Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/236
2024/936
20 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/236 - Karar No:2024/936
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/236
KARAR NO : 2024/936
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2023
NUMARASI : 2023/936 E-2023/1224 K
ASIL DAVADA:
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 20.11.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca konteynerler ürettiğini ve üretimlerin tamamlandığını ancak teslim alınmadığını, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/67 D.iş sayılı dosyası ekinde bulunan faturalar ve listeden de anlaşılacağı üzere tüm siparişlerin toplam bedelinin 617.300,00 Euro olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline sadece 254.217,71 Euro ödendiğini, ayrıca davalının siparişleri nedeni ile fabrika sahasının ürünle dolu vaziyetle olduğunu, müvekkilinin alacaklı temerrüdü neticesinde elinde kalan malzeme nedeni ile fabrikasını etkili kullanamadığını, tarafların yaptığı sözleşme uyarınca teslimatın müvekkilinin fabrika sahasında yapılması ve gümrük-nakliye vs. maliyetine davalının katlanması gerektiğini, yıllardır teslim alınmayan malzemelerin depolama maliyetini de talep ettiklerini, 2016/67 D.iş sayılı tespit dosyası ile davalıdan tahsili gereken toplam tutarın 585.650,00 Euro olarak belirlendiğini, buna göre 585.650,00 Euro – 254.517,71 Euro=331.132,29 Euro bakiye alacağın tespit edildiğini, yükleme ve nakliye sorumluluğu davalıda olmasına rağmen üretilen eserlerin teslim alınmasının sağlanamadığını ve açıkça davalı tarafça siparişlerin teslim alınmayacağının ve başkalarına satılmasının bildirildiğini, müvekkilince 2017 Nisan ayından itibaren fabrika sahasını işgal eden konteynırları 3. kişilere satmaya çalıştığını, konteynerlerin talebe özel üretim olması sebebiyle sadece 15 adedinin çok düşük bedelle toplam 103.330,00 TL'ye satışının gerçekleştirilebildiğini, davalının ürünleri teslim almaması üzerine günlük 250,00 Euro depolama bedelinin işletildiğinin kendisine 05.04.2016 ve 19.04.2016 tarihli e-maillerle bildirildiğini, depolama alanı olarak çok büyük yer kaplayan ürünler nedeni ile müvekkili firmanın mağdur olduğunu ve çoğu üretimde zorluk yaşadığını, ürünlerin zarar görmemesi ve muhafazası için gösterilen çabanın da ayrıca hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, davalı tarafça gönderilen Karşıyaka 5. Noterliğinin 04510 yevmiye numaralı 07.02.2018 tarihli ihtarnamede her ne kadar sözleşmelerden dönüldüğü beyan edilmişse de, tamamlanan eserlerin teslim için hazır beklediğini, mevcut durumda alacaklı temerrüdü gerçekleşmiş olduğundan bu beyanın davalının kötüniyetini gösterdiğini, ürünlerin davalının onayladığı ve kendisi ile mutabık kalınan şekilde, kalitede ve miktarda üretildiğini ancak davalı tarafından teslim alınmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yapılan toplam ödeme içerisinde S15-170.01 ve S15-158.03 numaralı siparişlerin ödemelerinin yapıldığının, ödemesi eksik yapılan siparişlerin S15-158.01 ve S15-158.02 numaralı siparişler olduğunun tespiti ile tüm siparişlere ilişkin mahkemece saptanabilecek belirsiz alacaklarından şimdilik 2.500,00 Euro'luk kısmının davalıdan en yüksek faizi ile TBK’nun 99/III maddesi uyarınca aynen tahsiline, depolama bedel olarak mahkemece belirlenecek alacaklarından şimdilik 500,00 Euro'luk kısmının en yüksek faizi ile TBK’nun 99/III maddesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili: Müvekkili şirketin davacı firmadan 5 Şubat 2016 tarihli iki ayrı purchase order siparişi gerçekleştirdiğini, sipariş bedellerinin 229.950,00 Euro ve 364.300,00 Euro olduğunu, taraflar arasında daha önce yapılmış olan satın alma siparişlerinin bu yeni siparişler ile yenilendiğini, neticede geçerli olan akitlerin 5 Şubat 2016 tarihli iki ayrı satın alma siparişleri olduğunu, ayrıca 8 adet konteynerin yangına mukavemet ve sair testlerini yapmak üzere müvekkili tarafından 17.233,30 Euro bedelle alındığını ve ücretinin ödendiğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkili tarafından sipariş edilen konteynerler hazır olsaydı davacının yüklemeyi yapıp teslimat gerçekleştirmiş olacağını ve müvekkilinin ödemeleri yapmış olacağını, konteynerler hazır olmadığından müvekkilince talep edilen hazırlıklar ve teknik özellikler yerine getirilmediğinden davacının teslimatı gerçekleştiremediğini, davacının kendi beyanı üzerine S15-158.01 kodlu siparişin tavan ve şaselerinin üretildiğini vs. malzemelerin satın alındığını, ancak bu siparişi kapsayan 32 adet wc mutfak konteyner, 68 adet yatakhane konteyner ve 26 adet koridor konteynerin tamamlanmadığını, bu siparişin bedelinin 364.300,00 Euro olduğunu, davacının çalışanı pazarlama uzmanı ...’in 03.02.2016 tarihli e- mailinde belirtmiş olduğu üzere S15-158.01 kodlu siparişin ilk teslimatın avans ödemesi yapıldıktan 25 gün sonra ve son teslimat sonu ilk teslimattan 25 gün sonra olacağını beyan ettiğini, yine aynı çalışanın 05.02.2016 tarihli e-mailinde S15-158.02 sipariş için avans ödemesinin 145.750,00 Euro olduğunu ve S15-158.01 siparişi için avans ödemesinin 12.000,21 Euro olduğunu müvekkiline bildirdiğini, buna binaen müvekkilinin genel müdürünün aynı gün e-maille toplamda 157.720,21 Euro (145.750+12.000,21) havale edeceğini bildirdiğini ve S15-158.01 sipariş bittiğinde kendisine haber edilmesini ve nakliye firmasına haber verilmesini talep ettiğini, davacının beyanı ile sabit olduğu üzere müvekkilinin toplam 254.217,71 Euro ödeme yaptığını, karşılığında 23.05.2016 tarihli e-mailinde beyan ettiği gibi herhangi bir konteynerin alınamadığını, davacının konteynerleri taahhüt ettiği zamana kadar hazır edemediğini, 2016/67 D.iş sayılı tespit raporunda siparişlerin tarafların mutabık kaldığı kalite ve teknik özelliklerde yerine getirilip getirilmediği hakkında herhangi bir tespitin bulunmadığını, yine davacı tarafından üretilen konteynerlerden 8 adedinin müvekkilince yaptırılan yangın mukavemet testinde başarısız ve yetersiz kaldığını, yine davacının teslimi taahhüt ettiği 14.01.2016 tarihinde konteynerleri hazır edemediğini, söz konusu süreçte asıl kötüniyetli davrananın davacı olduğunu, davacının siparişleri tamamlayamadığını, konteynerlerin ayıplı ve kullanıma müsait olmadığının yazışmalarla sabit olduğunu, sonuçta 8 adet konteynerin müvekkiline teslim edilebildiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili: Davalının sözleşme gereğince edimini yerine getirmediğini, imal edilmiş olan konteynerlerin ayıplı olduğunu, davalının iddiasının aksine 8 adet konteynerin müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin ayıplı olan malları teslim almak gibi bir hukuki yükümlülüğünün bulunmadığını, imal edilen konteynerlar zamanında teslimata hazır olmadığından ve teslim edilmediğinden, ayıplı olduğundan dolayı müvekkilince sözleşmeden haklı olarak cayıldığını, davalıya müvekkilince 254.217,71 Euro ödendiğini, 07.02.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeden cayıldığını, bu miktarın geri ödenmesini talep ettiklerini, ancak davalı yanca herhangi bir ödemenin yapılmadığını, bu nedenle 254.217,71 Euro’nun iadesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 3.000,00 Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili: Müvekkilinin karşı taraftan alacaklı olup, açılan davanın haksız olduğunu belirterek zamanaşımı ve esas bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Asıl davada talebin eser sözleşmesi nedeniyle iş bedeli alacağının S15-158.01 ve S15-158.02 numaralı siparişlere ilişkin olduğunun tespiti ile tüm siparişler yönünden saptanabilecek eksik kalan ödemelere ilişkin iş bedeli alacağının ve depolama bedelinin tahsili birleşen dosyada ise eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, dava dosyasında 4 adet sipariş formunun mevcut olduğu, dosyaya mübrez, davalı tarafından davacıya ödeme yapılan 06.02.2016 tarihli 7285629956 nolu dekontun açıklama bölümünde; sipariş numaraları: STS-S15-0170M01, STS-S15- 0158X91, STS-S15-0158402 olarak belirtildiği, davalı tarafından satın alınan 17.200,00 Euro tutarındaki konteynerlerin ise taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından S15-158.03 nolu siparişe ilişkin olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca, 4 adet sipariş formuna istinaden çeşitli miktarlardaki konteyner alımları için taraflar arasında 4 ayrı anlaşmaya varıldığının anlaşıldığı, S15-158.03 nolu siparişe ilişkin malların teslim edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, geriye kalan 3 siparişe ilişkin konteynerların da teslim edilmediğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, davalının söz konusu konteynerlerin ayıplı olduğu için teslim alınmadığını beyan ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişki incelendiğinde; konteyner imalatına ilişkin varılan anlaşmanın eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, Borçlar Kanunu'nun 474. maddesinde ayıp sebebiyle sorumluluğun, 475. maddesinde eserdeki ayıp sebebiyle iş sahibinin seçimlik haklarının, 477. maddesinde işsahibinin eserdeki ayıbı ihbarı hususunun düzenlendiğini, bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilmeyecek ayıplar için satıcının sorumluluğunun devam edeceğinin belirtildiği, S15-158.03 nolu siparişe ilşkin malların teslim alınmasından sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 13.06.2016 tarihli e-postada gelen konteynerlerin kalitesinin çok kötü olduğu, tüm konteynerlerin aynı uzunluk ve genişlikte olması gerektiği, panellerin uygun olmadığı, yapışkanın çözüldüğü ve filmin bulunmadığı, 09.08.2016 tarihli e-postada ise konteynerlerin kalitesinin kabul edilemez olduğu ve bu konteynerleri satın almayacakları, (davacının) gönderdikleri statik raporunun almak istedikleri konteynerlerin statik raporu olmadığını, konteynerlerin sağlam ve sabit olmadığını, bu problemler için bir çözüm beklediklerini, 26.12.2016 tarihli e-postada ise sorunu çözüm için haber beklediklerini, bir ihtimal olarak bu konteynerleri (davacının) Afrika veya gelişmekte olan ülkelere satılabileceğini belirttiği, davalı tarafından davacıya keşide edilen Karşıyaka 5. Noterliği'nin 07.02.2018 tarihli 04510 yevmiye numaralı ihtarnamesinde ise; 05.02.2016 tarihinde STS-S15-015801 ve STS-5S15-0158402 olarak adlandırılan sözleşmelerin imzalandığı, konteynerlerin istenilen kalite düzeyine gelmemesiyle şikayetler ve onarım isteklerinin zamanında muhataba iletildiği ancak istenilen kalite düzeyine getirilmediği, ayrıca, konteynerlerin Almanya'da kullanılabilmesi için gereken yangına karşı mukavemet ölçülerinin sağlanamadığı, Almanya'da konteynerlerin yangın mukavemeti uzmanı bilirkişi tarafından test edildiği ve imal edilmiş konteynerlerin bu testlerde başansız olduğu, netice olarak konteynerlerin ayıpsız olarak imal edilemediği, sözleşmelerden ifasızlıktan dolayı caydıkları, ödedikleri 254.217,71 Avro'nun 10 gün içerisinde iadesini talep ettikleri hususlarının belirtildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde ise; konteynerlerde istenilen kalite ve teknik özelliklerin bulunmadığı, yangına karşı güvenliğin ve konteynerlerin statik yapısının istenilen şekilde olmadığını beyan ettiği, dosyasındaki sipariş formları incelendiğin de; uyuşmazlığı konu konteynerlere ilişkin yangına karşı güvenlik konusunda bir bilgiye rastlanmadığı, ancak tarafların birbirlerine gönderdikleri e-postalarda söz konusu konteynerlere ilişkin olarak davacı tarafından davalıya Tubitak'tan alınan yangın direnç raporunun gönderildiği anlaşılmakla, davacının konteynerlerin yangın direnci ile ilgili olarak belli bir kaliteyi güvence verdiğinin anlaşıldığı, davacının günlük 250 Euro depolama bedeli talep ettiği, keşif günü mahallinde yapılan tespitlerde davalı tarafından verilen konteyner siparişlerinde monteli ve demonteli olanların fabrika sahasında, malzemeleri alınıp henüz imalatı yapılmayan konteyner malzemelerinin fabrikanın kapalı alanlarında depolandığının görüldüğü, 19/12/2007 tarih 26775 sayılı Resmi Gazedete yayımlanmış olan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtilen tedbirlerin davaya konu konteynerleri kapsamadığının görüldüğü, haricen çıkan yangında alınması gereken tedbirlerin başında yangın söndürme cihazlarının hazır ve kullanılabilir durumda tutulması ile bu cihazları kullanacak kişilerin eğitilmiş olması olduğu, ancak taraflar arasında kabul edilmiş teklifte, haricen çıkabilecek yangında konteynerlerin hangi şartlara dayanıklı olabileceği hususunda bir ifade bulunmadığı, davaya konu konteynerin imalatından kaynaklanabilecek yangının en önemli nedeninin, elektrik iç tesisatı olduğu, konteynerlerde bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde; iç tesisatta kullanılan kabloların yangına dayanıklı cins NHXMH-J tipi 5x4 mm'lik HES marka olduğunun tespit edildiği, iç tesisatta kullanılan Anahtarlı Otomatik Sigortalar ile 30 mA korumalı Kaçak Akımı Koruma Şalterinin ise ... marka olduğunun tespit edildiği, anılan malzemeler ile markaları göz önüne alındığında, konteyner elektrik iç tesisatının güvenli olduğunun düşünüldüğü, sipariş formlarının eki olan konteyner teknik özellikleri incelendiğinde; konteynerlerin ana karkasını çelik konstrüksiyon malzemeler oluşturduğu, tavan, taban ve dış duvar yüzeyleri metal sac kaplama, iç duvarların çimentolu levha olduğu, duvar aralarının taş yünü ve cam yünü dolgu olduğu, pencereleri PVC doğrama, dış kapısı çelik kapı, iç kapıları MDF panel kapı, konteyner zemini 3 mm PVC zemin kaplaması, konteyner koridoru 3 mm Endüstrüyel PVC kaplaması (yangına dayanıklı), merdiven kovası 3 mm Endüstriyel PVC kaplaması (yangına dayanıklı) olarak belirlendiği, konteynerlerde kullanılan diğer malzemeler ile ilgili olarak ise gerek konteynerlerin gerekse konteyner imalatında kullanılan malzemelerin yangına dayanıklı olacağına dair özel bir şart bulunmadığı, sipariş formlarının eki olan konteyner teknik özelliklerinde sadece merdiven kovası zemini ile konteyner koridorunun zemin kaplamasının yangına dayanıklı olacağının belirtildiği, buradan olası bir yangında konteyner koridorlarının ve merdiven kovası zeminindeki zemin kaplamasının yangına dayanıklı olacağı anlaşılmakla birlikte söz konusu malzemenin ne kadar süre ile yangına dayanaklı olacağına dair bir bilgi yer almadığı, konteyner koridorları zemininde ve merdiyen kovası zemininde kullanılacak PVC malzemelerin yangına dayanıklı olup olmadığı hususunun laboratuvar koşullarında incelenmesi gerektiği ve şayet bu alanlardaki zemin kaplaması yangına dayanıklı değil ise zemin kaplamasının yangına dayanıklı olanla değiştirilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği, ancak her iki tarafın 23/06/2021 tarihli duruşmada, zemin kaplamasının yangına dayanıklı olup olmadığı hususu incelenmeksizin karar verilmesini talep ettiği, denetime elverişle, gerekçeli ve hükme esas alınan 19/12/2019 tarihli bilirkişi heyetinin kök raporu ve 07/07/2020 ve 18/12/2020 tarihli ek raporlarına göre; S15-0158.03 Sipariş Kodlu Akuple Konteyner imalatının tamamlanarak davalıya teslim edildiği, söz konusu konteynerlere ilişkin olarak 17.200,00 Euro bedelin davacıya ödendiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, S15-0170.01 Sipariş Kodlu 5.850,00 € bedelli Mutfak ve Yatakhane Konteyneri imalatının tamamlandığı, ancak davalı tarafından teslim alınmadığı, davalı tarafından davacıya ödeme yapılan 08.02.2016 tarihli 7285629956 nolu dekontun açıklama bölümünde STS-515-017001 nolu siparişe de yer verildiği, söz konusu dekontları anılan siparişe ilişkin ödemenin davacıya yapıldığının anlaşıldığı, söz konusu siparişe ilişkin alındının davacının da kabulünde olduğu, bununla birlikle bahse konu konteynerlerin davalı tarafından teslim alınmadığı gerekçesi ile davacı tarafından kiraya verildiği, S15-158.02 kodlu siparişin (20 adet WC-Mutfak konteyter, 44 adet yatakhane konteyner ve 16 adet koridor konteyner) monteli ve demonteli olarak davacı tarafından üretildiği, ancak konteynerlerin çatısının imal edilmediği, davacı tarafından 9 adet WC-Mutfak konteyner ile 19 adet yatakhane konteynerinin toplamda 46.743,43 € bedel ile satılmış olduğu, geriye 11 adet WC-Mutfak konteyner ile 25 adet yatakhane ve 16 adet koridor konteyner kaldığı, 229.950,00 € sipariş tutarından geriye, davacı tarafından satılan konteynerlerin bedelinin sipariş bedeli üzerinden hüküm altına alınması gerektiğinden, satılan 19 adet konteynerin sipariş bedeli olan 90.356.00 €'nun ve eksik imalat bedeli olan 17.250,00 € düşüldüğünde davacıya 132.344,00 €'nun kaldığı, S15-158.01 kodlu siparişin (32 adet WC-Mutfak konteyner, 68 adet yatakhane konteyneri ve 26 adet koridor konteyneri) ile ilgili tüm malzemelerinin alındığı ancak konteyner imalatlarının yapılmadığının 31.10.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ancak söz konusu malzemelerin keşif tarihi itibari ile malzemelerin bir kısımın davacı tarafından başka konteyner imalatlarında kullanıldığının tespit edildiği, bir kısım malzemelerin ise tamamının davacıya ait fabrika sahasında ve depolarında bulunmadığı, 346.300,00 € sipariş bedelinden; kullanılan malzemelerin bedeli olan 117.921,00 €'nun ve fabrika sahasında bulunmayan malzemeler ile işçilik bedeli olan 107.004,72 €'nun düşülmesi sonrasında geriye 121.374,28 €'nun kaldığı, davacı tarafından imal edilen konteynerlerin ayıplı olmadığı, S15-0158.63 Sipariş Koduna ilişkin 17.200,00 € tutarında alacağın tahsil edildiği, S15-0170.01 Sipariş Koduna ilişkin 5.850,00 € tutarında alacağın tahsil edildiği, S15-158.02 Sipariş Koduna ilişkin satılan konteynerlerin bedelinin sipariş bedeli üzerinden hüküm altına alınması gerektiğinden 132.344 Euro alacağının bulunduğu, S15-158.01 Sipariş Koduna ilişkin davacının 121.374,28 € alacağının bulunduğu, hal böyle olunca S15-158.01 nolu ve S15-158.02 nolu siparişler için davacının davalıdan toplamda 253.718,28 € alacaklı olduğu, S15-0158.03 ve S15-0170.01 nolu sipariş bedelleri için ödenen tutarlar haricinde davalı tarafından 231.730,21 € tutarında ödeme yapıldığı, davacının alacaklı olduğu tutardan davalı tarafından yapıdan ödemeler düşüldüğünde, 21.988,07 € alacağının bulunduğu, davacı tarafından şimdilik 2.500 €'nun talep edildiği, her iki tarafın da kabulünde olan S15-158.01 nolu ve S15-158.02 nolu sipariş formlarında; ödeme koşullarının yerine getirilmesinden sonra konteynerlerin davalıya teslim edileceğinin belirtildiği, ancak, her iki siperişe ait ödemelerin tamamının davalı tarafından davacıya yapılmadığı, böyle olunca, davalının, konteynerlerin zamanında teslim edilmemesinden dolayı sözleşmelerden caydıkları gerekçesinin haklı bir nedene dayanmadığı, davacı tarafından imal edilen konteynerlerin ayıplı olmadığı dikkate alındığında; davacı tarafından üretilen konteynerlerin ve üretimi yapılmamış konteyner malzemelerin davacıya ait fabrika sahasında depolanma ücretinin aylık 1.000,00 € olabileceği, davalıdan 05.04.2016 tarihinden itbaren depolama ücreti talep edildiğinden bu tarihten dava tarihine kadar 2 yıl 5 gün için toplam 24.167.00 € depolama ücreti ödenebileceği, depolama bedeli olarak davacı tarafından ise şimdilik 500 €'nun talep edildiği anlaşıldığından, asıl davanın kabulüne karar verildiği, birleşen 2019/243 esas sayılı dosyadaki davada ise; davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava şartı olmasına rağmen arabuluculuk yoluna başvurmadığı, bu durumu açıkça kabul ettiği anlaşıldığından TTK'nun 5/A ve HMK'nun 115. maddesi gereğince birleşen davanın dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 2.500,00 Euro konteynır bedeli, 500,00 Euro depolama bedeli olmak üzere toplam 3.000,00 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı- birleşen davada davacı Bauverk vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece eksik inceleme ve yanlış yorum sonucu davanın kabulüne karar verildiğini, sunulan itirazlarının ve delillerinin tartışılmadığını ve değerlendirmesini yapmadığını, Almanya’da kurulu bir şirket olan davalı ile Türkiye’de kurulu bir şirket arasında görülen işbu dava yabancılık unsuru içerdiğinden ve hem Almanya’nın hem Türkiye’nin Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına (CISG) taraf olmasının göz ardı edildiğini ve davada CISG kurallarının dikkate alınmadığını, dava konusunun ticari bir alım satımdan kaynaklı eser sözleşmesi olduğu göz önüne alınırsa müvekkili şirketin basiretli bir tacir olarak dava konusu konteyner siparişlerinde yangına dayanıklılığı test etmek üzere ilk parti siparişi teslim alıp teste tabi tuttuğu ve bu yangın testinden konteynerlerın geçemediği, bunun sonucu olarak müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, bu yangın testi raporu tercümesi ve ayrıca sözleşmeden dönüldüğüne dair davacıya gönderilen ihtarname dosyaya sunulmasına rağmen mahkemenin bu delillerini incelemediğini, yanı sıra davacının sunduğu sipariş formlarına ilişkin tercümelerde yargılamayı etkileyecek bir tercüme hatası olduğuna ilişkin itirazlarını iletmiş olmalarına rağmen mahkeme tarafından bu itirazların değerlendirilmediğini, davacı delillerinin tercüme hataları ile birlikte yargılamaya esas alındığını, mahkemeye davacının fabrika sahasında yapılan keşifte, incelenen konteynerlerin dava konusu konteynerler olmadığı itirazlarını ispatlarıyla birlikte bildirdiklerini, bu itirazlar değerlendirilmediği gibi dava konusu olmayan konteynerler üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinin yargılamaya esas alındığını, dolayısıyla yapılan keşif ve incelemelerin zaman ve masraf kaybı olduğu, bu sebeple zemin kaplamasına ilişkin ek inceleme yapılmasının yersiz olacağını mahkemeye ilettiklerini, mahkemenin ise itirazlarını dikkate almaksızın yanlış yorum yoluyla maddi gerçekliğe ulaşamamadığını, usule ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, taraflar arasında imzalanan 4 adet sipariş bulunduğunu ve mahkeme tarafından yapılan yargılama ile sipariş formlarına konu edilen bazı konteynerlerin imal edilip davacı tarafından üçüncü kişilere satıldığı ve kiralandığının tespit edildiği, geri kalan konteynerlerin de hiç imal edilmediğinin tespit edildiği, davacının kendi fabrika sahasında dava konusu konteynerleri depo ettiği iddiası ile, diğer bir ifade ile depo bedeli gideri/faturası oluşmadığı halde, hiç ödemediği depo bedeli zararını dava ettiğini ve mahkemenin üstelik bilirkişi raporu ile fabrika sahasında söz konusu konteynerlerin bulunmadığı tespitine rağmen ispat edilmemiş bir zarar talebini kabul ederek alelade bir tutar ile depo bedeline hükmettiğini, dosya kapsamınca alınan 18.12.2019 tarihli bilirkişi raporu uyarınca; S15-158.03 kodlu siparişin ödemesi yapılıp teslim alındığı, S15-170.01 kodlu siparişin hazır edildiği, ödemesinin müvekkili tarafından yapıldığı ve ancak teslim alınmadığı ve davacı tarafından konteynerların üçüncü kişilere kiraya verildiğinden fabrika sahasında bulunmadığı, S15-158.02 kodlu siparişin çatılarının imal edilmediği ve üretimi tamamlanmayan konteynerların da davacı tarafından üçüncü kişilere satıldığı ve fabrika sahasında bulunmadığı, S15-158.01 kodlu siparişin ise imalatına dahi başlanmadığı dolayısıyla fabrika sahasında bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemenin fabrika sahasında bulunmayan, kiralandığı ve satıldığı ikrar edilen konteynerlere ilişkin davacının talebini kabul ederek depo bedeline hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, depo bedelinin hangi tarihler için, nasıl ve hangi hesaplama yöntemi kullanılarak hesaplandığının bile belli olmadığını, davada uyuşmazlık konusunun, müvekkilinin eser sözleşmesinden ayıp nedeni ile dönmesine ilişkin olup olayda alacaklı temerrüdü şartlarının gerçekleşmediğini, uyuşmazlık konusu konteynerlerın, sözleşme konusu iş için temel teşkil eden “fıre resıstant” yani “yangına karşı dayanıklılık” özelliği taşımadığından ayıplı mal niteliğinde olduğunu, müvekkili bakımından üretilen ürünlerin kalitesi ve yangına dayanıklılığı çok önemli olduğundan sözleşme kapsamındaki ürünleri test etmek amacıyla S15-158.03 kodlu siparişin, 17.233,30 Euro bedelle satın alınarak, ayrıca 50.000,00 Euro ödeme yapılmak suretiyle Almanya Liebzig’de yer alan ... isimli test merkezinde yangına dayanıklılığa karşı test edildiğini ve konteynerlerin işbu test esnasında tabiri caizse cayır cayır yanması doğrultusunda testten kalmasını müteakip ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığını, söz konusu yangın testi tercüme edilerek dosyaya delil olarak sunulmuşsa da bu delillerinin değerlendirilmediğini, ilgili konteynerlerin yangına dayanıklılık testinden kalması, statik rapor uyarınca konteynerlerin son derece kalitesiz olmasının davacının konteynerlerin sağlam bir şekilde kurulacak düzeye getirilmesi için gerekli iyileştirmeleri yapmaması, konteynerlerin teslim tarihinin geciktirilmesi ve müvekkilinin konteynerlerin kalitesi noktasında kandırılmasını takiben müvekkilinin haklı nedenle sözleşmeden döndüğünü, bu doğrultuda, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 219 ve 475. maddesi ve Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın (CISG) 49. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme hakkı bulunan müvekkilinin, iyi niyet göstergesi olarak eser sözleşmesine konu yangına dayanıklı olarak üretilmesi gereken konteynerlerin kalitesini artırmak için uğraşmışsa da davacının konteynerlerin kalitesini artırmamak için resmen direndiğini, müvekkilinin uğraşları sonuç vermeyince, halihazırda uğradığı 254.217,71 Euro zarar da göz önünde tutulacak olursa, TBK. 475.maddesi uyarınca işbu ayıplı sözleşmeden dönme hakkını kullanmak üzere karşı tarafa İzmir Karşıyaka 5. Noterliği’nin 04510 yevmiye numaralı 07.02.2018 tarihli ihtarı çektiğini, mahkemenin müvekkili şirketin sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ihtarnamesini dahi değerlendirmediğini ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin bir incelemede bulunmadığını, bu doğrultuda dosyaya davacının bizzat kendisi tarafından sunulan deliller göz önünde tutulduğunda açık bir şekilde anlaşılacağı üzere dava konusu eserin konusunun Almanya’da kullanılmak üzere yangına dayanıklı olarak üretilmesi gereken konteynerler olduğunu, üretilen konteynerlerin Almanya’da kullanılacağı ve yangına dayanıklı olması gerektiği taraflar arasında belirlenmiş olup bu doğrultuda davacı tarafından 11.01.2020 tarihli beyan dilekçesinin eki olarak dosyaya sunulan ve orijinal adı “Container Technical Specification” olan Konteyner Teknik Özellikleri isimli belgenin 4. sayfasında “Floor Covering” başlığı altında açık bir şekilde belirtildiği üzere döşemelerin, yangına karşı dayanıklı (fıre resıstent) olacağını, oysa işbu belgenin Türkçe’ye çevirisinde “fire resistant” teknik tabirinin davacı tarafından “ısıya dayanıklılık” gibi kesinlikle anlamını karşılamayan bir şekilde farklı bir teknik tabire çevrilerek mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, davacının müvekkili ile yapmış olduğu mail yazışmalarında müvekkilinin konteynerların yangına dayanıklı olduğu konusunda yanılttığını, hatta tabiri caizse kandırdığını, taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda konteynerlerin yangına dayanıklı üretileceği açık bir şekilde belirlendiğinden, davacı tarafından dosya kapsamına delil olarak sunulan toplamda 333 sayfa mail akışının 285. sayfasında görüleceği üzere davacının 18.12.2015 tarihli mailinde davalıya Fibercement ve taşyüküne ait yangın dayanım belgelerini gönderdiğini belirttiğini, bizzat davacı tarafından sunulan mail akışında açıkça Fibercement levha ile Taşyükünün kullanıldığı, bir başka deyişle 120 dakika boyunca hiçbir şekilde yanmayacağı noktasında uluslararası geçerliliği olan bir ürünün kullanıldığını iddia eden davacının sunduğu sipariş formlarında tercüme hatası ile yangına dayanıklılık taahhüdünü saklamaya çalışmasının kabul edilemeyeceğini, ortada uluslararası geçerliliği olan ürünler ve uluslararası kabul görmüş test yöntemleri varken, objektif bir gerçekliği göz ardı etmenin hukuk mantalitesi ile bağdaşamayacağını, ilgili ürünlerin kullanıldığı noktasında müvekkilini yanıltılmakla birlikte, taraflar arasında geçen sözlü görüşmeler esnasında yangına mukavemet konusundaki tereddütlerin iletilmesini takiben davalı tarafından ek olarak 22.12.2015 tarihinde yangına dayanıklılık testine ilişkin Tübitak raporu sunulduğunu, davalının 09.09.2020 tarihli beyan dilekçesinde böyle bir raporun sunulmadığını iddia ettiğini, kendi sunduğu delillerle çeliştiğini, mahkemenin davacının sunduğu sipariş formlarında tercüme hatası ile yangına dayanıklılık taahhüdünü saklamaya çalışmasına rağmen, e-posta yazışmaları üzerinde yaptığı inceleme ile gerekçeli kararında “tarafların birbirilerine gönderdikleri e-postalarda söz konusu konteynerlere ilişkin davacı tarafından davalıya TUBİTAK’tan alınan yanın direnç raporunun gönderildiği anlaşılmakla, davacının konteynerlerin yangın direnci ile ilgili olarak belli bir kaliteyi güvence verdiği anlaşılmaktadır.” tespitini doğru olarak yaptığını, bu nokta mahkeme tarafından da onaylanmakla birlikte, yangına dayanıklılık noktasında taahhüt verilmiş eserlerin yangına dayanıklılık testinde yanıp kül olması dolayısıyla ayıplı olduğu anlaşılan eser üzerinde alacaklı temerrüdü oluştuğunu kabul edilemeyeceğini, dava konusu konteynerler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığının iddia edildiğini ve incelenen konteynerlerinin teknik özelliklerinin defaatle sipariş formlarında yer alan teknik özelliklerden farklı olduğu itirazlarının değerlendirilmediğini, dolayısıyla dava konusu konteynerlerden farklı konteynerler incelenerek yangına dayanıklı olduğu tespitinin yapıldığını ve hukuka aykırı bir hüküm kurulduğunu, davacının Türkçe’ye çevirerek 11.01.2020 tarihli beyan dilekçesi ile sunduğu konteynerlerin teknik özelliklerinin orijinal adı “container technical specification” isimli belgeyle 18.12.2020 tarihli bilirkişi ek raporu karşılaştırılırsa kablolar ve sigorta konusunda farkların bulunduğunu, sadece tespit edilen bu farkların ile bile keşifte incelenen konteynerlerin işbu dava konusu konteynerler olmadığını gösterdiğini, bu noktada bilirkişi incelemesinin yanlış/farklı konteynerler üzerinden yapıldığı yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını ve konu netleştirilmemişken işbu raporların temel teşkil ettiği mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin konteynerların sözleşmeye uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığını test etmek için toplamda 250.000 Euro’nun üzerinde para harcayarak ürünlerin ayıplı olduğunu öğrendiğini ve üzerine düşen bildirim külfetini yerine getirdiğini, müvekkili şirketin tüm uğraşları karşısında sözleşme konusu mallar ayıplı olarak üretildiğinden testten kaldığını ve müvekkilinin ciddi miktarda zarara uğradığını, işbu ayıplı mallar karşısında daha fazla zarara uğramamak adına hukukun kendisine tanıdığı bir hak olan sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, müvekkilinin bu siparişlerin gerçekleştirilmesi için en az 3 kere Almanya’dan Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdiğini, tüm bu durumların müvekkilinin gereğinden fazla masraf ve ödeme yaptığı için dava konusu ürünleri teslim alması beklenirken teslim almamasının bile müvekkilinin beklentilerinin karşılanmadığını gösterdiğini, davacının müvekkilinden haksız yere 254.217,71 Euro kazanç sağlayıp, müvekkilinin taleplerini karşılamadığını ve hukuka aykırı taleplerinin mahkemece kabul gördüğünü belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, alacak istemine ilişkindir.
Mahkemenin 2018/228 E, 2021/711K sayılı 29.09.2021 tarihli kararında özetle; asıl davada davacı ....Ltd. Şti.nin açtığı alacak davasının kabulüne, 2.500,00 Euro konteyner bedeli, 500,00 Euro depolama bedeli olmak üzere toplam 3.000,00 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, birleşen davada davacı ...'nin açtığı alacak davasının reddine karar verilmiş olup taraf vekillerinin istinaf etmesi üzerine Dairemizin 2021/1022 E- 2023/864 K sayılı 19.07.2023 tarihli kararında özetle: “…06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “ Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak özel bir dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 115.maddesinde"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır..." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu somut olayda; davacı yüklenici tarafından alacak istemiyle açılan davaya karşı iş sahibi vekilince 10/04/2019 tarihinde sözleşmeden dönerek ödenen bedelin iadesi istemiyle karşı dava açılmış, mahkemesince karşı davanın süresinde açılmadığından bahisle tefrik kararı verilerek aynı mahkemenin 2019/243 esasına kaydedildiği ve sonrasında iş sahibi tarafından açılan 2019/243 esas sayılı davanın eldeki istinafa konu 2018/228 esas sayılı dosyası ile birleştirilerek birlikte karara çıkarıldığı görülmüş olmakla, iş sahibi tarafından açılan sözleşmeden dönme ile ödenen bedelin istirdadına ilişkin davanın açıldığı tarih itibariyle arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dosya kapsamı itibariyle bu dava şartının yerine getirilip getirilmediği hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi gerekçeli kararda da buna ilişkin bir tespit ve değerlendirmenin bulunmadığı anlaşılmış olmakla, taraf vekillerinin istinaf sebepleri ve kararın esası incelenmeksizin birleşen dava yönünden dava şartına ilişkin eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulması doğru olmamış, kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine ....”” karar verilmiştir.
Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle asıl davada talep edilen ve hüküm altına alınan miktar dikkate alınarak davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edilen asıl dava için alınması gereken 1.024,65 istinaf karar harcından peşin alınan 257,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 767,36 TL harcın davalı- birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı- birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20.11.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.