Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1069
2025/170
18 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1069 Esas
KARAR NO : 2025/170 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2024
NUMARASI : 2016/497 Esas-2024/329 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Zarar Alacağı
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi zarar alacağı davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca ihale edilen ve davalı taahhüdünde bulunan "İstanbul - Kayabaşı 19. Bölge 1009 Adet Konut, 3 Adet Ticaret Merkezi Altyapı Ve Çevre Düzenleme İnşaatı İşi" nedeniyle davalının işi yerine getirmede temerrüde düştüğünü, davalının 27.02.2012 tarihli sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmesi için birçok kez uyarıldığını, en son 29.05.2013 tarihli ihtarname keşide edilmiş olduğunu, verilen süre dolmadan yüklenicinin 19.06.2013 tarihli dilekçesiyle mali aciz içinde olduğunu, işe devam edemeyeceğini bildirerek fesih talep etmiş olduğunu, bu durumda 26.06.2013 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, işin başka yükleniciye ihale edilmesiyle, 2.ihale bedeli olan 91.000.000,00 TL ile 1.ihaledeki 2.teklif olan 68.230.000,00 TL arasındaki fark ve 2.930.210,92 TL fesih hakediş bedeli toplamı olan 25.700.280,92 TL davacı idarenin feshedilen sözleşme nedeniyle zararı olduğunu, ayrıca teknik personel cezası ve iş programı cezası olarak 1.536,41 TL alacaklarının ve ikinci yüklenici ile ikmal ihalesi yapılıncaya kadar şantiye güvenlik ihalesi yapılarak 73.431,40 TL ödeme yapılması nedeniyle davalı yandan alacaklarının bulunduğunu belirterek toplam 25.775.248,73 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası kısa vadeli kredi avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin feshinin hukuksuz olduğunu, birinci ihalenin açık ihale usulüyle yapıldığını ikinci ihalenin ise rekabet ortamı yaratılmadan pazarlık usulüyle fahiş fiyatla yapılmış olduğunu, ikinci ihalenin fesihten 3 ay sonra yapılmakla makul sürede yapılmadığını, iki ihalenin aynı koşullarda yapılmadığını, ikinci ihalede yaklaşık maliyette bir artış olmamışsa idarenin zarara uğramamış olduğunu, menfi zararın birinci ihaledeki sözleşme tarihi ile teslim tarihine eklenecek makul sürenin bitimindeki serbest piyasa fiyatlarına göre oluşan maliyetler arasındaki fark olduğunu, artan ihale bedelinden davalının sorumlu tutulamayacağını, ayrıca yatırdıkları teminatın idarenin menfi zararından mahsup edilmesi gerektiğini, davalıya teknik personel ve iş programı cezasının tebliğ edilmediğini, davalının davacının imalatların korunması amacıyla alınan güvenlik önlemleri ve güvenlik ihale bedelinden de sorumlu olmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 tarih 2016/497 Esas 2024/329 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı işveren, davalı yüklenici konumundadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında 26.04.2012 tarih ve 2012 / 26602 nolu İstanbul Kayabaşı 19. Bölge 1009 konut ve 3 adet ticaret merkezi Altyapı ve çevre düzenleme ihalesi kapsamında 25.07.2012 de imzalanan eser sözleşmesinin, davalı yüklenicinin 19.06.2013 tarihli mali aciz içinde bulunması nedeniyle idarece 4735 sayılı Kanunun 19 ve YİGŞ’ nin 47.maddesine dayanılarak 26.06.2013 te feshedilmesinden sonra ikmal inşaatının yeniden ihale edilmesiyle 2.ihale ile 1. İhaledeki en uygun 2.teklif bedeli arasında oluşan ve idarenin katlanmak zorunda olduğu menfi zararın, davalının teknik personel bulundurması ve iş programı tesliminden kaynaklı cezaların, 26.06.2013 fesih tarihi ile 2. İhalenin yapıldığı 30.09.2013 arasında, birinci yüklenici tarafından yapılan imalatların korunması ve şantiye güvenliğinin sağlanması için yapılan ihale nedeniyle ödenen güvenlik ihale bedelinin davalıdan istenip istenmeyeceği ve istenebilecekse miktarları, sözleşme feshinin haklı olup olmadığı, kesin teminatın borçtan mahsup edilip edilmeyeceği, 2. İhalenin aynı koşullarda ve makul sürede yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Mahkememizce dördüncü olarak alınan bir Sayıştay uzman denetçisi, bir inşaat mühendisi ve bir sözleşme-hesap uzmanı bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyet raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.(Daha önce alınan bilirkişi raporlarındaki aksi yöndeki tespitler dosya kapsamına uygun düşmediğinden değerlendirmeye alınmamıştır).
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, sözleşme-ekleri, hakediş dosyası, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Dava yanlar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davalı yüklenicinin üstlendiği yapım işini içine düştüğü mali aciz nedeniyle yapamayacağını belirterek feshini istemesi üzerine, idarece akit feshedilmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşme 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna tabidir. Anılan yasanın 19. Maddesinde; “ Sözleşme yapıldıktan sonra mücbir sebep halleri dışında yüklenicinin mali aciz içinde bulunması nedeniyle taahhüdünü yerine getiremeyeceğini gerekçeleri ile birlikte yazılı olarak bildirmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve ek teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.” Şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 22. Maddesinde ; “…. 19 uncu maddeye göre yüklenicinin fesih talebinin İdareye intikali ,,, itibariyle sözleşme feshedilmiş sayılır” Şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan işe ilişkin sözleşme 25.07.2012 de yapılmış olup, yüklenici yer tesliminden itibaren işi 660 günde 67.881.034 TL bedelle bitirmeyi taahhüt etmiştir. İşin yaklaşık maliyeti 94.467.515,79 TL'dir. Sözleşmenin 12.maddesine göre yüklenici iş programını hazırlamak ve idarece onaylı programa uymak zorundadır.
Dava dosyasında bulunan taraflarca imzalı 05.05.2013 tarih ve 6 nolu hakedişte yapılan iş tutarı 2.930.552,49 TL olup, yer teslimi ile 05.05.2013 tarihi arasında geçen süre 279 gün olması ve işin süresinin 660 gün olduğu dikkate alındığında bu sürede işin (279 /660) = %42,27 oranında bitirilmesi gerekirken, 2.930.552,49 / 67.881.034 = %4,321245 oranında gerçekleştirildiği, böylece iş programının gerisinde kalındığı görülmüştür. Taraflarca imzalanan fiziki gerçekleşme yüzdesi tablosundaki oran da aynıdır.
15.11.2013 tarihli fesih hakkedişi davet edilmesine karşın davalı tarafça imzalanmamıştır. Davalıya idare tarafından yükümlülüklerini yerine getirmesi için birçok ihtar gönderilmiş, en son 29.05.2013 tarihinde hafriyattan çıkan toprağın şantiye sahası veya izinli depo alanlarına götürülmesi ve işin, iş programına uygun olarak yapılması için 20 gün süre verilerek aksi halde kesin teminatların gelir kaydedileceği ve sözleşmenin feshedileceği ihtar edilmiş, ihtar 03.06.2013 de davalıya tebliğ edilmiş, davalı süre dolmadan 19.06.2013 tarihli dilekçesi ile mali aciz içinde olduğunu, işe devam edemeyeceğini belirterek sözleşmenin feshini talep etmiştir.
İdare de sözleşmenin 26.maddesinin göndermesiyle 4735 sayılı kanunun 19 ve YİGŞ’ nin 47.maddesine göre kesin teminatı gelir kaydederek sözleşmeyi 26.06.2013 te sözleşmeyi feshetmiştir. Madde düzenlemelerine göre yüklenicinin mali aciz içinde olması nedeniyle teminatların 4735 saylı kanunun 19. maddesine göre gelir kaydedilerek, sözleşmenin feshedilmesi ve hesabın genel hükümlere göre tasfiye edilmesi gerekecektir. 22.maddeye göre gelir kaydedilen teminatlar borca mahsup edilemeyecektir.
4735 sayılı kanunun 19. maddesinin, 6098 sayılı TBK.nun 124. maddesindeki bildirimsiz fesih şeklini benimsediği belirgindir. Davalı yüklenicinin mali aciz içinde bulunduğunu (gerekçesi ile birlikte belirterek) taahhüdünü ifa edemeyeceği yönündeki 19.06.2013 tarihli yazısı üzerine, davacı idarenin yanlar arasındaki sözleşmeyi davalının kesin teminatını irad kaydederek 24.06.2013 te tarihinde feshetmesi yasaya uygun olup, haklı fesih niteliğindedir.
Bu nedenlerle, davalının süre uzatım talepleri de olmadığından mali aciz içinde olması nedeniyle sözleşmenin idarece feshedilmesi, yukarıda belirtildiği gibi mevzuatta yer alan düzenlemelere uygun olup; davalının sözleşmenin feshinin haksız olduğu ve teminatların menfi zarardan mahsup edilmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
4735 sayılı kanunun 19. maddesi uyarınca hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği yönündeki hükümden, tasfiyenin 6098 sayılı TBK.nun 123-125. maddeleri çerçevesinde çözümleneceği gerektiği anlaşılmaktadır.
TBK 125/3. maddesinde “Sözleşmeden dönme (fesih) halinde .. alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir” denilerek, akdin feshi – sözleşmeden dönülmesi – halinde istenilecek zararın menfi zarar olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davacının menfi zarar talebi incelendiğinde; Davaya konu olayda; ilk ihale “açık ihale usulüyle” yapılmış iken, ikinci ihale belli istekliler arasında “pazarlık usulü” ile yapılmıştır. Birinci ihale usulünde, ihaleye bütün istekliler teklif verebilecek iken, ikinci ihale usulünde, yalnızca ihaleye davet edilen istekliler teklif verebilecektir. Böylece, iki ihale aynı yöntem ve koşullarda yapılmamış, ikinci ihale, ilk ihaledeki gibi rekabetçi bir ortamda gerçekleştirilmemiştir.
Yargıtay yerleşik kararlarında, “ Yapılacak iş davacının menfi zararının kalan iş yönünden, ilk ihalede en iyi ikinci teklifteki miktar ile makul süre içinde aynı koşullar ve aynı yöntemle yapılan ya da yapılması gereken ikinci ihaledeki bedel arasındaki fark olarak hesaplanması…” olduğuna işaret edilmiştir.
Ne var ki; sözleşmesi feshedilen ihale açık ihale usulüyle yapılmışken, fesihten 3 ay sonra 20.09.2013 te yapılan ihale, idarece, 1. yüklenici ( davalı ) tarafından yapılan imalatların korunması, bozulmaması, şantiye sahasının güvenliği taşıyıcı sistemin çevresel faktörlerle yıkılma riski ve çevreye zarar verme riski bulunduğu gerekçesiyle işin bir an önce ihale edilmesi için işi 4734 sayılı kanunun 21 / b maddesine göre pazarlıkla yapılmasına karar verilmiş ve ihale Kamu İhale Kurumu tarafından verilen 2013/ 134620 kayıt numarasını almıştır.
İhaleye ilişkin sözleşmenin 26.06.2013 tarihinde feshedilmesi, 2 ihalenin 30.09.2013 tarihinde yapılması arasında geçen sürenin makul süre olup olmadığı değerlendirildiğinde; 1.ihaleye ilişkin sözleşmenin 26.06.2013 tarihinde feshedilmesiyle, tasfiye işlemleri yapılan ve kalan işlerin tespiti, yaklaşık maliyetin hesaplanması, davet edilecek firmaların araştırılması, ihale dokümanın hazırlanması gibi işlemlerin belli bir zamanı gerektirdiği, bu nedenle fesihten 3 ay sonra 2. ihalenin yapılmasının makul süre içinde olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı, işin pazarlık yoluyla ihale edilmesini mevcut imalatların korunması, bozulmaması, şantiye sahasının güvenliği taşıyıcı sistemin çevresel faktörlerle yıkılma riski ve çevreye zarar verme riski bulunduğu gerekçesiyle işin bir an önce ihale edilmesi, kamu zararının asgari seviyeye indirmek için işin acilen 4734 sayılı kanunun 21 / b maddesine göre pazarlıkla yapılmasına karar verilmiş olduğunu iddia etmiştir.
Davacı vekili her ne kadar işin aciliyetinden söz etmiş ise de; İdarece tanzim edilen kesin hakedişe göre işin henüz 2.930.552,49 TL'lik kısmının oransal olarak da %4,321245 lik kısmının yapıldığı anlaşılmaktadır. Yani henüz işin kaba inşaat safhası dahi tamamlanmamış, ancak temeller ve su basman yapılıp bekli 1-2 kat betonarme imalatının yapılmış olabilecektir. İlk sözleşme idarece 24.06.2013 tarihinde feshedilmiş, ikmal inşaatı ihalesi (2. İhale) fesihten sonra 3 ay sonra 30.09.2013 te yapılmış, ikmal inşaatı sözleşmesi 26.10.2013 tarihinde imzalanmıştır. Oysa davacı idarenin yaklaşık 5 ay içinde yani Kasım 2013 sonuna kadar olabilecek makul süre içinde açık ihale yöntemiyle ihaleyi gerçekleştirme olanağı bulunmaktadır.
Öte yandan işin henüz betonarme aşamasında olduğu ve beton dökümünün mevsimsel koşullardan en çok etkilenen imalat kalemi olduğu (başka bir ifade ile zorunlu olmadıkça ve/veya ilave önlemler alınmadıkça yapılamayan bir iş kalemi olduğu nazara alındığında, inşaatın yapılacağı Kayabaşı semtinin Başakşehir ilçesine bağlı olduğu ve havanın fen noktasından çalışılmaz mevsimin bulunmadığı dikkate alındığında; çalışılmaz mevsim başlangıcından önce böyle bir ihale yapılmasının gerektiği de söylenemeyecektir. Böylece davacı idarenin, erken ihale yaparak zararını azaltamayacaktır. Sözleşme tarihine göre kazanıldığı düşünülebilecek en fazla süre 1-2 ay arasındadır. İhalenin yapıldığı 30.09.2013 tarihinden tarihten en çok 2 ay sonra açık ihalenin yapılması halinde ( yani açık ihalenin 30.11.2013 tarihinde gerçekleştirilmesi durumunda dahi) betonarme imalatının korunması, bozulmaması, şantiye sahasının güvenliği taşıyıcı sistemin çevresel faktörlerle yıkılma riski ve çevreye zarar verme riski olduğu bu bağlamda imalatların mahvına sebebiyet verecek oranda korozyona uğraması teknik gerçeklere uygun değildir. Zira Türkiye genelinde kış koşulları başladığında, henüz betonarme imalatı bitirilmeyen çok sayıda inşaat bulunmaktadır. Fesihten üç ay sonra ihale yapılmasının betonarme imalatın bozulmasını önlemek için olduğu ifade edildiğinden fesihten 5 ay sonra açık ihale yapılması halinde betonarme imalatının bozulacağı ve yıkılacağını öne sürmek makul ve kabul edilebilir görülmemiştir. Bu nedenle imalatların bozulacağı yıkılacağı çevreye zarar verme riski olduğu kabul edilemeyecek bir durumdur. Betonarme imalatının talan edilmesi de makul ve olanaklı değildir. Kaldı ki toplam imalat tutarı 2.930.552,49 TL ‘dir. Bir an için mevcut imalatın 5 ay sonra tamamen kullanılamayacak hale geleceği düşünülse bile, 2.930.552,49 TL kazanç elde etmek için ( 2012-2013 arasındaki karne katsayısı % 4,76 artış gösterdiği dikkate alınarak ilk ihaledeki en iyi ikinci teklif bedeline % 4,76 ilavesiyle bulunan 71.477.748 TL olabileceğinin hesaplanması sebebiyle (91.000.000TL - 71.477.748 TL İkinci ihale teklif bedeli=) yaklaşık 19.522.252,00 TL maliyet artışını kabul etmek de hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır.
Sonuç olarak; davacı idarenin tamamen kendi belirleyerek davet ettiği firmalarla pazarlık ederek, ikmal ihalesini gerçekleştirmesi, kendi takdiri olup, bu yöntemi kullanarak oluşan fazla zararı, davalı yükleniciden talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Buna göre menfi zarar hesabı yapıldığında; İlk ihalede davalıdan sonraki en iyi ikinci teklif 68.230.000,00 TL'dir. İkinci teklif sahibi, yaklaşık maliyete göre [1 – (68.230.000TL / 94.467.515,79 TL TL)=] % 27,77 tenzilatla teklifini hazırladığı görülmektedir. İkinci ihalenin de aynı koşullar ve yöntemle yapılması başka bir değişle açık ihale usulüyle yapılması halinde, gelecek tekliflerden benzer bir sonuç alınabileceği ya da en azından 2012-2013 arasındaki karne katsayısı % 4,76 artışın tenzilat olarak gönderilmesi halinde % 23,01 tenzilat öngörülebilecektir. Yapılabilecek tenzilatın ilk ihaleye kıyasla en çok % 20 olarak öngörülmesi halinde ikinci ihalenin açık ihale olarak yapılmış olması halinde ikinci ihale sözleşme bedelinin, [ikinci ihale tarihinde olması gereken yaklaşık bedel dikkate alınarak) 97.270.790,19TL x (%100 - %20) =] 77.816,632 TL olabileceği hesap ve kabul edilmiştir.
Bu durumda davacı idarenin menfi zararı: İkmal inşaatının açık ihale usulünün uygulanması halinde işinde olması gereken ihale bedeli : 77.816.632,00 TL; Davalı hakedişi (yaptı iş bedeli) : + 2.930.552,90 TL; Minha ilk ihaledeki 2. en iyi teklif tutarı:- 91.000.000,00 TL = 10.252.815,10 TL olarak davacının talep edebileceği menfi zarar miktarı hesaplanmıştır.
Davacının teknik personel ve iş programı gecikme cezaları talebi incelendiğinde; 1. sözleşme 4735 sayılı kararın 19.maddesi ve YİGŞ’ nın 47.maddesine göre feshedilmiş olup, bu durumda kesin teminatlar gelir kaydedilir ve hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.
İdarece düzenlenen ve davalı tarafça da imzalanan fesih hakkedişinde sözleşmenin 23.maddesine göre teknik personel bulundurmama cezası olarak kesilen 1.250,00 TL ve özel idari ve teknik şartnamenin 8.maddesine göre iş programının geç sunulmasından kaynaklı 286,41 TL lık kesintinin toplamda 1.536,41 TL’nin davalıdan istenebileceği kanaatine varılmıştır.
Çünkü kesin hesap çıkarılırken yüklenicinin yaptığı iş bedeli, kesilerek cezalar (aşağıda ayrıca izah edilecek olup) geçici kabul kesintilerinin dikkate alınması gerekir. Dosyada bulunan yükleniciye yaptığı iş bedeli olarak yapılan 3.243.170,69 TL lik ödemeden bu cezaların düşülmediği görülmüştür.
Davacının teknik personel ve iş programı gecikme cezaları talebi incelendiğinde; Davacı sözleşme feshinden sonra 2. ihale yapılıncaya kadar ki sürede yapılan işlerin ve sahanın korunması için güvenlik ihalesi yaparak ... Ltd. Şti’ ne yapmış olduğu 73.431,40 TL’yi talep etmiştir. Bu ödemelere ilişkin faturalar dosyada bulunmaktadır.
YİGŞ’ nin 47/17 maddesine göre, sözleşmenin feshi veya tasfiyesi halinde yapılmış iş kısımlarının korunmasını sağlamak üzere işlerin belli bir aşamaya kadar yapılması gerekiyorsa bu husus ayrıntılı olarak durum tespit tutanağında belirtilir. İdare belli bir süre vererek bu işlerin yapılmasını yükleniciden isteyebilir. Yüklenici bu hususları yerine getirmediği takdirde idare bu işleri yüklenici hesabına yapar veya yaptırır. Bu işlerin yaptırılması bedeli, yükleniciye ödenecek bedelden fazla ise aradaki fark yüklenici alacaklarından düşürülür, alacağı kalmamışsa ayrıca tahsil edilir.
YİGŞ’ nin 9.maddesine göre, yüklenici işyerindeki her türlü araç, malzeme, makine, taşıt, tesis ve yapılan işlerin korunmasından kesin kabul tarihine kadar sorumludur. Yüklenici geçici kabule kadar oluşabilecek risklere karşı inşaat sigortası geçici kabulden kesin kabule kadar olan sürede oluşabilecek risklere karşı inşaat sigortası ( allrisk ) yaptırmak zorundadır. Sözleşmenin feshi halinde sigorta, iş yeri yükleniciye ihale edilinceye kadar devam ettirilir, bu süreye ait sigorta giderleri idare tarafından karşılanır.
47/11.maddeye göre feshedilen işlerin hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir, böylece yüklenicinin idare ile ilişkisi kesilmiş olur, işlerin mevcut durumunun tespiti için durum tespit tutanağı düzenlenir (yüklenici ile birlikte) yüklenici hazır bulunmazsa bu husus tutanakta belirtilir 12.fıkraya göre idare, fesihten sonra işleri 4734 sayılı kanunda öngörülen usullerden biri ile ihale etmekte serbesttir. 18.fıkraya göre de fesihten sonra hesap kesme hakkedişi düzenlenir, yüklenici hazır bulunmazsa idare hakkedişi tek taraflı olarak yapılır.
Böylece yüklenicinin işyerindeki malzeme, tesis, taşıt, makine ve yapılan işlerin koruma ve sigorta yaptırma yükümlülüğü, fesih halinde idareyle ilişkisi kesildiğinden sona ermektedir. İdarenin yapılan işlerin korunması için belirli işlerin yapılmasını yükleniciden talep edebilmesi için bunun durum tespit tutanağında belirtilmesi gerekir.
Durum tespit tutanağı ... A.Ş. tarafından 18.07.2013 tarihinde düzenlenmiş, 30.07.2013 de davacı tarafından onaylanmıştır, yüklenicinin fesih işlemlerine katılmadığı da tutanakta belirtilmiştir. Durum tespit tutanağında YİGŞ’ nin 47/17 maddesine göre bir belirtme olmadığından idarenin iş sahasının güvenliği için ödediği bedeli talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yüklenicinin hakettiği tutar hesaplandığında; Taraflarca imzalı 05.05.2013 tarihli hakediş ve inşaat seviyesi tespit tutanağına göre yüklenici 67.811.034 TL lık işi %4,321245 oranında yapmış olup bunun karşılığı 2.930.289,92 TL dır. Yine hakedişe göre hesaplanan fiyat farkı tutarı 5.428,76 TL'dir. KDV dahil kesin hesap tutarı = 3.464.137,47 TL dır. Yükleniciye ödenecek olan ise, 3.242.902,56 TL'dir.
Ödenecek tutar 05.05.2013 tarihli hakedişte 3.243.170,69 TL olarak belirtilmiş 15.11.2013 tarihli kesin hesap icmalinde 2.930.280,92 + 5.428,76 ( fiyat farkı) + 528.427,74 = 3.464.137,42 – ( 1.250 gecikme cezası ) – 146.797,64 (%5 geçici kabul kesintileri) = 3.316.083,79 TL olarak belirtilmiştir. Burada 1.250 TL cezanın gecikme cezası olmayıp teknik personel bulundurmama cezası olduğu anlaşılmıştır. Çünkü sözleşmenin 25.maddesine göre gecikme cezası her gün için sözleşme bedelinin (67811034) on binde 5’i kadardır. Bu tutar 1 gün için 33.905,5 TL olup kesilen ceza gecikme cezası değildir. Bu nedenle 1.250 TL teknik personel cezası uygulanması sözleşmenin 23. maddesine uygundur.
Ayrıca sözleşmenin 11.6.maddesi ve 2006/10570 sayılı BKK nın 2.maddesine göre fesih halinde hakkedişlerden yapılan %5 geçici kabul kesintileri gelir kaydedilir. Buna göre yüklenicinin hakkedişlerinden yapılan %5 kesinti tutarı olan 146.797,63 TL nın düşülmesi sözleşme maddesine uygundur. Bu durumda yükleniciye ödenebilecek tutar 3.242.902,56 – 146.797,63 = 3.096.104,93 TL olmaktadır.
Dava dilekçesine göre, yükleniciye yapılan iş bedeli olarak 2.930.280,92 TL nın ödendiği anlaşılmış olup, bu durumda yüklenicinin kalan alacağı 3.096.104,93 – 2.930.280,92 = 165.824,01 TL olarak hesaplanmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle; davacının 10.252.815,10 TL menfi zarar talep edebileceği, yine 1.536,41 TL teknik personel ve iş programı cezası talep edebileceği(toplam 10.254.351,50 TL), bu tutardan davalının 165.824,01 bakiye hakkediş alacağı mahsup edildiğinde 10.088.527,50 TL idare zararının davalı yükleniciden tahsilinin talep edebileceği anlaşılmış olmakla; davanın kısmen kabulü ile; 10.088.527,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 22/05/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; İdarelerince ihale edilen ve davalı yüklenimindeki “İstanbul Kayabaşı 19. Bölge 1009 Konut, 3 Adet Ticaret Merkezi Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatı İşi”ni konu alan işe ilişkin olarak davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. ile sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin imzalanmasını müteakiben sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi için davalının bir çok kez uyarıldığını, ihtarnamelerin keşide edildiğini, idarelerince Bakırköy 29. Noterliği vasıtasıyla 29/05/2013 tarihli ve 17323 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarnamede verilen süre dolmadan davalının 19/06/2013 tarihli ve 2013-085 sayılı yazıları ile mali acz içerisinde olduğunu, işi devam ettirip, tamamlayamayacaklarını beyan ettiğini ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi gereği sözleşmenin feshedilmesini istediğini, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi çerçevesinde, Stratejik Planlama Komisyonu'nun 26/06/2013 tarihli ve 310 sayılı kararı ile feshedildiğini, ancak sözleşmenin feshi sebebiyle idarelerinin uğramış olduğu zararın davalı tarafından karşılanması gerektiğini, Yargıtay içtihatları kapsamında sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi halinde BK 108. Madde hükmü gereğince menfi zararın istenebileceğini, ilk ihalede davalının teklifine en yakın teklifin 68.230.000,00 TL olduğunu, diğer taraftan fesih durum tespit tutanağına göre işin seviyesinin %4,32 ölçülmüş olup, düzenlenecek hesap kesme hakedişinin toplam miktarının 2.930.280,92 TL olduğunu, işin kalan kısmı için yeni yüklenici ... Yapı İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. & ... İnşaat Gıda Dayanıklı Tük. Mall. Med. Oto San. ve Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. İş Ortaklığı ile 91.000.000,00 TL * KDV bedelle sözleşme imzalandığını, bu işin tamamlanması durumunda idarelerinin yeni ihale bedeli ve fesih hak edişi bedelleri olmak üzere 93.930.280,92 TL ödeme yapmış olacağını, 93.930.280,92 TL - 68.230.000,00 TL - 25.700.280,92 TL idarelerinin zararı doğduğunu, fesih hak edişine göre davalıdan teknik personel cezası ve iş programı cezası alacağı olarak 1.536,41 TL alacaklarının mevcut olduğunu, 04/07/2013 ile 10/10/2013 tarihleri arasında ikmal ihalesi yapılıp yeni yüklenici işe başlayana kadar şantiye alanının güvenliği için idarelerince güvenlik ihalesi yapılmış olup, 73.431,40 TL ödeme yapıldığını, ilk ihalenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19. maddesine istinaden açık ihale usulü ile yapılmış olmasına karşın, ikmal ihalesinin aynı Kanunun 21/b maddesine istinaden pazarlık usulü ile yapıldığını, dolayısı ile ihale usulünün aynı olmadığını, ancak idare ile davalı firma arasında akdedilen sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesinin "Sözleşmenin Feshi ve Tasfiye Durumları" başlıklı 47. maddesinin 12. fıkrasında " İdare fesih işleminden sonra işi 4734 sayılı Kanunda öngörülen usullerden herhangi biri ile ihale etmekte serbesttir. Geri kalan işlerin başka bir yükleniciye ihalesinden dolayı, yüklenici hiçbir hak iddiasında bulunamaz." hükmü bulunduğunu, dolayısı ile ikmal ihalesinin aynı yöntemle yapılacağına dair yasal bir koşul bulunmadığını, mevzuatın farklı bir ihale usulü kullanımına da müsaade etmediğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ilk ihale ile ikinci ihalenin aynı usulle yapılmamış olması gerekçesiyle davacı idarenin kaçırılan fırsattan kaynaklanan menfi zararının TEFE katsayıları kullanılarak yapmış olduğu hesap yöntemiyle idarelerince talep edilen bedelden çok düşük hesaplandığı görüldüğünden, bilirkişi raporunda kullanılan menfi zarar hesap yönteminin konu ile ilgili örnek yargı kararlarında bir örneği bulunmadığından konunun ayrı bir uzmanlık gerektirmesi nedeniyle idarenin uğradığı menfi zararın hesap yönteminin doğru yapılabilmesi adına konu ile ilgili daha yetkin Kamu İhale Mevzuatına hâkim; KİK KK valveya Sayıştay Uzmanı, Üniversitelerde Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi, Kamuda yapım işleriyle ilgili teknik idarelerde görev almış mühendis- mimar vs. farklı bilirkişi heyetince konunun tespitinin yapılmasının uygun olacağının talep edilmiş olmasına rağmen, aynı bilirkişilerce yine aynı rapor tanzim edildiğinden, bu raporun kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesine cevap başvuru dilekçesinde özetle; Önceki tüm beyanlarını tekrar ettiklerini, davacı yanın istinaf nedenlerinin haksız ve kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının haksızlığının yargılama aşamalarında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, mahkemece birden fazla bilirkişi raporu aldırıldığını, bu raporlara göre de ikinci ihalenin pazarlık usulü ile yapılmış olmasının davacının kendi takdirinde olup işbu ihaleden doğan fazla zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, güvenlik ihalesi bedeline yönelik talebin de davacı yanca kanıtlanamamış olup davacı tarafın gerçekleştirdiğini iddia ettiği bu giderlerin, müvekkilinin teslim ettiği imalatların korunmasına yönelik olup buna ilişkin bedelin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu konudaki ilk derece mahkemesi gerekçesinin de isabetli olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki ve konusu "İstanbul Kayabaşı 19. Bölge 1009 Konut 3 Adet Ticaret Merkezi Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatı İşi"nin, davalı yüklenicinin, 19/06/2013 tarihli yazısı ile mali acz içerisinde olduğunu ve işe devam edip tamamlayamayacağını beyan ederek sözleşmenin tesfiyesini talep etmiş olması nedeniyle idarece sözleşmenin 26/06/2013 tarihli 310 sayılı kararı ile feshedilerek kalan işin dava dışı yüklenici ortaklığa ihale edilmiş olması sebebi ile iki ihale bedeli arasında oluşan farktan kaynaklanan 25.700.280,92 TL menfi zarar alacağı ile davalı yükleniciye tahakkuk ettirilen teknik personel cezası ve iş programı cezası olarak 1.536,41 TL alacağın ve yine yeni yüklenici işe başlayıncaya kadar şantiye alanının güvenliği için yapılan güvenlik ihale bedeli olan 73.431,40 TL'nin davalı yükleniciden avans faizi ile birlikte tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı vekili haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda dört farklı heyetten aldırılan bilirkişi kurul raporları sonrasında dördüncü bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu rapor hüküm vermeye yeterli görülerek ve bu rapora itibar edilmek suretiyle yukarıda belirtilen gerekçelerle davacı idarenin sözleşmeyi feshinin, yüklenicinin acz içinde olduğun bildirmiş olması ve sözleşmenin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş olduğundan haklı nedenlere dayandığı kabul edilerek bu gerekçe ile davanın kısmen kabulüne ve iki ihale bedeli arasındaki fark olarak hesaplanan 10.252.815,10 TL menfi zarar alacağı ve 1.536,41 TL teknik personel ve iş programı cezası talebinin de haklı olduğu düzenlenen hakedişlerden anlaşılmakla bu alacak talebinin de kabulü gerektiğinden bu miktar alacağın da kabulü gerektiği, ancak davacı tarafından güvenlik ihale bedeli olarak talep edilen alacağın, sözleşmenin idare tarafından feshedilmiş olması ve işin genel hükümlere göre tasfiye edilmiş olması sebebi ile yüklenicinin idare ile ilişkisinin kesildiğinden davalı yüklenicinin, iş yerindeki malzeme, tesis, taşıt, makine ve yapılan işlerin korunması ve sigorta yaptırma yükümlülüğünün de sona erdiği ve idarenin bu aşamadan sonra, yapılan işlerin korunması için belirli işlerin yapılmasını yükleniciden talep edebilmesi için bunun durum tespit tutanağında belirtilmesi gerektiği, idarece düzenlenen durum tespit tutanağında bu yönden bir tespit bulunmadığından davacı idarenin, iş sahasının güvenliği için ödediği ihale bedelini davalıdan talep edemeyeceği, davalı yüklenicinin de davacı idare nezdinde ödenmeyen bakiye 165.824,01 TL hakediş alacağı bulunduğundan davalının bu alacağını davacı idarenin talep edebileceği toplam 10.254.351,50 TL'den mahsubu sonucunda, davacının talep edebileceği alacak tutarının 10.088.527,50 TL olduğu kabul edilmek suretiyle bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne ve bu alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekilinin istinaf gerekçeleri ile kamu düzenine ilişkin istinaf nedenleri yönünden dairemizce yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda, davacı vekilinin, güvenlik ihale bedelinden davalı yüklenicinin sorumlu olduğu yönündeki istinaf gerekçeleri, dosya kapsamındaki bilgi ve belge ve bilirkişi raporları kapsamında yerinde olmadığı gibi, son bilirkişi kurulu raporundaki, ikinci ikmal ihalesinin pazarlık usulü ile yapılmış olmasının zorunlu nedenlerden kaynaklanmadığı, bu nedenle açık ihale usulü ile ihale edilebileceği, kalan işlerin açık ihale ile ve makul sürede ihale edilmiş olması halinde ikmal inşaatı ihale bedelinin 77.816.632,00 TL olarak belirlenmiş olması usul ve yasa hükümleri ile dosya içerisindeki sözleşme ve ihale dokümanlarına uygun olduğundan davacı vekilinin, pazarlık usulü ile ikmal inşaatı ihalesinin yapılmasının zorunlu olduğu ve bu sebeple idarece pazarlık usulü ile yapılan ikinci ihale bedelinin hesaplamalarda esas alınması gerektiği yönündeki istinaf gerekçelerinde dairemizce isabet görülmediğinden bu gerekçelerin reddine karar verilmiştir.
Ancak davacının menfi zarar istemi yönünden mahkemece aldırılan dört farklı bilirkişi kurulu raporlarından son bilirkişi kurulunun 16/02/2024 kayıt tarihli raporu hüküm vermeye yeterli görülerek bu rapora itibarla karar verilmiş ise de bu rapordaki hesaplama tarzı bir kısım yönlerden yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun düşmemektedir. Menfi zarar hesabı yönünden; davayla ilgili olarak dava konusu işle ilgili ilk yüklenici ile yapılan sözleşmenin dayanağı olan ihalenin tüm evrakları ile ihaleye katılan diğer taliplilerin tekliflerini de ihtiva eden ihale dosyası getirtilip öncelikle ilk yüklenici olan davalının gerçekleştirdiği imalât ve arta kalan imalât tespit ettirilip, bu miktarlarda güncelleme yapılmaksızın kalan imalâtın ilk ihalede yüklenici davalıdan sonraki en düşük teklifi veren şirket ve şahsa verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedel (kaçan fırsat) hesaplattırılıp 26/06/2013 fesih tarihinden itibaren dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ihalenin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığı, ikmâl inşaatının yaptırıldığı ikinci ihale ile birinci ihalenin aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı, özellikle imalâtın konusu ve niteliklerinin farklı olup olmadığı ve bu husustaki yüklenici itirazları incelettirilip ikinci ihalenin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşul ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken bedel hesaplattırılarak, bulunacak rakamın kaçırılan fırsat olarak ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine iş verilmiş olması halinde kalan işlerin tamamlattırılması için ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın menfi zarar olarak” hesaplatmak olmalıdır. Bu bilgiler ışığında son alınan bilirkişi kurul raporu değerlendirildiğinde ikinci ikmal inşaatı ihalesinin açık ihale olarak yapılmış olması halinde 77.816.632,00 TL'ye yapılabileceğinin tespit edildiği görülmektedir. Yine davalı yüklenicinin ilk ihalede teklif ettiği ve taraflar arasındaki sözleşmeye esas olan bedelin 67.881.034,00 TL olduğu ve davalı yüklenicinin fesih tarihi itibari ile işin %4.32'sini tamamlayabildiği, buna göre kalan işin seviyesinin %95,68 oranında olduğu anlaşılmaktadır. İlk ihalede davalı yüklenicinden sonra verilen en iyi ikinci teklifin ise 68.230.000,00 TL olduğu anlaşılmakta olduğundan Yargıtay içtihatlarındaki hesaplama yöntemine göre ilk ihalede yüklenicinden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine iş verilmiş olması halinde kalan işlerin tamamlattırılması için ödenmesi gereken bedel 68.230.000,00 TL / 100 * 95,68 = 65.282.464,00 TL olacaktır. Yine Yargıtay'ın menfi zarar hesabına ilişkin yukarıda belirtilen hesap tarzına göre kalan işin yeniden ikinci ikmal ihalesinin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşul ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken bedelin 77.816.632,00 TL olabileceği anlaşıldığından 77.816.632,00 TL'den ilk ihalede kalan işin yükleniciden sonra en iyi teklifi veren ikinci istekliye verilmesi halinde ödenecek olan ve yukarıda hesaplanan 65.282.464,00 TL'nin mahsubu sonucunda davacı idarenin menfi zarar olarak talep edebileceği alacağın tutarının 12.534.168,00 TL olduğu anlaşılmakla mahkemece davacının menfi zarar alacağı olarak bu miktar alacağı tahsile hakkı olduğu kabul edilerek menfi zarara alacağı talebinin bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken son bilirkişi kurulu raporunda bu şekilde yapılmayan hesaba göre davacının talep edebileceği menfi zarar alacağının 10.252.815,10 TL olduğunun kabulü ile bu miktar menfi zarar alacağına hükmedilmiş olması dairemizce doğru görülmediğinden davacı vekilinin buna ilişkin istinaf gerekçesi dairemizce haklı görülmüş ve bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile davacı idarenin iki ihale bedeli arasındaki farktan oluşan menfi zarar alacağı tutarı olarak hesaplanan 12.534.168,00 TL ile davalı yükleniciye sözleşme ve yasa hükümlerine uygun olarak tahakkuk ettirilen ve yüklenici hakedişinden mahsup edilmediği anlaşılan 1.536,41 TL teknik personel ve iş programı cezası alacağı toplamı olan 12.535.704,41 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 tarih ve 2016/497 Esas 2024/329 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
a-) 12.535.704,41 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Kabul edilen miktar üzerinden Haçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 856.313,95 TL nispi karar ve ilam harç bedelinden dava açılırken davacı tarafından peşin olarak yatırılan 440.176,85 TL'nin mahsubu ile kalan 416.137,10 TL harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İlk derece mahkemesinin 02/05/2024 tarih ve 2016/497 Esas 2024/329 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalıdan alınmasına karar verilen bakiye 248.970,46 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmiş ise davalıya iadesi, veya yeni yazılacak harç tahsil müzekkeresinden mahsubu, tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi konusundaki prosedürün yerine getirilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 440.176,85 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 733.357,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen dava değeri üzerinden davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 740.395,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında harç, bilirkişi ücretleri ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 63.510,60 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 31.120,19 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-Davacının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harç bedelinin talep halinde davacıya iadesine,
12-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 390,00 TL dosya gönderme gideri 185,00 TL bir adet tebligat giderinden oluşan toplam 1.744,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1 maddesi gereğince Yargıtay nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.