarca teminat kesintisinin iadesi koşullarını engelleyen herhangi bir neden, bilgi ve belge sunulmadığı, davacı tarafa bir ihtarname de keşide edilmediği, taraflarca başka bilgi ve belge sunulmayacağının bildirildiği, gelinen bu aşama ve dosya kapsamına göre, davacının teminat kesintilerini de talep etme koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Davacı taraf, 30/07/2024 tarihinde alacağını 26.830,43 USD artırarak 108.706,63 USD olarak tahsilini içerir ıslah dilekçesi sunmuştur. Her ne kadar davalı yan, bu talebe karşı davacının 12/10/2017 tarihinde ıslah dilekçesi verdiğini ve ikinci defa ıslah olmayacağı yönünde karşı koymuş ise de anılan ilk dilekçenin, dilekçenin ara karar uyarınca dava dilekçesindeki çelişkiyi giderir şekilde dava dilekçesinin açıklaması niteliğinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş, 30/07/2024 tarihli bu dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir. Ancak, ıslah dilekçesinde davacı alacağını USD olarak tahsili yönünde talepte bulunmuş ise de kısmi davasını yabancı para üzerinden talep edebilecekken tercih hakkını TL olarak kullanması ve bu durumun davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşturması dikkate alınarak, ıslah tarihindeki 26.830,43 USD'nin TL karşılığı olan 885.597,36 TL ıslah edilen tutarda esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davacının davasının hak ediş alacağı bakımından kısmen subut bulduğu, diğer istemlerin yerinde olmadığı sonucuna varılmış, gerek temerrüt tarihi gerekse temerrüt faizi oranları bakımından usulü kazanılmış haklar ve ıslah tarihi dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, 289.841,74 TL'nin dava, 885.597,36 TL'nin ise ıslah tarihi olan 30/07/2024 gününden itibaren işleyecek avans faizi oranında temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer istemlerin ise reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 27/12/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davalı firmaların asıl işverenden 3.000.000 USD altyüklenici ve tedarikçi talepleri için (sulh sözleşmesi madde: 5.1) para tahsil ettiğini, davacı müvekkilinin de dosya içinde mevcut sulh protokolüne göre 10 nolu alt yüklenici olduğunu, davalılar ile dava dışı asıl işveren arasında imzalanan sulh protokolüne göre %15 nispetinde kar kaybı toplamda 4.377.174,00 USD tahmini kar ödemesi aldığını, bu miktarın müvekkiline yansıtılmadığını, asıl işveren-mal sahibinin fesihten dolayı davalıya toplamda 9.177.174 USD ödeme yaptığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan altyüklenici sözleşmesinin tamamen back to back esasına göre olduğunu, back to back sözleşmelerde idarenin / mal sahibinin gerek lehte gerekse de aleyhteki tüm uygulamaları altyükleniciye yansıtıldığını ve ana sözleşmeye tabilik ilkesi gereği altyüklenicinin buna itiraz edemeyeceğini, mahkemece verilen kararda sözleşmenin 20 no’lu ana sözleşmeye tabiyet (back to back) maddesinin göz ardı edildiğini, müvekkili ile davalılar arasında bu maddenin sanki hiç yokmuş gibi karar verildiğini ve altyüklenicinin fesihten dolayı davacıya ödenen kar kayıplarından mahrum bırakıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan alt yükleniciye tabiiyet (back to back) başlıklı 20 numaralı maddesinin gerek hakedişlerin ödenmesi gerekse de işin yürütümüne ilişkin tüm idare uygulamalarının birebir aynı prensip doğrultusunda işveren tarafından alt yükleniciye yansıtılacak olup alt yüklenicinin bunu peşinen kabul ettiğini, gerekçeli kararda her ne kadar davalı ile idare arasında yapılan sulh sözleşmesinin 17/A maddesi gereği back to back prensibinin uygulanmayacağı belirtilmişse de, 17/A maddesinin işverenin işi durdurması durumundan bahsettiğini, somut olayda ise taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin alt yüklenicinin kusuru dışında iş sahibi idarenin talebi ile feshedildiğinin tartışmasız olduğunu, dosya arasına alınan 15.01.2024 tarihli uzman bilirkişi ek raporunda bilirkişi ...'in karşıt oyunda davalının almış olduğu 6.500.000,00 USD'nin fesih tazminatı ve kar payı olduğunu, back to back prensibi gereği müvekkiline de pay ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, mahkeme tarafından ilamın talep edilen cins dışında farklıca bir para biriminden kabulüne karar verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu gibi, geçen zamanda yaşanan kur değişiklikleri ile de müvekkilinin katlanmasının beklenemeyecek derecede zarara uğramasına yol açtığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili tarafından verilen 17/01/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yapılan ıslahın usul ve yasaya aykırı olduğundan, mahkemece ıslah esas alınarak verilen kararda usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK'nun 176/2 maddesi uyarınca "Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." hükmüne göre, usul ve yasaya aykırı ıslah talebinin reddi gerektiğini, huzurdaki davada davacı tarafın davasını ilk olarak 12.10.2017 tarihinde ıslah ettiğini, buna rağmen, davacı vekilinin 30.07.2024 tarihli dilekçesi ile huzurdaki davayı ikinci kere ıslah ettiğini, mahkemece işbu ıslaha dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında ilk ıslah dilekçesinin ıslah mahiyetinde olmadığını, davanın açıklanması mahiyetinde olduğunu ifade ettiğini, davacı tarafça 12.10.2017 tarihli dilekçesinde açıkça davasının tümden ıslah edildiğinin belirtildiğini, davanın işbu ıslah sonrasında "itirazın iptali" davası yerine "alacak davası" olarak görüldüğünü, davacı tarafın davasını "itirazın iptali davası" olarak ikame ettiğini, ancak itirazın iptali davası açabilmesinin usuli şartları gerçekleşmediğinden, davasının reddi gerekmekte iken, mahkemenin davacıya süre vermesi üzerine davacının bu kez davasını "alacak davası" olarak ıslah ettiğini bildirdiğini, davacının davasının "itirazın iptali" olarak açıkldığı halde, davabın tümüyle ıslahı ile "alacak davası" olarak görüldüğünü, bu kez de davacının ıslah talebinin ıslah olarak değil "davanın açıklattırılması" olarak değerlendirildiğinden, davacının lehine haksız ve usule aykırı bir durum gündeme geldiğini, aynı davada ikinci kere ıslah yoluna gidilemeyeceğinin açık olup, usul ve yasaya aykırı olarak ikinci kez yapılan ıslahın reddi gerekir iken, işbu usule aykırı ıslah talebine uygun hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK'nun 147. Maddesi uyarınca; "Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacakların" beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının davasını Türk Lirası olarak açmış olup, mahkemece davanın ıslah edilen tutarlar yönünden dava tarihindeki kur esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ile talep ettiği miktara ilişkin olarak dava tarihinden, ıslah edilen miktarlara ilişkin olarak ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz talep edebilecek iken, mahkemece avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya ve davacı talebine aykırı olduğunu, mahkemece davacının 108.706,63 USD alacaklı olduğu yönündeki tespiti ve bu şekilde hüküm kurulmasının dosya kapsamında aykırı olduğunu, davacı fatura kesmediği için 12 no'lu hakediş bedeline isabet eden 49.936,43 USD tutarındaki KDV'nin ise henüz doğmadığını ve ödenmediğini, 12 no'lu kesin hakedişin imzalanmaması sebebiyle, sözleşmenin kesin hakedişi ve tasfiyesi yapılamadığını, bu sebeple nakit teminat kesintilerin iadesi şartları oluşmadığını, dolayısıyla, davacının müvekkillerinden doğan ve muaccel hale gelen bir alacağı bulunmadığını, davanın tümden reddi gerekir iken, teminat alacakları ve KDV tutarı da dahil olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında düzenlenen 21/05/2012 tarihli alt taşeronluk sözleşmesi ile davalıların yükleniciliğini yaptığı inşaatın mekanik işlerinin davacı tarafından üstlenilmesi konusundaki sözleşmenin bir kısmının ifa edilmesinden sonra davalı ortaklığın ana işveren ile olan sözleşmesinin 30/12/2014 tarihinde son ermesi üzerine davacı alt yüklenici ile olan sözleşmenin de aynı tarih itibari ile davalı yüklenici ortaklık tarafından feshedilmesi üzerine davacı alt yüklenici tarafından açılan ödenmeyen 12 nolu hakediş bedeli karşılığı 81.876,20 USD karşılığı KDV hariç 289.841,75 TL alacak ile mühendislik hizmetleri ile kar kaybından dolayı 339.701,00 USD karşılığı KDV hariç şimdilik 10.000,00 USD karşılığı 35.400,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece daha önce davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen iki ayrı hükmün istinaf edilmesi sonucunda dairemizin 01/06/2021 tarihli 2020/600 Esas 2021/547 Karar sayılı ilamı ile yine dairemizin 04/10/2022 tarihli 2022/649 Esas 2022/838 Karar sayılı ilamları ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne ve mahkeme kararının dairemiz kaldırma kararında belirtilen gerekçelerle kaldırılmasına ve dairemiz kaldırma kararı gereklerine uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davaya konu alacak talepleri hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, yeniden yapılan yargılama sonucunda ve dairemizin son kaldırma kararı doğrultusunda daha önce rapor düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor da alınmak suretiyle bu ek rapor ve dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda ve davacının dosyaya sunduğu 30/07/2024 tarihli ıslan dilekçesi doğrultusunda davanın ıslah edilmiş şekli ile kısmen kabulüne, hakediş ve nakit teminat kesintileri toplamından oluşan 108.706,63 USD alacak yönünden davanın kabulüne, 289.841,74 TL alacağın dava tarihinden, kalan meblağın da, kısmi davasını yabancı para üzerinden talep edebilecekken tercih hakkını Türk Lirası yönünde kullanması ve bu durumun da davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluşturması dikkate alınarak ıslah tarihindeki 26.830,43 USD'nin TL karşılığı olan 885.597,36 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, masraf ve kar mahrumiyeti istemlerinin ise reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Dairemizce daha önceki kaldırma kararlarımızda değinilen hususlar da gözetilerek yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede mahkemece davanın kısmen reddine karar verilmiş olmasında ve USD cinsinden talep edilen alacağın TL'ye çevrilerek TL cinsinden alacak konusunda hüküm kurulmuş olmasında dosya kapsamına ve usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalılar vekilinin istinaf başvurusu sebebi ile dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda ise mahkemenin, davacı tarafından dosyaya sunulan 30/07/2024 tarihli ıslah dilekçesinin ilk ıslah dilekçesi niteliğinde kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmemiştir. Ancak davalılar vekili bu dilekçeye karşı süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu halde mahkemece davalılar vekilinin zamanaşımı defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden ve gerekçede bu husus tartışılıp zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı değerlendirilmeden veya davalı yanın zamanaşımı defi hakkında reddine dair bir ara kararı kurulmadan davanın ıslah edilmiş şekli ile hüküm kurulmuş olması sebebi ile davalılar vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Yine, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesinde ıslah ile arttırılan alacaklara yasal faiz talep edildiği halde mahkemece kısmen kabulüne karar verilen ve ıslahla arttırılan alacak için ıslah tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş olması da taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ise esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde ve davalı yanın zamanaşımı defi de hukuki dinlenilme hakkı kapsamında mahkemece tartışılıp değerlendirilerek davanın esastan sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
3-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2024 tarihli ve 2022/704 Esas 2024/756 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Davacının istinaf başvuru nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davalıların istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı ... İnşaat tarafından yatırılan 20.073,56 TL istinaf karar harcı ile davalı ... İnşaat A.Ş tarafından yatırılan 615,40 istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalılara iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile, Davalılarca ayrı ayrı yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
8-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim