Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/755
2024/969
29 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/755 - Karar No:2024/969
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/755
KARAR NO : 2024/969
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2022
NUMARASI : 2017/751 E-2022/25 K
DAVACILAR
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali, Menfi Tespit, Belirsiz Alacak ve Tazminat
(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 29/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/11/2024
Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, menfi tespit, belirsiz alacak, tazminat talepli davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili özetle; davacılardan ... şirketi ile davalı ......Ltd. Şti. Arasında 01/11/2016 - 01/11/2017 ve 01/01/2017 -01/01/2018 dönemlerinde geçerli iki ayrı alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, ilk sözleşmede imalat birim fiyatları yanında adam/saat ücretlerini içerdiğini, ikinci sözleşmede ise adam/saat ücretini içermediğini, bununla birlikte her iki sözleşmenin 4.1 maddesinde, “Adam saat ücreti fabrika sahası dışında saha işleri olması halinde uygulanacaktır. Uygunsuz malzeme veya iş gücü kaybı olması durumunda alt yüklenici adam/saat ücreti hususunda yazılı bildirimde bulunacaktır. İşveren ve alt yüklenici mutabakat sağlaması halinde adam/saat ücreti hak edişe yansıtılacaktır. “hükmünün yer aldığını, sözleşmenin konusunun davacının davalıya ait fabrika içi ve dışında imalat yapılması olduğunu, sözleşmeye göre çalışanlar ile kullanılacak makine-ekipmanların davacı tarafından sağlanacağını, sözleşmenin imzalanmasından sonra 1 adet tozaltı kaynak makinesi ile 2 adet ofis tipi konteynerin davalı tarafından iş sonunda iade edilmek şartı ile davacıya fatura edildiğini, işin miktarının belirsiz olduğunu, sözleşmenin götürü bedel ya da keşif tablosu içermediğini, sözleşmenin 4.1 maddesinde yapılacak işlerin birim fiyatları düzenlediğini, sözleşmeye göre alt yüklenicinin kendisinden talep edilecek tüm imalatları verilen süre içinde tamamlayacağının ve işin miktarına göre iş gücünü artırma veya azaltmanın alt yüklenicinin sorumluluğunda olduğunun kararlaştırıldığını, ancak talep edilen ve/veya gereksinim duyulandan daha az işçi çalıştırılacağının tespit edilmesi halinde davalının eksik işçi başına 1.000 TL ceza keseceğinin ön görüldüğünü, buna karşılık davalının da talep edilen iş gücüne uygun iş verme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının gerekli ekipman-elaman bulundurduğu halde davalının malzeme ve projelerin teslimi konusunda Nisan 2017 tarihinden itibaren ifadan kaçındığını, bunun sonucu olarak da işin bir türlü bitirilemediğini, e-posta ve hak ediş detaylarından durumun anlaşılacağını, müvekkiline yeterli iş verilmediğini, müvekkilinin çalışan sayısının azaltmasına da müşterilerinde gelecek iş fırsatlarını kaçırmamak ve kalite riskine girmemek için yeterli sayı ve kalitede vasıflı iş gücünün fabrikada sürekli hazır tutulması isteği ile onay verilmediğini, sözleşme kalemlerinde işlerin verilmesi yerine adam/saat uygulamasıyla iş yaptırması sonucu müvekkilinin hakedişlerinin azaldığını, müvekkilinin çalışanlarının çıkışlarına ilişkin listeyi göndermesi üzerine müvekkilini cezalandırmak maksadıyla NCR uygunsuzluk cezası kesildiğini, iş azalması sonucunda kalifiye elemanların vasıfsız işlere yönlendirmesi sonucunda 10 ustanın istifa ettiğini, iş verilmemesi sebebiyle davacının işçilerine ücretlerini ödeyemez hale geldiğini, ayrıca davalının hakediş ödemelerini sözleşmeye aykırı bir şekilde peşin değil çeklerle vadelere yaydığını, bu yüzden müvekkilinin 45.923 TL zarara uğradığını, davalının Ağustos ayı hakedişini ödemediğini, sözleşmede olmadığı halde davalının hakedişin ödenmesi için müvekkili şirket ile diğer davacılar ...'in imzalayacağı 150.000 TL bedelli teminat senedi istediğini, senedin verildiğini, davalının Ağustos hak edişini ödemediği gibi anılan senede istinaden Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/243 D.iş dosyasında ihtiyati haciz kararı alıp, bedelsiz teminat senedine istinaden Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2017/18097 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin hesap ve üçüncü şahıslardaki alacaklarına haciz koyduğunu, Ağustos ayı hakedişini kullanarak müvekkili işçilerinin ücretlerini ödeyip tutanakları imzalatarak kendi lehine delil yaratmaya çalıştığını, Eylül ayına ilişkin kesilen faturaları da iade ederek Eylül ayı hak ediş düzenlenmesine müsaade etmediğini, böylece iş ilişkisinin fiilen sonra erdiğini, müvekkilinin bu tarihe kadar yüksek sayıda ve kalifiye işçi çalıştırmaya devam ettirdiğini, haciz işlemleri sonucu iş ilişkisinin 23/09/2017 tarihinde sona erdiğini, davalının yeterli iş vermemek suretiyle akdin ifası için gerekli hazırlık çalışmaların yapmamakla alacaklının temerrüdüne düştüğünü, sözleşmenin 31/12/2017 tarihinden önce 23/09/2017 tarihinde sona ermesiyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin Ağustos ayına ilişkin 8 numaralı hakediş alacağı 132.596,05 TL'nin tahsili için Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18562 sayılı icra takibini başlattığını, takibin borca ve yetkiye haksız itiraz sonucu durduğunu, sözleşmelerde Ankara mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığını, Eylül ayı imalatlarına ilişkin hakediş raporu ve düzenlenen faturaların gerekçesiz iade edildiğini, imalatların belirli ve ölçülebilir olduğunu, müvekkiline ait işçilere ödeme yapıldığına ilişkin tutanaklar düzenlendiğine göre imalatlara itiraz edilemeyeceğini, yine adam / saat uygulamasında 27.646 TL ödeme yapıldığını, ödemelerin keyfi olarak 15-20 TL / saat hesabıyla yapıldığını, oysa ilk sözleşmede kaynakçı seviyesindeki ücretin 35 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin adam /saat hizmetleri nedeniyle bakiye 1754 saat alacağının bulunduğunu öne sürerek Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2017/18097 sayılı takibine dayanak olan 11.08.2017 tanzim tarihli 150.000.TL bedelli senetten dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve müvekkilleri lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Ankara 29. İcra müdürlüğünün 2017/18562 sayılı dosyasında davalı şirketin yaptığı yetki ve borca itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına, Eylül ayı hadekişi ile adam/saat hizmet bedelleri için şimdilik 20.000 TL'nin tahsiline ve Sözleşme ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zarar için şimdilik 10.000 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini dava etmiş; yargılama aşamasında Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2017/18097 sayılı dosyaya ödeme yapılarak menfi tespit talepli dava istirdat davasına dönüştürülmüştür.
Davalı vekili özetle; müvekkilinin enerji ve savunma sanayinde üretici firma olduğunu, davacı ... ...Ltd. Şti.'nin ise alt taşeronlarından biri olduğu, davacılardan ...'ın ... şirketinin kurucusu ve ortağı, ... ise ...'ın kardeşi ve ... da şirketin yönetici/vekili olduğunu, davacı şirketin bünyesinde çalışan işçilerin ücretleri ödenmediğinden 20.09.2017 tarihinde Anadolu Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikasında kargaşa çıktığını, kendilerinin üst işveren sıfatıyla işçi ücretlerinden sorumluluğu da bulunduğundan bu işçilerin ücretlerini ödemek durumunda kaldıklarını, bir kısmını taksitlendirdiklerini, bunun sebebini davacı yetkililere sorduklarında iflas ettiklerinden işçilerin parasını ödeyemediklerini belirttiklerini, bu borcu kendilerinin ödediğinden taşeron davacı firmadan 150.000 TL miktarlı senet aldıklarını, taşere ettikleri işlerin bitirilmediği tespit edilince başka firmalara bu işlerin yaptırıldığını, aldıkları senet için icra takibi başlattıklarını, yapılmayan işler için cezai şart uyguladıklarını, Eylül ayı hak edişe konu olacak faturaların gerçeğe aykırı bedeller içerdiğinden itiraz ve iade ettiklerini, Ağustos ayı imalatlarına ilişkin hak ediş ödeme istenmesinin haksız olduğunu, daha önceki imalatlara ilişkin hak edişleri çek vasıtası ile ödediklerini, işçilerin ücret ve SGK prim borçlarının taraflarınca ödendiğini, davacı şirketin eksik ve kusurlu imalatı ile yapmadığı imalatları bir başka firmaya yaptırmak durumunda kaldıklarını, bunun için başka firmalara 500.000 TL'ye yaklaşan maliyetlerinin olduğunu, sözleşmeye göre bu tür zorunlu ödemelerin taşeron davacının hak edişinden mahsup etme haklarının bulunduğunu, takas/mahsup yapıldığında davacının taleplerinin bulunmayacağını, taraflar arasında imzalanan tek bir sözleşme olduğunu, akdedilen ilk sözleşmenin bitimi ile müzakereler neticesinde adam/saat uygulaması sınırlandırıldığı, buna karşılık birim fiyatlarda iyileştirmelere gidildiği, davacının iddia ettiği gibi atıl iş kaybının bulunmadığını, işçilerle muhatap olan ve yetkisi bulunmayan ... isimli çalışanı ile yaptıkları yazışmaların delil olmayacağını, davacıların kendilerine ait olan konteynir ve plazma kesme makinelerini iade etmediklerinden Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35771 soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduklarını, davacının iddia ettiği gibi kendilerinin iş verme yükümlülüklerinin bulunmadığını, davacı bu konuda sözleşmenin 3.1 maddesine dayanmış ise de bu maddede böyle bir yükümlülük bulunmadığını, 45 işçilik bir kadro ile çalışılmadığını, kendilerinin hiçbir zaman ifadan kaçınmadıklarını, davacının işi bitiremeyeceğinin anlaşılması ve bu konuda uyarıları dikkate almaması sebebiyle bir daha iş verilmeyeceğinin belirtildiğini, sözleşmeye göre 90 gün ileri tarihli çek ile hak edişlerin ödeneceğini ve bunun Kasım ayında ödenmesi gerektiği halde Ağustos ayı hak edişinin 27.09.2017 tarihinde icra takibi yapılmasının borcun vadesinden önce istenmiş olduğunu, İş bu davada yalnız tarafların defter ve kayıtlarının delil olabileceği, ileri sürülen diğer hususların delil olma özelliğinin bulunmadığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğundan takas/mahsup da göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince özetle; toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesine göre davalı tarafından davacıya verilen işin belirsiz olduğu, davacının talep edilen tüm imalatları belirlenen sürelerde yapmakla yükümlü olduğu, iş miktarına göre iş gücünü ayarlamanın davacının sorumluluğunda bulunduğu, sözleşmede adam/saat ücretinin kararlaştırılmadığı, adam/saat ücretlerinin fabrika sahası dışında yapılacak işler için uygulanacağı, tarafların mutabakatı halinde adam/saat ücretinin hak edişe yansıtılacağı, davacının sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin belirlenen süreden önce sona ermesi nedeniyle zararının, Eylül ayı imalatına ilişkin alacağının ve adam/saat ücreti alacağının bulunduğunu ispat edemediği, davalının iş vermemesi nedeniyle zarar doğduğu iddiasının yerinde olmadığı, itirazın iptali ile belirsiz alacak taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, menfi tespit talepli olarak açılıp ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüşen dava yönünden bilirkişi raporuna göre davalı şirketin dava tarihi itibariyle 147.794,99 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından Ankara 31. İcra müdürlüğünün 2017/188097 esas sayılı dosyasında asıl alacak, icra masraf, faiz ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.847,86 TL fazladan ödeme yapıldığı, kalan kısım yönünden davalının alacaklı olması nedeniyle alacaklı olduğu miktar kadar kambiyo senedini takibe koymakta haklı olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle "1-a-Davacılar ... ... Ltd. Şti. Ve ...'ın istirdat davalarının kısmen kabulü ile, Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18097 Esas sayılı dosyasındaki takip nedeniyle ödenen 5.847,86 TL'nin davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine, b-Davacılar ... ... Ltd. Şti. Ve ...'ın istirdada yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, ... 2-Davacılar ... ve ...'ın Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18097 Esas sayılı dosyasındaki takip nedeniyle açtıkları menfi tespit davalarının reddine, ... 3-Davacı şirketin Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18532 Esas sayılı dosyası nedeniyle açtığı itirazın iptali davasının reddine, ... 4-Davacı şirketin Eylül ayı imalatı ile adam saat hizmeti için açtığı alacak davasının reddine, ... 5-Davacı şirketin sözleşmesinin ifa edilmemesinden doğan tazminat talebiyle açtığı alacak davasının reddine" karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve vakıaları tekrarla; bilirkişi raporunda müvekkiline verilecek işin meblağı belirli olmadığından davacının zarara uğradığının ispatlanamadığı denmek suretiyle davalının iş verme zorunluluğu bulunmadığının değerlendirildiği, oysa sözleşmenin tam iki tarafa borç yüklediği, iş kalemlerinin belirtildiği, birim fiyatlarının gösterildiği, müvekkilinin sözleşmede belirtilen tasarım, uygulama mühendisliği ve yüksek kalite işçilik gerektiren işleri üstlendiği, davalının kalifiye iş gücü gerektiren iş nedeniyle istihdam etmek istemediği işçileri dışarıdan temin ettiği, ikinci sözleşmede niteliksiz adam/saat işlerinin sözleşme kapsamı dışında bırakılmasının temin edilen iş gücünün maliyetli olmasından kaynaklandığı, davalının asli ediminin sözleşmeye uygun iş vermekle olduğu müvekkilinin talep edilen koşullara uygun kalite ve miktarda iş gücünü hazır ettiği, davalının müvekkilinin ediminin ifasını gerektiren hazırlık fiillerinin yapmaktan kaçındığı, alacaklının temerrüdüne düştüğü, verilen iş miktarı nispetinde işçi çalıştırılmasına da müsade etmediği, e-posta yazışmalarının durumu kanıtladığı, e-postaların delil başlangıcı olduğu, tanık dinlenebileceği, dinlenen davacı tanıkların davalı tarafça yeterli iş verilmediğini beyan ettikleri davalı tarafın e- posta yazışmalarını inkar ettiği, ...'ın sıradan çalışan olduğunun ileri sürüldüğü, oysa davalı tanığı olarak dinlenen bu kişinin hakedişleri teknik müdür sıfatıyla imzaladığı, yine fabrika müdürü ve şirket ortağı olan ...'in e-postalarının da dosyaya ibraz edildiği, iş verilmesi ve işçi sayılmasının azaltılmasına ilişkin taleplerin sürekli olarak reddedildiğinin e-posta yazışmayla kanıtlandığı, yine alacaklının ifayı reddetmesinin hukuki işlem olmayıp hukuki vakıa olması sebebiyle tanık da dinlenebileceği, müvekkili işçilerini birim fiyatı düşük hatta ücretsiz işlere yönlendirildiği Nisan 2017'den itibaren hadekiş gelirlerinin sürekli düştüğü, davalının Ağustos ve Eylül aylarına ait imalat bedellerini ödemediği, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayandığı, oysa süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, Yargıtay içtihatları gereğince sözleşmenin ayakta olduğu dönemde tamamlanan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabulü gerektiği, sözleşme süresi 01/01/2018 tarihinde sona erdiği halde bedelsiz senedin icraya konulması nedeniyle 23/09/2017 tarihinde fiilen sona ermekle müvekkilinin zarara uğradığı, mahkemece sözleşme dışı işler bedelinin sözleşmede fiyat belirlenmemiş olması nedeniyle ödenmeyeceğine dair davalı savunmasını itibar edildiği, sözleşmede iş miktarı belirtilmediğinden imalat miktarının kanıtlanamadığı yönünden değerlendirmenin hatalı olduğu, hakedişlere girmemiş olan ve hesaplanan adam/saat çalışmaları nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğu, bu kalemde keyfi olarak 15-20 TL/saat hesabıyla toplam 27.646 TL ödeme yapıldığı, oysa ilk sözleşmede standart kaynakçı için adam/saat ücretinin 35 TL/saat olarak piyasa koşullarına uygun belirlendiği, 1.527,5 saatlik çalışmanın rayiç fiyattan hesaplanması gerektiği, Eylül ayında 23/09/2017 tarihinde müvekkilinin fabrikadan çıkartılmasına kadar imalatın sürdürüldüğü, bu imalata ilişkin 9 numaralı hakedişin ve 033022 numaralı faturanın düzenlendiği, davalının cevap dilekçesinde müvekkili işçilerinin 20/09/2017 tarihinde grev yapmaları sonucu sözleşmenin sona erdiğini savunmakla bu tarihe kadar imalat yapıldığını kabul ettiğini, ancak hakedişi imzalamaktan kaçındığı, sözleşmede ödemelerin %15'nin peşin, kalan kısmın 90/100 günlük vadelerle yapılması kararlaştırıldığı halde Şubat ayı imalatlarına ilişkin olarak Mart 2017 hakedişinden başlayarak ödemelerin daha uzun vadeli çeklerle yapıldığı, müvekkilinin personel ücretlerini ödeyebilmek için çekleri faktoring şirketlerine iskonto ettirdiği zarara uğradığı, bilirkişilerin çek teslim tutanaklarında çekince bulunmadığına ilişkin tespitleri gereğince müvekkilinin talepte bulunamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2017/1897 sayılı icra dosya borcunun ödenmesi nedeniyle istirdat davasına dönüştüğü, bilirkişilerin dosyaya sundukları bir kısım ödeme belgesi ve senet borcu nedeniyle ödenmiş miktarlara işleyecek faiz alacakları dahil edilmeden 2.205,01 TL asıl alacak ile 3.642,85 TL feri olmak üzere toplam 5.847,86 TL'nin istirdadına karar verdiği, kararın bu hükmünü istinaf ettikleri, sadece işçilere yapılan ödemelerin dikkate alındığı, davacı için resmi merciler tarafından tahakkuk ettirilen cezaların dikkate alınmadığı, bu doğrultuda hesaplamada eksiklik bulunduğu kanaatine varıldığı, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini ifa ettiği, davacının işçilerine ödeme yapmadığı, üst işveren sıfatıyla kanunen sorumlu olan müvekkilinin ödeme yapmasına sebebiyet verdiği, müvekkili tarafından davacı yerine ödenen bu bedeller için ödeme tarihine kadar işlemiş faizin de hesaplanması gerektiği, asıl alacağa ilişkin feriler hesaplanırken, dava istirdat davası olmasına rağmen tüm ferilere ilişkin yükümlülüklerin ödeme tarihi baz alınarak hesaplanması gerekirken talep tarihinden itibaren hesaplanmasının hatalı olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL harçtan yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-) Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 399,47 TL harçtan yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 318,77 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-) İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a madde gereğince KESİN olmak üzere 29.11.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.