Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/17
2025/34
17 Ocak 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/17 - 2025/34
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/17
KARAR NO : 2025/34
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/10/2022
NUMARASI : 2020/610 Esas 2022/772 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 23/01/2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 30.12.2018 tarihinde, davacının karşıdan karşıya geçerken plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karşı yönden gelen araçların yol bölümüne girerek geçişini tamamlamak üzere olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak olarak, şimdilik 9.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.10.2022 tarihli dilekçe ile bakıcı gideri talebini 15.334,53 TL, geçici iş göremezlik talebini 38.177,53 TL, sürekli iş göremezlik talebini 255.441,00 TL’ye arttırmıştır.
Davalı vekili, davacının başvurusu üzerine davalı tarafından 30.09.2020 tarihinde 104.559,00 TL tazminat ödendiğini, davalının sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limiti dahilinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza ile davacının gerçek zararı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanılmadığının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri talepleri ile ilgili bir sorumluluklarının bulunmadığını, ticari faize hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kusur bilirkişi raporunda davacının kazanın oluşumunda kusursuz, olay yerinden firar eden araç sürücüsünün ise %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre düzenlenen 30.03.2022 tarihli raporda, davacının 30.12.2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, vücut özür oranının %81 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 6 ay olduğunun belirtildiği,, aktüer bilirkişisiden alınan raporda davalı sigorta şirketi tarafından, 30.09.2020 tarihinde 104.559,00 TL tazminat ödemesi yapıldığı, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak, %81 maluliyet oranına göre, progresif rant sistemi ile TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapıldığında, davacı lehine 38.177,53 TL geçici iş göremezlik zararı, 15.334,53 TL bakıcı gideri zararı ve 702.288,29 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 755.800,35 TL maddi zarar hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limitinin 360.000,00 TL olup, ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesaplamada davacıya poliçe limitinin ödenmesi gerektiğinin tespit edildiği, rapor tarihi verilerine göre, davacı lehine 1.545.545,03 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, davalı tarafça yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle, rapor tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan toplam 123.431,18 TL'nin mahsubu sonucu, davacı lehine 1.422.113,85 TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, sakatlık teminatında yer alan zarar kalemlerinden, 38.177,53 TL geçici iş göremezlik zararının ve 1.422.113,85 TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı toplamının bakiye poliçe limitini aştığı, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı için toplamda sakatlık teminatı bakiye poliçe limitinin tamamı olan 255.441,00 TL talep edebileceği, davacı lehine 15.334,53 TL bakıcı gideri hesaplandığı, davacının, davalı sigorta şirketinden tedavi gideri teminatından 15.334,53 TL geçici bakıcı gideri tazminatı talep edebileceği, davacının bedel artırım dilekçesinde, poliçede ölüm/sakatlık ve tedavi giderleri klozunun ayrı ayrı yer aldığı ve her birinin 360.000,00 TL teminat limiti bulunduğunu, bu nedenle sürekli iş göremezlik zararının ölüm/sakatlık klozundan, geçici iş göremezlik zararının ise tedavi giderleri klozundan, bakıcı gideri tazminatının tedavi giderleri klozundan karşılanacağını iddia etmiş ise de, geçici iş göremezlik zararının tedavi gideri niteliğinde bulunmadığı, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının poliçede yer alan ölüm sakatlık teminat limiti olan 360.000,00 TL limit kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının sorumluluğunun anılan limit ile sınırlı olduğu, ayrıca davalının 30.09.2020 tarihinde 104.559,00 TL ödeme yaptığı da gözetilerek davacının ölüm/sakatlık teminatı bakiye poliçe limitinin tamamı olan 255.441,00 TL talep edebileceğinin değerlendirildiği, davalının sigortacısı olduğu aracın cinsinin ticari niteliğe sahip olmadığı, davalı tarafından kısmi ödemenin yapıldığı tarihin temerrüt tarihi olarak kabul edildiği belirtilerek sürekli iş göremezlik talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile dava konusu 217.263,47 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 30.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, geçiçi iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden ise davanın bedel artırım talebi gözetilerek kabulü ile 38.177,53 TL geçici iş göremezlik, 15.334,53 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 53.512,06 TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 30.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, geçici iş göremezlik zararının bakıcı gideri zararı ile birlikte poliçedeki tedavi gideri teminatından karşılanması gerektiğini, sürekli iş göremezlik zararının sürekli sakatlık bakiye poliçe limiti olan 255.441,00 TL olarak kabul edilmesi gerekirken geçici iş göremezliğin sakatlanma ve ölüm teminatından karşılanarak sürekli iş göremezlik talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedavi gideri teminatının, mağdurun iyileşmesi veya vücut bütünlüğünün zarar veren olay öncesi duruma dönmesi için tıbben yapılması zorunlu giderleri içerdiğini, tedavi sürecinin bir uzantısı olan geçici iş göremezlik teminatının da tedavi gideri teminatı içerisinde yer aldığını, yerel mahkemece geçici iş göremezlik zararının tedavi gideri limiti kapsamında değerlendirilmesi ve bu kapsamda sürekli iş göremezlik talebinin tümden kabulü ile karar tesis edilmesi gerekirken geçici iş göremezlik zararının sakatlık teminatı kapsamına almasının usul ve yasaya, yüksek mahkeme içtihatlarına aykırı olduğunu, sürekli iş göremezlik zararının ise Sakatlanma / Ölüm teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporuyla belirlenen maluliyet oranının üzerinde olduğunu, aleyhe hususları kabul etmediklerini, dava dosyası kapsamında maluliyet ve kusur oranları hususunda değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette yahut davacının gelir durumunda meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerekeceğinden yeniden yapılacak yargılama kapsamında haklarını saklı tuttuğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 30.09.2020 tarihinde 104.559,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararının karşılandığını, davalının sorumluluğu kalmadığını, yapılan ödemenin davacının kaza nedeniyle %25 oranında iş göremez kaldığı ve sigortasız araç sürücüsünün %65 kusurlu olması durumuna göre yapıldığını, mahkemece hükme esas alınan raporların hatalı olduğunu, kusur ve maluliyet raporların çelişkili olduğunu, çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, hasar dosyası ile birlikte sunulan maluliyet ve kusur raporları ile mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, Genel Şartlar göre TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları A-3 maddesi geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, rapor bedeli, cenaze gideri, ulaşım, yol ve yemek gibi zararların teminat kapsamı dışında olduğunu, davalının kaza nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu bir tazminat bulunmadığını, bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu talebi kabul etmemekle birlikte davalının sorumlu tutulması durumunda dahi bakıcı tutulduğu belge ile ispatlanmadan brüt ücret üzerinden bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, güncel tazminat değişen asgari ücret üzerinden hesaplanırken, asgari ücret ödeme tarihinden hesap tarihine kadar %160 oranında artış gösterdiğini, güncellemenin ise %9 faiz ile yapıldığını, bu durum açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, ödenen tazminatın güncel tutarının yasal faiz üzerinden hesaplanmasının yanlış bir uygulama olduğunu, ödenen tazminat ile bakiye tazminat hesabında aynı parametrelerin kullanılması gerektiğini, asgari ücretteki artış yasal faize göre çok daha fazla olduğundan dengenin güncel tazminat lehine bozulduğunu, güncel tazminat hesaplanırken değişen asgari ücret tutarının esas alınmasında olduğu gibi ödenen tazminatın da asgari ücret artışları üzerinden güncellenmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin 30.09.2020 kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ödeme sonrasında davacı tarafından yeniden başvuru yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 30.12.2018 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karşıdan karşıya geçen davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Mahkemece, davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 02.04.2021 tarihli ön raporu gereği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 21.04.2022 tarihli raporda davacının travmaya bağlı nöbetleri olduğu, Levatirasetam 2x500mg kullandığı, nöbet sıklığının 15 günde bir şeklinde olduğu, MRG sonucunda beyin sapı ve sağ yarısında Wallerian dejenerasyona bağlı hacim kaybı, kontüzyon alanlardaki bölgesel hacim kayıpları dışında difüz serebral hacim kaybı kurulda değerlendirildiği, kaza ile vertigo arasında sürekli ilişki kesin belirlenemediği, kazaya bağlı sürekli amnezi olmadığı, kazaya bağlı post-kontüzyonel sendrom bulunduğu(MRG sonuvu desteklemektedir), ek nörolojik sekel tespit edilmediği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh sağlığı ve hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 24.08.2021 tarihli raporda ise nöropsikolojik testler uygulandığını, genel bilişsel performansında orta derecede bozukluk olduğunu, uzaysal görsel becerilerin normal olduğunu, yürütücü işlevler ve belleğinde orta, dikkat ve kompleks dikkatinde hafif bozukluk olduğu, geçirdiği trafik kazası nedeniyle orta düzeyde organik mental bozukluk ve hafif düzeyde travma sonrası stres bozukluğu geliştiği, tedaviyle çalışma olanağı vermediğinin tespit edildiği, ilgili raporların ve davacının tıbbi kayıtlarının değerlendirildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.07.2022 tarihli hükme esas alınan maluliyet raporunda, hasta ve babası ile yapılan görüşmede, 44 yaşında olduğunu, kazadan önce patates, soğan satışı yapılan bir yerde çalıştığını, asıl mesleğinin kasaplık olduğunu, kazadan sonra çalışamadığını, kazadan sonra dışarı tek başına çok az çıktığını, birkaç kere kaybolduğunu, gün içinde vaktini televizyon izleyerek geçirdiğini, arkadaşının olmadığını, yemeğini kendi başına yiyebildiğini, tuvaleti ve banyoyu kendi başına kullanabildiğini, zaman zaman banyo yaparken abisinin yardım ettiğini, kendi tırnaklarını kesebildiğini, kendini çok zorlayarak tıraş edebildiğini, kendisine beyin cerrahisi tarafından ilaç verildiğini, sonrasında kullanmadığını, aktif şikayet olarak denge sorunları yaşadığını beyan ettiği, davacının yapılan muayenesinde; desteksiz mobilize olduğu, tandem yürüyüşte ve topuk parmak yürüyüşünde dengesini korumakta zorlandığı, 3'er 3'er saymayı yapabildiği, 4'er saymakta zorlandığı, cumhurbaşkanını içinde bulunduğumuz ili, ülkeyi mevsimi doğru bildiği, 3 kelime hatırlama testinden 2 kelimeyi hatırladığı, kardeşlerini ve yeğenlerini hatırlayabildiği, mecaz anlamlandırmasının olmadığının saptandığı, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar - Obsesif Kompulsif Bozukluk, Travma sonrası stres bozukluğu- 2-Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen maddesi kapsamında özür oranının %30 olduğu, Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar - B- Beyin Hasarı, Beyin İşlev Bozukluğuna Bağlı Davranış Bozuklukları (organik kişilik bozukluğu -frontal lob sendromunu içerir-, beyin sarsılması sonrası-postkontüzyonel sendrom-) 3-Tedavi ile işlevselliği düzelmeyen maddesi kapsamında özür oranının %70 olduğu, KBB- D-Yüz - Sınıf 1: Yüzdeki anormallik daha çok cilt yapısındaki bozukluklar ve dış görünümle sınırlı- Edinsel nedenlerle fiziksel görünümü bozan burun eğriliği maddesi kapsamında özür oranının %2 olduğu, Sinir Sistemi - Epilepsi - 1-Nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar maddesi kapsamında özür oranının %5 olduğu, KBB - Koku ve Tat Duyusu Kaybı maddesi kapsamında özür oranının %3 olduğu, Vücut özür oranlarına Balthazard Formülü uygulandığında (70-30-5-3-2) özür oranının %81 olduğu, 30.12.2018 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin vücut özür oranının %81 (seksen bir) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren kişinin tedavisi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 6 (altı) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 (on sekiz) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davalı vekilinin raporla belirlenen maluliyet oranına itiraz ettiği, itiraz dilekçesi ekinde sunduğu ve hükme esas alınan rapordan önce düzenlendiği anlaşılan 09.09.2020 tarihli Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesinden alınan engelli sağlık raporunda nöroloji tespitinin 3-4 ayda bir bayılma olduğu, ancak hastanın tetkik yaptırmak istemediği, ilaç kullanmadığı, beyin cerrahi NRŞ açısından cerrahi gerektirecek pataloji izlenmediği, uzun mesafe ve engebeli zeminlerde zorlandığı, sol kaş üzerinde 2 cm skar izi bulunduğu belirtilerek davacının engel oranının %25 olarak tespit edildiği görülmüştür.
Netice itibariyle hükme esas alınan raporda davacının tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle %30, tedavi ile işlevselliği düzelmeyen organik kişilik bozukluğu-frontal lob sendromunu içerir beyin sarsılması sonrası postkontüzyonel sendrom nedeniyle %70 özür oranı, nöbet geçirme riski olan epilepsi nedeniyle %5, fiziksel görünümü bozan burun eğriliği nedeniyle %2, tat ve koku kaybı nedeniyle %3 özür oranı belirlenmek suretiyle Balthazard Formülü uygulanarak %81 vücut özür oranı tespit edildiği, dosya içeriğinden dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının beyin kanaması geçirdiği sabit ise de, kendi beyanı ile beyin cerrahisi tarafından verilen ilaçları kullanmadığı, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait 14.02.2020 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporunda, Beyin ve Sinir Cerrahisi; unutkanlık, baş dönmesi, halsizlik, nöbet geçirme şikayetleri olduğu, antirepileptik ilaç kullanmadığı, nöroloji takibi olmadığı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları; epilepsi rahatsızlığı başladığı, ilaçlarını kullanmasının düzensiz olduğu, psikiyatrik ilaç kaydı görünmediği, kazadan sonra herhangi bir psikiyatrik şikayeti olmadığı, özür oranı olmadığı tespitlerinde bulunulduğu, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait 09.09.2020 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporundaki tespitlerin de bu yönde olduğu, maluliyet raporuna esas alınan tıbbi kayıtlarda burun kırığı, eğriliği, tat koku kaybı ve epilepsiye yönelik değerlendirme ve şikayet bulunup bulunmadığı, organik beyin hasarı, tat koku kaybı, burun eğiriliği, epilepsi nedeniyle kazaya bağlı tedavi görüp görmediği, tedavi ile iyileşip iyileşmediğinin anlaşılamadığı, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından aynı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.02.2020 tarihli raporda %36 engel oranı tespit edildiği, 09.09.2020 tarihli raporda ise %25 engel oranı belirlendiği, mahkemece Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda ise %81 oranında maluliyetinin bulunduğunun belirtildiği gözetildiğinde mahkemece raporlar arasındaki çelişki ve farklılıklar giderilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda davacının kaza nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgeler getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun, tat ve koku alma kaybının ve burun eğriliğinin kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden psikiyatri uzmanı, beyin cerrahi uzmanı ve nöroloji uzmanı da dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınması, taraflara denetim ve itiraz imkanı tanınması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Kabule göre, kaza tarihi olan 2018 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Asgari Sigorta Teminatlarına İlişkin Tarife Ve Talimatta 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası sağlık gideri teminatının kişi başına 360.000,00 TL, sakatlanma ve ölüm teminatının kişi başına 360.000,00 TL olup, sürekli işgöremezlik tazminatının poliçedeki sakatlanma/ölüm limiti olan 360.000,00 TL, geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin ise sağlık gideri teminat limiti olan 360.000,00 TL içerisinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek hüküm kurulması ve davacıya aynı zarar nedeniyle yapılan ödemelerin güncellenmiş değerinin davacının zararından, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin faizsiz olarak poliçe teminat limitinden mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu geçici iş göremezlik tazminatı sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin açıklanan yönlere ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2022/17556 esasına yatırılan 467.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.