mahkeme 2022/530 E. 2024/709 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/530
2024/709
17 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/530 - 2024/709
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/530
KARAR NO : 2024/709
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2021
NUMARASI : 2018/489 Esas 2021/984 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 27/05/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.08.2016 günü, davalı ... idaresindeki, davalı şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının ağır yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 50.000,00 manevi tazminatın davalı ...’dan haksız fiil eyleminin gerçekleştiği 02.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve sigorta teminatı ile sınırlı olduğunu, davalı şirket tarafından 14.05.2018 tarihinde davacıya 27.220,00 TL tazminat ödemesinde bulunulduğunu, yapılan ödeme karşılığı ibra edildiğini, davacının dava konusu kazada emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın oluşumunda davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davacının iş gücü kaybına uğrayıp uğramadığının tespiti gerektiğini, davacının bir kazanç kaybı var ise , kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazadaki tarafların kusur durumunun tespiti için alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.01.2019 tarih ve 7637 sayılı kusur raporunda, sürücü ...'nın %85 oranında kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz, davacı yolcu ...'ın emniyet kemerini takmaması sebebiyle %15 oranında kusur atfedildiği, bu kusur raporu ile ceza dosyasında kesinleşen kusur raporunun içerik itibariyle örtüştüğü, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nın kusurlu eyleminin etkili olduğu, davacının emniyet kemeri takmamasının kazanın meydana gelmesinde etkili olmadığı, ancak zararın artmasında etkili olduğu, bu nedenle de müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalı ...'nın hızını mahal şartlarına ve trafik durumuna göre ayarlamadığı, yola gereken dikkatini vermediği, olay mahalline geldiğinde yolun sağındaki benzin istasyonundan E-90 karayoluna çıkan 160 metre kadar sağ şeritte ilerleyen sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobile tehlikeli bir şekilde yaklaşıp arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığı, davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın 06.01.2016 - 01.06.2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketince zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe limitinin şahıs başına sakatlık ve ölüm halinde 310.000,00 TL olduğu, davacı yanın başvurusu üzerine davacı vekiline, davalı sigorta şirketince 17.05.2018 tarihinde 27.220,00 TL ödeme yapıldığı, davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre davacının daimi maluliyet oranının %8 olduğu, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının mütalaa edildiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, hesap bilirkişinin 21.09.2021 tanzim tarihli ek raporuna göre, davacının ödeme tarihindeki verilere göre, geçici iş göremezlik zararının 3.532,38 TL, sürekli işgöremezlik zararının ise 26.028,58 TL olduğu, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, davacının müterafik kusurunun tenkisiyle 3.532,38 TL x %80 = 2.825,90 TL geçici işgöremezlik zararının, 26.028,58 TL x %80 = 20.822,86 TL sürekli işgöremezlik zararının bulunduğu, toplam talep edebileceği tazminatın 2.825,90 TL + 20.822,86 TL = 23.648,76 TL olduğu, ödeme yapılan tutarın ise 27.220,00 TL olduğu, böylelikle davacının maddi zararının yapılan ödeme ile karşılandığı anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının kazada yaralanmış olması nedeniyle TBK’nın 56. maddesi gereğince lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının emniyet kemerinin takılı olmamasının zararın doğmasına ya da artmasına etkili olup olmadığının araştırılmadığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmasının doğru olmadığını, davacının 60 yaşını geçmiş olsa dahi çalışmaya devam ettiğini, pasif dönemde olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının yaralanmasının ağırlığı ve maluliyet oranı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalının tam kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığını, ceza dosyasında verilen kararın bağlayıcı olmadığını, davalının ekonomik durumunun iyi olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ... idaresindeki, davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu araca arkadan çarpması sonucu davacının ağır yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
1-Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranının belirlenmesi yönünden Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden 08.01.2019 tarihli raporun alındığı; raporda, davalı ...’nın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrederken, hızını mahal şartlarına ve trafik durumuna göre ayarlamadığı, yola gereken dikkatini vermediği, olay mahalline geldiğinde yolun sağından benzin istasyonundan E-90 karayoluna çıkan 160 m kadar sağ şeritte ilerleyen davacının yolcu olarak bulunduğu sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobile tehlikeli bir şekilde yaklaşıp arkadan çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle asli kusurlu, davacı yolcu ...’ın, araç hareket etmeden emniyet kemerini takmadığı, bu haliyle can güvenliğini tehlikeye attığı ve kendi yaralanmasında alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilerek kazanın oluşumunda davalı ...’nın %85, davacı yolcunun %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, gerekçeli kararda kusur raporunun ceza dosyasında alınan ve kesinleşen kusur raporu ile örtüştüğü belirtilerek hükme esas alındığı belirtilmekle birlikte, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nın kusurlu eyleminin etkili olduğu, davacının emniyet kemeri takmamasının kazanın meydana gelmesinde etkili olmadığı, ancak zararın artmasında etkili olduğu, bu nedenle de müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği belirtilmiştir.
Ancak davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişinin 21.09.2021 tarihli ek raporunda, dava açılmadan önce, 17.05.2018 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığı gözetilerek davacının zararının karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi için ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığı, buna göre davacının 3.002,52 TL geçici işgöremezlik zararı, 26.028,58 TL sürekli işgöremezlik zararı olmak üzere toplam zararının 29.031,10 TL olduğunun hesaplandığı mahkemece davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen davalının %85 kusur oranına göre belirlenen tazminat ile karşılaştırılarak zararın ödeme ile karşılandığı kabul edilerek maddi tazminatın reddine karar verilmiş ise de; TBK'nın 51 ve 52. Maddeleri gereğince yapılacak indirimler hakimin takdirine dayalı indirimler olup zararın belirlenmesinde dikkate alınmayacağı, zararın ödeme tarihinde karşılanıp karşılanmadığı tespitinin gerçek zarar üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, ödeme tarihi itibariyle davacının zararının karşılanmadığı anlaşıldığına göre rapor tarihindeki (21.09.2021) verilere göre hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak ve varsa davacının müterafik kusuru, bu hesaplama üzerinden takdiren indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamadan müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra bulunan bedel esas alınıp ödeme ile davacının zararının karşılandığının kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın artması ile davacının kusurlu/ihmali eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Bu durumda mahkemece, davacının, kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ek rapor alınıp sonucuna göre müterafik kusur indiriminin takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hesaplanan zarardan müterafik kusur indirimi yapılması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.