Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/730

Karar No

2025/168

Karar Tarihi

18 Şubat 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/730 - 2025/168
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/730 Esas
KARAR NO : 2025/168 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1a-4 ve a-6)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2022
NUMARASI : 2022/206 Esas-2022/897 Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalıya 2020 yılında sunulan 7 nolu kesin hesap raporunun onaylandığının tespitini, müvekkili tarafından eksiksiz olarak tamamlanmış olan işin kesin kabulünün 05.09.2018 itibariyle yapıldığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin teminat yükümlülüğünün sona erdiğinin tespiti gerektiğini beyanla, ... Bankası A.Ş. tarafından verilen 03.02.2021 tarihli ve 10.02.2022 de yenilenmek zorunda kalınan 0740MW001025, 0740MW001026 ve 0740MW001028 numaralı kesin teminat mektuplarının dava sonuna kadar nakde çevrilmesinin ve hazineye irat kaydının önlenmesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkili tarafından idareye sunulan 7 nolu ve kesin hesabın YİGŞ madde 40/1 kapsamında onaylanmış sayılmasına, mahkemenin bu talepleri yönünden aksi kanaatte ise taraflarca hazırlanmış fiyat tespit tutanakları ve kesin hesap icmalleri kullanılarak tasfiye kesin hesabının yapılarak diğer talepleri doğrultusunda işlem yapılmasına, kesin kabulün 05.09.2018 tarihi itibariyle yapıldığının tespitine, mahkeme tarafından tasfiye hakediş raporunun hazırlanarak, müvekkilinin bahse konu işle ilişiğinin kesilmesine, ... Bankası A.Ş. tarafından verilen 03.02.2021 tarihli ve 10.02.2022 de yenilenmek zorunda kalınan 0740MW001025, 0740MW001026 ve 0740MW001028 numaralı kesin teminat mektuplarının müvekkiline iade edilmesi gereken tarihin tespitiyle, bu tarihten itibaren müvekkili tarafından kesin teminat mektupları için fazladan ödenmek zorunda kalınan bedelden; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL komisyon tutarının işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine, taraflarınca arabuluculuk süreci için avukatlık ücreti ödenmesi ile arabuluculuk giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının haksız ve mesnetsiz davasını kabul etmediklerini, usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın usulden akabinde de esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarihli 2022/206 Esas 2022/897 Karar sayılı kararında özetle; Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı tespit ve teminat mektuplarının iadesi davasıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu "MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir...
MADDE 479- İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.
Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur." hükümlerini haizdir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2011/79 E. Ve 2017/1425 K. Sayılı kararında "Diğer yandan, sözleşmenin 7. maddesinde teminatın taşerona iadesi şartları gösterilmiş olup diğer şartların gerçekleşmesi yanında "SSK'dan ilişkisiz belgelerinin ibrazı üzerine" teminatı kesin kabulden 15 gün sonra alt yükleniciye (taşerona) iade edileceği hükme bağlanmıştır. Mahkemece asıl davadaki talep yönünden, davacı taşeronun SGK'ya borcu olup olmadığı, ilişiksiz belgesi alıp almadığı araştırılıp incelenmeden hükme varılmıştır. " yönünde karar verilmiştir.
Davacı, 15.07.2016 Ankara ili sınırları içerisindeki 25 ilçeye bağlı, mahalle ve yerleşim bölgelerinde içme ve kullanma suyu temini amacıyla jeofizik etüt yapılması, su sondaj kuyusu açılması, elektrik temini ve diğer imalatlar yapım işini üstlenmiş, imalatları ve sözleşme kapsamındaki işlerin tamamladığını iddia ederek 7 nolu kesin hesabın yapılmış sayılması ve teminat mektuplarının iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından dosyaya sunulan müfettiş raporları incelenmiş, 01.07.2020 tarihli tutanakta, davacı tarafından üstlenilen ve yapıldığı iddia edilen Ankara ilçelerindeki su kuyusu ve elektrik teçhizatına ilişkin işlerde eksiklik bulunduğu tespit edilmiştir. İlçelerde yapılan her kuyu ve elektrik işlerinde eksiklik bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca davacıya sözleşme bedelinden daha yüksek meblağlarda paraların ödendiği tespit edilmiştir.
Davacı tarafından teminat mektuplarının iadesi talep edilmişse de davacının işlerini sözleşme kapsamında tam olarak yerine getirmemesi, Ankara SGK'dan alınan cevabi yazıda, davacının dava konusu işle ilgili olarak 414.611,06.TL borcununu bulunduğu, bu nedenle ilişiksiz belgesinin verilmediği bilgisi verilmiştir.
Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, teminatın iade şartlarından birisi de ilişiksiz belgesinin idareye sunulmasıdır. Davacı tarafından ilişiksiz belgesi sunulmadan teminat mektuplarının iadesini istemesinin ve eksik işleri tamamlamadan kesin hesabın yapılmasını istemesinin imkan dahilinde bulunmaması nedeniyle davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür. gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafından son duruşmaya e-duruşma ile katılma talebinde bulunulmuş, duruşma tutanağı duruşma saati 09.25 olup, e duruşma sistemi 09.24'de açılmış, davalı vekilinin de hazır olması nedeniyle en fazla 09.29'a kadar beklenilmiş, davacı vekilinin katılmaması nedeniyle duruşma için mazeret kabul edilmiş, usul ekonomisi ve dosyada toplanacak delil bulunmaması nedeniyle erteleme için ret kararı verilerek duruşma yapıldığı görülmüştür şeklindeki gerekçe ile davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Karar duruşmasının gerçekleştiği 14.12.2022 tarihinde taraflarının hazır olmasına ve duruşma ekranının açılmasını bekliyor olmalarına rağmen herhangi bir şekilde duruşmaya katılımlarının sağlanmadığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, ilgili duruşma tutanağı incelendiğinde aynen ''Davacı vekilinin e-duruşma talebinin mazeretli olarak kabulüne erteleme için usul ekonomisi gereği ve toplanacak delil bulunmaması sebebi ile reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu.'' şeklinde ifadelere yer verildiğini, duruşma zaptında taraflarının niçin mazeretli sayıldığını, taraflarının niçin duruşmaya katılımının sağlanamadığını, taraflarına ulaşılıp ulaşılamadığını, taraflarının hazır bulunup bulunmadığı hususlarında hiçbir bilgi ve gerekçeye yer verilmediğinin açıkça görüldüğünü, taraflarınca e-duruşma marifetiyle birçok kez duruşmaya katılım sağlandığını, mahkemelerin benzer durumlarda taraf vekiline ulaşarak hazır olup olmadığının tespit edildiğini, katılım sağlanamıyor ise sorun hakkında bilgi verildiği ve mazeretli sayılacağı hususunun iletildiğinin görüldüğünü, duruşmanın gerçekleştiği 14.12.2022 tarihinde taraflarının hazır olmalarına ve duruşma ekranının açılmasını bekliyor olmalarına rağmen herhangi bir şekilde duruşmaya katılımlarının sağlanmadığı ya da taraflarına ulaşılamadığını, Uyap sisteminden kaynaklanan bir sorun var ise dahi bu duruşma zaptına bile geçirilmediğini, idare tarafından kesin kabul işleminin onaylanmasından haksız şekilde kaçınılmış olup kesin kabul işleminin sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı ile kesin hakediş raporunun hangi tarihe kadar bitirilmiş olması gerektiğinin bilirkişilerce tespiti yaptırılmadan verilen kararın eksik incelemeye dayandığını, işin geçici kabulü yapıldıktan sonra, kesin hakediş raporunun düzenlenmesine esas olacak kesin metraj ve hesapların tamamlanmasına başlanacağını, kesin metraj ve hesapların düzenlenmesi sırasında yüklenici veya vekilinin, yapı denetim görevlisinin yazılı tebliğine rağmen hazır bulunmadığı takdirde, yapı denetim görevlisinin, hesapları tek taraflı olarak hazırlayacağını ve geçici kabul tarihinden başlamak üzere en çok 6 ay içinde idareye teslim edeceğini, müvekkili şirket tarafından üstlenilen işin eksiksiz tamamlandığını, davalı idarede siyaseten gerçekleşen değişimden sonra, önceki dönemde yapılmış bütün ihaleler sorunlu damgası ile damgalandığını, önce yıllarca oyalama, sonrasında haksız kesintiler uygulandığını, müvekkilinin ihalesi açısından herhangi bir usulsüzlük tespitine bile gerek görülmeden denetim görevlileri aleyhine soruşturma başlatıldığını, ilgili soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/189203 soruşturma numarasına kayıtlı olduğunu, bu dosyada soruşturulan kişilerin gerekli ifadeleri verdiklerini, müvekkilinin işi için herhangi bir kamu zararı oluşmadığını, amaca uygun işlemlerle sürecin tamamlandığının bir kere daha ortaya çıktığını, oysa davalı sorumluluğunu kanuna uygun şekilde yerine getirmeye çalışsaydı, ihale konusu yapım işinde eksik iş yapıldığı tespit ediliyor ise, yapılması gerekenin öncelikle yüklenici şirketten eksik işlerin tamamlanmasını talep etmek olduğunu, eksik işlerinin hala tamamlanmıyor ise yüklenici müvekkili şirket nam ve hesabına eksik işi yapmak olduğunu, bu şekilde kanuna uygun hareket edecek olan davalının kesin hesabı yapması gerektiğini, eksik yapılan işler için yüklenicinin şirket nam ve hesabına yapılan işlerin masrafı ise öncelikle yüklenici şirketin hakedişinden, tutarın hakedişi de aşması halinde aşan kısmın teminat mektubundan karşılanması gerektiğini, en nihayetinde her halükarda kesin hesabın kanunen belirtilen süre içerisinde yapılması gerektiğini, davacı müvekkili şirketin eksik işçilik nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını, mahkeme tarafından davacı şirketin dava konusu işle ilgili olarak 414.611,06 TL borcunun bulunduğu tespiti ile ilişiksiz belgesi sunulmadan teminat mektubunun iadesinin mümkün olmadığı nedeniyle davanın reddine karar verildiğinin ifade edildiğini, müvekkili şirketin borçlu olarak gözükülen meblağı da ödemiş olmadığını, eksik işçilik borcu ödenmediğini, eksik işçiliğin mevzu bahis olmadığını, belli bir dönem müvekkili şirketin eksik işçilikten kaynaklı borçlu gözükmesinin nedeninin asgari işçilik bedellerinin hatalı oran üzerinden hesaplanması olduğunu, kesin hesabın mahkeme eliyle bilirkişi heyetine yaptırılması gerektiğini, dava ile anlatıldığı üzere davalının tüm hukuksal mevzuata aykırı olarak yapması gereken işlemleri hiç veya süresinde yapmayarak taraflar arasındaki sözleşmeye uymadığını, uzman bilirkişi heyetine taraflarınca hazırlanmış fiyat tespit tutanakları ve kesin hesap icmalleri kullanılarak tasfiye kesin hesabı raporu aldırması gerektiğini, müvekkili ve davalının kesin hak edişin yapılmamasına neden olan kusurlarının neler olduğunu tespit etmesi gerektiğini, bu tespite binaen teminat mektuplarının geri alınamamış olması nedeniyle müvekkilinin zararının ne olduğu ve ne kadarının davalıdan talep edilebileceğini tespit etmesi gerekeceğini,
Ek karar yönünden;
HMK m. 305 uyarınca: ''Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.'' hükmünü içerdiğini, mahkemenin gerekçeli kararında ''Davalı kendisini vekil le temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 2.000,00-TL vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine'' şeklinde belirlemede bulunulduğunu, davalı yanın tavzih talebi sonrası ise ilgili hükümü ''Davalı kendisini vekil le temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine'' şeklinde düzeltildiğini, ancak HMK 305.maddesinde tavzih yolu ile giderilebilecek aykırılıkların açıklandığını, tavzihinin hangi hallerde mümkün olduğu ve tavzihinin ne şekilde yapılacağının açıkça gösterildiğini, somut olayda vekalet ücretine ilişkin hükümde herhangi bir tereddüt uyandıracak hal söz konusu olmadığını, hükmün gayet açık olduğunu, hükmün başka bir hüküm ile de çelişmesinin söz konusu olmadığını, bir hesap hatasından da bahsetmenin mümkün olmadığını, bu halde tavzih ile düzeltilecek bir hükümden bahsetmenin mümkün olmadığını, tavzih ile düzeltilemeyecek bir hükmün, mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak tavzih ile düzeltildiğini, tavzihe konu hükümde bir borç yüklendiğini ve bu borcun tavzih yolu ile değiştirilmesinin açıkça HMK m.305 lafzına aykırı olduğunu, hakimin hükmünü verdikten sonra o davadan elini çektiğinden, hüküm istinaf/temyiz edilip, bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacağından hükmü değiştirmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli kararda verilen vekalet ücretine ilişkin hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, düşünen davalı yanın istinaf kanun yoluna başvurması gerektiğini, tavzih talep etmesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından da davadan el çekildikten sonra vermiş olduğu hükmü değiştirmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 07/03/2023 tarihli istinaf kanun yolu cevap dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan asıl karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf talebine karşı sunmuş oldukları cevaplarını tekrarladıklarını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesince öncelikle 06.02.2023 tarihli, esas karara karşı yapılan istinaf başvurusuna karşı sunmuş oldukları cevaplarının dikkate alınmasını ve davacının haksız istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, idare lehine hükmedilen ilam vekalet ücretinde yapılan maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin karara yönelik istinaf talebinin de reddi gerektiğini, mahkemenin vermiş olduğu 06.02.2023 tarihli kararında istinaf yolunun açık olmadığını, verilen kararın düzeltme niteliğinde olup; üst kanun yolu açık olmayan ek karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmasının da hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacının ek karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yargılama neticesinde davanın tümden reddine karar verilmiş olup, kararda müvekkili idare lehine hükmedilen 2.000,00 TL'lik ilam vekalet ücretinin hiçbir dayanağının bulunmadığını, huzurdaki davada harca esas değerin 20.000,00 TL olup, davanın reddine karar verilmesi halinde en az maktu ilam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararında vekalet ücreti açısından maddi hata olduğunun açık olduğunu ve bunun düzeltilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu, idare lehine hükmedilen ilam vekalet ücretine yönelik hatanın düzeltilmesinin talep edildiğini, taleplerinin hukuka uygun bulunarak ek bir kararla gerekli düzeltme yapıldığını, müvekkili idarenin tamamen lehine olan bir karara karşı, kendi dahli olmayan bir maddi hatadan dolayı istinaf yoluna gitmeye zorlanmasının kamu kurumu olan idare açısından hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkili idarece bu hususun düzeltme talebine konu edilmesinin yerinde olduğunu, davacının iddiasının aksine, gerekçeli kararda müvekkili idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğini ancak hükmedilen miktarın yanlış yazıldığını, davacının sunmuş olduğu emsallerin ise hiç hükmedilmeyen vekalet ücretinin davacının mahkemenin ek kararına karşı sunmuş olduğu istinaf nedenlerinin de usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki 15/07/2016 tarihli eser sözleşmesinin ifa ile sonuçlanmış olması ve geçici kabulünün yapıldığı belirtilerek davalı idarece işin kesin kabulünün yapıldığından kaçınılmış olduğu iddiasıyla işin kesin kabulünün 05/09/2018 tarihi itibari ile yapıldığının tespitine ve buna göre davacı tarafından davalıya verilen teminat mektuplarının da bu tarih itibari ile iadesi gerektiğinin tespiti ile bahse konu teminat mektuplarının hangi tarih itibari ile davacıya iade edilmesi gerektiğinin tespiti ve bu tarihten itibaren teminat mektupları için fazladan ödenmek zorunda kalınan komisyon bedelleri karşılığı şimdilik 20.000,00 TL komisyon tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesi ve taraflar arasındaki işin kesin hesabının mahkeme marifeti ile yaptırılması istemine ilişkindir.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, ilgili kurumlar ile yapılan yazışmalar ve dosyaya sunulan müfettiş raporlarına göre davacı yüklenici tarafından yapılan işlerde eksiklik ve kusurların bulunduğu ve davacıya, sözleşme bedelinden daha fazla miktarlarda ödemelerde bulunulduğu, SGK'dan gelen yazı cevabına göre davacının dava konusu iş ile ilgili 414.611,06 TL borcunun bulunduğu, bu nedenle davacının ilişkisiz belgesini de alamadığı kabul edilerek davacının kanıtlanamayan davasının reddine karar verilmiş, yine hükümden sonra davalı vekilinin, hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini talep etmesi üzerine mahkemenin 06/02/2023 tarihli tavzih kararı ile hükmün davalı lehine verilen vekalet ücreti yönünden değiştirilerek, "9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şeklinde tavzihine karar verdiği ve davacı vekilinin hem hükme karşı hem de mahkemenin tavzih kararına karşı yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı vekilinin sözleşme gereği davalı idareye verilen ve kesin kabulün yapılıp müvekkiline teslim edilmesi gereken teminat mektupları nedeniyle bankalara komisyon ödemek zorunda kaldıklarını belirterek ve dava dilekçesinde dava değerini 20.000,00 TL olarak göstermek suretiyle bu değer üzerinden dava dilekçesini harçlandırarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş olup davacı vekilinin dilekçe içeriğindeki açıklamalardan aynı zamanda teminat mektuplarının müvekkiline iade edilmesi gerektiğini iddia ettiği sonucu çıkarılmaktadır. Bu sebeple mahkemece davacı vekiline süre verilerek dava dilekçesinin açıklattırılması ve teminat mektuplarının iadesi isteminde bulunup bulunmadıklarının tereddüte meydan bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yine davacı yanın, fazladan ödenen komisyon bedeli alacağının hüküm altına alınabilmesi için öncelikle davalı idareye sunulan teminat mektuplarının davacı yana iadesi koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir.
Buna göre ve davacı vekiline dilekçesi de açıklattırıldıktan sonra mahkemece iadesi istenen teminat mektupları belirli bir değeri ihtiva etmekte olduğundan 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 15. maddesi hükmünce yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden ve teminat mektuplarının iadesi talepli davalarda teminat mektupları bedeli üzerinden alınması gerekir. Aynı Yasa'nın 28-a maddesi gereğince (1) sayılı tarifede yazılı nispi harçların dörtte biri peşin olarak yatırılmalıdır. Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi hükmünce yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikce müteakip işler yapılamayacağından yatırılması gerektiği halde nispi peşin harç yatırılmaksızın ya da eksik harç yatırılarak dava açılan hallerde 30. madde gereğince o celse için davaya devam edilip, takip eden celseye kadar noksan peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilemez. Bu halde 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi uyarınca harç ödeninceye kadar o taleple ilgili davanın işlemden kaldırılması, süresi içinde harç tamamlanıp yenilenmedikce dosyanın muameye konulmaması gerekir.
Eldeki davada, teminat mektupları ile ilgili davacı tarafa değeri üzerinden nispi harç yatırılması yoluna gidilmemiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle yukarıdaki prosedürün takibi suretiyle davacının iadesini istediği teminat mektuplarının toplam bedeli üzerinden (1) sayılı tarifeye göre hesaplanacak harcın, Harçlar Kanunu'nun 28-a maddesine göre 1/4'ünü peşin olarak yatırması için bir sonraki celseye kadar davacıya süre verilip, yatırılmaması halinde davanın bu taleple ilgili kısmının HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılıp, üç aylık süre içerisinde harç yatırılıp yenilenmemesi halinde teminat mektupları ile ilgili davanın HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, teminat mektupları ile ilgili peşin harç yatırılırsa teminat mektupları ile ilgili davanın da davacının diğer talepleri ile birlikte incelenmesi gerekir.
Mahkemece kamu düzeninden olan harç hususu gözden kaçırılarak yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın öncelikle bu sebeple kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2020/1340 Esas 2020/2584 Karar sayılı ilamı)
Yine, mahkemece davalı idareden taraflar arasındaki işle ilgili tüm ihale dosyası ve idare nezdindeki evrak ve belgeler dosyaya getirtilerek taraflar arasındaki işin kesin hesabının henüz yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde ve uyuşmazlık mahkemeye intikal ettiğinden taraflar arasındaki işin tasfiye kesin hesabının dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sureti ile uzman bilirkişiler marifeti ile yaptırılması ve davacının teminatın iadesi talebinin koşullarının oluşup oluşmadığının da buna göre değerlendirilerek yine davacının, SGK'ya borcu bulunmadığı, bu konuda işçilik ücretlerinde yapılan hata nedeniyle ilişiksiz belgesinin verilemediği yönündeki iddialarının da davacı kurumdan sorularak davacının teminatın iadesi talebi ile teminat mektupları sebebi ile ödenmek zorunda kaldığı komisyon giderleri konusundaki talebi hakkında davanın esastan sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak ve davalı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile müfettiş raporlarına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması da dairemizce doğru görülmemiş ve davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu da dairemizce haklı görülmüştür.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ek karar yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmadığından, yukarıda belirtilen gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 ve a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde eksik nispi harcın da giderilmesi suretiyle yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esastan sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarihli ve 2022/206 Esas 2022/897 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 ve a-6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim