Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1116
2026/122
5 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/1116 - Karar No:2026/122
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1116
KARAR NO : 2026/122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :05/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada Dairemizin 27/09/2023 tarih direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/11/2025 gün 2024/6-149 Esas ve 2025/722 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine dosya Dairemizin yukarıdaki esasına kaydedilerek duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili tarafından 25/11/2013 tarihinde ihalesi gerçekleştirilen 9667 çift yazlık ayakkabı işinin 448.548,80 TL bedelle ... uhdesinde kaldığını, 23/12/2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, yüklenicinin 03/01/2014 tarihinde 5’er çift numuneyi müvekkiline teslim ettiğini, müvekkili tarafından fiziki yönünden yapılan muayene sonucunda numunelerin uygun bulunması üzerine 08/01/2014 tarihli yazı ile ... Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanlığı’na ekinde teknik şartname, 3’er çift bay-bayan ayakkabı ve üretim malzemesi gönderilerek söz konusu numunelerin teknik özellikleri yönünden, şartname değerlerine uygunluğu açısından rapor talep edildiği, ... Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. ...’in 22/01/2014 tarihli raporunda numunelerin teknik şartnameye uygun olduğunun bildirildiği, bunun üzerine müvekkilince firmadan seri üretime geçmesinin istenildiği, firma tarafından üretimi gerçekleştirilen ürünlerin teslim alındığı, teslim alınan ürünlerden alınan numunelerin tekrar ... Kimya Mühendisliği’ne gönderildiği, Dr. ...’den alınan 07/04/2014 tarihli raporda numunelerin şartname uygunluğunun teyit edilmesi üzerine ürünlerin kabulünün yapıldığı, davalı şirkete 17/04/2014 tarihinde KDV dahil 484.548,80 TL ödendiği, dava dışı ...A.Ş.’den alınan 18/04/2014 tarihli yazıda davalı tarafından teslim edilen ayakkabıların tabanlarının tek yoğunluklu olduğunun iddia edildiği, bu iddialar üzerine daha önce rapor alınan ... yetkililerine durumun bildirildiği, aynı zamanda numune malların ...’ye analize gönderildiği, ... Kimya Mühendisi Davalı ...’den alınan 28/04/2014 tarihli yazıda “İncelenen örneklerin ... tek yoğunluklu taban malzemesiyle üretilmiş olduğu halde sonuçlar tablosunda çift yoğunluklu taban halinde raporlanmıştır.” denilerek raporların sehven düzenlendiğinin belirtildiği, ...’den gelen 07/05/2014 tarihli raporda da “Tabanların çift yoğunluklu olduğu tespit edilemediğinin” belirtildiği, ayakkabıların teknik şartnameye uygun olmaması nedeniyle yüklenici firmaya yazılan 14/05/2014 tarihli yazı ile idareye teslim edilen ayakkabıların teknik şartnameye uygun olarak yeniden üretilerek en kısa sürede teslim edilmesi, aksi takdirde sözleşmenin fesih ve tasfiye başlıklı 35. maddesiyle sözleşmenin diğer hükümlerine göre işlem yapılacağının davalıya bildirildiği, 2397 çift ayakkabının personelin kullanımına verildiği, bakiyesinin stoklarda bekletildiği, verilen süreler geçmesine rağmen teslim edilen ayakkabıların iade alınmadığı, teknik şartnameye uygun ayakkabıların da teslim edilmediğinden 13/08/2014 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, 28.000,00 TL tutarındaki kesin teminatın gelir kaydedildiğini, müvekkili idare depolarında bekletilmekte olan 7270 çift ayakkabının KDV dahil bedelinin 363.314,00 TL, iadesi mümkün olmayan ayakkabıların ise 23.298,84 TL olduğu, davalılardan ...’in müvekkili şirketle imzaladığı sözleşme ile TBK’nın satım sözleşmesine ilişkin hükümleri, ... Rektörlüğü’nün TBK’nın adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümleri ve ...’in TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca müvekkili şirketin uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7270 çift ayakkabı bedeli 364.314,00 TL ile iadesi mümkün olmayan 2397 çift ayakkabının teslim edilmesi gereken bu sayıda çift tabanlı ayakkabı arasındaki fiyat farkı olan KDV dahil 23.298,84 TL olmak üzere toplam 387.612,84 TL’nin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı ... vekili, müvekkilinin uhdesinde kalan ihale gereği numune ürünleri idareye sunduğu, idarenin yasal onayı ve olur vermesinden sonra seri imalata geçtiğini, 9667 çift ayakkabının idareye teslim edildiğini, bedelinin de ödendiğini, davacı idarenin 19/08/2014 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, teminat mektubunu nakde çevirdiğini, malların fiziksel muayenesi ile laboratuvar muayenelerinin davacı tarafından bizzat yapıldığını, muayeneler sonrası malların kesin kabulünün de yapıldığını, bedelinin de ödendiğini, tüm bu işlemlerin geriye dönmesinin mümkün olmadığını, davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığını, sözleşmenin feshinden sonra davacı idareye ihale kapsamında verilen 28.000,00 TL teminat mektubunun paraya çevrildiğini, davacı idarenin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru yokken teminat mektubunun paraya çevrildiğinden teminat mektubu bedelinin paraya çevrilme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 2014 yılı yazlık ayakkabı alımına ilişkin ilk analiz isteğinin 08/01/2014 tarihinde yapıldığı, 21/01/2014 tarihli raporun davacının personeline teslim edildiği, daha sonra 27/03/2014 tarihli yeni bir istek yazısı geldiğini, yapılan analiz sonrası 07/04/2014 tarihinde düzenlenen raporun kuruma verildiği, dava konusu olaydaki sehven hatanın da bu raporda yapıldığı, rapor tesliminden sonra davacı görevlisinin ofisine gelerek bir ayakkabı örneği getirdiğini, ayakkabının tek tabanlı bir üretim olduğunu gösterdiğini, 07/04/2014 tarihli rapora konu mal içinden alınmış olduğunu beyan ettiğini, raporunu ve analiz sonuçlarının yer aldığı dökümanları incelediği zaman taban yoğunluğu için sadece bir değer olduğunu, ikinci taban yoğunluğu için ölçüm değerinin bulunmadığını gördüğünü, ilk raporun ikinci rapor için uyarlanmasından sonra yeni ölçüm değerleri tablo satırlarındaki yerlerine yazılırken çift tabanda 2 ayrı yoğunluk ölçümü verilmediğinin farkına varmadığını üzülerek anladığını, yapılan yanlışlık ile ilgili 28/04/2014 tarihli yazının davacıya verildiğini belirterek huzurdaki davanın davacı ... A.Ş. ile davalı ...arasındaki bir alacak konusu olduğunu, kendisinin ve ...’nün davayla bir ilgisi olmadığına karar verilmesini talep etmiş, dava konusu olaydaki ayakkabıların mühürlenmiş olarak kendisine teslim edilmediğini, hazırladığı ikinci raporda sehven bir hata yapıldığını fakat incelenen örneklerin çift tabanlı ayakkabılar olduğu, davacının gönderdiği ayakkabıların davalı ... tarafından kendisine teslim edilen malların içinden alınmış olduğunu ve tarafına teslim edilene kadar herhangi bir biçimde değiştirilmediğinin kanıtlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; üniversitenin hiçbir şekilde taraf olma sıfatının bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davalı ... tarafından davaya konu ayakkabıların analizi için ... Müdürlüğü’ne ayakkabı analiz bedeli adı altında 2.360,00 TL yatırıldığını, müvekkili ...’nün bu davayla ilgili olarak bu işlem dışında hiçbir ilgisinin bulunmadığını, üniversite öğretim görevlisi olan ...’in ihaleye konu ayakkabıların kendilerine iletilen numuneleri üzerinde inceleme yaptığı ve teknik şartnameye uygun olduğu yönünde rapor hazırladığını, hazırlanan raporda ayakkabıların tek yoğunluklu taban malzemesiyle üretildiği halde sonuçlar tablosunda sehven çift yoğunluklu taban halinde raporlandığını, davalı ...’in basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece Mahkemesinin, 07/07/2021 tarih 2020/609 Esas ve 2021/544 Karar sayılı kararı ile; toplam 383.729,70 TL’nin davacı zararından sorumlu olan ... ve davalı ...’den ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı ... Rektörlüğüne karşı açılan davanın reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine;
Dairemizin 10/02/2022 tarih 2021/891 Esas 2022/99 Karar sayılı kararı ile özetle; davalı ... ve davalı-karşı davacı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile kabul edilen miktarın tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/07/2023 tarih 2022/2377 Esas ve 2023/2597 Karar sayılı bozma ilamı ile, "...1. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararları verildiği anda kesin olup temyiz edilemez (HMK 362/1-a). Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, bu kırkbin Türk liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırkbin Türk lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir (HMK 362/2).
Yukarıdaki 40.000,00 TL’lik parasal sınır 25.000,00 TL iken 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle yapılan değişiklikle 40.000,00 TL olmuştur. Aynı Kanun'la HMK’ya eklenen ek 1. madde gereğince bu miktarlar 2017 ve sonrası yıllarda her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılacak ve artırım sırasında 10,00 TL kesirleri dikkate alınmayacaktır. Bu hükümlere göre hesaplama yapıldığında Bölge Adliye Mahkemesi kararları yönünden 2022 yılı için temyiz kesinlik sınırı 107.090,00 TL’dir.
Karşı dava bakımından dava konusu edilen miktar 28.000,00 TL olup, karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın karşı davacı vekilince temyiz ettiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre karşı dava bakımından temyiz edilen bedellerin kesinlik sınırı altında kalığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle karşı dava bakımından davacının temyiz isteminin, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi kararının miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı ... A.Ş., davalı ..., davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.1. Davacı karşı davalı ... A.Ş. ile davalı/karşı davacı ... arasında, davacı personellerince kullanılmak üzere 9.667 çift ayakkabın alımı işine ait 23/12/2013 tarihli, 448.548,80.- TL bedelli, birim fiyatlı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme eki Teknik Şartnamenin 2.3.2. maddesine göre ayakkabıların tabanı çift yoğunluklu PU/TPU (poliüretan/termopoliüretan ) malzemeden yapılmış olması gerekmektedir.
Sözleşmenin, kabulden sonraki hata ve ayıplardan sorumluluk başlıklı 40 nci maddesinde “İdare teslim edilen malda/işte hileli malzeme kullanılması veya malın teknik gereklerine uygun olarak imal edilmemiş olması veya malda/işte gizi ayıpların olması halinde, malın teknik şartnameye uygun başka bir mal ile değiştirilmesi veya işin teknik şartnameye uygun hale getirilmesini yükleniciden talep eder. Malın/işin İdare tarafından kabul edilmesi veya işin üretim aşamasında yada teslim öncesi imalat aşamasında denetlenmiş olması veya işin kabul edilmiş olması yüklenicinin sözleşme hükümlerin uygun mal teslimi veya iş yapma hususundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." düzenlemesi mevcuttur.
2.2. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ... raporlarına göre, davalı karşı davacının sözleşme kapsamında ürettiği ayakkabıların çift yoğunluklu tabana sahip olmadığı ve teknik şartnamede belirtilen nitelikleri sağlamadığı, bu durumda idarece sözleşmenin feshi ile teminatın gelir kaydedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
2.3. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi’nce asıl davada hükmedilen bedel bakımından davalı ...’nün de sorumlu olduğu belirtilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile hükmedilen bedelin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ise de davalı ...’nün TBK 66/2 kapsamında öğretim görevlisinin düzenlediği rapor üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü ve yetkisinin bulunmadığı, davalı ...’nün raporu düzenleyecek olan kişiyle talepte bulunan ... A.Ş. arasında sadece aracılık yaptığı, ilgilinin düzenleyeceği raporu ve rapor düzenleyecek kişinin denetimi ve gözetim yetkisi bulunmadığı, raporun düzenlenme biçimi ve içeriği hakkında talimat verme yetkisinin de bulunmadığı ...'in HMK 266 vd. maddelerinde düzenlenen ve mahkeme tarafından görevlendirilen nitelikte bir bilirkişi olmadığı, dikkate alındığında davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl dava bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmedilen bedelden davalı ...’nün de sorumlu tutulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine;
Dairemizin 27/09/2023 tarih 2023/785 Esas 2023/1033 Karar sayılı kararı ile özetle; 1-Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle faiz başlangıcı ve vekalet ücreti yönünden istinaf bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Osman ... vekili, davalı-karşı davacı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
2-Birden çok kişinin aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması konusu borçlar hukukunda düzenlenmiştir. Yardımcı kişinin işin görülmesi sırasında başkalarına vermiş olduğu zarardan adam çalıştıranın sorumluluğu, iki ayrı şekilde ele alınmıştır. TBK'nın 66.maddesine göre yardımcı kişi, üçüncü kişiye sözleşme dışı sorumluluk çerçevesinde zarar verir. Burada gerçekleşen zarardan önce, zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında hiç bir hukuki, özellikle de sözleşmeye dayalı ilişki yoktur. Yardımcı kişinin davranışından sorumluluğun ikinci türü, TBK'nın 116. maddesinde düzenlenmiştir. Burada borçlu, borcun ifasında yardımcı kişi kullanmaktadır. TBK 116’da zarar gören alacaklı (somut olayda davacı ... A.Ş) ile borçlu (somut olayda davalı ...) arasında daha önce kurulmuş bir sözleşme ilişkisi vardır. Bu maddede, borçlunun, borcun ifasında veya bir borçtan doğan hakkın kullanılmasında, çalıştırdığı yardımcı kişinin işini gördüğü sırada alacaklıya vermiş olduğu zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu nedenle TBK'nın 66.maddesi sözleşmeden doğan borç ilişkilerine uygulanmaz (Yargıtay 15. HD 2019/2839 E 2019/3978 K).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ... tarafından davalı ... Kimya Mühendisliği Başkanlığına yazılan 08/01/2014 tarihli yazıda; gönderilen mühürlü numunelerin yine gönderilen üretim malzemesi ve teknik şartnameye uygun olup olmadığı yönünde analizlerinin yapılması talep edilmiş ve gerekli ücret ödenmiş, ... tarafından görevlendirilen öğretim üyesi olan diğer davalı ... tarafından analiz raporları hazırlanmış ve imzalanmıştır.
Bu durumda, ... adam çalıştıran, ... ise yardımcı kişi olup, adam çalıştıran sıfatına haiz ... Rektörlüğü ile davacı ... arasında, icap-kabul şeklinde bir eser sözleşmesi kurulduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla; davacı ile davalı ... arasında sözleşme ilişkisi kurulmuş olmakla, ...'nün sorumluluğu TBK'nın 116.maddesine göre belirlenmelidir.
Dairemizin, Yargıtayca bozulan kararında da, esas olarak TBK'nın 116.maddesine göre inceleme ve değerlendirme yapılarak, mahkeme kararının bu maddeye göre kaldırılmasına karar verilmiştir.
TBK'nın 116/1 maddesi hükmünde; borçlunun, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre; davalı ...'nün, davacının uğradığı zarardan sorumlu olması gereklidir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği gibi, ... ile davacı arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığı ve bu durumda TBK'nın 66.maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilse dahi, dosya kapsamında TBK'nın 66/2.maddesi gereğince ...'nün diğer davalıya işi yaptırırken, gerekli gözetim ve denetimde bulunduğu, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğine dair delil bulunmadığı, buna göre; ...'nün TBK'nın 66/2.maddesindeki şartları yerine getirdiğinin kanıtlanamadığı kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Dairemizce, ...'nün TBK'nın 116.maddesi gereğince, doğan zarardan sorumlu olması gerektiği kanaatine varıldığından, Yargıtay bozma ilamına karşı, Dairemizin 10/02/2022 tarih 2021/891 Esas ve 2022/99 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin direnme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/11/2025 gün 2024/6-149 Esas ve 2025/722 Karar sayılı bozma ilamı ile,
"... A) Davalı-karşı davacı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede
1. Bilindiği üzere hukuki yarar dava şartı olduğu gibi temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Özel Dairece verilen bozma kararının ikinci bendinde davalı-karşı davacı ... vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Bu durumda davalı- karşı davacı ... vekili ile davalı ... vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından, davalı- karşı davacı ... vekili ile davalı ... vekilinin direnme kararına yönelik temyiz başvurusunun hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
B) Davalı ... Rektörlüğü vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede
1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
2. Borçların kaynakları sorumluluk hukuku olarak da adlandırılan borçlar hukukunda düzenlenmiştir.
3. Sorumluluk hukukunun amacı öncelikle zarar görenin zararının giderilmesidir. Sorumluluk hukuku zarar gören ve zarardan sorumlu olan arasındaki menfaat çatışmasında yitirilen adaleti yeniden tesis işlevine sahiptir. Zarar görenin zararının tazmin edilmesi, ayrıca toplumun adalet sistemine olan güvenini arttırıcı etkiye de sahiptir. Buna ek olarak, sorumluluk hukuku zarara yol açan davranışa benzer davranışların sergilenmesini, dolayısıyla başka benzer tür zararların ortaya çıkmasını önleme işlevine de sahiptir. Çünkü bir kişiyi yol açtığı zararı tazmine zorlamak, benzer şekilde davranabilecek kişileri sonraki faaliyetlerinde tazminat ödeme baskısı altında tutarak daha dikkatli olmaya sevk eder (Franz Werro, Erdem Büyüksağiş, Sorumluluk Hukuku, İstanbul 2025, s. 5).
4. Sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa uzayan bir yol izlenmiştir. Sorumluluk türlerinden en yaygın ve en geniş olanı kusur sorumluluğudur. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Bu sorumlulukta kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle sorumluluğun doğması için zarar, uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsularından başka zarar verenin davranışının kusurlu olması da gerekir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s. 564). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1967, s. 89). Kusur sorumluluğuna doktrin ve uygulamada eş anlamda olmak üzere haksız fiil sorumluluğu veya sübjektif sorumluluk da denilmektedir.
5. Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkisinin Kaynakları başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (md. 1–48) ile haksız fiilden doğan borçlar (md. 49–76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak sebepsiz zenginleşmeye (md. 77–82) yer verilmiştir. Bunların dışında bir de kanundan doğan borçlar bulunmaktadır.
6. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.
7. Adam çalıştıranın sorumluluğu ise TBK'nın 66. maddesinde Özen Sorumluluğu başlığı altında Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz... şeklinde düzenlenmiştir.
8. Anılan madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlâl etmesine dayanmaktadır (Fikret Eren, s. 706).
9. Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır.
10. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 709).
11. Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır (Eren, s. 715,716).
12. Adam çalıştıranın sorumluluğunda TBK'nın 66. maddesinin uygulanması için çalışanın üçüncü kişiye sözleşme dışı sorumluluk çerçevesinde zarar vermesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında hiçbir hukuki, özellikle de sözleşmeye dayalı ilişki bulunmaması gerekir (Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 2023/6-963 Esas, 2025/230 Karar sayılı kararı).
13. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davalı ...’nün TBK'nın 66/2. maddesi kapsamında davalı öğretim görevlisi ...'in düzenlediği rapor üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü ile yetkisi bulunmadığı gibi raporun düzenlenme biçimi ve içeriği hakkında talimat verme yetkisinin de bulunmadığı, davalı ...’nün raporu düzenleyecek olan ... ile talepte bulunan davacı ... A.Ş. arasında sadece aracılık yaptığı anlaşılmaktadır.
14. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nün sorumlu olmadığı kabul edilerek ... Rektörlüğü yönünden davanın reddine karar verilmelidir.
15. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır.
16. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, asıl davada davacı ile davalı ... arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davalı ...'nün TBK'nın 116. maddesi gereğince yardımcı kişinin fiilinden sorumlu olduğu, direnme kararı yerinde görülerek üniversitenin sorumluluğuyla ilgili miktar incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. " gerekçesiyle bozulmuştur.
Dairemizin yukarıda belirtilen direnme kararı kesin olarak bozulduğundan davalılardan ...'nün dava konusu edilen zarardan sorumlu olmadığı bu nedenle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yüklenici ... ve ...'in ayıplı imalat nedeniyle ortaya çıkan ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla hesaplanan zarardan sorumlu oldukları anlaşıldığından haklarında açılan davanın kısmen kabulüne, bununla birlikte davalılardan ... vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı vekalet ücreti yönünden istinaf talebinde bulunulmadığı ve bu nedenle bu hususta inceleme yapılmadığı, böylece davacı yararına usuli müktesep hak oluştuğu nazara alınarak davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmeden karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... Rektörlüğü hakkında açılan davanın REDDİNE,
2-Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; 383.729,70 TL'nin ödeme tarihi olan 17/04/2014 tarihinden itibaren bu davalılardan müştereken ve müteselsilen avans faizi ile birlikte tahsili ile, davacıya ödenmesine,
3-Kullanılmayan ve bedelinin iadesine karar verilen 7270 adet ayakkabının davalı ...'e iadesine,
4-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.212,58 TL nispi karar ve ilam harcından dava dosyasında peşin alınan 7.660,10 TL harcın mahsubu ile kalan 18.552,48 TL harcın (tahsil edilmemişse) davalı ... ve ...'den alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine,
6- Davalı ... Rektörlüğü yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından yapılan 7.685,30 TL harç giderinin davalılar ... ve ...'den alınıp davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 907,99 TL tebligat ve posta gideri, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.907,99 TL ile ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan 180 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 4.087,99 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 3.497,28 TL'sinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından yapılan 36,00 TL dosya gönderme, 124,00 TL dosya ve 87,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 247,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...' ödenmesine,
10- Davalı ... tarafından yapılan 155,00 TL posta giderinden ibaret yargılama giderinden red oranına göre hesaplanan 22,40 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11- Davalı ... tarafından yapılan 200,00 TL posta masrafı ve 210,00 TL tebligat giderinden ibaret toplam 410,00 TL yargılama giderinden ret oranına göre hesaplanan 59,25 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre hesaplanan 61.396,75 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya ödenmesine,
13-Yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ... Rektörlüğü yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 71.767,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye ödenmesine,
14-Yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
15-Karşı davanın REDDİNE,
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında peşin alınan 479,00 TL harçtan mahsubu ile artan 419,70 TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde Davalı- Karşı davacıya iadesine,
b-Davalı- Karşı Davacı- tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınıp davacı-karşı davalı ... AŞ'ye ödenmesine,
16-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,
Dair verilen karar, hazırda bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı HMK'nın 361. Maddesi gereğince Yargıtayda TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi, açıkça okundu usulen anlatıldı. 05/02/2026
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.