mahkeme 2022/570 E. 2024/457 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/570
2024/457
21 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/570 - Karar No:2024/457
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/570
KARAR NO : 2024/457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2021
NUMARASI : 2016/690 E-2021/889 K
ASIL DAVADA:
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVA KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 21.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21.05.2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve alacak istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2020/202 esas sayılı davalarda davacı- birleşen 2019/141 E. sayılı davada davalı ....Ltd.Şti vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında 10.05.2011 tarihli arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ve aynı tarihli protokolün imzalandığını, belirtilen anlaşma ve protokolden doğan borcun ödenmemesi üzerine, davalı tarafa gönderilen Ankara 59. Noterliğinin 18.02.2013 tarihli ve 5783 yevmiye nolu ihtarname ile 138.000,00 TL borçlu olduğunun bildirildiğini ve böylece davalının temerrüde düşürüldüğünü, davalı hakkında Ankara 10. İcra Dairesinin 2016/9906 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili: Müvekkilinin Ankara ... parselde yer alan 1650 m2 arsa vasıflı taşınmazın maliki olduğunu, taraflar arasında Ankara 62. Noterliğinin 11.05.2011 tarih 9771 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme gereğince davacının sözleşmede belirtilen bodrumlu 3 adet iş yeri yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, yapılacak bağımsız bölümlerden 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin müvekkiline, 3 nolu bağımsız bölümün ise yüklenici davacıya ait olmasının kararlaştırıldığını, taraflar arasında akdedilen kat karşılığı noter sözleşmesine ek yapılması veya hükümlerinin değiştirilmesinin de paralellik ilkesi gereğince yine noterden yapılacak bir sözleşme ile mümkünken tarafların 10.05.2011 tarihinde adi yazılı şekilde protokol akdettiklerini, düzenleme şekli bakımından söz konusu protokolün geçerli olmadığını, adi yazılı protokolde inşaatın belirli safhalarında toplamda 425.000,00 TL olmak üzere davacıya ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, davacının müvekkili hakkında 138.000,00 TL asıl alacak ve 50.019,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 188.019,34 TL alacağın tahsili için takip yaptığını, müvekkilinin haklı olarak borca itiraz ettiğini, taraflar arasında düzenlenen adi yazılı protokol yasal geçerlilik koşullarını taşımamakla birlikte müvekkilinin iyiniyetli olarak bir kısım ödemeleri nakten yaptığını, bir kısım ödemelere karşılık ise davacıya imalat yaptığını, bakiye kısım için ise takas mahsup defii olmakla bu nedenle müvekkilinin 10.05.2011 tarihli protokolden dolayı davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu ödemelerin bir kısmının nakten bir kısmının da banka havalesi ile gerçekleştirildiğini, muhtelif tarih ve miktarlarda yapılan ödemeler toplamının 357.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin davacıya borçlu değil aksine alacaklı olduğunu, müvekkilinin davacıya imalat yaptığını, malzeme teslim ettiğini, fatura kestiğini, bu faturaların karşılığı olan bedellerin ödenmediğini, taraflar arasındaki harici anlaşmayla müvekkilinin davacıya "malzemeli çelik, beton guse kalıpları imalatı ve malzemeli vinç ray yolu ankraj plakaları imalatı" yapmayı taahhüt ettiğini, sözkonusu anlaşma gereğince müvekkili tarafından gerekli imalatlar yapılarak davacıya malzemelerin sevk irsaliyesi karşılığında teslim edildiğini, sevk irsaliyelerinin tamamında teslimi ispat eder şekilde davacının imzasının mevcut olduğunu, yapılan imalatlara karşılık dökümü dilekçede belirtilen faturaların düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının fatura konusu imalatları teslim aldığını ve fatura içeriklerine itiraz etmediğini, söz konusu faturaların toplamlarının 114.117,80 TL olup fatura bedellerinin halen dahi davacı tarafından ödenmediğini, söz konusu bedel için takas mahsup definde bulunduklarını, sözleşme gereği davacıya devri gerçekleştirilen 3 nolu bağımsız bölüm için kesilen faturanın KDV'sinin davacı tarafından eksik ödendiğini, taraflar arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 9. maddesinde "Yüklenicinin işbu sözleşme gereğince ve inşaatın yapım seyrine göre hak edeceği işyerlerinin satışı esnasında ödenecek tüm vergi, resim, harç gibi ödemeler ve cezalar yükleniciye aittir." düzenlemesinin yer aldığını, bu düzenleme gereğince bağımsız bölümün yükleniciye devri için ödenmesi gereken tüm vergilerin yükleniciye ait olduğunu, müvekkilince yükleniciye düşecek olan bağımsız bölümün devrinin yapılarak karşılığında düzenlendiği 28.06.2011 tarihli faturada KDV miktarının 33.413,76 TL olduğunu, davacının bu miktarın tamamını ödemesi gerekirken sadece 15.000,00TL. lik kısmını bankadan "KDV bedeli ... İnş." açıklamasıyla müvekkiline ödediğini, bakiye 18.413,76 TL. daha borcunun bulunduğunu, bu miktarın da takas ve mahsubu talep ettiklerini, davacının taraflar arasındaki 11.05.2011 tarih ve 9771 yevmiye nolu sözleşme gereğince üstlenmiş olduğu taahhütleri süresi içerisinde bitirmediği gibi eksik ve ayıplı yaptığını, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/36 D.İş dosyası ile mahallinde keşif ve tespit neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda toplam 10.566,00TL eksik ve ayıplı imalat bedeli tespit edildiğini, bu bedeli davacı ödemediği gibi eksik ve ayıpları da gidermediğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.566,00TL'nin de takas ve mahsubunu talep ettiklerini, yukarıda belirtildiği üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 143.097,56 TL'nin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacıya nakten yapılan ödemeler toplamı 357.000,00 TL ile takas/mahsup edilen miktarın 143.097,56 TL olup bu şekilde davacıya toplam 500.097,56 TL. ödeme yapıldığını, 10.05.2011 tarihli protokol gereği ödenmesi gereken rakamın 425.000,00 TL olup fazla ödenen tutarın 500.097,56-425.000=75.097,56TL olduğunu, fazla ödenen para ile ilgili talep ve dava haklarını şimdilik saklı tuttuklarını, ayrıca davacının faiz isteminin yerinde olmadığını, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesindeki düzenleme gereğince feri nitelik arz eden faizin asıl alacağın ödenmesi ile birlikte son bulacağını, davacıya nakten yapılan ödemeler, imalat karşılığı kesilen faturalar ve KDV miktarının takas ve mahsubu ile birlikte asıl alacağın sona erdiğini, ödeme ve mahsuplaşmaların tamamının 2011-2012 yıllarına ait olduğunu, davacının ödemeleri ve yapılan imalatı kabul ederken faiz taleplerini saklı tuttuğunu beyan etmediğinden asıl alacağın ödenmesi ile birlikte faizin de son bulduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının faiz talebini ve müvekkilinin temerrüde düştüğünü kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının 18.02.2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda yıllık faiz işletmek suretiyle 50.019,34 TL işlemiş avans faiz talep ettiği, buna karşılık takip tarihinden itibaren ise yasal faiz talep ettiğini, takip dayanağı yapılan belgelerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve protokol olup temerrüde ilişkin bir belgenin takibe dayanak yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için Ankara 59. Noterliğinin 18.02.02013 tarihli ihtarname keşide edildiği düşünülecek olsa dahi ihtarname içeriğinde ödeme için 7 günlük süre verilmiş olup temerrüdün yine 18.02.2013 tarihinde gerçekleşmediğini, işlemiş faiz talebinin avans faizi üzerinden talep edilmesinin de taraflar arasındaki ilişkiye uygun olmadığını, davacının ancak yasal faiz talebinde bulunması mümkün olup kendisi de işleyecek faiz için yasal faiz talebinde bulunarak bunun uygun olduğunu kabul etmiş olduğunu belirterek, fazla hakları saklı olarak takas/mahsup defiinin kabulü ile davanın reddine ve davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2019/141 Esas sayılı davada davacı vekili: Müvekkili ile davalı arasında Ankara 62. Noterliği'nin 11/05/2011 tarih ve 9771 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında ayrıca 10/05/2011 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen protokolün akdedildiğini, bu protokolde inşaatın belirli safhalarında toplamda 425.000,00 TL olmak üzere davalıya ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/690 esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin davalıdan 69.311,56 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin alacağının halen ödenmediğini belirterek dosyanın 2016/690 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalı şirketten olan şimdilik 69.311,56 TL alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2019/141 esas sayılı davada davalı vekili:Bahse konu bilirkişi raporunun yalnızca karşı tarafın beyanına göre ve evrak ile ticari defter kayıtları asılları incelenmeden hazırlanmış olup, gerek muhasebe kayıtlarının yerinde incelenmemesi gerekse raporun kendi içinde büyük çelişkiler içermesi nedeniyle hükme ve birleştirilen davaya esas alınamayacak nitelikte olduğunu, zira mahkeme tarafından 27.11.2017 ve 01.10.2018 tarihli celselerde olmak üzere 2 defa yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen bilirkişinin yerinde inceleme yapmadığını, bu durumun, HMK. 218. maddesine tamamen aykırılık içerdiğini, usul ve yasaya aykırı hazırlanan bilirkişi raporu dayanak alınıp yeni bir davaya konu yapmanın kabul edilemez olduğunu, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm verilse dahi karşı tarafça açılan alacak davası bekletici mesele yapılmaksızın dosyanın birleştirilmesinin hukuka uyarlı olmadığını, bu nedenle açılan ilk davanın kesinleşmesinin beklenmesi ve ilk davanın birleşen dava açısından bekletici mesele yapılması gerektiğinden tefrik kararı verilmesini talep ettiklerini, HMK. madde 140 vd. maddeleri uyarınca birleşen davada delillerin toplanması ve birleşen davada davacının sunduğu delillerin 13.bendinde yer alan bilirkişi incelemesi delili uyarınca, yeniden bilirkişi incelemesine gönderilmesini talep ettiklerini, karşı tarafın ek protokole dayanarak inşaata ilişkin müvekkilinin yükümlülüklerini kabul etmesi; ancak ödemeye ilişkin hükümlerin ifası söz konusu olunca ek protokolün geçersizliğini iddia etmesinin hukuka uyarlı olmadığı gibi iyi niyetle de bağdaşmadığını, kaldı ki zaten protokol hükümlerine karşı bu zamana kadar her hangi bir itirazı olmadığı ve söz konusu protokolü kabullendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Birleşen 2020/202 esas sayılı davada davacı vekili: Müvekkilince Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/690 esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında fazla haklarını saklı tutarak 138.000,00TL ana para için itirazın iptalini talep ettiklerini, itirazın iptali davasında 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin davalıdan 425.000,00 TL alacaklı olabileceğinin tespit edildiğini, tespit edilen tutardan takibe konu edilen miktarın düşülmesi ile bakiye miktar olan ve itirazın iptali davasında talep edilmeyen kısım olan 287.000,00 TL’nin de borçlu .... A.Ş.’den tahsili için ek dava açılması gerektiğini belirterek davaların birleştirilmesine ve 287.000,00 TL alacağın dava tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2020/202 esas sayılı davada davalı vekili: Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, söz konusu protokol (eser sözleşmesi) 10.05.2011 tarihinde akdedilmiş olup protokolden kaynaklanan alacakların 10.05.2016 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi için vergi mevzuatı açısından karşılıklı olarak kesilen faturaların taraflara alacak hakkı doğurmayacağını, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı yüklenicinin müvekkiline ait olan arsa üzerine vasıfları sözleşmede belirtilen bodrumlu 3 adet işyeri yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, yapılacak olan bağımsız bölümlerden 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin müvekkiline, 3 nolu bağımsız bölümün ise yüklenici davacıya ait olmasının kararlaştırıldığını, yani sözleşme konusu edilen işin yapılmasının karşılığı olarak 3 nolu bağımsız bölümün yükleniciye devri ile birlikte müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, protokolün şeklen geçerli olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; taraflar arasında 10.05.2011 tarihinde imzalanan protokol ile müvekkilinin 425.000,00TL'yi davacıya ödemeyi kabul ettiğini, asıl dava cevap dilekçesinde de ifade edildiği üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın cari hesap ilişkisinden değil kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince karşılıklı olarak kesilen faturalardaki değer farkından kaynaklandığını, KDVK-60/2011-1 sayılı sirkülerin 1.8.1. maddesinde ki düzenleme gereğince, arsa sahibi olan müvekkilinin inşaat yapımı için arsayı davacıya teslim ettiği anda sözleşme gereğince davacıya düşecek bağımsız bölüm için sözleşmenin 2. maddesi gereğince sözleşmede kararlaştırılan arsa bedeli üzerinden fatura kesmesi, vergi mevzuatı açısından yasal bir zorunluluk olduğunu, yine davacının da kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince teslim ettiği bağımsız bölümler için arsa sahibine fatura kesmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, karşılıklı olarak kesilen bu faturaların bir imalat karşılığı veyahut satım bedeli değil, vergi mevzuatı açısından kesilmekte olup; bu faturanın ne davacıya ne de arsa sahibi müvekkiline bir alacak hakkı sağlamayacağını, müvekkili tarafından davacıya kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve vergi mevzuatı gereği 28.06.2011 tarihli ve KDV dahil toplam 219.045,76TL bedelli fatura düzenlendiğini, fatura bedeli olarak gösterilen miktarın davacıya sözleşme gereğince verilecek olan bağımsız bölümün arsa değeri olup sözleşmenin 2. maddesinde taraflarca kararlaştırıldığını, davacının da, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve vergi mevzuatı gereği 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin müvekkiline teslimi anında 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler için 17.09.2012 tarih ve 443137 nolu KDV dahil toplam 719.800,00TL. bedelli faturayı düzenlediğini, müvekkili tarafından düzenlenen faturanın, arsa teslimine ilişkin olması sebebiyle arsa bedeli üzerinden kesilirken davacının kestiği faturanın bağımsız bölümlerin teslimine ilişkin olduğundan bağımsız bölümün rayiç değeri üzerinden kesildiğini, taraflar arasında esasen bir trampanın sözkonusu olup bu iki faturanın birbirinin karşılığı olduğunu, bedeller arasındaki orantısızlığın davacı lehine bir alacak hakkı doğurmayacağını, çünkü bu farkın vergi mevzuatından ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşme zamanından kaynaklandığını, davacı tarafından kesilen faturanın bir satım faturası olmayıp kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince zaten müvekkiline ait olması kararlaştırılan bağımsız bölümlere ilişkin bir fatura olup burada bir satım sözkonusu olmadığından, ilgili fatura bedelinin davacının alacak hanesine yazılamayacağını, davacının ticari defter ve kayıtlarının düzgün tutulmamış, faturanın yanlış hesapta gösterilmiş olmasının, davacıya alacak hakkı kazandıramayacağını, bu nedenle kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacının müvekkilinden bir alacağı bulunmadığını, davacının 10.05.2011 tarihli protokol nedeniyle de bir alacağı bulunmadığını, müvekkilince 10.05.2011 tarihli protokole istinaden bir kısım ödemeler yapıldığını ve bir kısım ödemelere ilişkin olarak da takas-mahsup defiinde bulunulduğunu, ödemelerin nakten elden, bir kısım ödemelerin ise banka havalesi ile gerçekleştirildiğini, tarih ve miktarları belirtilen müvekkilince yapılan toplam ödeme miktarının 357.000,00TL olduğunu, taraflar şifahen aralarında mahsuplaşmış olsa da davacının kötüniyetli olarak aradan 9 yıl geçtikten sonra taraflar arasında herhangi bir yazılı belge düzenlenmemiş olmasını fırsat bilerek müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, asıl ve akabinde ek davayı açtığını, müvekkilinin davacıya borçlu değil tam tersine alacaklı olduğunu, fazla hakları saklı kalmak kaydıyla takas mahsup defiinde bulunduklarını, taraflar aralarında haricen anlaşmış olup müvekkilinin davacıya "malzemeli çelik, beton guse kalıpları imalatı ve malzemeli vinç ray yolu ankraj plakaları imalatı" yapmayı taahhüt ettiğini, sözkonusu anlaşma gereğince müvekkili tarafından gerekli imalatlar yapılarak davacıya malzemelerin sevk irsaliyesi karşılığında teslim edildiğini, sevk irsaliyelerinin tamamında davacının imzasının mevcut olduğunu, yapılan imalatlara karşılık dökümü yapılan faturaların düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının fatura konusu imalatları teslim aldığını ve fatura içeriklerine itiraz etmediğini, sözkonusu faturaların toplam bedelinin 114.117,80TL olup bilirkişi raporlarında sözkonusu faturaların davacı defterlerinde yer aldığının tespit edildiğini, davacı tarafından fatura bedellerinin halen dahi müvekkiline ödenmediğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davacıya devri gerçekleştirilen 3 nolu bağımsız bölüm (550 m2 arsa payı) için kesilen faturanın KDV'sinin davacı tarafından eksik ödendiğini, müvekkilinin taahhüdünü yerine getirdiğini ve yükleniciye düşecek olan bağımsız bölümün devrini yükleniciye yaparak karşılığında 28.06.2011 tarihli faturayı düzenlediğini, kat karşılığı sözleşmenin 9. maddesinde yer alan düzenleme gereğince bağımsız bölümün yükleniciye devri için ödenmesi gereken tüm vergilerin yükleniciye ait olduğunu, 28.06.2011 tarihli faturada KDV miktarı 33.413,76TL olup davacının bu miktarın tamamını ödemesi gerekirken sadece 15.000,00TL.'lik kısmını bankadan "KDV bedeli ... İnş." açıklaması yaparak ödediğini, devir işlemi nedeniyle ortaya çıkan vergi nedeniyle davacının 33.413,76 - 15.000,00 =18.413,76TL. daha borcunun bulunduğunu, müvekkiline ödenmemiş 18.413,76TL'nin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, sözkonusu bedelin dosyaya gelen ilk iki raporda tespit edildiğini, eksik ve ayıplı işler bedeli olan 10.566,00TL'nin da takas ve mahsubu gerektiğini, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin üstlenmiş olduğu taahhütleri süre içerisinde bitirmediği gibi eksik ve ayıplı işler de meydana getirdiğini, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/36 D.İş dosyası ile mahallinde keşif ve tespit yaptırılması neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda toplam 10.566,00TL eksik ve ayıplı imalat bedelinin tespit edildiğini, davacının eksik ve ayıplı iş bedelini müvekkiline ödemediği gibi eksik ve ayıpları da gidermediğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.566,00TL'nin de takas ve mahsubunu talep ettiklerini, yapılan açıklamalar ışığında;nakten ödemeler toplam 357.000,00 TL, KDV'den kaynaklanan alacak 18.413,76 TL, faturalardan kaynaklanan alacak 114.117,80 TL, eksik ve ayıplı imalat bedeli 10.566,00 TL olmak üzere mahsuplar dahil toplam ödemenin 500.097,56 TL olduğunu, bu miktardan davacı alacağı 425.000,00 TL'nın düşülmesi ile bulunan 75.097,56 TL olup yani müvekkilinin davacıya borçlu değil tam tersine davacıdan 75.097,56TL alacaklı olduğunu, yapılan bu hesaplamada fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmakta olup yine alacakların birleşen dava üzerinden talep edildiğini, izah edildiği üzere davacının 10.05.2011 tarihli protokolden kaynaklı müvekkilinden bir alacağı bulunmadığını belirterek birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince:Tüm dosya kapsamından, yanlar arasında resmi biçimde düzenlenen düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve adi yazılı olarak gerçekleştirilen ek protokol imzalandığı, bilirkişi kurullarından raporlar alınıp dosya arasına kazandırıldığı, taraflar arasında resmi biçimde düzenlenmiş bulunan Ankara 62. Noterliğinin 11.05.2011 tarihli ve 9771yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, adi yazılı olarak gerçekleştirilen ek protokolle değiştirilmesinin geçerli olup olmadığı husunda yapılan değerledirmede; davalı arsa sahibinin Ankara 62. Noterliğinin 11.05.2011 tarihli ve 9771 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davacı müteahhitte sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenen paylaşım kapsamında 3.nolu işyerini davalıya devretmesi ve 10/05/2011 tarihinde düzenlenen protokol kapsamında da ödemeler yapması karşısında protokol hükümlerinin de geçerli olduğu, 30/04/2018 tarihli kök raporda 5-6-7-8-9.sayfalarında mali incelemeler bölümünde, her iki taraf defterinde banka kanalıyla yapılan (37.000,00 +30.000,00 +45.000,00 + 25.000,00 +10.000,00 + 20.000,00 +30.000,00)= 197.000,00 TL'lik ödeme kaydının varlığı, ek protokol kapsamında davalı tarafça yapılan (85.000,00 + 65.000,00 + 10.000,00)= 160.000,00 TL'lik ödeme kaydına davacı defterinde rastlanmadığı ancak davalı defterlerinde işbu ödeme kaydının mevcut olduğu, dosyada mevcut belgeler ve taraf beyanları gözetildiğinde protokol gereği davacıya yapılan ödemeler toplamının 160.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, böylece davalı tarafça toplam (197.000.00 + 160.000.00) =357.000,00 TL ödeme yapıldığı, ancak işbu ödemenin (tahsilde ve hesaplamada mükerrerlik olmaması kaydıyla) 160.000,00 TL'si ek protokol kapsamında, 197.000,00 TL'si ise kat karşılığı imalat kapsamında ödendiğinin bilirkişi raporları ile tespit edildiği, 30.04.2018 tarihli kök raporda belirtildiği üzere; davalı tarafça toplam 333.163,56 TL bedelli 4 adet fatura düzenlendiği, bunların 219.045,76 TL'sı bir adet arsa bedeli, 114.117,80 TL' sı ise (19.464,10 + 24.496,80 + 70.156,90) bedelli 3 adet imalat faturasının toplamı olduğunun tespit edildiği, yine kök raporun 11.sayfasında belirlendiği üzere; arsa sahibi ve müteahhidin tacir olduğu gözetildiğinde Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ilgili madde hükümleri ile Danıştay ve Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere “bu tür sözleşmeler götürü bedelli sözleşme olarak nitelendirildiği ve arsa sahibinin KDV ödeme yükümlülüğü olmadığı” yönünde kararlarının mevcut olup dolayısıyla davalı tarafça düzenlenen 30.06.2011 tarihli (185.632.00 TL matrah + 33.413.76 TL KDV)= 219.045.76 TL bedelli arsa faturasının KDV yükümlüsünün davacı müteahhit olduğu, 33.413,76 TL KDV tutarına mahsuben banka kanalıyla 15.000,00 TL ödeme yapıldığı ve davacının bakiye (33.413,76-15.000,00) =18.413,76 TL borçlu olduğunun değerlendirildiği, asıl davada davacının eksik ve ayıplı olarak yaptığı işler için davalının davacıdan talep edebileceği 10.566,00 TL muaccel alacağı olup olmadığının değerlendirilmesinde; asıl davacı vekili, eksik ve ayıplı işler için belirtilen durumun iskân ruhsatının geç alınmasından kaynakladığını, bu kapsamda Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli ve 2013/253E., 20l4/|343K. sayılı karar ile müvekkilinin 21.650,00 TL tutarında ödemeye karar verildiğini müvekkili şirketçe faiziyle birlikte 38.130,11 TL ödeme yapıldığını, Ankara 22. İcra Dairesinin 2016/16554 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, karara bağlanmış hususta tekrar huzurda dava alacağından mahsup istenilmesinin bir kez daha kötü niyetli tavrını ortaya koyduğunu ileri sürdüğü, buna karşın asıl davalı vekilinin, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, eksik ve ayıplı imalatların söz konusu olduğunu, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/36 D. İş tespit dosyası kapsamında düzenlenen 19.09.2013 havale tarihli bilirkişi raporu ile tespiti yapılan 10.566.00 TL tutarında eksik ve ayıplı işler bedelinin tespitinin yapıldığını mahkemece davacıya bilirkişi raporunun tebliğ edildiğine, böylece bildirim koşulunun gerçekleşmiş olduğunu, temerrüde düşmüş olduğunu, eksik iş bedelinin bildirime gerek olmadığını. her zaman talep edilebileceğini, bu tutarın hesaplamada dikkate alınması gerektiğine dair beyanda bulunduğu, konuya dair Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli ve E:2013/253, K:2104/343 sayılı kararının kapsam ve içeriği incelendiğinde, hükmedilen 21.650,00 TL tutarının kira kaybına yönelik tazminat olduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeline yönelik olmadığının anlaşıldığı, 2013/36 D. İş tespit dosyası kapsamından alınan 19.09.2013 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında, “...sözleşmesine göre, taşınmazın arsa sahibine iskân izni alınmış olarak teslim tarihi 02.05.2012'dir.” tespiti dikkate alındığında işin bitim tarihinin 02.05.2012 tarihi olduğunun belirlendiği, öte yandan Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli ve E:2013/253, K:2014/343 sayılı kararındaki tespit göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu inşaatın bitim tarihinin 11.09.2012 tarihi olduğu, ayıplı işlerin asıl davalı yan tarafından asıl davacı yana bildirildiğine ilişkin delile dosyada rastlanılmadığı, diğer taraftan 18/07/2013 tarihinde açılan tespit davasında 2013/36 D. İş tespit dosyası kapsamında alınan 19.09.2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun aleyhine tespit istenilen davacı şirkete tebliğ edilemediği, bu durumda ayıplı imalatlar yönünden asıl davalı yan tarafından mevcut ayıplı hali ile kabul edildiğinin kabulü gerektiği, BK’nın 474.maddesi ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumluluğunu düzenlediği, buna göre açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur-bulmaz eseri gözden geçirmek, ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunduğu, 19.09.2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun tespit ettiği 14 adet eksik ve ayıplı imalatlardan; 1.080,00 TL 2 adet panel radyatör, 600,00 TL tutarlı 12 adet su bataryası, 300,00 TL tutarlı 4 adet duş bataryası, 1.100,00 TL tutarlı yan cephede tretuvar yapılması, 1.700,00 TL tutarlı teras katında mutfak dolabı yapılması olmak üzere toplam 4.780,00 tutarlı eksik imalat olduğu anlaşılmakla, bu tutarın asıl davacı alacağından düşülmesi gerektiğinin mahkemece değerlendirildiği, asıl davada davacının takip tarihi ve takip kalemleri itibariyle varsa alacaklarının hesap edilmesinde 9 adet ayıplı imalatın makul sürede ihbar edilmemesi nedeniyle, ayıplı imalat kalemlerinin mevcut durumu ile asıl davalı yanca teslim alındığı, asıl davacı şirketin, takip tarihi itibari ile takip kalemleri alacağı yönünden bilirkişi heyetinin 05/07/2021 tarihli üçüncü bilirkişi ek raporu ile; 10.05.2011 tarihli protokolden asıl davacının alacağı (425.000,00TL-357.000,00TL)68.000,00TL - 114.117,80TL(davalı tarafça düzenlenen malzeme faturaları toplamı) - 18.413,76TL(arsa bedeli faturası KDV'sinden asıl davacının bakiye borcu) - 4.780,00TL(davacının 5 adet eksik imalat bedelleri)=davacının bakiye borç toplamının -69.311,56 TL olarak hesaplandığı, bu hesaplamaya göre asıl davada; 11.05.2011 tarihli ve 9771 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 10.05.2011 tarihli protokol kapsamında, davacının 06.05.2016 takip tarihi itibari ile bakiye alacağının bulunmadığı bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile anlaşıldığından, davacının 2016/9906 sayılı dosyasında yaptığı takibe yönelik davalı itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından davanın reddi gerektiği, davalının kötü niyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddedildiği, birleşen 2020/202 Esas sayılı dosyası yönünden ; davacı şirket talebinin, 11.05.2011 tarihli ve 9771 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 10.05.2011 tarihli protokol kapsamında esas davada dava konusu yapılmayan kısma ilişkin alacak talebi olduğu, davacının bakiye alacağının bulunmadığı hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile anlaşıldığından, davanın reddi gerektiği, birleşen 2019/141 E Esas sayılı dosyası yönünden; yukarıda yapılan tüm değerlendirmelerin ışığı altında; 30.04.2018 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda asıl davacının ( ... İnşaat ...Ltd.Şti'nin) 64.531,56 TL borç bakiyesi olduğunun hesaplandığı, 4.780,00 TL tutarlı eksik iş bedeli de eklendiğinde davacının 69.311,56 TL borç bakiyesi olduğu denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli bilirkişi heyet raporları ile anlaşıldığından davacı ... ...A.Ş'nin davasının kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen 2019/141 Esas sayılı davanın kabulü ile, 69.311,56 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ... Ltd.Şti'den tahsili ile davacı .... A.Ş.'ye verilmesine, birleşen 2020/202 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen 2020/202 E. sayılı davalarda davacı- birleşen 2019/141 E. sayılı davada davalı .... Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporlarında kanun, tebliğ ve yönetmeliklere aykırı olarak fahiş hatalar bulunduğunu, mahkeme tarafından davalı tarafça ek protokol kapsamında yapıldığı kabul edilen 65.000,00 + 10.000,00 = 75.000,00 TL tutara ait kanunen geçerli bir ödeme belgesi olmaksızın sadece davalı tarafın beyanı dikkate alınarak kabul edildiğini, bir ödemenin kanuni olarak kabul edilebilmesi için hukuken geçerli yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, ticari defter kayıtlarının Türk Ticaret Kanunu kapsamında delil olarak kabul edilebilmesi için her iki taraf defterlerinin birbiriyle tam uyumlu olması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek protokol kapsamında ... A.Ş.'nin borçlu olduğu ve her iki anlaşma kapsamında da borç ödemesi yapıldığının bilirkişi raporları ve mahkeme kararında açıkça tespit edilmesine ve ödeme tutarları borç miktarını karşılamamasına rağmen borç alacak ilişkisi hesaplamasının hatalı ( eksik) yapıldığını, mahkemenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin KDV borcu bulunduğu yönündeki tespit ve kararının hukuki olarak kabul edilebilir olmadığını, zira konu ile ilgili kurum tarafından yayınlanan tebliğde arsa sahibi ve müteahhidin tacir olması gerektiği açıkça belirtilmişken kararda her iki tarafın tacir olduğu dikkate alınmaksızın, arsa sahibinin tacir olduğu göz ardı edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşme konusu yapımı kararlaştırılan binanın teslimi üzerinden 10 yıl geçmesine ve gerekli tebligatların yapılmamasına rağmen binada eksik imalat olduğu iddiaları karşılığında cezai ödeme yapılmasına yönelik tespit ve kararın hatalı olduğunu, kararın dayanağı olan bilirkişi raporlarının kendi içlerinde ve gerçeklerle çelişkili ifadeler içerdiğini, mahkemenin gerekçeli kararında çelişkili raporları dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının ve yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesine dair taleplerinin mahkemece nazara alınmadığını, karşı taraf şirketin iddialarının birbiri ile çelişkili ve tutarsız olduğunu, tarafların ek protokolu karşılıklı ortak bir iradeyle hazırlayıp imzaladıklarını, karşı tarafın protokol uyarınca ödemede de bulunduğunu, sonrasında protokolun geçersizliğini ileri sürmesinin art niyetli ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkeme tarafından verilen kararların sarih delillere dayanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi 3.ek raporununda protokol için ödenen tutar olan 75.000,00 TL için kanunen geçerli bir ödeme belgesi bulunmamakta iken davalının ödemesi olarak hesaplamalara katıldığını, ... A.Ş.'nin yetkilisi ...’ın kendi adına bankadan aldığı paraya ait dekont üzerine not düşerek bunu ödeme belgesi yerine kullanması ve bilirkişi heyetinin de bunu ödeme olarak kabul etmesi ve bu tutarı kanuni geçerli bir ödeme olarak hesaplamalara dahil etmesinin kanuna aykırı olduğunu, aynı zamanda bu tutar ek protokol ile ilgili olduğundan ticari defter kayıtlarına işlenmemesi gerektiğini, bu duruma göre müvekkilinin 425.000,00 - 85.000,00 = 340.000,00TL alacağının hiç dikkate alınmadığını, kararda yer alan 197.000,00 TL'lik ödeme kaydı konusunda itirazlarının olmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında olan ve ticari defter kayıtlarında yer alan 719.800,00 + 15.000,00 = 734.800,00 TL müvekkilinin toplam alacağından 197.000,00 TL'lik ödeme tutarının, 114.117,80 TL ... A.Ş. tarafından düzenlenen imalat faturaları ve 219.045,76 TL arsa faturası düşüldükten sonra müvekkilinin kalan toplam alacağının 204.636,44 TL olduğunu, mahkeme kararında da açıkça belirlenen ek protokol ve kat karşılığı imalatlara ait hesaplamalar neticesinde müvekkilinin 340.000,00 + 204.636,44 = 544.636,44 TL toplam alacağı olduğu halde çelişkili/yanlış işlem ve kararlar sonucu borçlu olduğuna karar verildiğini, bilirkişi heyetince müvekkili şirketin 28.06.2011 tarihli kesmiş olduğu faturanın 33.413,76 TL KDV miktarına ilişkin mükerrer olarak müvekkilinin alacağından düşülmesinin hukuka uygun olmadığını, ayrıca 219.047,76 TL KDV’li tutardaki KDV tutarı (33.413,76 TL) gözetilirken 719.800,00 TL’lik KDV’li tutarın içinde (109.800,00 TL) KDV tutarının dikkate alınmadığını, çünkü faturaların toplam tutarları üzerinden değerlendirildiğinde zaten KDV tutarları ayrıca gözetilmeksizin hesaplarda mahsup edildiğini, karşı tarafın birleşen ve kabul edilen davasının haklı bir dayanağı bulunmadığını ve davasının gerekçesi olarak asıl davada dosyaya sunulan bilirkişi raporunu gösterdiğini, ancak söz konusu bilirkişi raporunu hazırlayan heyetin birleşen dava açıldıktan sonrasında da yargılama süresi boyunca defalarca fikir değiştirdiğini, her defasında farklı sonuçlara vardığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl dava ile birleşen 2020/202 esas sayılı davanın kabulüne, karşı tarafça açılan 2019/141 esas sayılı birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen davalar alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı asıl ve birleşen 2020/202 E. sayılı davalarda davacı- birleşen 2019/141 E. sayılı davada davalı .... Ltd.Şti. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dava, taraflar arasındaki 11.05.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve 10.05.2011 tarihli protokol kapsamında bakiye 138.000,00 TL alacak olduğu iddiasına dayalı Ankara 10. İcra Dairesinin 2016/9906 sayılı dosyası ile 138.000,00 TL asıl alacak ve 50.019,34 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 188.019,34 TL'nin asıl alacağa yasal faiz işletilmek suretiyle itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Arsa sahibince açılan birleşen 2019/141 esas sayılı davada ise, aynı protokole dayanılarak 69.311,56 TL fazla ödeme yapıldığına dair bu miktar alacağın avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.
Yüklenici tarafından açılan 2020/202 esas sayılı dava ise, asıl davada alınan bilirkişi raporuna atıfla protokol gereği 425.000,00 TL alacağın 138.000,00 TL' sinin asıl davada talep konusu yapıldığından bahisle bakiyesi 287.000,00 TL'nin faiziyle tahsili taleplidir.
Tarafların davalarına dayanak yaptıkları 10.05.2011 tarihli protokolde yükleniciye ödenecek toplam bedel 425.000,00 TL olarak gösterilmiş olup, dosya kapsamı, taraf beyanları, alınan bilirkişi raporuyla arsa sahibi ... şirketi tarafından imal edilip yüklenici şirkete teslim edilen imalata ilişkin 3 adet faturayla 114.117,80 TL alacağın olduğu ve mahsubunun gerekeceği, yine sözleşme gereği arsa sahibi tarafından kesilen faturadaki 33.413,76 TL KDV'nin 15.000,00 TL sinin ödendiği ihtilafsız olup, bakiye 18.413,76 TL'nin mahsubu, yine bilirkişilerce belirlenen 4.780,00 TL eksik ve ayıplı işler bedelinin mahsubu, yine arsa sahibi tarafından para teslim tutanağı ve taraf defterlerinde kayıtlı olarak ispatlanan 282.000,00 TL ödemenin, protokoldeki 425.000,00 TL toplam ödenecek bedelden mahsubu ile yüklenicinin bakiye 5.688,44 TL alacağı kaldığı anlaşılmakla, yüklenicinin 18.02.2013 tarihli ihtarnamesinin arsa sahibine 01.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarda verilen 7 günlük mehil de dikkate alındığında 09.03.2013 tarihinde temerrüt gerçekleştiğinden bu tarihle icra takip tarihi olan 06.05.2016 tarihi arasındaki dönem için 2.020,60 TL işlemiş faiz üzerinden ve takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak asıl alacağa yasal faiz yürütülmek suretiyle, asıl davada bu miktarlar üzerinden itirazın iptali ile takibin devamı, fazla istemin reddi, aynı gerekçeyle birleşen 2019/141 E sayılı davanın reddi gerekmiş ve yüklenici ....Ltd. Şti. vekilinin birleşen 2020/202 E sayılı davaya yönelik istinaf isteminin esas bakımından reddi gerekmiş, asıl davada alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı ve yasal şartları gerçekleşmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talepleri yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; asıl davada davacı ve birleşen 2019/141 E sayılı davada davalı .... Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının icra takibine itirazının 5.688,44 TL asıl alacak ve 2.020,60 TL işlemiş faiz üzerinden iptali ile, takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak asıl alacağa yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, fazla istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebi ile davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, birleşen 2019/141 E. sayılı davanın reddine, yüklenici ....Ltd.Şti. vekilinin 2020/202 E. sayılı birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, buna ilişkin aşağıdaki yeni hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/202 E. sayılı davada davacı ....Ltd.Şti. vekilinin 2020/202 E. sayılı birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2- Asıl davada davacı ve birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/141 E. sayılı davada davalı .... Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
3-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.12.2021 tarih ve 2016/690 Esas- 2021/889 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
A-Asıl davada:
4-Davanın kısmen kabulü ile,
Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2016/9906 sayılı icra dosyasında davalının itirazının 5.688,44 TL asıl alacak ve 2.020,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.709,04 TL üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren ve asıl alacağa yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin bu miktar üzerinden devamına,
5-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
6- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
7-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 526,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.270,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.744,21TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
8-Davacı tarafından ödenen 29,20 TL başvurma harcı ve 526,60TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.709,04 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 28.849,65TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11- Davacı tarafından ödenen 6.750,00 TL bilirkişi ücreti, 144,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 6.894,00 TL yargılama giderinden davadaki kabul oranına göre hesaplanan 282,66TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Davalı tarafından ödenen 1.500,00 bilirkişi ücretinin davadaki ret oranına göre hesaplanan 1.438,35 TL'sının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
13- 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
B-Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mah.nin 2019/141E.-231 K. Sayılı Davada:
14-Davanın reddine,
15-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.183,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 756,07 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
16-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
17-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
18-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
C-Birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mah.nin 2020/202E.-223 K. Sayılı Davada:
19-Davanın reddine,
20-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 80,70 TL harcın peşin alınan 4.901,25 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 4.820,55 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
21-Davalı ... Sanayi İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ve takdir olunan 28.540,00 TL vekalet ücretinin davacı ... İnşaat Proje Taahhüt Ticaret ve Ltd.Şti'den alınarak davalıya verilmesine,
22-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
23-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden:
24- Asıl davada davacı - birleşen 2019/141 E. sayılı davada davalı ....Ltd.Şti. tarafından asıl ve birleşen 2019/141 E. sayılı davalar için ödenen sırasıyla 80,70 TL ve 1.183,67 TL peşin istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine,
25-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin ödenen 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın birleşen 2020/202 E. sayılı davada davacı ....Ltd.Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
26-Asıl davada davacı- birleşen 2019/141 E. sayılı davada davalı ....Ltd.Şti. tarafından işbu davalara yönelik ödenen 220,70 TL ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile 84,30 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 525,70 TL'nin asıl davada davalı - birleşen 2019/141 E. sayılı davada davacı ....A.Ş'den tahsili ile .... Ltd.Şti'ne verilmesine,
27-Birleşen 2020/202E. sayılı davada davacı ....Ltd.Şti. tarafından ödenen istinaf başvurma harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.