mahkeme 2022/743 E. 2024/511 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/743
2024/511
4 Nisan 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/743 - 2024/511
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/743
KARAR NO : 2024/511
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2021
NUMARASI : 2021/356 Esas 2021/1073 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekili ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 02.03.2021 tarihinde davalıların maliki sürücüsü zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı çekici, ... plakalı yarı römorkla davacılardan ...’a ait sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının aracında yolcu olarak bulunan eşi ...’ın vefat ettiğini, davalı sigorta şirketine 26.03.2021 tarihinde başvuruları üzerine 300.904 TL destekten yoksun kalma tazminatı önerilmesine rağmen kabul etmediklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş ... için 180.000 TL, çocuklardan ... için 20.000 TL, ... için 10.000 TL, anne ... için 30.000 TL, baba ... için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı işleten ve sürücüden kaza tarihinden, sigorta şirketinden 26.03.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı eş ... için 30.000 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 20.000'er TL, davacı anne-baba için ayrı ayrı 15.000'er TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini ... için 326.833,67 TL’ye, ... için 25.234,74 TL’ye, ... için 40.168,92 TL’ye, ... için 65.710,74 TL’ye, ... için 26.658,44 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davalının kusursuz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekili, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu kazanın davacı ...'ın hız kurallarına riayet etmeyerek, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın arka kısmına çarpmasıyla meydana geldiğini, davalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/635 soruşturma dosyası da istenerek kusur yönünden bilirkişi raporu alınmasını, davacıların davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvurusu bulunmadığından davanın usulden reddini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, kazaya karışan araç ... Sigorta AŞ’ne kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup manevi tazminat istemlerinin İMMS poliçesi kapsamında olduğunu davanın ... Sigorta AŞ’ne ihbar edilerek reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının 02.03.2021 günü saat 21.05 sıralarında sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorktan oluşan aracı ile kontrolsüz kavşaktan “U” dönüşü yapmak amacıyla sol tarafa orta refüje doğru yöneldiğinde kendisi ile aynı istikamette ancak sol şerit üzerinde seyretmekte olan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın ön kısmı ile yarı römorkun sol arka teker kısmına çarpması sonucunda maddi hasar, yaralanma ve ölüm meydana geldiği, kazada davacılar desteği ...'ın vefat ettiği, kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde 09.10.2020 - 09.10.2021 vadeli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, ölüm halinde şahıs başına azami teminat limitinin 430.000,00 TL olarak belirlendiği, davacıların başvurusu üzerine davalı sigorta şirketinin 13.04.2021 tarihli yazısı ile; %75 kusur oranı üzerinden yapılan hesaplama ile toplam 300.904,00 TL tazminat ödenebileceğinin bildirildiği ancak herhangi bir ödemede yapılmadığı, Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/229 esas sayılı dosyasındaki 12.04.2021 tarihli Adli Tıp Raporunda; sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu kanaatine yer verildiği, mahkemece alınan 19.11.2021 tarihli heyet raporunda kusur yönünden sürücü ...'ın %80 asli kusurlu olduğu, sürücü ...'ın %20 tali kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın hak sahiplerinin davalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden destekten yoksun kalma nedeniyle oluşan maddi zarar miktarlarının, ...'ın 25.234,74 TL, ...'nın 26.658,44 TL, ...'ın 40.168,92 TL, ...'nın 65.710,74 TL, ...'ın 326.833,67 TL olduğu, anılan miktarın, poliçe teminat limitini aştığı dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilindeki sorumluluğunun, ... yönünden 22.391,23 TL, ... yönünden 23.654,51 TL, ... yönünden 35.642,60 TL, ... yönünden 58.306,31 TL, ... yönünden 290.005,35 TL tutarında destekten yoksun kalma nedeniyle oluşan maddi zararının bulunduğunun rapor edildiği, davacılar manevi tazminat istemleri yönünden değerlendirme yapıldığında, davacıların desteği müteveffa ...'ın ölümü nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesi ile; davacıların maddi tazminat talepli davalarının kabulü ile, davacı ... için 25.234,74 TL, davacı ... için 40.168,92 TL, davacı ... için 326.833,67 TL, davacı ... için 65.710,74 TL, davacı ... için 26.658,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalılar ... ve ... İth. İhr. Taşımacılık İnş. İml. ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. yönünden olay tarihi olan 02.03.2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 20.04.2021 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,davalı ... Sigorta AŞ'nin sorumluluğunun (maddi tazminat istemleri yönünden) kaza tarihine göre sorumlu olduğu poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile (davacı ... yönünden 22.391,23 TL, davacı ... yönünden 35.642,60 TL, davacı ... yönünden 290.005,35 TL, davacı ... yönünden 58.306,31 TL, davacı ... yönünden 23.654,51 TL ile) sınırlı tutulmasına, davacıların manevi tazminat talepli davalarının kabulü ile, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... İth. İhr. Taşımacılık İnş. İml. ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar ihtiyari dava arkadaşları olduğundan, davacılar yararına maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tüm tazminat toplamı üzerinden tek vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... lehine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatlarının eksik ve hatalı olarak hesaplanarak hüküm kurulduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konu kazanın davalının kusurundan kaynaklanmayıp, ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'ın ağır kusurundan kaynaklandığını, yargılaması devam eden Ankara Batı 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/229 E sayılı dosyasındaki ifadesinde de geçtiği üzere davalı ...’ın sola doğru manevra yapıp geçeceği sırada etrafını kontrol ederek, gelmekte olan bir araç olmaması sebebiyle hareketine devam ettiği sırada davacı ...'ın aşırı hızlı gelerek davalının aracına arkadan çarptığını, davacı ...'ın beyanında hızının 80 km olduğunu belirttiğini, bu hızın kavşağa giriş için yüksek olduğunu, ölüm olayında kusurun davacıda olduğunu, davalının yaralılara bizzat yardım ettiğini, polise teslim olduğunu olayın aydınlanması için gerekli çabayı sarfettiğini, ceza dosyasının kesinleşmediğini, kusursuz olan davalı aleyhine açılan davanın reddi yerine kabulünün yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf istemenin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... Ticaret Limited Şirketi Vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur konusunda hükme esas alınan 19.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapora karşı itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını, kazanın davalı sürücünün dönüşünü tamamladıktan sonra davacı ...’ın dönüşünü tamamlayan tırın dorsesinin arka kısmına hız kurallarına riayet etmeyerek, çok hızlı bir şekilde çarpması sonucu meydana geldiğini, davacı ...'ın Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/229 E sayılı dosyasındaki beyanında 80 km hızla kavşağa girdiğini açıkça ifade ettiğini, bu beyanı kabul etmemekle birlikte, trafik tespit tutanağında davacı ...'ın kullandığı aracın fren izlerinin 54 metre olduğu açık olup 54 metre fren izi olan bir aracın süratinin saatte 100 km hızdan fazla olduğunu, bilirkişi tarafından bu hususların değerlendirilmediğini, davalı sürücünün meydana gelen olayda kusursuz olduğunu, mahkemece Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/229 Esas sayılı dosyasının sonucunu beklemesini gerektiğini, kusur raporuna itiraz ve beyanları değerlendirilmeden dosya kapsamında mevcut tek bilirkişi tarafından hazırlan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, talep edilen ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, manevi zararın tazmini için öncelikle kusurları oranında bir tazminata karar verilmiş olması gerektiğini, bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere davacı ...’ın kusursuz olmadığını, davacı tarafın da kusurlu olduğu bir kazada davalılar aleyhine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu, müterafik kusurun varlığı halinde de zarara uğrayana ödenecek tazminat miktarının azaltılabileceğini veya tamamen kaldırılabileceğini, manevi tazminata hükmedilirken davacı ...'ın kusurunun gözönünde bulundurulmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme ilamının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile sigorta şirketi dışındaki davalılar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı eş, çocuklar, anne-baba tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 02.03.2021 tarihinde davalıların maliki, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla, davacı ...’a ait sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında davacılardan ...’un eşi, ... ve ...’ın annesi, ... ve ...’nin kızları ...’ın vefat ettiğini belirterek müteveffanın eşi, çocukları, annesi - babası için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davacı sürücü ...’un %20, davalı sürücü ...’nin %80 kusurlu olduğu gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili, destekten yoksun kalma tazminatının eksik hesaplamasına, maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesine ;davalı ... vekili, kusur oranına, davalı işleten vekili kusur oranı, manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davalı ... ... vekilinin istinaf sebepleri yönünden dosya incelendiğinde; Karar tarihi itibarı ile 6100 sayılı HMK'nın 345.maddesinde istinaf başvuru süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 91.maddenin sürelerin başlangıcını "Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar." şeklinde düzenlemiş, HMK'nın 92.maddeside sürelerin bitimini;" süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararının davalı ... vekiline 10.01.2022 tarihinde, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin 17.01.2022 tarihinde, mahkemenin tashih kararının 16.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği davalı ... vekili tarafından 2 haftalık yasal süre geçirildikten sonra 11.02.2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekili destekten yoksun kalma tazminatının eksik hesaplandığını, davalı işleten vekili de fazla hesaplandığını ileri sürmüştür.
Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Desteğin bakımından yararlanan eşin, yeniden evlenmesi veya fiili olarak bakım ihtiyacını karşılar biçimde birliktelik yaşaması halinde, bakım ihtiyacının sona erdiği ve yitirilmiş destek ediminin yeni bir destek edimiyle karşılanmış olması veya davacı eşin evlenmesi gibi eylemli olarak bakım ihtiyacının son bulmuş olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı evlenme tarihine kadar hesaplanır.
Somut olayda incelenen nüfus kayıtlarından davacı eş ...’ın desteğin ölümünden sonra 05.07.2022 tarihinde yeniden evlendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacı eşin yargılama aşamasında evlendiği gözönüne alınarak desteğinin gelirinin destek ile davacı eş ... yönünden 02.03.2021 -05.07.2022 tarihleri arası paylaştırılarak Yargıtay uygulamalarına uygun tazminat hesaplaması hususunda ek aktüer raporu alınarak kazanılmış haklarda gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan ilkelere aykırı olarak hesaplanan tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345 ve 346. maddeleri uyarınca süre yönünden reddine, davacılar vekili ile davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ile davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345 ve 346. maddeleri uyarınca süre yönünden REDDİNE,
2-Davacılar vekili ile davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinafa başvuran davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine
4-İstinaf başvuru giderlerinin başvuran davalı ... üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf yoluna başvuran davacılar ve davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine.
6-İstinaf yoluna başvuran davacılar ile davalı ..., ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
7-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.