mahkeme 2024/527 E. 2024/708 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/527
2024/708
17 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/527 - 2024/708
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/527
KARAR NO : 2024/708
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2021
NUMARASI : 2016/792 Esas 2021/296 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 18.09.2015 tarihinde, davalı ...’nun sürücüsü, davalı ...’nun işleteni, davalı ... Sigorta AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile, davacının desteğinin idaresindeki plakasız ve zorunlu mali mesuliyet sigortası olmayan motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının babası ...’ın vefat ettiğini, davacının da yaralandığını, motosikletin zorunlu mali mesuliyet sigortası olmaması sebebiyle davalı ...meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davacının babasının ölümü nedeni ile desteğinden yoksun kaldığından şimdilik 1.000,00 TL desten yoksun kalma tazminatının, davacının yaralanması sebebiyle 1.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 1.000,00 TL geçici iş görmezlik tazminatının ve 1.000,00 TL tedavi giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan (davalılar sigorta şirketi ve ... sorumluluk sınırında) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının kendi yaralanması için 150.000,00TL manevi tazminat, babasının ölümü nedeni ile 100.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminat talebini 6.682,54 TL, geçici iş göremezlik tazminat talebini 9.689,24 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 106.959,38 TL ve tedavi gideri talebini 9.518,35 TL olarak belirlemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 10.02.2015-2016 tarihleri arasında geçerli ZMMS ile teminat altına alındığını, kaza tarihi itibariyle kişi başına sakatlanma ve ölüm teminat limitinin 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyet tazminatı talebine ilişkin davalı şirkete herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, bu sebeple davanın reddini, davanın yetkisiz mahkeme açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapılmasını, davacının daimi maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden özürlü sağlık raporu alınmasını, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanmasını, davalı şirketin geçici iş göremezlik tazminatından kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusurun varlığı halinde indirime gidilmesini, poliçedeki teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, davacı vekilinin olay tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, açılan davaya süresi içerisinde yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafından davacı şirkete maluliyet tazminatı talebine ilişkin herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, bu sebeple davanın reddini, poliçeden dolayı sorumluluklarının 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sürücünün ölümünün trafik sigortası teminatına girmediğini, kazaya davacının murisinin kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, mirasçının da müteselsil sorumlu olduğunu, kusur durumunun belirlenirken müterafik kusurun dikkate alınmasını, tazminatın aktüer bilirkişi tarafından hesaplanmasını, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ... vekili, yetkili mahkemenin olayın vuku bulduğu yer olan Finike Mahkemeleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı ...’nun kusurlu olmadığını, kazada davacının babasının kusurlu olduğunu, olayla ilgili olarak Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinde 2016/61 esas sayılı dosyada yargılamanın devam ettiğini, bu davanın sonucunun beklenmesini, davacının talep ettiği manevi tazminatın fahiş olduğunu, gerek yasalara gerekse yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece toplanan delillere göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında açılan davalarda, davalı sigorta şirketi, sigortalısının davacı tarafa verdiği tüm gerçek zararları Türk Borçlar Kanununun 54.maddesine göre sorumlu olduğu, geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı, bakıcı gideri ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri uğranılan bu gerçek zararın içinde değerlendirildiği, kazaya sebebiyet veren plakasız motosiklete ait ZMMS sigorta poliçesi bulunmadığından davalı ... Yönetmeliğinin 9-b maddesi uyarınca davalı ...sorumlu olduğu, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden ise TBK’nın 53/3.maddesine göre ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler uğradıkları kayıplar için tazminat davası açabileceğinden (Yargıtay HGK’nın 2011/17-787 Esas, 2012/92 Kararı) davacı desteği müteveffanın kusuru olsa dahi kusurun davacıya yansıtılmayacağı, davacı zarar gören 3.kişi konumunda bulunduğundan, müteveffa babasından maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardım aldığından destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda her ne kadar davacının kask takmaması nedeniyle %30 oranında müterafik kusurlu olduğu belirtilmişse de, davacının geçici ve sürekli iş görmezliğinin baş bölgesindeki yaralanmasından kaynaklanmadığından davacı hakkında müterafik kusur indirimi yapılmadığı, olayın oluş şekli, davalı sürücünün ve ölen müteveffa ...'ın kusurlu oluşları, tarafların sosyo ekonomik durumları, olay tarihi, manevi tazminatın amaç ve içeriği, hak ve nesafet kaideleri ve olay tarihindeki paranın alım gücü gözetilerek; davanın kabulü ile, 6.682,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 18.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... kaza tarihinde geçerli sigorta teminat limiti kapsamında alınarak davacıya ödenmesine, 106.959,38 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 9.689,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 9.518,35 TL SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderleri toplamı olan 259.016,48 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta AŞ ile ... ve ...'dan (davalı sigorta şirketinden sigorta teminat limiti kapsamında) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının babasının ölümü nedeniyle 20.000,00 TL yaralanması nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, 01.06.2021 tarihli tashih şerhi ile HMK'nın 304/1. maddesi hükmü dikkate alınarak mahkeme hükmünün (1) bölümünün (3) nolu bendinde yer alan "259.016,48 TL toplam rakamın "126.166,97 TL" olarak düzeltilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının 4 yıllık işletme fakültesi mezunu olduğunu, kazanın olduğu tarihlerde kısmen özel sektörde çalıştığını ve kamu personeli seçme sınavına hazırlandığından henüz tam anlamıyla çalışmaya başlamadığını, kaza nedeniyle o sınava çalışamadığını ve devlet memuru olma fırsatını kaçırdığını, eğitim durumu dikkate alındığında asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalışacağını, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden bazı sürelerde asgari ücretin %5,8 üzerinde ücret elde ettiğinin bilirkişi kurulu raporunda da açıklandığını fakat bu tespite rağmen gelirin asgari ücret düzeyinde olacağı yönündeki kabulün hatalı olduğunu, davacının gördüğü eğitim de dikkate alınarak asgari ücretin üstünde gelire göre hesap yapılmasını, kazaya karışan motosikletin trafik tescilinin bulunduğunu, sadece geçerli bir sigorta poliçesinin olmadığını, Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesindeki "...Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,.." hükmü gereğince Güvence Hesabının, kazada %60 kusurlu bulunan müteveffa ...'ın neden olduğu zarardan sorumluluğunun bulunduğunu, davacının kazanın oluşumunda bir kusuru olmadığı da dikkate alındığında mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı vekili tarafından usulen başvuru yapılarak dava açıldığını, zorunlu belgelerin ibraz edilmemesi halinde yapılan başvuru geçersiz olup davanın usulden reddini, maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında olduğunu, tedavi giderlerinden ...sorumlu olmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, dava tarihinden yasal faiz işletilmesini, destekten yoksun kalma tazminatının 25 yaşa kadar hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının 21.07.2014 tarihinde 4 yıllık üniversiteden mezun olduğunu, bu tarihten sonra destek hakkının bulunmadığını, kazanın müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini, bu nedenle murisinin tazminat talep etme hakkının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının ölüm tazminatının 25 yaş olan 14.02.2017 tarihine kadar hesaplandığını, oysaki davacının kazadan önce 21.07.2014 yılında 4 yıllık üniversiteden mezun olduğunu, destekten yoksunluk tazminatının 25 yaşına kadar hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, davacının desteklik hakkının bulunmadığını, gerekçeli kararın 1. maddesinde destekten yoksun kalma tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri tazminatı ve SGK giderleri toplamı 132.849,51 TL olarak yazılmış iken, aynı maddede sakatlık tazminatları toplamının 259.016,48 TL olarak yazıldığını, hesap hatasının olduğunu, bakiye ilam harcında maddi manevi tazminat toplamları olan 172.849,00 TL üzerinden hesaplanan harcın 8.618,00 TL'sinden davalı ... Sigorta AŞ’nin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminata ilişkin sorumluluklarının olmadığını, davalı şirket yönünden faiz başlangıç tarihi kaza tarihi olarak kabul edilmiş ise de kaza tarihinde davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini, davalı şirket yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, tedavi giderlerinin teminat dışında kaldığını, davacının 08.02.2016 tarihli serbest meslek makbuzu ile 5.330,00 TL düzeltici osteotomi tedavisi aldığı yazılmış ise de, bu tedavi ücretinin SGK kapsamında olup olmadığının ne kadar tutarını SGK’nın karşılaması gerektiğinin belirtilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, 05.02.2016 tarihinde 2.670,000 TL’lik tedavi fark ücreti olarak ödeme makbuzu sunulmuş ise de, trafik kazalarından kaynaklanan tedavilerin tamamının KTK. 98. Maddeye göre SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacının yaralanmasında müterafik kusur tespit edilmiş ise de müterafik kusur indirimi yapılmadığını, davacının ehliyetsiz sürücünün kullandığı yolcu taşıma aracı olmayan motosiklette yolcu olarak bulunduğunu, bu hususun müterafik kusur indirimini gerektirdiğini, iki sakatlık raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, yaralanma için aynı yönetmeliğe göre önce %1 oranı verilmiş iken sonra aynı yönetmeliğe göre %10 oranı verilmesinin çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nun kusurlu olmadığını, hükme esas alınan kusur oranlarını kabul etmediklerini, sürücü ...'ın ehliyetsiz oluşu, sürücünün ve davacının kask takmaması, tek kişilik motosiklete iki kişi binmesi hatta bir de üzerine pazar alışverişi torbalarının ellerinde ve motosikletin gidonunda, direksiyonunda asılı oluşu gibi etkenlerin değerlendirilmediğini, tüm bunların da kazanın oluşumuna ve sonucuna etkili olduğunu, kusur durumunun tespiti için keşif yapılmasının ve heyetten rapor alınmasının gerektiğini, bu taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, illiyet bağının tespitini, davacının yaralanmasında müterafik kusur indirimi yapılmadığını, ehliyetsiz sürücünün kullandığı yolcu taşıma aracı olmayan motosiklette yolcu konumunda yaralandığını, bu durumun müterafik kusur indirimi gerektirdiğini, iki sakatlık raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, gerek bilirkişi raporunda gerekse gerekçeli kararda hatalı hesaplama ve yazım yanlışlığı bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Davacı vekili, davalı ...’nun sürücüsü, davalı ...’nun işleteni, davalı ... Sigorta AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile, davacının desteğinin idaresindeki plakasız ve zorunlu mali mesuliyet sigortası olmayan motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının babası ...’ın vefat ettiğini, davacının da yaralandığını, motosikletin zorunlu mali mesuliyet sigortası olmaması sebebiyle davalı ...meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek; davacının babasının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, kendi yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece destekten yoksun kalma tazminat talebinin ve maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davalı ... vekili kazanın müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini davacının zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araç sürücüsü olan babasınını vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkının bulunmadığını ileri sürmüş olmakla,
Dava konusu kazanın 18.09.2016 tarihinde meydana geldiği, vefat eden ...’ın kazaya karışan motosikletin işleteni ve sürücüsü olduğu, müteveffa idaresinde bulunan motosikletin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmaması nedeniyle davacı tarafından Güvence Hesabına karşı dava açıldığı anlaşılmıştır.
5684 Sayılı Yasanın 14. maddesinde "(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10.07.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21.12.1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulur.
(2) Hesaba;
a)Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,
b)Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,
c)Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,
ç)Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,
d)Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir." denilerek ...sorumluluk sınırları belirlenmiştir.
Bu çerçevede, ...sorumluluğu, sigortasız aracın karıştığı kaza nedeniyle, riskin gerçekleştiği tarihteki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve KTK ve ZMMS Genel Şartları ile belirlenen sigorta şirketlerinin sorumlu olduğu bedensel zararlar ile sınırlıdır. Sigorta şirketinin sorumluluğunda olmayan zararlar bedensel zarara ilişkin olsa dahi ... da talep edilemez.
Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından, kazada vefat eden ...’ın motosikletin sürücüsü olduğu, davacı ...’ın, babası ...’ın vefatı nedeniyle davalı ... destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceği kabul edilmiş ise de desteğin sevk ve idaresindeki araçla 18.09.2015 tarihinde kusuru ile karıştığı kazada ölmesi nedeni ile desteğin kızının desteğin aracının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmaması nedeniyle ... destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, davalı ... zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve KTK ve ZMMS Genel Şartları ile belirlenen sigorta şirketlerinin sorumlu olduğu bedensel zararlar ile sınırlı olarak sorumluluğu bulunduğundan davalı ...sorumluluğunun kapsamı olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamında olduğu, bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, eldeki davada ise, desteğin üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı, yine Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre, destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü desteğin kusuruna isabet eden destek tazminatının sigorta teminatı kapsamında bulunmadığı, olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununda; sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamasına göre, davacının davalı sigorta şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından davacının davalı ... talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararların tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi ,içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının babası olan ...'ın vefat etmesi nedeniyle tüm davalılardan destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece belirlenen destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... tahsiline karar verilmiş ise de davacının diğer davalılara yönelik destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Ayrıca davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza sonucu yaralandığını belirterek yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün kusuru yönünden ... ve ... plakalı araç yönünden aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalılardan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderinin tahsilini talep etmiş, mahkemece davacının yaralanması nedeniyle meydana gelen zararlarından ... plakalı aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumlu tutulduğu halde davacının Güvence Hesabına yönelik geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri talebi ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, davacının motosiklette yolcu olduğu dikkate alındığında kazaya karışan her iki araç yönünden zarar sorumlularından tazminat talep edebileceği gözetilerek davacının yaralanmasına bağlı zararlarından davalı ... sorumlu tutulması gerekirken bu hususta olumlu yada olumsuz karar verilmemiş olması doğru değilir.
3-2918 sayılı KTK'nın 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" hükmü getirilmiştir.
Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez yada verilen cevap zarar görenin talebinin karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi sigorta tahkim komisyonuna da başvuru yapabilir şeklinde belirtilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97.maddesinde yapılan değişiklik ile dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olduğunun belirtilmesi, zarar görene seçimlik bir hak tanınmamış olması nedeniyle bu hususun HMK’nın 114/2.maddesinde belirtilen diğer kanunlarda düzenlenen dava şartları kapsamında değerlendirilmesi ve dava şartı niteliğinde olduğu, ancak HMK’nın 115/2. maddesi gereğince eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi ve bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Dava konusu olayda, dava 31.08.2016 tarihinde açılmış olup davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... vekili, davacı tarafça dava açılmadan önce kendilerine başvuru yapılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine ve Güvence Hesabına başvuru yapılmış ise başvuruya dair belgelerin ve tebliğ evraklarının dosyaya ibrazının sağlanması, dava açılmadan önce başvuru yapılmamış ise 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde belirtilen başvuru zorunluluğunun HMK’nın 115/2. maddesine göre eksik olan dava şartı belirli bir süre verilerek giderilebilecek olduğundan davacı tarafa eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi, bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi, dava şartının yerine getirilmesi halinde ise davaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
4-Dava konusu kazadan sonra düzenlenen 18.09.2015 tarihli kaza tespit tutanağında, ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken karşı istikametten seyir halinde olan ... yönetimindeki tescilsiz motosikleti ile gidiş istikametine göre sol tarafa dönmek amacıyla sola manevra yaptığı ve dönüşü tamamlamak üzere olduğu esnada ... plakalı otomobil ile çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nun 2918 sayılı KTK'nın 52/1-A maddesinde yer alan "araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken...azaltmamak" kuralını ihlal ettiği, motosiklet sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 53/1-B maddesinde yer alan "sola dönüş kurallarına riayet etmemek" kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2017 tarih, 2016/61 Esas, 2017/26 Karar sayılı dosyasında, mahkemece kazanın meydana gelmesinde müteveffanın ve sanık sürücü ...’nun asli kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın taksirle bir kişinin ölümüne, bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nın 85/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya BAM 11. Ceza Dairesinin, 25.10.2017 tarih, 2017/1727 Esas, 2017/2333 Karar sayılı ilamı ile, müteveffa ...’ın asli, sanık sürücü ...’nun tali kusurlu oldukları kabul edilerek ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının CMK'nın 280/2 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına; sanığın taksirle bir kişinin ölümüne, bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan mahkumiyetine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 05.03.2018 tarihli kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde tescilsiz motosiklet sürücüsü ...’ın %60 oranında, ... plaka numaralı aracın sürücüsü ...’nun %40 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, bu rapora karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından itiraz edilmiş, mahkemece tarafların itirazı değerlendirilmeden bu rapor esas alınarak karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan rapora taraflarca itiraz edildiğine göre mahkemece ceza mahkemesi dosyasında kesinleşen maddi olgular da dikkate alınarak tarafların itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ATK Trafik İhtisas Dairesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi heyetinden kusur oranları konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-Mahkemece davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 05.02.2019 tarihli maluliyet raporunda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının sağ dirsek ektansiyon kısıtlılığı nedeniyle özür oranının %1 olduğu, 12 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 12 ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu belirtilmiş, bu rapora taraflarca itiraz edilmesi üzerine mahkemece ATK İstanbul 2. İhtisas Kurulundan alınan 31.01.2020 tarihli maluliyet raporunda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının humerus alt uç kırığı, kapalı, femur kırığı, büyük kemik kırığı parçalı kırığı meydana geldiği, kırıklarının opere edildiği, sağ femur distal diafizinde hipetrofik kallus formasyonu gösteren kaynamış kırık sekeli ve üzerinde plak vida ile IMÇ tespit materyali izlendiği, sağ femur kırığı nedeniyle tüm vücut engellilik oranının %10 olduğunun, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin, kişinin iyileşme süresi içerisinde 3 ay boyunca başka birisinin bakımına muhtaç durumda olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacının ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından belirlenen %10 maluliyet oranı, 9 ay geçici iş göremezlik süresi esas alınarak karar verilmiş ise de; Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının sağ dirsek kısıtlılığı nedeniyle maluliyet belirlendiği, ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda ise sağ femur kırığı nedeniyle maluliyet oranı belirlenmiş olması ve aynı yönetmeliğe göre belirlenen maluliyet oranlarındaki farklılığın açıklığa kavuşturulması için ATK Üst Kuruldan ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
6- Kabul şekline göre; Yargıtay yerleşik uygulamasına göre, destekten yoksun kalan çocukların destek süresinin belirlenmesinde yüksek öğrenim görme durumu bulunmaması halinde kız çocuklarının 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının 18 yaşına kadar; yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağı dikkate alınarak destek tazminatı hesaplanması gerektiği, çocuğun destek yaşının geçmiş olması halinde anne veya babanın desteğine ihtiyacı olduğunun ispat edilmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatına hükmedileceği kabul edilmektedir.
Davacı vekili, 1992 doğumlu olup olay tarihinde 23 yaşında olan davacı ... için vefat eden babasının desteğinden yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının 4 yıllık üniversite mezunu olması sebebiyle 25 yaşını tamamladığı 14.02.2017 tarihine kadar destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış ve mahkemece de bu miktar üzerinden talebin kabulüne karar verilmiş ise de, davacının kaza tarihinden önce üniversiteden mezun olduğu ve destek ihtiyacının kalmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır.
7-Davacı vekili davacının iş göremezlik tazminatının belirlenmesinde gelirinin asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş olmakla,
Hükme esas alınan 06.11.2019 tarihli aktüer bilirkişi kurul raporunda davacının asgari ücret üzerinden gelir elde ettiği kabul edilerek %10 maluliyet oranına göre 106.959,38 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 9 aylık iyileşme süresi karşılığı 9.689,24 TL ve 9.518, 35 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri hesaplanmış olup, davacının mesleği ve gelirine ilişkin yeterli araştırma yapılmadan bilirkişi raporunda belirtilen gelire göre yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dosya kapsamından davacının 08.06.2012 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksekokulu İşletme bölümünden mezun olduğu, 21.07.2014 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduğu anlaşılmakla, davacının makul iş bulma süresi gözetilerek bu süre için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması, gelirinin belirlenmesi için davacı tarafa ispat imkanı verilerek davacının gelirine ait bilgi ve belgelerin toplanması, gelirin net olarak ispat edilememesi halinde çalışabileceği iş kollarının tespitinden sonra mesleğine göre elde edebileceği gelirin saptanması için bağlı olacağı meslek kuruluşları veya kamu kurumlarından emsal gelirin araştırılması, çalışmaya başlamasından sonraki dönem yönünden ise tespit edilen gelirine göre tazminat hesabının yapılması için aktüerya konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
8-Davalı ... vekili ve davalılar ... ve ... vekili müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında motosiklette yolcu olan davacının kask takıp takmadığının belirsiz olmasına ve müteveffa sürücünün ehliyetinin olmadığının iddia edilmesine göre davacının, sürücünün sürücü belgesinin bulunmadığını bilerek araca binip binmediği veya kask takıp takmadığının belirlenerek kask takılmamasının davacının yaralanması ile arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, yaralanmalarına etkisi olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre TBK’nın 52. Maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı karar gerekçesinde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır.
9- Mahkemece davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ'den tahsiline karar verilen tazminatlara kaza tarihinden faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 99 maddesi gereğince rizikonun, sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 işgünü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacılar tarafından dava açılmadan önce davalılara başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonra davalıların temerrüde düşeceği, başvuru yoksa en erken dava tarihinde temerrüde düşürüldüğünün kabulü ile faizden sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, davalı ... ve Davalı ... Sigorta AŞ yönünden kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması da doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 22. İcra Dairesinin 2021/6098 esasına yatırılan 14.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.