mahkeme 2022/2113 E. 2024/1292 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/2113

Karar No

2024/1292

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2113 - 2024/1292
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/2113
KARAR NO : 2024/1292

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2021
NUMARASI : 2021/165 Esas 2021/819 Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 11/11/2024

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 28.10.2016 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması neticesinde davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz olduğunu belirterek, belirsiz alacak olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250,00 TL geçici iş göremezlik, 5.000,00 TL daimi iş göremezlik ve 250,00 TL bakıcı gideri tazminatı ile 1.140,00 TL maluliyet rapor ücreti olmak üzere 6.640TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi- avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatını 38.781,46 TL, bakıcı gideri zararını 823,50TL ile 1.140,00 TL adli tıp ücreti olmak üzere toplam 40.744,96TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce davalı şirkete başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, sorumluluğun SGK’ya ait olduğunu, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu veya Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre rapor vermeye yetkili bir hastaneden rapor alınması gerektiğini, tazminat miktarının TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanmasını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatlanması gerektiğini, davacının da tarafı olduğu ceza soruşturması evraklarının dosya arasına alınmasını, davalı şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 03.06.2021 tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirilmiş, davacının %75, davalının sigortalısının %25 olaya etken olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.06.2021 tarihli maluliyete ilişkin raporda, kaza tarihi ve poliçe tarihi dikkate alınarak yürürlükte olan yönetmelik uyarınca yapılan değerlendirmede, davacının %8 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 2 ay başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, aktüerya bilirkişisi 12.07.2021 tarihli raporunda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkındaki Yönetmelik uyarınca 38.781,46 TL, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca 67.867,56 TL sürekli, 823,50 TL bakıcı gideri tazminatının hesaplandığı, zararın TBK'nın 49. maddesi uyarınca tazmininin gerektiği, davacının maluliyet durumu ve tarafların kusur oranlarının belirlendiği, davacının talep edebileceği tazminat miktarının aktüer bilirkişi tarafından hükme esas alınan raporla belirlendiği, davacının 18 yaşından küçük olması nedeni ile geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği davanın kısmen sübut bulduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 38.781,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 823,50 TL bakıcı gideri tazminatının 20.02.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yeni genel şartlar uyarınca maluliyet tazminatı hesaplamalarının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre yapılması gerektiğini, TRH 2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerekirken progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının “sağlık giderleri teminatı” içerisinde değerlendirildiğini, davalının geçici bakıcı gideri tazminatına ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun SGK’ya ait olduğunu, % 8 maluliyet oranının fahiş olduğunu, maluliyetin tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu’na veya özürlülük ölçütü yönetmeliğine göre rapor vermeye yetkili bir hastaneye tevdi edilmesi gerektiğini, karşı tarafça sunulan sağlık raporuna ve içeriğindeki maluliyet oranına açıkça itirazda bulunduklarını, davalı şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, savcılık evraklarının da eklenerek tüm dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri zararı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 28.10.20216 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması neticesinde davacının yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Kazadan sonra düzenlenen 28.10.2016 tarihli kaza tespit tutanağında Yaya ...’in yolun inişe göre sağ tarafından sol tarafına doğru karşıdan karşıya geçmeye çalışırken orta refüje geldikten sonra tekrar geriye dönüp geldiği istikamete doğru ilerlerken, sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracıyla Yeni Toki yolu üzerinden Mit istikametine doğru seyir halindeyken tapu müdürlüğünden yaklaşık 600 m sonra orta refüjdeki yayayı fark edip hafifçe sağa doğru geçmek istediği esnada aracının sağ ön kısımlarıyla yayaya çarpması sonucu kazanın gerçekleştiği, yayanın yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan karşıdan karşıya geçtiğinden KTK 68/1-b-3 maddesini, araç sürücüsünün hızını görüş yol hava trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından 52/1b maddesini ihlal ettiği tespit edilmiş, mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 03.06.2021 tarihli raporunda, sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile gündüz vakti, meskun mahaldeki bölünmüş yolda seyri esnasında, hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, hareketlerini gördüğü, seyir istikametine göre yolun sağından karşıdan karşıya geçiş yapmak için kaplamaya girerek orta refüj kısmına kadar gelen hareketlerini takip ettiği yayaya karşı zamanında etkin fren tedbiri almadan çarptığı kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile %25, yaya ...'in olay mahallinde karşıdan karşıya geçmek istediğinde, yol üzerinde seyir halindeki araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate almadan kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde kontrolsüzce yola girdiği, bölünmüş yol üzerinde seyir halinde olan araç trafiğini gerekli şekilde kontrol etmediği, bu haliyle ilk geçiş hakkını bırakmadığı otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile %75 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş olup bu kusur oranlarının kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi ile uyumlu olması nedeniyle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 07.06.2021 tarihli raporda davacının özür oranının alt ekstremite uzunluk farklılıkları nedeniyle %5, eklem hareket kısıtlılığı sağ kalçada iç rotasyon 10 derece olduğundan- iç rotasyon %5, balthazard formülü uygulandığında %5, sağ ayak bileğinde dorsal fleksiyon 10 derece, plantar fleksiyon 45 derece olduğundan ekstansiyon %7, balthazard formülü uygulandığında %7 olduğu, alt ekstremite özürlülük oranının balthazard formülünde (%7,5,5) %16 olduğu, kişi özürlülük oranına dönüştürüldüğünde % 8 olduğu ve 6 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı doğduğunun belirlendiği, raporun davacı hakkında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilmek suretiyle kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin maluliyet durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
3-Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, bakıcı gideri iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.705,41 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 677,00 TL'nin mahsubu ile kalan 2.028,41 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim