Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/2279
2024/1559
6 Aralık 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2279 - 2024/1559
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2279
KARAR NO : 2024/1559
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2022
NUMARASI : 2020/542 Esas 2022/420 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 06/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 30/12/2024
İlk Derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 10.11.2019 tarihinde davalılardan ...’e ait ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla ... plakalı aracın patlayan lastiğini değiştiren davacılardan ... ve ...’nin oğlu, ... ve ...’nin kardeşi yaya ... ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/3 Esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasının devam ettiğini, desteğin ölmeden önce annesi babası ve kardeşi ... ile birlikte oturduğunu davalı sigorta şirketine 28.02.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne ... için şimdilik 1.000 TL, baba ... için 1.000 TL ... için 1.000 TL olmak üzere toplam 3.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrüt, işleten ve sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 75.000’er TL, kardeşler için ayrı ayrı 25.000‘er TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 28.04.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile davacı anne yönünden maddi tazminat talebini 164.207,68 TL’ye baba yönünden 99.449,67 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 29.09.2019-29.09.2020 tarihleri arasında davalı şirkete 390.000 TL limitle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 2918 Sayılı KTK‘nın 97. maddesi gereğince sigorta şirketine kanunda öngörülen evraklar ile müracaat edilmediğini, ceza dosyası istenerek kusur ve müterafik yönünden ATK’dan, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, davacı kardeş ... yönünden davanın reddini, hatır taşımasının varlığı halinde tazminattan indirim yapılmasını, kazanın iş kazası olup olmadığının ve SGK tarafından yapılan ödemelerin araştırılmasına, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın aracın ZMMS ve kasko şirketlerine ihbarını, ...’ın sahibi olduğu ... plakalı araç oğlu ...’in zilyetliğinde iken davalı ... tarafından ...’in bilgisi ve rızası dışında kullanılarak kazaya karıştığını, TCK 155/1 maddesi gereğince güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle davalı ... aleyhine Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/336 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığından davalı ...’a husumet yöneltilemeyeceği gibi ...’ın sorumluluğu da bulunmadığını, ceza dosyası istenerek kusur yönünden rapor alınmasını, istenen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, görev yetki, kısmi dava, zamanaşımı husumet yönünden davanın reddini, davalının kusursuz olduğunu, kaza anında davalının yanında bulunan ...‘ın davalının başına silah dayayarak iradesini sakatladığı için 3. kişinin ağır kusuru nedeniyle davalının kusursuz olduğunu, Ankara 10 Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/3 Esas ve Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/437 Esas sayılı dosyalarının kesinleşmesi beklenerek kusur ve müterafik kusur yönünden rapor alınmasını, davacı kardeşin destekten yoksun kalma tazminat hakkı bulunmadığını istenen tazminatların fahiş olduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını, tazminatlardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece makine mühendisi kusur ve hasar uzmanı bilirkişiden alınan 14.06.2021 tarihli raporda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda %70 oranında, ... plakalı araç sürücüsü ...'nin olayda %15 oranında, müteveffa yaya ... ...'ın olayda %15 oranında kusurlu olduğu, alınan rapora itiraz edilmesi üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10.01.2022 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, önünde seyreden aracın sağından geçmemesi, yol üzerinde durur halde bulunan aracı ve aracın yanında bulunan yayaları dikkate alarak seyrini sürdürmesi, yol üzerinde bulunan yayalara çarpmadan önce etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken önünde seyreden aracı nizamlara aykırı şekilde sağından geçip sevk ve idaresindeki otomobilin yol üzerinde durur haldeki otomobilin yanında bulunan yayalara çarptığı olayda kusurlu olduğunu, müteveffa yaya ... ...’ın taşıt yolunun yeterince sağına yanaştırılmamış olan ve lastiği patlak halde yol üzerinde duran aracın lastiğini değiştirmek için taşıt yolu üzerinde bulunduğu sırada yol üzerinde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alması gerekirken kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde yol üzerinde bulunduğu sırada davalı sürücünün yönetimindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda kusurlu olduğunu, sürücü ...'nin olay yerinde seyri sırasında yönetimindeki otomobilin yolun sağ tarafında bulunan kaldırıma çarpmasıyla sağ ön lastiği patlayan ve yolun yeterince sağına yanaştırmadığı aracın yol üzerinde durur halde bulunduğu sırada meydana gelen olayda kusurlu olduğu, sonuç olarak davalı sürücü ...'ın %70 oranında, müteveffa yaya ... ...'ın %15 oranında, sürücü ...'nin %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 17.02.2022 tarihli kök ve 25.03.2022 tarihli ek raporda davalıların %70 kusur oranına göre davacı anne ...'ın destekten yoksun kalma tazminat tutarının 164.207,68 TL baba ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminat tutarının 99.449,67 TL, davacı kardeş ... ...'ın yaşı dikkate alındığında, ölen destek müteveffanın kız kardeşi olup şartları oluşmadığından davacı ... ...'ın açtığı destekten yoksun kalma tazminat davasının reddi gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kaza tarihi itibari ile paranın satın alma gücü, olayın meydana geliş şekli, müteveffanın ve sürücünün kusur durumu, yine müteveffanın yaşı gibi hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle davacı baba ile annenin manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile, davacı Anne ... için 164.207,68 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı baba ... ... için 99.449,67 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 263.657,35.TL tazminatın davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 13.04.2020 tarihinden itibaren, davalılar ... ile ...'dan ise kaza tarihi olan 10.11.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kapsamında sorumlu tutulmasına, davacı kardeş ... ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat davasının reddine, manevi tazminata yönelik dava ile ilgili olarak, davanın kısmen kabulü ile, ... için 45.000,00 TL, davacı ... ... için 45.000,00.TL davacı ... ... için 15.000,00.TL, davacı ... ... (...) 15.000,00.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan kaza tarihi olan 10.11.2019 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müteveffa ile birlikte yaşayan kardeşin destekten yoksun kalma tazminatının reddi yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı kardeş ...‘nin müteveffa kardeşi ile birlikte yaşadığını, mahkemenin de gerekçesinde atıfta vurguladığı Yargıtay ilamında destekten yoksun kalma tazminatının amacı olarak desteğin ölümünden önceki yaşamdaki ekonomik ve sosyal durumun korunması olduğu belirtilmiş olup bu kararı dikkate alarak kardeşin destekten yoksun kalma tazminatı talebini reddeden yerel mahkemenin müteveffa destek ile beraber yaşayan kardeşin desteğin ölümü ile ekonomik ve sosyal anlamda durumunun değişmediğini kabul etmiş olup bu tespitin hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, aynı evde birlikte yaşayan kardeşin ekonomik ve sosyal durumunun ölüm ile etkilenmeyeceğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi destekten yoksun kalma tazminatının düzenleniş amacına da aykırılık teşkil ettiğini, (emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/6467 Esas 2018/214 Karar sayılı ilamını ), mahkeme tarafından müteveffanın anne, baba ve kardeşleri için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarların düşük olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme tarafından kardeş ... ...‘ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin hükümlerinin kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur oranlarının hatalı değerlendirildiğini, somut uyuşmazlıkta, dava dışı ...'ın davalı ...'ın sürücüsü olduğu araçta kolunu camdan çıkararak ateş etmiş olduğunun kendi beyanlarıyla sabit olup seyir halinde olan bir araçta silahla ateş etmenin, araç sürücüsünde yaşatacağı korku, endişe ve panik sebebiyle kontrolünü kaybetmesine neden olarak hem aracın hızına hem de direksiyon hakimiyetini kaybetmesine neden olduğunu, kusur oranlarının bilirkişi tarafından hatalı olarak eksik değerlendirildiğini, bahsi geçen ilk kaza olayına kusurlu davranışları ile sebebiyet vermeleri, hem de ilk kazanın meydana gelmesiyle patlayan araç lastiğini değiştirmek üzere gerekli önlemleri almadan araç lastiğini değiştirmeleri sebebiyle araç sürücüsü ... ve müteveffalar ... ... ve ... ...'in kusur oranları bilirkişi tarafından tespit edilenden daha fazla olduğunu, somut uyuşmazlıkta meydana gelen kaza olayına etki eden bir çok faktör ve kusurlu davranışlar bulunmasına rağmen bilirkişi tarafından bu denli düşük oranda müterafik kusur belirlenmesini kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun pay dağılımı bölümünde anne ve babanın pay oranlarının hatalı değerlendirildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları, desteğin evlenmesi ve çocuk sahibi olması ile pay dağılımının 4 pay kendisine, 4 pay eşine, 2'şer pay çocuklara ve 1'er pay anne ve babaya ayrılması gerektiği yönünde olup bilirkişi raporunda ise, desteğin evlendikten muhtemel çocuk sahibi olacağı döneme kadar anne ve babanın payları ayrı ayrı %16'şar, muhtemel 1. çocuk ve 2. çocuğun doğumu arası dönemde ayrı ayrı %14'er ve 2. çocuğun doğumundan babanın destek ihtiyacı süresi sonuna kadar ayrı ayrı %12,5'ar olacağı, babanın destek ihtiyacından çıkması ile de gelirinden %25 payı annesine ayıracağı kanaatiyle hesaplama yapılmış olup davacı anne ve baba için belirlenen pay oranları yerleşik içtihatlar doğrultusunda belirlenmesi gereken pay miktarlarından davacılar lehine fazla belirlendiğini, bilirkişi tarafından yapılan tazminat hesabında devre sonu 2022 yılı sonrası için %10 artırım ve %10 iskonto uygulandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesaplamaların Genel Şartlar ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda 1.8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, aynı olaya ilişkin iki farklı karar verildiğini, somut uyuşmazlıkta, meydana gelen kaza sebebiyle Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/561 E. Sayılı dosyası yapılan yargılamada kusur oranları ve manevi tazminat miktarları bu dosya ile belirlenenden farklı belirlendiğini, oysa, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aynı olaya ilişkin olarak iki dosyaya göre kusur oranının değişmesi mümkün olmadığı gibi mahkemece anne, babaya yönelik takdir edilen manevi tazminat tutarları her iki dosyada farklı olduğunu, aynı olay sebebiyle, aynı yakınlık derecesine sahip davacılara farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesinin de hakkaniyete ve çelişkili karar yasağına aykırı uygulamalar olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, davalının maddi durumunun dava dilekçesinde istenen manevi tazminat tutarlarını karşılayabilecek durumda olmadığını, sürekli bir işte çalışmamakta, eğitim seviyesi ve halihazırda cezaevinde bulunmakta olduğu göz önünde bulundurulduğunda yargılama giderlerini dahi karşılayamayan davalının bu denli fahiş manevi tazminat tutarlarını karşılamasının mümkün olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davalı ... yönünden esasa ilişkin olarak reddine karar verilmesi gerektiği halde davanın kabulü yönünde verilen kararın hadiseye, usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava şartı arabuluculuk müessesesinin davalı yönünden yerine getirilmediğini, aracın ZMMS ve ihtiyari MMS (Birleşik kasko) sigorta şirketlerine başvuruda bulunulduğuna ve sigorta şirketleri tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığına hususunun sorulması ve ilgili sigorta şirketlerine davanın ihbarına karar verilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden kusursuz sorumluluk şartları mevcut olmadığından esasa ilişkin olarak davanın reddi gerektiğini, davalı ...’a ait ... plakalı aracın, Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/336 E. sayılı dosyası iddianamesinde de belirtildiği üzere,”'... Şüpheli ...'in müşteki ...'a ait müşteki ...'in zilyedinde bulunan araç anahtarının kendisine devir amacı dışında kullanarak ölümlü trafik kazasına karıştığı, sonradan durumdan haberdar olan müştekilerin şüpheliden şikayetçi oldukları, böylece şüphelinin TCK 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği,...”nazara alındığında davalının kazada, kaza sonucu meydana gelen zararlarda illiyet bağı olmadığından hukuki sorumluluğu bulunmadığını, davalıya ait ... plakalı aracın zilyedliğine ilişkin olarak, davalı ...’ın, ve araçla ilgili veya şahsi ihtiyaç olduğunda zaman zaman zilyedliğini tevdi ettiği oğlu olan dava dışı ... ...’in bilgisi ve rızası hilafına hatta suç teşkil edecek şekilde araç zilyedliğinin ellerinden çıktığını, dosyanın yargılama safahatında beyan ettikleri üzere, trafik kazası sonucu açılan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/3 E. sayılı dosyasında taraf olmadıklarından suret almaları mümkün ve meşru olmadığından, mahkemece celbi neticesi beyanda bulunulacağı beyan edildiğini, bu davaya konu tazminat talebine sebep olan trafik kazası sonucu açılan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/3 E. sayılı dosyasına ilişkin olarak mahalli mahkemece gereği gibi inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/336 E. sayılı dosyasının celp ve tetkiki söz konusu olmaksızın hüküm kurulmuş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı dosya kapsamında mevcut itirazları karşılanmadığını, araç sürücüsüne %70 kusur atfedilmesinin de hatalı olduğunu, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, davaya konu kazanın diğer tarafı olan karşı araç sürücüsünün, aydınlatma ve görüşün açık olduğu yolda aracının lastiğinin patlaması üzerine yolun sağında gerekli güvenlik tedbirlerini almadan çapraz şekilde durduğu, bu sırada araç içerisinde yolcu olarak bulunan yayaların aşağıya inerek sağ ön tarafta lastik değiştirdikleri sırada kazanın meydana geldiği anlaşıldığından bu şekilde karşı araç sürücüsünün, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, dikkatsiz ve tedbirsiz hareketleri ile KTK, 135. Maddesinde yazılı kuralları ihlal ederek kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müteveffa yaya ... ...'in de, kendi sorumluluğunda aracın sağ ön kısımlarında lastik tamiri yaparken gerekli güvenlik tedbiri almadan yol üzerinde bulunarak, 2918 sayılı KTK’nın 68. Maddesinde yazılı kuralları ihlal ettiğinden kazaya sebebiyet vermesi karşısında, karşı araç sürücüsü ve davacılar murisi müteveffa ... ...'in ihlal ettikleri kurallar nazara alındığında araç sürücüsüne %70 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davacılara murislerinin vefatı sebebiyle ayrıca tazminat, aylık vb ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, tazminat hesabında TRH-2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin kabulü ile hükmedilen tazminat tutarları yerinde olmayıp, hükmün fer'ilerinin de hatalı hesaplandığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve Abdülsemed Bayındır vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle anne-baba ve kardeş tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı, anne –baba ve kardeşler tarafından açılan manevi tazminat istemine ilişkindir .
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, işleteni, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacıların oğlu ve kardeşleri olan yayaya çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacı anne-baba ve kardeş için destekten yoksun kalma tazminatını tüm davalılardan, tüm davacılar için manevi tazminatı sürücü ve işletenden tahsilini talep etmiş, mahkemece davalı sürücünün %70, desteğin %15, dava dışı araç sürücünün %15 kusurlu olması, yaşı gereği davacı kardeş ... yönünden destekten kalma tazminatı isteme koşulları bulunmadığından davalı sürücünün %70 kusur oranına göre davanın kısmen kabulü ile, davacı anne ... için 164.207,68.TL, davacı baba ... ... için 99.449,67.TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 263.657,35.TL tazminatın davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 13.04.2020 tarihinden itibaren, davalılar ... ile ...'dan ise kaza tarihi olan 10.11.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı kardeş ... ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat davasının reddine, manevi tazminata yönelik davanın kısmen kabulü ile, dava anne ve baba için ayrı ayrı 45.000 ‘er TL, davacı kardeşler için ayrı ayrı 15.000‘er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.11.2019 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen atahsiline dair verilen karara karşı davacılar vekili, davacı kardeş yönünden maddi tazminatın reddine, tüm davacılar yönünden manevi tazminat miktarının düşük takdir edilmesine; davalı sürücü ... vekili kusur oranlarına, 3.kişinin ağır kusuru ile zarar arasındaki illiyet bağının kesilmiş olmasına, maddi tazminat yönünden anne-babanın destek paylarına, hesaplama yönteminde 1,8 teknik faiz uygulanmamasına, aynı olayla ilgili farklı mahkemelerce kusur ve miktar yönünden farklı kararlar verilmiş olmasına, manevi tazminat miktarlarının fahiş olmasına, davalı işleten ... vekili, arabuluculuk dava şartına, sigorta şirketleri ve diğer kurumlar tarafından yapılan ödemelerin araştırılmamasına, işleten olarak kazaya karışan aracın iradesi dışında elden çıkmış olmasına, kusur oranlarına, hesaplama yönteminde 1,8 teknik faiz uygulanmamasına, manevi tazminat miktarların fahiş olmasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-Davacılar vekili davalı kardeş ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de 29.12.1996 doğumlu destek ...’ın davacı kardeşi ...’nin 05.12.1990 doğumlu (kaza tarihinde 28 yaşında) olduğu, 28.06.2011 tarihinde evlendiği 27.06.2018 tarihinde boşandığı, anne-babasının sağ olduğu, 13.11.2017 tarihinden beri SGK’lı olarak çalıştığı ve adına kayıtlı bir adet araç olduğu dolayısıyla desteklik ilişkisi ispatlanmadığından davacı ...’nin maddi tazminat talebinin reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalı ... vekili, davalının maliki olduğu kazaya karışan ... plakalı aracın zilyedin bilgisi ve rızası dışında kullanılarak kazaya karıştığını illiyet bağı kesildiği için araç maliki olarak davalı ...'in sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.
Somut olayda 10.11.2019 tarihinde davalı ...’ın sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı olduğu, aracın davalı ...’ın oğlu ... ... tarafından kullanıldığı, sürücü ...’ın davalı ...’ın oğlu ...’in şöförü ve yardımcısı olduğu kaza tarihinde aracın anahtarının ...’in isteği ve bilgisi dahilinde ... e verildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10.Ceza Dairesinin 26.09.2022 Tarih 2021/816 Esas 2022/1711 Karar sayılı ilamına konu Ankara 49.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2021 Tarih 2020/336 Esas 2021/421 Karar sayılı ilamı ile anlaşıldığından davalı işleten vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
3-Davalılar ... vekili arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini ileri sürmüş ise de davacılar ile davalılar arasında 15.06.2020 tarihinde başlayan arabuluculuk görüşmelerinin 10.07.2020 tarihinde arabuluculuk anlaşamama tutanağı ile son bulmuş olması nedeniyle davalı işleten vekilinin belirtilen yönlere ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
4-Davalı işleten ve sürücü vekili kusur oranına itiraz etmiştir.10.11.2019 tarihli saati 06.10 olan kaza tespit tutağından Mevlana Bulvarı üzerinde Konya istikametinden Samsun istikametine seyir halinde olan ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin yolun sağ tarafında bulunan yaya kaldırımına çarpmasıyla sağ ön lastiğinin patlayıp aracın yolun sağ şeridi üzerinde bir kısmı sağdan ikinci şeritte olacak şekilde çapraz olarak durmasının ardından aynı istikamette geriden gelen davalı sürücü ...‘ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin önünde seyreden bir aracın sağından geçmek istediği sırada yol üzerinde durur halde bulunan ... plaka sayılı otomobilin lastiğini değiştirmek için mahalde bulunan yayalar ... ...’e ve ... ...’a çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, kaza mahallinin meskun mahal, bölünmüş yol, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin alaca karanlık, yolun eğimsiz düz, dört şeritli olduğu, yolun sağ tarafında 1.2 m genişliğinde banket bulunduğu, yolun sol tarafında orta refüj, sağ tarafında yaya kaldırımı mevcut olduğu, orta refüj ve yaya kaldırımı arasında yol genişliğinin 19 m olduğu, mahalde aydınlatmanın bulunduğu, hız limitinin 82 km/s olduğu sürücü ...'ın 10.11.2019 saat 12.26'da yapılan kan testinde 0.38 (sıfır nokta otuz sekiz) etanol promil olduğu, kaza saatinden 6 saat sonra sürücünün hastanede kan numunesinin alındığı, alkol oranı hesaplandığında; kaza saatinde 0.90+0.38=1.28 promil alkollü, ... ...'ın da 1,05 promil alkollü olduğu, ...’ın KTK’nun 46/2-c, ...’nın aynı kanunun 135 maddesi, yayalar ... ve ...’ın 68/c maddelerinin ihlal ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/178989 Sayılı Hazırlık dosyasındaki 06.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ... ile yayalar ... ... ve ... ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'nin tali kusurlu olduğu, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.12.2020 Tarih 2020/3 Esas 2020/387 Karar sayılı dosyasına sunulmuş olan, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 04.11.2020 tarihli raporda sürücü ... ...'nin tali kusurlu, sürücü ...'ın asli kusurlu, yayalar ... ... ve Metahan ...'in her birisinin kendi adına tali kusurlu olduğu belirlenmiş olup anılan mahkemece sanık ...’nin TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4,52/2.maddeleri gereğince sonuç olarak 30.400 TL adli para cezası ile, sanık ...’ın ise TCK'nın 85/2,22/3,53/6.maddeleri gereğince sonuç olarak 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 3 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verildiği, karara karşı sanıklar müdafiileri ile katılanlar vekilinin sanık ... aleyhine istinaf başvurusunda bulunduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 15.04.2021 Tarih 2021/408 Esas 2021/1624 Kara sayılı kararı ile kazada asli kusurlu olan sanık ... hakkında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden temel cezanın 10 yıl hapis cezası olarak tayini ile fazla cezaya hükmolunması, alkollü bir şekilde araç kullanarak ve makas atarak kazaya neden olan sanık ... hakkında TCK'nın 22/3.maddesi uyarınca artırım yapılırken kusurunun ağırlığı nazara alınarak üst sınırdan artırım yapılması gerektiği gözetilmeden alt sınırdan artırım yapılması hususları usul ve Yasaya aykırı görülmekle,sanık ...'nın olayda kusuru olup olmadığının tartışılması düşüncesi ile duruşma açılmasına karar verildiği, yapılan yargılama sonunda olay günü sanık ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, başka bir delil ile aksi ispat edilemeyen tanıklar ... ve ... ile sanık ... beyanlarına göre ölen ... ...'ın aracın el frenini çekmesi üzerine ...'nin direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkıp sonra tekrar yola girmesi sonrasında, lastiğinin patlaması sebebiyle patlayan lastiği değiştirmek için gidiş istikametine göre yolun sağ şerit içerisinde, birazda 2.şeride taşar ve sağa açılı duraklama vaziyetinde olan ... plakalı aracın dışında sağ yan kısmında bulunan ... ... ve ... ...'e, sanık ...'ın sürücülüğünü yaptığı ... plakalı araç ile almış olduğu alkolün de etkisiyle trafikte makas atmak suretiyle ve tehlikeli şekilde seyri sırasında kazadan hemen önce önündeki aracı trafik kurallarına aykırı şekilde sollama kurallarına riayet etmeyerek sağından geçmesi suretiyle çarparak ölümlerine sebebiyet verdiği, Dairece oluş ve dosya kapsamındaki delillere göre, sanık ...'in olayda asli kusurlu, ölenlerin ise tali kusurlu oldukları kanaatine varıldığı, olayda, suçun işleniş şekli, kusur durumu, meydana gelen zarar ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile sanık ... hakkında TCK'nın 85/2.maddesinde yer alan temel cezadan uzaklaşılması, sanığın suçu 1,28 promil alkollü olarak ve makas atmak suretiyle bilinçli taksirle işlemesi nedeniyle cezanın TCK'nın 22/3.maddesi uyarınca hak ve nesafet kuralları gözetilerek 1/2 oranında artırılması,sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, kazadan sonra kaçması nazara alınarak sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması gerektiği vicdani kanaatına varıldığı, her ne kadar sanık ...'ya, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda tali, kovuşturma aşamasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen raporda alt düzeyde tali kusur izafe edilmiş ise de, bilirkişi raporunun hakim tarafından denetleneceği ve rapordaki görüşün mahkemeyi bağlamayacağı, olaydan önce sanık ...'nın kullandığı ... plakalı aracın, ölen ... ...'ın çalıştığı şirkete ait olduğu, başka bir delil ile aksi ispat edilemeyen tanıklar ... ve ... ile sanık ...'nin beyanlarına göre, ölen ... ...'ın aracın el frenini çekmesi üzerine sanık ...'nin direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkıp sonra tekrar yola girmesi sonrasında, lastiğinin patlaması sebebiyle gidiş istikametine göre yolun sağ şeridinde duraklama vaziyetinde olan araçtan ölenlerin patlayan lastiği değiştirmek için indikleri, tanıklar ... ve ...'nin beyanlarına göre, sanık ...'nın araç durduktan sonra aracın dörtlülerini yaktığı ve aracı en sağa çekelim dediği ancak ...'ın aracın otomatik olduğunu söyleyip tekrar hareket ettirmekte zorlanacaklarını söylediği, sanık ...'da, ... ve ...'ın aracın otomatik vites olması sebebiyle hareket ettirmekte zorlanacaklarını söyleyip aracı sağ şeride çekmediklerini, kendisinin de aracı sağ şeride çekemediğini beyan ettiği, ilk kaza ile ikinci kaza arasındaki zamanın en fazla 3-4 dakika olduğu, tarafsız kamu tanığı trafik polisi Kazım Acar'ın beyanına göre sanık ...'in yaklaşık 120-130 km hızla solundaki en sol şeritten en sağ şeride makas atarak geçtiği anda kazanın meydana geldiği, buna göre reflektör konulmuş olsa dahi neticenin değişmeyeceği, Dairece kazanın oluşumunda sanık ...'nın kusurunun bulunmadığı vicdani kanaatine varılarak usul ve yasaya aykırı görülen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına yeni bir hüküm kurulmasına Ankara 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/3 esas, 2020/387 karar sayılı ve 30/12/2020 tarihli kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanık ... hakkında taksirle iki kişinin ölümüne neden olma suçundan kamu davası açılmışsa da, sanığın olayda taksirinin bulunmadığı anlaşılmakla CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine, sanık ...'ın üzerine atılı taksirle iki kişinin ölümüne neden olma suçu sabit görüldüğünden 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarih 2021/4595 Esas 2021/7391 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, lehe hükümlerin uygulanmadığına, bilinçli taksir sebebiyle uygulanan arttırım miktarına ve eksik incelemeye, katılanlar vekilinin, suç vasfına ve ceza miktarına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2021/408 esas 2021/1624 karar sayılı mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan temyiz isteminin isteme uygun olarak 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği; eldeki davada makine mühendisi bilirkişiden alınan 14.06.2021 tarihli kusur raporunda davalı sürücü ...'ın olayda %70, sürücü ...'nin %15, müteveffa yaya ... ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu, itiraz üzerine alınan ATK’nın 10.01.2022 tarihli raporunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/1624 sayılı karar içeriği, trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporu içeriği, tüm beyanlar, kaza mahallini ve araçları gösterir fotoğraflar ile kamera görüntülerinin bulunduğu CD'lerin içeriği, mevcut veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davalı sürücü ...’ın meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, önünde seyreden aracın sağından geçmemesi, yol üzerinde durur halde bulunan aracı ve aracın yanında bulunan yayaları dikkate alarak seyrini sürdürmesi, yol üzerinde bulunan yayalara çarpmadan önce etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken önünde seyreden aracı nizamlara aykırı şekilde sağından geçip sevk ve idaresindeki otomobilin yol üzerinde durur haldeki otomobilin yanında bulunan yayalara çarptığı olayda %70 oranında, müteveffa yaya ... ...’ın taşıt yolunun yeterince sağına yanaştırılmamış olan ve lastiği patlak halde yol üzerinde duran aracın lastiğini değiştirmek için taşıt yolu üzerinde bulunduğu sırada yol üzerinde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alması gerekirken kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde yol üzerinde bulunduğu sırada davalı sürücünün yönetimindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda %15 oranında, sürücü ...’nin olay yerinde seyri sırasında yönetimindeki otomobilin yolun sağ tarafında bulunan kaldırıma çarpmasıyla sağ ön lastiği patlayan ve yolun yeterince sağına yanaştırmadığı aracın yol üzerinde durur halde bulunduğu sırada meydana gelen olayda %15 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
5-Davalı sürücü vekili, kaza sırasında davalı ...’in yanında bulunan dava dışı ...’ın ...’in başına silah dayadığını 3.kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürmüş ise de davalı ...’in şikayeti üzerine şüpheli ... hakkında silahlı tehdit suçundan takipsizlik kararı verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesinin 03.05.2023 Tarih 2022/1788 Esas 2023/1072 karar sayılı istinaf isteminin suç tarihinin 10.11.2019 olarak düzeltilerek esastan reddine ilişkin Ankara 65 .Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2022 Tarih 2021/188 Esas 20222/116 Karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 170/1-c maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir
6-Davalı işleten ve sürücü vekili maddi tazminatın hesaplanmasında payların hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilmesi esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda, hükme esas alınan aktüerya raporunda, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alındığı görüldüğünden davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
7-Davacılar vekili manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davalı sürücü ve işleten vekili yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nrn 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, iddia, davalı sürücü ...’ın 1,28 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla makas atarak ön ilerisinde yolun sağında lastiğinin patlamasından dolayı duran ... plakalı aracın lastik değişimi yapmak isteyen ve araç dışında yaya olarak bulunan ... ve ...’e ayrıca lastiği patlayan bu aracın sağ ön çamurluk kısımlarına çarparak 72.3 metre ileride duruşa geçtiği, çarpma sonrası ölen yayalardan birinin 55 metre sağ ileriye, diğerinin ise 64.7 metre sol ileriye düştüğü, olayın meydana geldiği kazanın oluşumunda sürücü ...’in asli kusurlu (%70 oranında ), yaya ...’in tali kusurlu (%15 oranında ) olduğu, davacıların kaza nedeniyle çocuklarını ve kardeşlerini kaybettiğinin anlaşıldığı, olay tarihi (2019), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle davacılar vekili ile davalı işleten ve sürücü vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacı kardeş yönünden desteklik ilişkisinin ispatlanamamasına, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının ve maddi tazminat miktarının olayın oluşuna ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması, Yargıtay uygulamalarına uygun hesaplanması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, manevi tazminatın takdirinde TBK’nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde, davalı sürücü ve işletenin maddi ve manevi tazminattan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 403,50 TL Harcın mahsubu ile bakiye 24,10 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.207,63 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 161,40 TL +6.390,51 harcın mahsubu ile bakiye 19.655,72 TL harcın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf isteminde bulunan davacılar ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davacılar ve davalılar ... ve ... tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,
6-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 06/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.