mahkeme 2024/881 E. 2025/319 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/881
2025/319
8 Nisan 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/881 Esas
KARAR NO : 2025/319 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-3 ve a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2024
NUMARASI : 2017/498 Esas-2024/230 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLLERİ :
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; ... Site Yöneticiliği yönetiminde bulunan ve davalılar tarafından yapılan ... parselde bulunan müvekkiline ait 7,8,9 ve 12 nolu dükkanların inşaatının gerçekleştirildiğini, ancak bahse konu iş yerlerinde ve ortak alanlarda davalıların eksik ve ayıplı imalatından kaynaklanan olumsuzluklar olduğunun ortaya çıktığını, müvekkiline ait söz konusu dükkanların bulunduğu site yönetiminin yapmış olduğu 28/05/2016 tarihli Kat Malikleri Olağanüstü Kurul Toplantısı ile alınan kararlar doğrultusunda davalılarca inşa edilen müvekkiline ait dükkanlarda, davalıların yapmış oldukları eksik ve ayıplı imalatlar nedeni ile sonradan ortaya çıkan ayıplar olduğunun anlaşıldığını, davalıların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve satış protokollerinin ekinde yer alan teknik şartname ile mahal listesinde yapımı olan işleri sözleşme ve şartnamede belirtilenlere uygun bir şekilde yapılmamış olması sebebiyle yapılan inşaatın onaylı projelerine uygun olmadığının mahkeme tarafından yapılan bilirkişi incelemesi ve özel bilirkişiler vasıtasıyla yapılmış olan incelemeler sonucu tespit edilmiş olması neticesinde müvekkilinin de ödemiş olduğu bedelin karşılığını alamadığından ciddi bir zarara uğradığını, bunun yanı sıra taraflarınca öğrenilmiş olan bilgiye göre yine ... parselde bulunan 14 ve 15 numaralı dükkanların kat maliki olan ... ve ...'in Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/103 D. İş sayılı dosyasıyla tespit davası açtıklarını ve sayın mahkemece tespit edilen hususlar doğrultusunda davalılarla ayıplı ve eksik imalatın bedelinin tahsili konusunda anlaşmaya varıldığını, bunun üzerine müvekkilinin dükkanlarının bulunduğu site yönetimi tarafından tespit edilmiş eksiklikler doğrultusunda Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 2016/159 D. İş dosyası üzerinde yapılan bilirkişi ve keşif incelemesi sonucunda mevcut eksiklikler ve hataların tespit edildiğini, yapılan inceleme ve tespite ilişkin 5. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan bilirkişi incelemesine ilişkin raporların davalılara 19/10/2016 ve 21/10/2016 tarihlerinde tebliğ edildiğini, bahse konu bilirkişi raporuna bağlı olarak yapılan hatalı ve eksik işlerin tamamlanmasına yönelik ve bilirkişi marifeti ile durum tespit raporu hazırlatılmış olup bu rapor ve maliyet hesabının da 18/11/2016 tarihinde davalılara ihtar edildiğini, müvekkillerine ait olan dükkanların bağlı bulunduğu sitenin inşaatında da sonradan ortaya çıkan bir takım eksiklikler ve projeye aykırılıklar bulunduğunu, yönetim tarafından tespit edilen eksiklikleri gösterir 31/05/2016 tarihli belgede, özel bilirkişi raporunda ve Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/159 D. İş dosyasıyla ayrıntılı olarak açıklanan eksikliklerin giderilmesi için davalılarla görüşüldüğünü, bahsi geçen eksikliklerin olduğunun davalılar tarafınca da kabul edildiğini ancak söz konusu eksikliklerin giderilmediğini, ortak alanlardaki eksikliklerin de müvekkilinin arsa payı oranında hissesine düşen kısım için müvekkiline ait dükkanda bulunan elektrik tesisatıyla ilgili eksiklikler için ortak alanlara ilişkin elektrik tesisatıyla ilgili eksiklikler için müvekkilinin arsa payı oranında hissesine düşen kısım için kamera sistemleri için ve diğer sistem eksiklikleri için, mekanik imalat eksikliklerinin müvekkilinin arsa payı oranında hissesine düşen kısım için müvekkiline iadesi gerektiğini, davalılara ihtar etme gereğinin ortaya çıktığını, davalılara 07/02/2017 tarihinde ihtar çekildiğini ancak çekilen ihtardan da hiçbir sonuç alınamadığını belirterek bahsi geçen inşaat işindeki eksik imalatların ve sonradan ortaya çıkan ayıpların bedellerinin tespitini, müvekkiline ait dükkanlardaki ve ortak alanlardan müvekkilinin arsa payı oranında hissesine düşecek olan eksik imalatlara ve sonradan ortaya çıkan ayıplara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Ortaklık ve dava dışı arsa sahibi arasında 08/03/2013 tarihinde "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, ilerleyen süreçte projenin teknik şartname ve mahal listesinde dava dışı arsa sahibiyle karşılıklı görüşmeler yapılarak ve mutabık kalınarak bazı değişiklikler yapıldığını, yüklenici ortaklığın söz konusu inşaatı mutabık kalınan teknik şartname ile mahal listesi doğrultusunda tam ve eksiksiz olarak inşa ederek tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve taşınmazları teslim ettiğini, sonrasında maliklerden oluşan Site Yönetiminin, ortaklığa kullanım sırasında ortaya çıkan gereklilikler tespit ettiğini belirttiğini, ortaklığın söz konusu tespitlerin bedelini müşteri memnuniyeti kapsamında site yönetimi ve tüm taşınmaz maliklerine ortaklıktan hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığını belirtmelerinden sonra ödediğini, bu şekilde site yönetimi ile tüm taşınmaz maliklerinin yüklenici ortaklığı ibra ettiğini, ibraname imzaladıklarını, ancak ...Şirketi ve site yönetiminin, ortaklıktan daha fazla para alabilmek adına tamamen ortaklığın iyi niyetini suistimal ederek imzaladıkları ibra sözleşmesini hiçe saydıklarını ve yüklenici ortaklığa Ankara 30. Noterliği'nin 18/11/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ve Ankara 30. Noterliği'nin 07/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerini göndererek mesnetsiz beyan ve taleplerde bulunduklarını, Site Yönetimine Ankara 53. Noterliği'nin 01/12/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı, Ankara 53. Noterliği'nin 06/12/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerini, davacı ... Şirketi'ne Ankara 53. Noterliğinin, 14/02/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiklerini, bu ihtarnameler ile kendilerinin haksız taleplerinin kabul edilemeyeceğini bildirdiklerini, ...'ın ortaklıktan 7 ve 8 numaralı dükkanlara ilişkin sözde taleplerde bulunmasının mümkün olmadığını, söz konusu 7 ve 8 numaralı dükkanların sahibinin ortaklık olmadığını, bu kapsamda kesinlikle diğer dükkanlara ilişkin mesnetsiz isnatlarını da kabul etmediklerini, ...'ın 7 ve 8 numaralı dükkanlara ilişkin sözde taleplerinin muhatabının ortaklık olmadığını, satın aldığı kişi olduğunu, ortaklığın söz konusu inşaatı mutabık kalınan teknik şartname ile mahal listesi doğrultusunda tam ve eksiksiz olarak inşa ederek tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, site yönetiminin kullanım sırasında ortaya çıkan bazı gerekliliklerin tespit edildiğini, yüklenici ortaklığın söz konusu tespitlerin bedelini, tamamen müşteri memnuniyeti kapsamında ödediğini, tüm taşınmaz malikleriyle ortaklıktan herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığına ilişkin ibraname imzalandığını, bilirkişi raporunun yanlı olduğunu, site yönetimi ile ... Şirketi'nin ortaklıkla söz konusu taşınmazlara yönelik olarak ayrı ayrı ibraname imzaladıklarını, dolayısıyla davacı ... Şirketi'nin ibraname imzaladıktan iki yıl sonra eksiklik iddiasında bulunmasının abesle iştigal olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen davalı ...'in davaya cevap vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarihli 2017/498 Esas 2024/230 Karar sayılı kararında özetle; Dava, gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı olarak 7, 8, 9, ve 12 numaralı bağımsız bölümlere ve bunların ortak alanlarının yapımına ilişkin eksik ve ayıplı işlerin tespiti ile bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.
Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/159 D. İş sayılı dava dosyası, tapu kayıtları, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, ödeme belgeleri, noter ihtarnameleri, bilirkişi raporları ve getirtilmesi gerekli tüm deliller dosyaya celp edilmiştir.
Davacı vekili delil olarak; Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/159 D.İş sayılı dosyasına, Ankara 30. Noterliği'nin 22/02/2017 tarih ve 02182 yevmiye nolu ihtarnamesine, ... Parselde bulunan 7, 8, 9 ve 12 nolu dükkana ait belediyeden celp edilecek mimari projeye Ankara 30. Noterliği'nin 18/11/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarına, Ankara 13 Noterliği'nin 08/03/2013 tarih ve ... yevmiye nolu Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine, özel bilirkişi raporuna ve bilirkişi incelemesine, davalı ... vekili ise; tapu kayıtlarına, ibranamelere, davacının ve müvekkilinin gönderdiği ihtarnamelere, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesine dayanmıştır.
Davalıların tacir olup olmadıkları yönünde, mahkememizce yapılan araştırmada, davalı ... şahıs firması olarak sicilde kayıtlı tacir olduğu anlaşıldığından yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu ... Mahallesi ... Ada ... parsel nolu taşınmaz üzerindeki binanın 7, 8, 9 ve 12 nolu bağımsız bölümüne ait tapu kayıtları celp edilip incelendiğinde; 7 numaralı bağımsız bölümün 07/01/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile ... adına kayıtlı iken ...a satıldığı, tür değişikliği sonrası taşınmazın davacı adına 08/12/2016 tarihinde kaydedildiği, 8 numaralı bağımsız bölümün 07/01/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile ... adına kayıtlı iken ...'a satıldığı, tür değişikliği sonrası taşınmazın davacı adına 08/12/2016 tarihinde kaydedildiği, 9 numaralı bağımsız bölümün ½ oranında davalılar adına kayıtlı iken 18/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile ...'a satıldığı, tür değişikliği sonrası taşınmazın davacı adına 08/12/2016 tarihinde kaydedildiği, 12 numaralı bağımsız bölümün 12/06/2014 tarih ve ... yevmiye nolu satış sözleşmesi ile, ... adına kayıtlı iken ...'a satıldığı, tür değişikliği sonrası taşınmazın davacı adına 08/12/2016 tarihinde kaydedildiği, anlaşılmıştır.
Ankara 13. Noterliğinin 08/03/2013 tarih ve ... yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi incelendiğinde; mal sahipleri ... ve ..., ... arasında, ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre, müteahhide 20 adet bağımsız bölümün verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/159 D.İş sayılı dosyası celp edilip incelendiğinde; davacının bağımsız bölümünün de yer aldığı depo, site yönetimi tarafından, davalılar aleyhinde site içinde bulunan bağımsız bölümler ve ortak alanlardaki eksiklikler ve ayıplı işlerin tespitinin talep edildiği, bilirkişiden raporların alındığı, raporların davalılara 19.10.2016 ve 21.10.2016 tarihlerinde tebliğ edildiği görülmüştür.
... Site Yönetimi'nin tespitten sonra eksikliklerin giderilmesi için davalılara ihtarname çektiği ve ihtarnamenin 18/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Yine Ankara 30. Noterliğinin 22/02/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı tarafından davalılara söz konusu bağımsız bölümde bulunan eksik ve usulsüz işlerin Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin Değişik İş nolu dosyasında tespitinin yapıldığı, buna göre 816.401,62 TL'nin 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği ve ihtarnamenin davalılara 22.02.2017 tarihinde tebliği edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyada mevcut Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/159 D.İş sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile mahkememizde aldırılan bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğundan ve taraf vekillerinin de itirazları bulunduğundan Elektrik-Elektronik Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ..., Makine Mühendisi ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı ...'den oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 23/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; İnşaat işleri yönünden; 12 nolu bağımsız bölümdeki gizli ayıp tutarının KDV dahil 5.112,94 TL olduğu, 7-8-9 nolu bağımsız bölümler için eksik veya gizli ayıplı imalat bulunmadığı, ortak alanlardan gelen gizli ayıplı ve eksik imalat tutarları incelendiğinde 7 nolu taşınmaza düşen tutarın 2.186,97 TL,8 nolu taşınmaza düşen tutarın 2.145,32 TL, 9 nolu taşınmaza düşen tutarın 2.291,11 TL 9 nolu taşınmaza düşen tutarın 2.207,80 TL olduğu,
Elektrik işleri yönünden; 7-8-9-12 numaralı bağımsız bölümlerin Belediye onaylı projesindeki Kompanzasyonlu Ana Panonun yapıldığı, ana panodan sonraki 2 adet kat dağıtım panosunun yapılmadığı, armatür, anahtar priz, telefon hattı imalatlarının yapılmadığı, ana panoya gelen ana besleme kablosunun projeye göre kesitinin küçük olduğu, ortak alan imalatlarının yapılmış olduğu, 7-8-9-12 numaralı bağımsız bölümler ve bu bağımsız bölümlere isabet eden ortak alanlardaki eksik elektrik tesisat tutarının güncel bedeli KDV dahil 631.774,77 TL dava tarihindeki birim fiyatlarla KDV dahil 118.318,78 TL olduğu, 7-8-9-12 numaralı bağımsız bölümlere isabet eden ortak alanlardaki eksik inşaat tutarının gizli ayıp tutarı ve eksik imalat tutarı güncel bedeli KDV dahil 6.774,49 TL, dava tarihi itibari ile KDV dahil 1.268,73 TL olduğu,
Mekanik işleri yönünden; Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/159 D. İş dosyasında bulunan bilirkişi raporunda mekanik tesisatla ilgili bir tespit yapılmadığı, mekanik tesisat yönünden projeye göre eksik imalat olduğu, ayıplı niteliğinde imalat olmadığı, kalorifer tesisatının projede merkezi sistem olduğu, yapılan tespitte kombili sisteme dönüştürülmüş olduğu, yangın sisteminin projede sprinkler sistem olduğu, yapılan tespitte yangın dolaplı sistem olduğu, cebri havalandırma sisteminin yapılmadığı, sığınak WC'lerinin yapılmadığı, bağımsız bölümlerde su tankı, hermatik şofben, hidrofer olmadığı,7-8-9-12 numaralı bağımsız bölümler ve bu bağımsız bölümlere isabet eden ortak alanlardaki eksik mekanik tesisat tutarının dava tarihindeki birim fiyatlarla KDV dahil154.830,00 TL olduğu rapor edilmiştir.
Belirtilen bilirkişi raporunun mahkememizce verilen talimat kapsamında düzenlenmediği, yetersiz olduğu anlaşılmakla ve bilirkişi raporunda eksik imalatlara değinilmekle birlikte, bunlardan hangilerinin açık ayıp, hangilerinin sonradan ortaya çıkan ve gizli ayıp teşkil ettiği açıkça belirtilmediğinden özellikle bu ayrım üzerinde durularak ve gizli ayıp teşkil eden hususlar var ise bu tespit edilecek tutarlara KDV dahil edilerek her bir bağımsız bölüm ve ortak alanlara hesap edilen giderim bedelinin dava tarihindeki rayiç değerler dikkate alınarak ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılanarak bilirkişi heyetinden ek rapor alınması istenilmiş olup, 19/07/2023 tarihli heyet bilirkişi ek raporunda; Dava tarihi itibarıyla (KDV dahil) yapılan değerlendirmede 7-8-9 nolu bağımsız bölümlerin gizli ayıpsız, 12 nolu bağımsız bölümün gizli ayıp imalat tutarının 5.113,07 TL olduğunu, 7 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 56.745,99 TL, 8 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 56.614,69 TL, 9 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 48.281,49 TL, 12 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 46.285,82 TL olduğunu, ortak alanlarda 7 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 20.414,51 TL, 8 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 20.218,26 TL, 9 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 21.592,48 TL, 12 nolu bağımsız bölümün eksik imalat tutarının 20.807,21 TL olduğunu rapor etmişlerdir.
Davacı taraf taraflar arasındaki ilişkinin kat karşılığı inşaat/eser sözleşmesine dayalı olmadığını, gayrimenkul satımına dayalı olduğunu belirtmiştir. Dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre davacıların dava konusu 7, 8 ve 12 numaralı bağımsız bölümü arsa sahiplerinden devir aldığı, davacının yükleniciye karşı eser sözleşmesine dayalı eksik ve ayıplı ifaya dayalı talepleri için arsa sahiplerinden (kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafından) müteahite yöneltebilecekleri bu alacakların kendilerine temlik ve devrine ilişkin noterden alınacak muvafakatname ya da bu şekilde beyanların dosyada bulunmadığı, davacı vekilince bu taşınmazlar için davalılara yapılan ödemelere ilişkin bir kısım fatura, banka dekontları ve muavin defter kayıtlarının sunulduğu görülmüştür.
Yine davalıların site yönetiminin kendilerine ibra ettiği yönündeki itirazları site yönetiminin davacı adına ibraname düzenleme yetkisi olmadığı gibi gizli ayıplar yönünden ibranamelerin geçerli olmayacağı kabul edilmiştir.
Eldeki uyuşmazlığın çözümüne ışık tutacak Yargıtay 23. HD’nin 2013/3327 esas, 2013/5337 karar sayılı ve 12.9.2013 tarihli ilamına göre, ‘’Davalı yüklenici ile davacı arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmamaktadır. Davacının, arsa sahibinin halefi sıfatıyla sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunabilmesi için arsa sahibi ile yüklenici arasında yapıldığı bildirilen sözleşmeden kaynaklı hakların satıcı arsa sahibi tarafından davacıya temlik edilmiş olması gerekir. Alacağın temliki kapsamında sözleşmeden doğan şahsi hakların temliki, 818 sayılı BK'nın 163. maddesi gereğince yazılı şekilde olmadığı sürece geçerli değildir. Bu halde, mahkemece, davacıya dava dışı arsa sahibi tarafından sözleşmeden doğan hakların temlik edildiğine ilişkin yazılı temlikname sunması için süre verilmesi gereklidir. Arsa sahibi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine isabet eden bağımsız bölümleri yükleniciden teslim alıp kabul ettikten sonra üçüncü kişiye satmış ise, bu durumda kural olarak yeni malik yükleniciye karşı hiçbir talepte bulunamaz, çünkü yüklenici edimini arsa sahibine karşı yerine getirip inşaatı teslim etmekle borcundan kurtulur. Üçüncü kişi satın ve teslim aldığı inşaatta bazı ayıpların bulunduğunu saptarsa ancak satıcısı arsa sahibinden satış sözleşmesi nedeniyle ayıba karşı tekkeffül hükümlerine dayanarak süresinde istemde bulunabilir.’’ denilmiştir.(bkz. aynı dairenin 2013/3694 esas ve 2013/5737 karar sayılı ilamı) Yukarıda belirtilen açıklamalar ve Yargıtay içtihadı birlikte nazara alındığında, eldeki davanın tarafları arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava dışı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında sözleşmeden kaynaklı hakların satıcı arsa sahibi tarafından davacıya temlik edildiğine dair bir temlike dosyada rastlanılmadığı, dolayısıyla davacının 7 ve 8 numaralı arsa sahibinden satın alındığı anlaşılan bağımsız bölümler yönünden yüklenici olan davalılara karşı eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı bedellerin tahsili için talepte bulunulamayacağı, sunulan fatura, ödeme dekontu gibi belgelerden bu taşınmazlar için davacı tarafından davalılara yapılan bir ödemenin de görülmediği anlaşılmıştır.
Tapu kaydına göre arsa sahibinden değil davalılardan alındığı anlaşılan 9 numaralı bağımsız bölüm ile yargılama boyunca davacıya yüklenici tarafından satıldığının davalı vekili tarafından kabul edilmesi nedeniyle 12 numaralı bağımsız bölümdeki ve bunlara isabet eden ortak alanlarındaki eksik ve ayıplı iş bedellerinin tespiti amacıyla mahkememizce bilirkişi raporu alınmış olup, bu sayılan bağımsız bölümler için dava konusu uyuşmazlıkta TBK'nun satış sözleşmelerine ilişkin hükümlerinin uygulanması gereklidir. Bu doğrultuda ilgili hükümler incelendiğinde; TBK'nun 231/1.maddesi hükmüne göre, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın ayıp sonradan ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı ve alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkının bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmayacağı, aynı maddenin 2.fıkrasında ise, satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olması halinde 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı; TBK'nun 146.maddesinde ise kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düzenlenmiştir.
Dolayısıyla satım sözleşmesine konu edilen taşınmazlardaki eksik işlerin tazmini istemi 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan davacı tarafça 9 ve 12 numaralı bağımsız bölüm ve buna isabet eden ortak alanlardaki eksik işlerin davalılardan tazmin talebinin yerinde olduğu, davalının ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında yine bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilerek davalılara tebliğ edilen gerek tespit raporları ve gerek davacının yetki verdiği Site Yönetimi ve kendileri tarafından çekilen noter ihtarlarıyla süresinde ihbarda bulunulduğu kabul edilerek bilirkişi marifetiyle 12 numaralı bağımsız bölümde tespit olunan gizli ayıp niteliğindeki zararın da davalılardan tahsilinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, dava, cevap ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının, yukarıda belirtilen nedenlerle 9 ve 12 numaralı bağımsız bölümdeki ve bu bölümlere isabet eden ortak alanlardaki dava tarihi itibarıyla KDV dahil eksik ve gizli ayıplı bedellerin tazmini talebinin yerinde olduğu, bu suretle mahkememizce verilen ara karar doğrultusunda düzenlenen, hükme esas alınan, yargısal denetime elverişli 19/07/2023 tarihli heyet bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere 12 numaralı bağımsız bölümde gizli ayıplı imalat tutarı 5.113,07-TL, 9 ve 12 numaralı bağımsız bölümde eksik imalat tutarı 94.567,31-TL, 9 ve 12 numaralı bağımsız bölüme ilişkin ortak alanlardaki eksik imalat tutarı 42.399,69-TL olmak üzere toplam 142.080,07-TL'nin davalılardan talep edilebileceği, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı, bu yönden davanın reddi gerektiği, davanın kısmi dava olması nedeniyle kabul edilen 142.080,07 TL'nin 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren bakiye kalan tutarının ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili gerektiği anlaşılmış olup, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, 142.080,07 TL'nin 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiye kalan tutarının ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 24.05.2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Yazılan gerekçeli kararın bir kısmında: "eldeki davanın tarafları arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava dışı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında sözleşmeden kaynaklı hakların satıcı arsa sahibi tarafından davacıya temlik edildiğine dair bir temlike dosyada rastlanılmadığı, dolayısıyla davacının 7 ve 8 numaralı arsa sahibinden satın alındığı anlaşılan bağımsız bölümler yönünden yüklenici olan davalılara karşı eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı bedellerin tahsili için talepte bulunulamayacağı, sunulan fatura, ödeme dekontu gibi belgelerden bu taşınmazlar için davacı tarafından davalılara yapılan bir ödemenin de görülmediği anlaşılmıştır." şeklinde gerekçe belirtilmek suretiyle, ıslah dilekçelerinde talep etmiş oldukları 296.073,52 TL'lik tutarın 142.080,07 TL'lik kısmı yönünden kabul kararı verildiğini, kalan tutar yönünden davalarının reddine karar verildiğini, işbu kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dosyaya kazandırmış oldukları, davalılar tarafından müvekkili şirkete kesilen faturalardan da anlaşılacağı üzere 7 ve 8 no'lu bağımsız bölümlerin de faturalarının mevcut olduğunu, gerekçeli kararda bahsedildiği gibi; müvekkili şirketin 7 ve 8 no'lu bağımsız bölümlerini arsa sahibinden satın almış olsaydı, bahsi geçen faturaları da kesemeyeceğini, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından bedeli ödenmiş olan ve davalılar tarafından müvekkili şirkete faturası kesilmiş bulunan 7 ve 8 no'lu bağımsız bölümlerin davalılardan satın almış oldukları hususunun kabulü gerekeceğini, yargılama süresince birden çok bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılmış olduğunu, tüm raporların birbiriyle çeliştiğini ve müvekkili şirketin zararını karşılayacak bir hesaplama yapılmadığını, müvekkili şirketin mağduriyetini azalmak yerine daha da arttırdığını, hal böyleyken ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar kurulmasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin zararını karşılayabilecek ve tam olarak hesap yapılabilecek şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılması suretiyle hukuka uygun bir karar kurulması gerektiğini, davalı tarafın Ankara 5. Genel İcra Dairesi'nde 2024/31892 E. numarası ile haksız olarak ilamlı icra takibi başlattığını, işbu takibe ilişkin ödeme icra emrinin taraflarınca 17.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup buna binaen taraflarınca Ankara 5. Genel İcra Dairesi'nde 2024/32897 E. no'lu karşı icra takibi başlatıldığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının tam olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiş, dosyaya sunmuş oldukları istinaf başvuruna cevap dilekçesinde belirtmiş oldukları ayrıntılı nedenlerle de davalı yanın haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından verilen 03.06.2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince, satım sözleşmesine konu edilen taşınmazlardaki eksik işlerin tazmini isteminin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan davacı tarafça 9 ve 12 numaralı bağımsız bölüm ve buna isabet eden ortak alanlardaki eksik işlerin davalılardan tazmin talebinin yerinde olduğunu, davalının ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığını, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında yine bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilerek davalılara tebliğ edilen gerek tespit raporları ve gerek davacının yetki verdiği Site Yönetimi ve kendileri tarafından çekilen noter ihtarlarıyla süresinde ihbarda bulunulduğu kabul edilerek bilirkişi marifetiyle 12 numaralı bağımsız bölümde tespit olunan gizli ayıp niteliğindeki zararın da davalılardan tahsilinin mümkün olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verildiğini, ... İş Ortaklığının dava konusu edilen inşaatı, teknik şartname ile mahal listesi doğrultusunda, tam ve eksiksiz olarak inşa ederek, tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve teslim ettiğini, sonrasında Site Yönetiminin kullanım sırasında ortaya çıkan bazı gerekliliklerin tespit edildiğinin belirtildiğini ve söz konusu tespitlerin bedelinin, tamamen müşteri memnuniyeti kapsamında ... İş Ortaklığının ödediğini ve tüm taşınmaz malikleriyle herhangi hak ve alacağın bulunmadığına ilişkin ibraname imzalandığını, söz konusu ibranamenin taraflarınca ilk derece mahkemesi'nin dosyasına ibraz edildiğini ancak hüküm tesis edilirken işbu ibranamenin dikkate alınmadığını, davanın kabulü yönünde karar vermiş olduğu 9 ve 12 no.lu bağımsız bölümleri, müvekkilinin iskân ruhsatının alınmasından sonra (12.12.2014) dava dışı gerçek şahıs ...’a sattığını, dava dışı ...'ın ise satın aldığı taşınmazları 2 yıl sonra 08.12.2016 tarihinde davacı ... A.Ş.’ ye devrettiğini, müvekkili ile ... ve/veya ... A.Ş. firması arasında herhangi yazılı bir sözleşme veya taahhüt bulunmadığını, müvekkilinin arsa paydaşları ile imzaladığı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin, bu sözleşmede imzası olmayan üçüncü şahısları bağlamadığını, ... isimli işyeri sitesinin arsa sahiplerine 25.03.2014 tarihinde düzenlenen tutanak ile teslim edildiğini ve 12.12.2014 tarihinde de iskan ruhsatı alındığını, dosyada davacının taleplerine konu edilen 9 ve 12 no.lu taşınmazların tamamlandığını, iskan ruhsatı alındığını ve mevcut durumu ile Melih Sadi Yıldırım tarafından satın alındığını, satış tarihinden sonra müvekkiline herhangi bir ihbarda da bulunulmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve TBK’ya göre ayıp ihbarının satın alma tarihinden sonra derhal yapılması gerektiğini, davacının ilk ihbarını 22.02.2017 tarihinde yaptığını ve işbu davayı açtığını, ilk derece mahkemesince süresinde yapılan ayıp ihbarının bulunmadığına yönelik itirazlarının değerlendirilmeden hatalı hüküm tesis edildiğini, ayrıca ilk derece mahkemesince zamanaşımına yönelik beyanlarının da hatalı değerlendirildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hususların, davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren ayıp niteliğinde olduğunu, ancak davalıların bu ayıbı gizlemek için herhangi bir hileye başvurmadıklarını, davacının bu ayıpları bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte görebileceği ve tapu sicilinin aleni olması nedeniyle bu ayıplardan kolayca bilgi sahibi olabileceğini, bu nedenlerle açık ( görünür ) ayıp niteliğinde olduklarını, davacının teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun'un 4.maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalılara ayıp ihbarında bulunmadığının tartışma konusu olmadığını, her ne kadar 4. maddede konut satışlarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüş ise de, otuz günlük ihbar süresinin burada da uygulanacağını, konutu satın alan davacının, açık ayıp halinde, malı teslim aldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde satıcı veya malike ayıp ihbarında bulunur ise, bu durumda malı teslim aldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde 4077 sayılı Kanun'a dayanarak dava açabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ilk derece mahkemesinin dosyasında davacı tarafın 12 nolu taşınmaz ile ilgili olarak dava dilekçesinde su problemi hususunda herhangi bir talepte bulunmadığı ve davanın genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını defaetle bildirilmelerine rağmen mahkeme tarafından bu itirazlarının dikkate alınmayarak hüküm tesis edildiğini, davacının taşınmazı satın aldıktan sonra bodrum duvarlarında bir sıra delik açması sonucunda oluşan su probleminde müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkemece bu hususta ve bedele ilişkin yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını ve hatalı hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini ve dosyaya sunmuş oldukları istinaf başvuruna cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak sundukları gerekçelerle davacı yanın haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, davalı yüklenici ortaklığa karşı açılan eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin yükleniciliğini davalı ortaklığın yapmış olduğu taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca daire satın aldığını, davalı ortaklığın dava dışı arsa sahipleri ile aralarında akdetmiş olduğu sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini, davacıya ait ve dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerde ve site ortak alanlarında ayıplı ve eksik işler bulunduğunu, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/159 Değişik İş sayılı dosyası ile eksik ve ayıplı işlerin tespitine karar verildiğini, bu eksik ve ayıplı işlerin tutarlarının tahsili amacıyla davalılara ihtarname gönderildiğini, ancak davalıların ödeme yapmadığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle dava dilekçelerinde şimdilik 5.000,00 TL alacaklarının davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuş ve ıslah dilekçesi ile bu istemlerini 296.073,52 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, yukarıda belirtilen gerekçelerle öncelikle husumet itirazında bulunmuş, davacının, müvekkili yüklenici ile dava dışı arsa sahipleri arasındaki inşaat sözleşmesine taraf olmadığını ve yine müvekkilinden bağımsız bölüm satın alınmadığını belirterek davanın husumet nedeniyle reddini talep etmiş, esas yönünden ise site yönetimi ile tüm taşınmaz maliklerinin müvekkili site yönetimini eksik ve ayıplı işler nedeniyle ibra ettiklerini ve bu konuda ibraname düzenlendiğini belirterek ibraname nedeniyle davanın reddini talep etmiş ve zamanaşımı defiinde bulunarak ıslah ile arttırılan taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece husumet itirazı yönünden ve resen de husumetin dikkate alınması gerektiğinden davacının bağımsız bölümlerini, dava dışı arsa sahiplerinden mi yoksa davalı yüklenicilerden mi veya her iki taraf dışında dava dışı üçüncü kişilerden mi satın aldıkları konusunda bir araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle öncelikle bu hususun araştırılıp, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden satış akit tabloları getirtilip akdi ilişkinin açıklığa kavuşturulması zorunlu olduğu gibi, şayet davacı yanın yükleniciden bağımsız bölüm satın alması durumunda bu bağımsız bölümün konut niteliğinde olması halinde ise, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketici Yasası uyarınca görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Davacı yanın bağımsız bölümlerini arsa sahiplerinden ya da dava dışı üçüncü kişilerden satın almaları halinde ise, görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri olacaktır. Bu nedenlerle öncelikle davacı yanın bağımsız bölümlerini dava dışı arsa sahiplerinden mi satın aldığı yoksa davalı yüklenici ortaklıktan mı satın aldığı konusunun açıklığa kavuşturulması için gerekirse yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak ve davaya konu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bu sözleşmedeki paylaşım hükümleri de incelenmek suretiyle davacıya ait bağımsız bölümlerin sözleşme uyarınca arsa sahiplerine mi yoksa yükleniciye mi bırakılan bağımsız bölümlerden olduğu da netleştirildikten sonra ve dosyaya getirtilecek satış akit tabloları da incelenerek davacının bağımsız bölümlerini kimden satın aldığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ve kural olarak sözleşme gereğince yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin de uygulamada kat irtifakına geçilirken öncelikle tapu maliki olan arsa sahipleri adına tapuda tescilinin sağlandığı akabinde arsa sahibi tarafından yüklenicinin talimatı ile yüklenicinin gösterdiği üçüncü kişilere devri sağlandığından, davacının, davaya konu bağımsız bölümleri dava dışı arsa sahiplerinden satış yoluyla devralsa bile bu bağımsız bölümlerin sözleşme uyarınca yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerden olduğunun anlaşılması halinde uygulama gereği arsa sahiplerinden tapuda devralmış olabileceği gözetilerek bu hususun davalı yüklenici ortaklıktan taşınmazın devralındığı sonucunu değiştirmeyeceği de değerlendirilerek ve yine davacı tarafından dosyaya sunulan davalı yüklenici ortaklığa yapıldığı söylenen ödeme belgeleri de değerlendirilerek davacının bağımsız bölümlerini kimden satın aldığının açıklığa kavuşturulmasından sonra bir kısım bağımsız bölümlerin arsa sahiplerinden veya yüklenici dışındaki üçüncü kişilerden satın alındığının tespiti halinde bu bağımsız bölümler yüzünden açılan davanın bu dava dosyasından tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilip ayrılan dosya yönünden görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu da gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi, şayet davaya konu tüm bağımsız bölümlerin dava dışı arsa sahiplerinden veya üçüncü kişilerden satın alındığının tespiti halinde ise eldeki davada tüm bağımsız bölümler yönünden açılan dava hakkında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Yine kabule göre de, davacı yanın, davaya konu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerini davalı yüklenici ortaklıktan satın almış olması halinde ise, davalı vekilinin yapmış olduğu ibraname savunmasının usulüne uygun şekilde değerlendirilerek davalı yanın sunduğu ibranamelerin davacı tarafından da verilip verilmediği hususunun titizlikle araştırılarak davalının savunmasında geçen ve dosyaya sunulan ibranameler nedeniyle davalı ortaklığın eksik imalatlar ve açık ayıplı imalatlar yönünden sorumluluğunun sona erip ermediğinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken mahkemece dosyaya sunulan ibranamenin site yönetimi tarafından verildiği ve davacıyı bağlamadığının kabulü ile ibranameler değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması da kabul şekli itibari ile doğru olmamıştır.
Yine davalı vekili ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunmuş, mahkemece davalı yanın zamanaşımı defi, olayda satış sözleşmesine ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilerek reddedilmiş ise de, satışa ilişkin zamanaşımı hükümlerinin, bağımsız bölümlerin davalı yüklenici ortaklıktan satın alınmış olması halinde uygulanmasının mümkün olacağı, zira bu takdirde davacının davalı ortaklıktan satış hükümleri doğrultusunda bağımsız bölümleri satın aldığının kabulü gerektiği, ancak davacı yanın şayet sözleşmede arsa sahiplerine bırakılan bağımsız bölümleri satın aldığının anlaşılması halinde ise, arsa sahiplerinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye karşı eser sözleşmesinden kaynaklanan haklarını devralmış olacaklarından (usulüne uygun şekilde dava dışı arsa sahiplerinden alınmış temlik belgesinin ibrazı halinde) bu durumda olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin, eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalar nedeniyle TBK'nın 146/6. Maddesi uyarınca 5 yıl olduğu gözetilerek davalı yanın zamanaşımı definin de buna göre değerlendirmesinin yapılması gerekirken mahkemece davacının, bağımsız bölümlerini kimden satın aldığı hususunun yeterince araştırılıp belirlenmeden tüm bağımsız bölümler yönünden satışa ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanarak davanın sonuçlandırılmış olması da dairemizce usul ve yasa hükümlerine aykırı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde öncelikle görev hususu gözetilerek ve bu konuda gerekli araştırma yapıldıktan sonra sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin AYRI AYRI KABULÜNE,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarihli ve 2017/498 Esas 2024/230 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-3 ve a-6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 2.426,37 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 2.426,37 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 1.169,40'ar TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.