mahkeme 2025/1214 E. 2026/3 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1214
2026/3
5 Ocak 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/1214 - Karar No:2026/3
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1214
KARAR NO : 2026/3
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 22.10.2025
ESAS NUMARASI : 2025/760
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir
KARAR TARİHİ : 05.01.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 05.01.2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davasında, mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebine ilişkin ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Tarafların Hınıs Başköy Sulaması ve İnşaatı Uygulaması işi kapsamında yapılması gereken Acar Tüneli Sondaj işi konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirket yetkililerinin davalı şirket yetkilisi ... ile sadece sondaj işlemi için anlaştığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, yetkilinin müvekkili şirkete gönderdiği bilgiler ışığında sondaj işinin gerçekleştiğini, müvekkili şirketin anlaşma doğrultusunda tek sorumluluğunun kuyuları açmak olduğunu, akabinde yapılması gereken işlemler davalı şirketçe yerine getirilmediğinden DSİ 8. Bölge Müdürlüğü yetkilileri tarafından tutanak tutulduğunu, müvekkilinin işi tamamlayıp davalıya teslim ettiğini, davalının hiç bir itirazda bulunmayıp işin tam ve eksiksiz teslim edildiğini kabul ettiğini, akabinde iş tamamlandığından dolayı müvekkili tarafından 02/12/2024 tarihli faturanın davalı adına kesilerek yetkililere gönderdiğini, yetkililerin işin bitiminin hemen akabinde ödemeyi taahhüt etmelerine rağmen müvekkilinin rızası olmadan vade tarihi 07/03/2025 olan çeki düzenlediklerini, müvekkilinin ödemenin peşin olması gerektiği konusunda mutabık olduklarını ve vadeli ödemeyi kabul etmeyeceklerini belirtmesine rağmen davalı şirketin hakedişlerin alınmadığından dolayı kendilerini idare edilmesin isteyerek ödemeyi gerçekleştirmediğini, ilgili tutanağın 26/12/2024 tarihinde yetkililer tarafından imza altına alındığını, çekin vade tarihinin 07/03/2025 olduğunu, davalı tarafından ihtarnamenin ise 28/05/2025 tarihinde düzenlenerek noter aracılığıyla müvekkiline gönderildiğini, tutanak tarihinden 6 ay sonra ihtarname gönderilmesi ve 9 ay sonra icra takibi başlatılmasının, sorumluluklarını müvekkili şirket nezdinde bırakmaya çalıştıklarının açık bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin işi eksik ve ayıplı yapması durumunda davalının ödeme yapmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma doğrultusunda işin müvekkilince tam ve eksiksiz teslim edildiğini, müvekkilinin davalıya karşı hiç bir borcu ve sorumluluğu bulunmadığını, davalının tahakkuk ettirmiş olduğu borç miktarlarının izahtan yoksun olduğunu, ayrıca Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında 871,34 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin borcu bulunmadığı halde ödemiş olduğu miktar ile davalı alacaklının haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenle işbu istirdat davasının ikame edilmesinin zorunlu olduğunu, Ankara 13. Noterliğinin 08383 yevmiye nolu ihtarname ve icra ödeme emrinin müvekkili şirketin UETS hesabına tebliğ edildiğini, müvekkilinin UETS hesaplarından haberi olmadığını, UETS hesabı açılması için herhangi bir talepte bulunmadıkları gibi başvuruya ilişkin bir imza işlemlerinin de olmadığını, şirket yetkilisi ...’in 24/04/2024 tarihinde ciddi bir trafik kazası geçirerek vücudunun büyük bir kısmını kullanamayacak duruma geldiğini, bu kapsamda bir yılı aşkın süredir tedavi görmekte olup sürekli bir şekilde sağlık kurulu raporu aldığını, bu kapsamda müvekkili şirket yetkilisinin tebligatları göremediğinden icra dosyasına itiraz etme durumunun söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin ticari faaliyetinin zorlaştırılmaması adına davalının mevzuata aykırı durumları ile birlikte müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin durmasıyla karşı karşıya olduğunu, müvekkilinin tüm işlemlerini bankalar üzerinden gerçekleştirdiğini, ancak davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde başlattığı icra takibi dolayısıyla müvekkili hesaplarına haciz konulduğunu, bu nedenle bankalarda kredi ve teminat işlemlerini gerçekleştiremediğini, davalının tutanaktan ve çekin vadesinden 6 ay sonra ihtarname gönderip 9 ay sonra icra takibi başlatmasının kötüniyetli olup ortada bir sözleşme olmaması ve ilgili tutanakta müvekkili şirketin sorumluluğuna dair bir ibare bulunmaması durumu gözetildiğinde yargılamanın ilerleyen aşamalarında müvekkilinin icra dosyası tutarında bir borcu bulunmadığının görüleceğini, bu sebeple borcun kaynağı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki hacizlerin devam etmesi halinde müvekkili şirket açısından telafisi imkansız veya güç zararlara sebebiyet verebileceğinden, somut olayın özelliklerine ve mevcut dosya kapsamına göre HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddelerindeki şartların oluşması durumu gözetilerek tedbir kararının verilmesini talep ettiklerini belirterek, müvekkilinin Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyayla alakalı olarak şimdilik 500,00 TL, yargılama aşamasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinden sonra dava değeri taleplerini artırmak kaydıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu şekilde iptaline, müvekkili şirketten Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında hacizler aracılığıyla tahsil edilen dava değeri taleplerini artırmak kaydıyla şimdilik 871,34 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten istirdatına, yargılama süresi boyunca müvekkilinin ticari faaliyetleri yapması durumu ve davalı şirketin usule aykırı belirlemeleri gözetilerek öncelikli olarak teminatsız tedbir kararı verilmesine, aksi durumda belirlenecek asgari tutardaki teminat ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki icraların durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 10.10.2025 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının ödemenin durdurulmasına ilişkin isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilgili icra dosyasına ödeme yapması durumunda olası dava sonucunda alacağını tahsil etme durumunun zorlaşacağını, müvekkilinin aktif bir şekilde ticari hayatını devam ettirdiğini ve şirket aleyhine icra takibi başlatılarak mal varlığına haciz konulması tüm ticari işlerini durma noktasına getirdiğini, müvekkili şirket hesaplarında haciz olmasından dolayı bankalarda kredi ve teminat işlemlerini dahi gerçekleştiremediğini, ortada bir sözleşme olmaması, ayıplı hizmet iddiasının süresinde bildirilmemesi ve ilgili tutanakta müvekkil şirketin sorumluluğuna dair bir ibare bulunmaması durumu gözetildiğinde yargılamanın ilerleyen aşamalarında mahkemece de takdir edileceği üzere müvekkilinin icra dosyası tutarında bir borcu bulunmadığının açıklığa kavuşacağını, bu sebepler ile borcun kaynağı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki hacizlerin devam etmesi halinde müvekkili açısından telafisi imkansız veya güç zararlara sebebiyet verebileceğinden icra dosyasına yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesini talep ettiklerini, somut olayın özelliklerine ve mevcut dosya kapsamına göre İİK.72/3 maddesindeki "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü gereğince asgari düzeyde teminat ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında vezneye yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen 22.10.2025 tarihli ara kararında: Yapılan inceleme sonucunda, mahkemenin 10/10/2025 tarihindeki ara kararı ile davacı yanca sunulan aynı talebe ilişkin olarak uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden bahisle talebin reddine karar verildiği, davacının 20/10/2025 tarihli dilekçesi ile aynı konuya ilişkin yeniden talepte bulunmasına rağmen mahkemece önceki ara kararı değiştirmeye matuf yeni bir delil bulunmadığı cihetiyle işbu yeni talebin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen 22.10.2025 tarihli ara kararının hukuki dayanağının bulunmadığını, ara kararda bir gerekçe gösterilmeden taleplerinin reddine karar verildiğini, dava dilekçesinde icra dosyasına yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir talebinde bulunulmadığını, icranın durdurulması yönünde talepte bulunulduğunu, ancak 20.10.2025 tarihli talep dilekçelerinde müvekkilinin icra dosyasına yatıracağı paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda talepte bulunduklarını, taleplerinin incelenmeden salt soyut nedenlerle reddedilmesinin hukuki bir dayanağının olmadığını, dosyaya sunulan delil ve yazışmaların müvekkili şirket yönünden yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini gösterdiğini, müvekkilinin aktif bir şekilde ticari hayatını devam ettirdiğini ve şirket aleyhine icra takibi başlatılarak mal varlığına haciz konulmasının tüm ticari işlerini durma noktasına getirdiğini, müvekkili şirket hesaplarında haciz olmasından dolayı bankalarda kredi ve teminat işlemlerini dahi gerçekleştiremediğini, ortada bir sözleşme olmaması, ayıplı hizmet iddiasının süresinde bildirilmemesi ve ilgili tutanakta müvekkil şirketin sorumluluğuna dair bir ibare bulunmaması durumu gözetildiğinde yargılamanın ilerleyen aşamalarında mahkemece de takdir edileceği üzere müvekkilinin icra dosyası tutarında bir borcu bulunmadığının açıklığa kavuşacağını, bu sebeplerle borcun kaynağı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2025/55932 sayılı dosyasındaki hacizlerin devam etmesi halinde müvekkili açısından telafisi imkansız veya güç zararlara sebebiyet verebileceğinden icra dosyasına yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesini talep ettiklerini, somut olayın özelliklerine ve mevcut dosya kapsamına göre İİK’nın 72/3 maddesi gereğince asgari düzeyde teminat ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde karar verilmesi gerekirken taleplerinin reddedildiğini, kaldı ki İİK’nın 72/3 madde hükmünde tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat kuralına gerek duyulmadığını borçlunun belli bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebileceğinin açıkça belirtildiğini, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararının mevzuata aykırı olduğunu belirterek, mahkeme ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesi ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki icraların durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemenin 10.10.2025 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının ödemenin durdurulmasına ilişkin isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde ise İİK.72/3 maddesindeki "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü gereğince asgari düzeyde teminat ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında vezneye yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 22.10.2025 tarihli ara kararında davacının 20/10/2025 tarihli dilekçesi ile aynı konuya ilişkin yeniden talepte bulunduğu, mahkemece önceki ara kararı değiştirmeye matuf yeni bir delil bulunmadığı gerekçesiyle işbu yeni talebin de reddine karar verilmiş ise de davacı vekilinin 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir istemi İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında olup, dava dilekçesiyle talep edilen icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebi ile aynı olmadığından mahkemece İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.10.2025 tarih ve 2025/760
Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde ihtiyati tedbir talebi hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 05.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.