Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/50
2025/176
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/50 - Karar No:2025/176
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/50
KARAR NO : 2025/176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/02/2022
NUMARASI : 2017/287 E-2022/75 K
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/02/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında "... Ticaret ve Alışveriş Merkezi Binası'nın işi için 03/02/2015 ve 10/01/2016 tarihlerinde sözleşme imzalandığını ancak sözleşmeye konu işin devreye alınmasıyla çok sayıda gizli ayıplı ifa ortaya çıktığını, çeşitli klima servisleri için tutulan tutanaklar bulunduğunu, bunun üzerine ... tarafından düzenlenen raporlarda davalı tarafça üstlenilen işin hangi sebeplerle ayıplı ifa olduğunun detaylı olarak izah edildiğini, müvekkili firma tarafından yükleniciye birçok kez ayıplı ifaya ilişkin bildirimde bulunulduğunu ancak davalı tarafça herhangi bir girişimde bulunulmadığını, bir kısım ayıplı işin müvekkili tarafından bir kısmının ise müvekkilinin talimatı üzerine dava dışı firmalarca giderildiğini, anılan tamirat ve yapım işine ait müvekkili tarafından düzenlenen 28/02/2017 tarihli ve 67.850,00 TL bedelli faturanın gönderildiğini, bir kısım ayıplı ifanın ise müvekkilinin talimatı ile ... Taah. Ser. İnş. ve Müh A.Ş tarafından giderilerek 06/03/2017 tarihli fatura bedeli KDV dahil 5.144,80 TL'lik fatura ile müvekkili firmaya iletildiğini, davalı tarafça üstlenilen bir kısım işin ise halen kullanıma alınmamış olup olası gizli ayıplardan kaynaklanan talep haklarının saklı olduğunu iddia ederek, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca, eserin davalı tarafça gizli ayıplı ifa edilmesi sebebiyle müvekkili firmanın uğradığı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 67.850,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 14/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 91.096,00 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözleşme ediminin ifa yeri olan Manisa Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yapılan işin yetkili servis olan ve dava dilekçesinde bahsi geçen ... Klima firması tarafından tüm kontrollerin ve denemelerin yapıldığını, 41.5 bar test azotunda 5 gün kalarak, kaçak olanlar görülüp ilave gaz şarjı hesaplanarak yine ... firması gözetiminde Devreye Alma Tutanağı (Formu) ile ... firmasına yani davacı ...'ye teslim edildiğini, herhangi bir ayıp mevcut olmadığını, davacının tanzim ettiği 28/02/2017 tarih ve 67.850,00 TL bedelli faturanın gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayıplı ifa olduğu düşünülse dahi, yapılan işte 12 tüp gaz kullanıldığı, ... marka igaz tüpünün fiyatı 410-TL*KDV olduğu için toplam 4.920,00 TL olduğunu, işçilik bedelinin de piyasa rayicine göre bir o kadar olacağını, bu nedenle faturanın gerçeği yansıtmadığını, hatta faturada 10 ad olarak belirtildiğini, ... firmasınca ve kendilerine tebliğ edilmeyen düzenlenen raporun delil olarak kabul edilemeyeceğini savunarak, haksız davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 03/02/2015 ve 10/01/2016 tarihli eser sözleşmelerinin yapıldığı ve işin teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlık konusunun, işin ayıplı ifa edilip edilmediği, davacının ayıbın giderilmesi için yaptığı masrafların davalıdan tahsili talebinin yerinde olup olmadığı ve fatura içeriğinin rayice uygun olup olmadığı noktasında toplandığı, sözleşme uyarınca işin bitim süresinin 10/03/2016 olduğu, davacı yanca devreye alma tutanaklarının düzenlendiği, dosyaya sunulan ilk tutanağın 12/02/2016, son tutanağın 30/03/2016 tarihli olduğu, kesin kabul tutanağının düzenlenmediği, işin süresinden sonra teslim edildiğine ilişkin bir iddianın da bulunmadığı, mahallinde yapılan iki ayrı keşifte yapılan tespitler dikkat alındığında, işin gizli ayıplı olarak teslim edildiği, her ne kadar davalı, işin ayıplı olması halinde devreye alma tutanağı düzenlenerek teslim alınmayacağını savunmuş ise de, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi karşısında bu savunmaya itibar edilmediği, sözleşme uyarınca geçici kabul ile kesin kabul arasında geçecek 360 günlük teminat süresi boyunca sözleşme konusu işlere ait kullanma hataları dışındaki kusur ve arızaların düzeltilmesi masraflarının taşerona ait olduğu, hatalı imalat yapılmış ise taşeronun yapılan işleri tamir, tadil veya sökerek yeniden yapmaya mecbur olduğu, işverenin zararının da taşeronun ilk hakedişinden kesileceği hükmünün benimsendiği, bu hali ile açık ayıplar yönünden sözleşmede bulunan hükmün kıyas yolu ile uygulanarak gizli ayıptan kaynaklanan masraflardan da davalının sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yasa gereği, teslim tarihinden itibaren 2 yıllık garanti süresinin de fatura tarihi itibari ile dolmadığı, devreye alma tutanaklarının düzenlenmesinden sonra davacı tarafça yetkili servis aracılığı ile ortaya çıkan ayıplar yönünden birden fazla kez tespit yaptırıldığı, bu tespitlerin mail ortamında davalıya bildirildiği, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına ilişkin savunmasının da bulunmadığı, sonuç olarak davacının ayıbı kendi imkanları ile gidererek dava konusu 28/02/2017 tarihli faturayı düzenlediği ve davalıya tebliğ ettiği, davalı yanca faturanın 8 günlük yasal süresi içinde iade edildiği, işin ayıplı olduğunun tespiti karşısında davacı, TBK'nun 475 maddesindeki seçimlik hakları yerine sözleşmeden doğan ayıbın giderim bedelini talep ettiği, davalının ise fatura bedelinin rayice uygun olmadığı savunmasında bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerçekten de fatura içeriği gözetildiğinde ayıbın giderim bedelinin rayiç değerinin belirlendiği ve bu miktar doğrultusunda davanın sübuta erdiği, fazlaya ilişkin talebin ise yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı davasını ıslah etmiş ise de, HMK'nun 176 ve devamı maddeleri uyarınca iki taraftan her biri usule ilişkin olarak yaptığı işlemi tamamen veya kısmen ıslah edebileceği, ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde davaya konu edilen 28/02/2017 tarihli fatura dışında, dava konusu olmayan fatura bedellerini belirterek yalnız alacak miktarını arttırdığı, bu faturaların dava dışı firmalar tarafından ayıbın giderim bedeline ilişkin düzenlendiğinin iddia edildiği, bu hali ile dayanılan vakıalar değiştirilmek istenmişse de ıslahın usulüne uygun yapılmadığı, davacının dava dışı firmalara yaptırdığını bildirdiği tamirat ve tadilatlara ilişkin davalıya yansıtma faturası düzenlemek yerine yeni fatura düzenlediği ve fatura içeriklerinden ayıbın giderilmesi için yapıldığına ilişkin bir belirleme de bulunmadığı, bu nedenle ıslahın faiz talebi dışında yapılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 37.899,24 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece eksik incelemeye dayalı verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın TBK 475.maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin TBK 475/2 uyarınca genel hükümlere göre tazminat talebiyle açılan davada, iş sahibinin ayıplı ifa nedeniyle tazminat talep edebilmesinin muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirmesine bağlı olmadığı gibi, zamanaşımı süresinin de TBK'nın 146. ve vd madde hükümlerine göre belirleneceğini, 3 farklı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporları sonucunda davalının teslim ettiği eserde gizli ayıbın mevcut olduğunun, gizli ayıbın işçilik hatalarından kaynaklandığının tespit edildiğini, yine ayıbın gizli olması, ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazmini anlamında genel hükümlere başvuran müvekkili yönünden zamanaşımı süresinin dolmaması gibi müvekkilinin zararının tazminini gerektiren bütün ögelerin de somut olayda mevcut olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını (Yargıtay 3. HD'nin 2017/13083 E- 2017/17660 K), mahkeme kararına dayanak 21.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun birçok eksiklik içerdiğini, 18.02.2020 tarihli celsesinin 6 nolu ara kararında bilirkişiye ticari defterlerin yerinde incelenmesi görevi de verildiğini, dayanak raporda tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğine dair hiçbir değerlendirme yapılmadığını, dava içeriğinde faturaların da olduğu gözetildiğinde taraf ticari defterlerinin incelenmeden oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının, esası etkileyebilecek nitelikte bir eksik olduğunu, yine bilirkişi heyetince sadece kullanılan gaz yönünden fiyat araştırması yapılmış olup, geri kalan tamiratların, malzemelerin fiyat araştırması yapılmadığını ve tahmini hesaplama yoluna gidilerek, işçilik bedelleri bakımından hiçbir inceleme yapılmadığını, bilirkişilerin hesaba katılan tek öge yönünden (ayıbın giderilmesi sadece kullanılacak gaz ile sağlanamamasına rağmen) piyasa fiyatını değil, 2017 yılı ... Bankası fiyatını dikkate aldığını, bakır borunun tamiri, testi, sistemin kurutulması yönünden bedeli ise gayri ciddi bir şekilde "piyasadaki uygulamaya göre bir o kadar tutması durumunda" diyerek subjektif tahminlerine göre hesap ettiklerini, ayrıca dayanak raporda işçilik bedeli ve kullanılan başkaca malzemelerin bedellerinin hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetince hazırlanan raporların özellikle ticari defterler bakımından eksik incelemeye dayandığı gibi hesaplama yöntemleri açısından da bilimsel temellere dayanmaktan uzak olduğunu, eksik inceleme ve hesaplama içerir raporun hükme dayanak gösterilmesinin açıkça hukuka aykırılık oluşturmakta olup, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ıslah dilekçesinin usulüne uygun olarak verildiğini, kısmi davada ıslah yoluyla dava değerinin artırılmasının mümkün olup, yargılama sonucu ortaya çıkan miktara “tespite ilişkin bölüm” denildiğini, bu bölüm için uzun yıllar boyunca ikinci bir dava (ek dava) açılmakta iken, Anayasa Mahkemesi’nin mülga 1086 sayılı HUMK’un 87/son maddesini iptal eden 20.07.1999 tarihli 1/33 sayılı kararından sonra ıslah adı altında dava değerinin artırılması uygulamasına geçildiğini, somut olayda davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 67.850,00 TL üzerinden kısmi dava açıldığını, mahkemece davanın kısmi olarak açıldığının gözetilmeksizin başlangıçta gösterilen meblağdan yola çıkılarak ayıptan kaynaklanan diğer zararları görmezden gelinmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin söz konusu dava ile ayıp nedeniyle uğradığı zararların tümünü tazmin etme niyetinin izahtan vareste olduğunu, ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle, eserin teslimi sırasında mevcut olan ayıbın tespiti (dolayısıyla dava açılmadan önce ayıp zaten mevcut idi) ve uğranılan zararın hesaplanmasının vakit alacağından davanın kısmi dava olarak açıldığını, 67.850,00 TL bedelli faturaya dayalı giderim bedelinin bilirkişi heyetince eksik incelendiği gibi, müvekkilinin dava dışı firmalara zararın giderimi için ödediği bedellerin, mahkemenin ıslah dilekçesini red sebebinde de açıkça görüleceği üzere anlaşılamayacak şekilde dava konusu dışında görüldüğünü, fatura içeriğinde ayıba ilişkin bir belirleme yapılmamasının müvekkili aleyhine bir neden olarak ortaya konulduğunu, VUK 230.maddesi uyarınca da düzenlenen faturaların içeriğinde yer alan kalemlerin hukuki sebeplerinin faturada belirtilmesinin zorunlu tutulmadığını, mahkeme gerekçesine bakıldığında fatura içeriğinin hukuki nedeninin de içerikte olma gerekliliğinin arandığını, mahkemenin kabulü, faturanın hukuki niteliğine ve doğasına aykırı olup, hukuka uygun düşmediğini, en nihayetinde mahkemece ıslah dilekçesinin usulüne uygun yapılmamasına dayanak gösterdiği nedenlerin hukuken kabul edilemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı iş sahibi vekilince ,taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, davalı yüklenici tarafından yapılan imalatlarda ayıpların bulunduğu ve bir kısmının ise kendisi tarafından , bir kısmının dava dışı 3.kişilerce giderildiği iddiasına dayalı olarak, davalı adına kesilen 28.02.2017 tarih ve 001742 no'lu 67.850 TL bedelli fatura ile dava dışı ... Taah. Ser. İnş. ve Müh A.Ş tarafından davalı adına kesilen 14230 fatura belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 67.850,00 TL'nin tahsili talep edilmiş olup, mahkemece yargılama sırasında alınan 04.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek alacağın 28.02.2017 tarih ve 67.850 TL bedelli, 20.112017 tarih ve 15.576 TL bedelli ve 29.12.2017 tarihli 7.670,00 TL bedelli faturalar toplamı olan 91.091,00 TL olarak belirlenmesi üzerine, davacı vekilince bu rapora atıfla dava değerininin 91.091 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 T. ve 1956/15 E., 1956/15 K. sayılı kararı gereğince her dava , davanın açıldığı tarihteki hukuki durum gözetilerek hükme bağlanır , sonradan gelişen, değişen olayların değerlendirmeye esas alınmaz. Başka bir anlatımla her davanın açıldığı tarihte varolan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak iddia ve delillere göre çözümlenmesi gerekir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihinden sonra düzenlendiği anlaşılan ve ıslaha dayanak yapılan 20.11.2017 ve 29.12.2017 tarihli faturaların bu davada dikkate alınması mümkün olmayıp, davacının talebinin 28.02.2017 günlü 67.850,00 TL bedelli fatura kapsamında incelenip değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu faturaya ilişkin olarak yargılama sırasında alınan 13.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda faturadaki işler yönünden işlerin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçleri ile giderim bedelinin 35.400,00 TL olduğu, 21.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise 32.118,00 TL + KDV (%18) = 37.899,24 TL olduğu belirtilmiş ise de, davacının bu tespit ve belirlemelere ilişkin tamiratların malzemelerinin fiyatlarının araştırılması yapılmadan, tahmini hesaplama ve işçilik bedellerinin hesaba dahil edilmediği belirtilerek itiraz edildiği, mahkemece 26.01.2021 tarihli duruşmanın 2 no'lu ara kararı ile 1 no'lu ara kararı gereği beyan sunulduğunda yada verilen sürenin sonunda fatura konusu işe ilişkin malzeme ve işçilik bedelleri üzerinden ayrıntılı ve denetime elverişli piyasa araştırması da yapılarak bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş, davacı vekilince 07.12.2021 tarihli celsede müzekkere cevapları gelmeden rapor alınmasının yargılamayı etkilemeyeceği belirtilerek ara karardan dönülmesi talebinde bulunduğu belirtilmiş ve yukarıda belirtildiği şekilde davacı vekilince ıslah dilekçesi verilmiş olduğu anlaşıldığından, davacı vekilince 28.02.2017 tarihli faturanın 67.850,00 TL bedelinin tamamının tahsili yönünde karar verilmesinde ısrar edildiğinden, bu kapsamda davacı vekilince bilirkişi raporlarına yapılan itirazları karşılar ek bilirkişi raporu alınması için gerekli usuli işlemler yapılmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, kural olarak herkesin iddiasını ıspat etmekle yükümlü olduğu ve davacı talebinin 28.02.2017 tarihli faturaya dayalı olduğu hususu gözönüne alınarak bu fatura kapsamında davacının hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptığı itirazları karşılar ek rapor alınması yönünde gerekli usuli işlemlerin yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesidir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 tarih ve 2017/287 Esas- 2022/75 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.