mahkeme 2022/2036 E. 2024/1303 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/2036

Karar No

2024/1303

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/2036
KARAR NO : 2024/1303

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/06/2022
NUMARASI : 2021/1070 Esas 2022/535 Karar

DAVACI :
VEKİLİ
DAVALILAR :

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20/11/2024

İlk derece mahkemesinden verilen karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 13.06.2016 tarihinde davalılardan ...'ya ait, davalı ...‘ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...'nün eşi, ...'ın annesi bisiklet sürücüsü ...'e çarparak ölümüne neden olduğunu, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/606 Esas sayılı dosyasıyla davalı ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçeninin olmadığından davalı ... Hesabına yapılan başvuru üzerine davacılara 100.989 TL tazminat ödemesi yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş için 250 TL, çocuk için 250 TL olmak üzere toplam 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan, davacı eş için 75.000 TL, davacı çocuk için 50.000 TL olmak üzere toplam 125.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı eş için talebini 25.431,15 TL’ye, davacı çocuk için 13.803,25TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, davacılardan ...’nün ...’ın velisi olduğuna ilişkin belge sunulmadığını, ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, bisiklet sürücüsü müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalının ise kusurunun bulunmadığını, bu nedenle mahkemece kusur durumunun tespiti için uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılmasını, davalının kullandığı araç ... Sigorta AŞ’ne sigortalı olduğundan davacıların öncelikle ... Sigorta AŞ’ne başvurmaları gerektiğini, müteveffanın ne iş yaptığı ve gelirinin belli olmadığını, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davadan önceki başvuru üzerine 10.11.2016 tarihinde davacı eş ...’ye 85.952 TL, çocuk ...’a 15.037 TL olmak üzere 100.989 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, bakiye zarar için başvuru yapılmadığını, her ne kadar davalı kurum tarafından ödeme yapılmış ise de, kazaya karışan aracın rizikonun meydana geldiği tarihte 124145449 No'lu Trafik Poliçesi ile 13.06.2016-13.06.2017 tarihleri arasında ... Sigorta AŞ nezdinde sigortalı olduğundan davanın ... Sigorta AŞ'ye ihbar edilmesini, kusur yönünden ATK’dan, ödeme tarihindeki verilere göre bakiye zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, davalı tarafından ve varsa Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan ödemelerinin tazminattan mahsubunu, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İhbar Olunan ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan araca ait davalı şirket bünyesinde dava konusu olay tarih ve saatini kapsayan herhangi bir ZMMS poliçesine rastlanılmadığını, yapılan araştırma neticesinde dava dilekçesinde kaza tarihi olarak belirtilen 13.06.2016 tarihini kapsadığı iddia edilen 124145449 numaralı trafik poliçesinin kaza tarihinde, fakat kaza saatinden sonra düzenlendiğini ve davaya konu kazayı kapsamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece; davalı ...'nın maliki diğer davalı ...'ın idaresindeki aracın davacıların desteğinin kullandığı bisiklete çarpması sonucu, muris ...'ün ölümü nedeniyle davacıların ...nca ödenen 100.989 TL'yi aşan miktarda destek zararları ile manevi zararlarının oluştuğu iddiasıyla davacı ... için 75.000 TL, davacı ... için 50.000 TL. manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan şimdilik her bir davacı için 250 TL destek tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkin olduğu, Mahkemenin 23.01.2018 tarih ve 2017/190 E, 2018/66 K sayılı kararı ile; dava konusu kazanın oluşumunda davalı sürücü ...’ın %75, desteğin %25 kusurlu olması nedeniyle davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile, davacı ... için 25 .431,15 TL, davacı ... için 13.803,25 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden, davalı ...'ndan 10.11.2016 ilk ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, davacı ... için 20 .000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın uygun olacağı mahkememizce kabul edilmekle bu miktar yönünden manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen kararın davacılar ve davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2020 tarih ve 2018/1017 E, 2020/1735 K sayılı kararı ile; kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararından sonra Eskişehir SGK İl Müdürlüğü'nce verilen cevabı yazıda destek ...'ün ölümü sebebiyle davacılara bir ödeme yapılmadığının bildirildiği, desteğin anne ve babasını gösterir vukuatlı nüfus kaydı örneği çıkarıldığı, 15.04.2021 tarihli ek aktüer raporunda BAM bozma ilamındaki bozma nedenleri gözetilerek yeniden yapılan hesaplamalar sonucu davacıların bakiye destekten yoksunluk maddi zararlarının olmadığının tespit edilmesi üzerine mahkemece 25.05.2021 tarihli ikinci karar ile davacıların maddi tazminata ilişkin davalarının reddine, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın uygun olacağı mahkememizce kabul edilmekle bu miktar yönünden manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2021/1756 E, 2021/2151 K sayılı kararı ile; ”Mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda; ödeme tarihindeki verilere göre davacılara yapılan ödemenin yetersiz olduğu, önceki hükme esas alınan rapor tarihinin 04.10.2017 olduğu, bu rapor tarihindeki verilere göre bilinen dönem 31.12.2017 tarihinde sonlandırılarak yapılan hesaplamada davacı eş için 106.103,25TL, yine davacı çocuk içinde 19.142,21 TL destek tazminatı bulunmakla birlikte; davalı ... tarafından davadan önce davacılara yapılan ödemenin güncellenmesinin de 04.10.2017 tarihinde sonlandırılması gerekirken, ek raporun düzenlendiği 15.04.2021 tarihine kadar güncelleme yapılarak, 04.10.2017 ila 15.04.2021 tarihine kadar fazladan faiz işletildiği buna göre de davacı eş için yapılan ödeme 85.952,00 TL, güncellenen değer 120.173,85TL, davacı çocuk için de ödeme 15.037,00TL, güncellenmiş değer 21.028,65TL hesaplandığından bakiye destek zararlarının olmadığı sonucuna varıldığı, davacılar vekilinin bu hususa açıkça itiraz etmesine rağmen itirazları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmadığı eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağı, ayrıca dosyada mevcut ve uyaptan temin edilen vukuatlı nüfus aile kayıt tablosunda davacı eş ...’nün 23.07.2020 tarihinde yeniden evlendiği anlaşıldığından davacı eş için müteveffanın bakiye ömür sonuna kadar değil, gerçek durum olan yeniden evlendiği tarihe kadar destek tazminatının hesaplanması gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olup, davalıların gerçek zarardan sorumlu olduğu, yine sonuca etkili olmamakla birlikte; davacılar vekilinin önceki hükmü destek tazminatı yönünden istinaf etmemesi nedeniyle, hükmedilen destek tazminatı yönünden davalı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, bir başka ifade ile artık önceki hükümde karar verilen destek tazminatından daha fazlasına hükmedilemeyeceği, 04.10.2017 tarihli aktüer raporunda bakiye ömürler PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplandığı halde, Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin görüş değişikliği nedeniyle 15.04.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmış ise de; davacı eş yönünden 7 yıl kadar fazla tazminat hesabı yapılmasının da doğru olmadığı, Mahkemece taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakların resen dikkate alınması gerektiği, bu durumda mahkemece desteğin anne ve babasının hayatta oldukları anlaşıldığından, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince onlara da destek payı ayrılarak, davacı eş için yeniden evlendiği 23.07.2020 tarihine kadar, davacı çocuk için 18 yaş hitamına kadar destek tazminatı hesaplanabileceği gözetilerek, davalı ... Hesabının davacıya ödeme yaptığı tarihteki verilere göre ödemenin yeterli olup olmadığı hususunda hesaplama yapılması, ödemenin yeterli olmadığının, gerçek zararı karşılamadığının tespiti durumunda, önceki hükme esas alınan ek tazminat raporunun düzenlendiği 04.10.2017 tarihi itibari ile bilinen dönemin 31.12.2017 tarihinde sonlandırılması, davacı eş için yeniden evlendiği 23.07.2020 tarihine kadar, davacı ... için 18 yaş hitamına kadar, 04.10.2017 tarihli rapor tarihindeki verilere göre tazminat hesabı yapılması (bu halde ... tarafından davacılara yapılan ödemenin de 04.10.2017 tarihine kadar güncellenerek tazminattan mahsup edilmesi, kaza tarihinde geçerli olan ZMSS poliçe limitinden sadece güncellenmemiş hali ile ödemelerin indirilmesi vs. suretiyle) hususunda bilirkişiden yerleşik Yargıtay uygulamalarına ve aktüer hesaplama yöntemine uygun, gerekçeli, açıklamalı, denetime ve hükme elverişli bir ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hükme elverişli olmayan aktüer raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığından, davacılar vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına” karar verildiği, kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sırasında alınan 30.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacı ...'ün zararının karşılandığı, davacı ...'ün zararının %68,05'inin karşılandığı,2022 yılı verileri dikkate alındığında davacı ...'ün bakiye zararının 38.270,69 TL olduğu, ...'nın sorumluluğunun 18.122,10 TL ile sınırlı olduğu bildirilmekle bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, rapor ve davacı ...'nün evlenme tarihine kadar karşılanmayan bir maddi zararının kalmadığı belirlendiğinden bu davacı yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden, destek zararının 38.270,69 TL olduğu, ...'nın sorumluluğunun 18.122,10 TL olduğu belirlenmiş ise de davacı ... için, davacı destek tazminat talebi 13.803,25 TL olup, taleple bağlılık kuralı gözetildiğinde, bu miktar yönünden davacı ...'ın destek kaybı tazminatı talebine ilişkin dava bölümünün kabulüne karar vermek gerektiği, dava konusu kazada davacı ...'nün eşi, davacı ...'ın annesi vefat etmiş bulunduğundan her iki davacının manevi elem ve acı yaşadıkları ve yaşayacaklarının kabulü, hayatın doğal akışının gereği olmakla, tarafların kusur oranı, sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek davacı ... için 20 000 TL, davacı ... için 15000 TL manevi tazminatın uygun olacağı kabul edilmekle davacı ... yönünden maddi tazminata ilişkin davanın reddine, davacı ...'nün manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 20.000 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile,13.803,25 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden, davalı ...'ndan 10.11.2016 ilk ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine, davacı ... için 15.000 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hükme karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kaza tarihi 13.06.2016 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının davada uygulanması gerektiğini, hesap raporunda ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılmadığını bu nedenle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında bakiye tazminat çıkmamakta olup davalı kurumun sorumluluğu bulunmadığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılıp, güncel ödeme tutarı düşüldüğünde KTK m. 111 göre davanın reddi gerektiğini, davacıya ödenen tazminat ibraname mukabilinde ödenmiş olup, kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğu kabul etmemekle birlikte mahkemece hesaplama yapılacak ise; ibraname ile ödenen tazminat ile mahkemece tespit edilecek tazminat miktarı arasında ortalama bir misli fark bulunması halinde ibranamenin hükümsüz sayılabileceğini aksi takdirde küçük farklılıklar için davalı kurumun sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat bakımından davalı kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup, söz konusu talebin davalı kurum bakımından reddi gerektiğini, kararda, manevi tazminatın hangi davalılara yüklendiği açık bir şekilde yazılmamış olup kararın infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğunu, davalı kurumun manevi tazminat ve manevi tazminata ilişkin yargılama giderinden sorumlu bulunmamakta olup kararın bu nedenle de bozulması gerektiğini, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, davalı kurumun taraf olduğu ve 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşen kazalara yönelik tazminat hesaplamalarında TRH-2010 tablosu ve 1,8/1,65 teknik faiz oranının kullanılması gerektiğini, yerel mahkemece, hesaplanan haksız tazminat için hatalı bir şekilde 10.11.2016 tarihinden itibaren faize hükmetmiş ise de ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı taraf müteveffanın mirasçıları olarak dava açmış olup, dava dilekçesi ekinde veraset ilamı ve ...'ün velisi olduğuna dair belge veya nüfus kayıtları sunulmadığından ve belirtilen süre içerisinde bu eksikliği tamamlamadığından öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde, HMK 119.maddesine uygun şekilde de hazırlanmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davaya dayanak olarak Eskişehir 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/606E sayılı dosyasının sonucu bekletici mesele yapılarak delillerin toplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme dayanak yapılan ATK kusur raporunun karar vermeye ve denetime elverişli ve yeterli olmadığını ATK kusur raporunda,müteveffaya raporda atfedilen kusurların Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği'nde asli kusur olarak düzenlenmişken, bilirkişi tarafından müteveffanın ikinci derece kusurlu sayılmasının mümkün olmadığını, müteveffanın kaza mahallinde yolun sağında sadece bisikletlilerin kullanımına ayrılan bisiklet yolu bulunduğu halde taşıt yolu üzerinde bisiklet kullanmakla KTK'nın 66.maddesinin (a) bendini, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 136. maddesinin a bendinin 2. fıkrasında belirtilen(ayrı bisiklet yolu olduğu halde, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yollarında sürülmesi yasaktır) kuralını, KTK'nın 56.maddesinin (a-3) bendine göre; “Araçların cinsine ... uygun olmayan şeritten gitmeleri yasaktır.” Kuralını, KTK'nın 56.maddesinde belirtilen şerit izleme kurallarından birisini ihlal eden sürücüler KTK'nın 84.maddesinin (g) bendinde görülen “Şeride tecavüz etme” ve (j) bendinde “Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama" fiilleri nedeniyle asli kusurlu olduğunu, gerek kaza tespit tutanağı gerekse Savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporlarında davalının tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, ATK raporunda kamyon kullanmak için gerekli olan ehliyetin bulunup bulunmamasının kusur tespitinde etkili olmadığını, ehliyetsiz araç kullanmanın KYTK'nın 36/a maddesine göre idari para cezasını gerektirdiğini, davalının B sınıfı ehliyete sahip olup, trafik kurallarını da bildiğini şeridi içerisinde sinyalini vererek bekleyip kendisine yeşil ışık yanınca sağa dönüş yaparken de dar kavisle döndüğünü, bu nedenle yetersiz ehliyeti nedeniyle kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, raporda davalının sağa dönüşle ilk geçiş hakkını vermemek kuralını ihlal ettiği yazılmış ise de bu kuralı ihlal ettiğine dair trafikte bir seyir ve hareketi bulunmadığını kendi şeridinde olduğunu, sağa dönüş sinyalini vererek, ışıkta beklediğini kendisine yeşil ışık yanınca bulunduğu şeritten sağa doğru dar kavisle dönüş manevrasını yapmaya başladığını, kullanmış olduğu kamyonu kaldırıma da çıkartmadığını raporda isnat edilen kusura ilişkin dosyada bir tespit ve delil yokken rapora neden bu şekilde yazıldığının da anlaşılamadığını, bisiklet kullandığı halde bisiklet yolunu kullanmayan desteğini asli ve tam kusurlu olduğunu müteveffanın KTK'nın 53/2 maddesinde yazılı olarak kurallara uygun bir geçişi de bulunmadığını yayalara kırmızı ışık yandığından ilk geçiş hakkının davalıya ait olduğunu, davalının meydana gelen kazada bir kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporunda itirazlarının ve bilirkişinin dikkatine sundukları hususlar somut olayda irdelenip değerlendirilmediğini, henüz kusur raporuna ilişkin itirazlarıyla ilgili bir karar verilmeden dosyanın aktüer bilirkişisine gönderilmesinin alınan raporun hatalı olduğunu, müteveffanın ne iş yaptığının ve davacıların mahrum kaldığı gelirinin ne olduğunun dosyada belli olmadığını, müteveffanın herhangi bir çalışmasının ve gelirinin olmadığı, maddi tazminatın dayanağının açıklanmaması; davacının hali hazırda kimlerle birlikte yaşadığı ve evlenip evlenmediğinin de araştırılması gerektiğini, davacının ailesi ile birlikte kaldığını, ceza dosyasında; müteveffanın mirasçıları maddi zararları olmadığını beyan ettiğinden mahkeme içi ikrarın davacıları bağlayacağını müteveffanın mirasçılarının maddi bir zararlarının olmadığını, müteveffa hiçbir işte çalışmadığından ailesine katkısı da söz konusu olmadığından davanın reddi gerektiğini, dava konusu talep edilen tazminatları ve hesaplamaları hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ve şartıyla; davacılara ... tarafından ödeme yapılarak ibraname alındığından bakiye hak ve alacakları da olmadığını, davalının kullandığı araç sigortalı olup, sigorta poliçesi davacıların tüm maddi zararlarını da karşılayacak limitte olduğundan davacıların öncelikle aracın kayıtlı bulunduğu sigorta şirketinden maddi zararlarının tazminini talep etmesi gerekirken Sigorta Şirketine müracaat etmeden davadan talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminatlar fahiş olduğu gibi tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de yerinde olmadığını, dava tarihinden önce faiz talep edilemeyeceğini, temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince davalılar ... vekili ile ... vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle davacı eş ve çocuk tarafından, karşı araç sürüsü, maliki ve ... aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 13.06.2016 tarihinde davalılardan ...’ya ait, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan ...‘ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...'nün eşi, ...'ın annesi bisiklet sürücüsü ...'e çarparak ölümüne neden olduğunu, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/606 Esas sayılı dosyasıyla davalı ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı ... Hesabına yapılan başvuru üzerine davacılara 100.989,00TL tazminat ödemesi yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş için 250 TL, çocuk için 250 TL olmak üzere toplam 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan, davacı eş için 75.000 TL, davacı çocuk için 50.000 TL olmak üzere toplam 125.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı eş için talebini 25.431,15 TL’ye, davacı çocuk için 13.803,25TL’ye yükseltmiş, mahkemece desteğin %25, davalı sürücü ...’ın %75 kusurlu olduğu, davalı ... tarafından yapılan ödeme ile davacı eşin evlenme tarihine kadar olan destekten yoksun kalma tazminatının karşılandığı, davacı çocuğun bakiye zararının 13.803 TL olduğu gerekçesiyle davacı ... yönünden maddi tazminata ilişkin davanın reddine, davacı ...'nün manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 20.000 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 13.803,25 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden, davalı ...'ndan 10.11.2016 ilk ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine, davacı ... için 15.000 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi 13.06.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine dair verilen karara karşı davalı ... vekili, ödeme tarihi itibarıyla zararın karşılanmış olmasına, hesaplamada teknik faiz uygulanmamasına, manevi tazminat yönünden hükmün açık olmamasına ve yargılama giderlerine, faiz başlangıcına; davalı ... vekili davacıların sıfatına, dava dilekçesinin usulüne uygun olmamasına, kusur oranına, maddi ve manevi tazminat miktarına, faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Somut olayda davacıların desteğin eşi ve çocuğu olduğu, dava dilekçesinin HMK’nın 119 maddesine uygun olarak düzenlediği anlaşıldığından davalı ... vekilinin husumete ve dava dilekçesine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalı ... vekili kusur oranına itiraz etmiş ise de 13.10.2016 tarihli saati 15.48 olan olay yeri terk kaza tespit tutağı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 22.10.2018 Tarih 2018/128 Esas 2018 2079 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kararına konu Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2017 Tarih 2016/606 Esas 2017/772 Karar sayılı dosyasında olay yeri kamera görüntüleri izlenerek düzenlenen 13.10.2016 tarihli ATK raporu ile KGM Fen Heyeti üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinin 10.05.2017 tarihli kusur raporu ve eldeki davada alınan 08.09.2017 tarihli ATK kusur raporlarından davalı sürücü ...'ın, 13.06.2016 günü saat 15:48 sıralarında, idaresindeki hafriyat yüklü ... plakalı kamyon ile Atatürk Bulvarını takiben Tıp Fakültesi istikametinden Akarbaşı istikametine doğru seyrederek geldiği olay yeri ışık kontrollü Dr.Sadık Ahmet Caddesi kavşağından yeşil ışığın yanması ile sağ tarafa dönerken bisiklet yolunu kullanmadan bisiklet yolu ile taşıt yolunun sağ şeridi arasından doğru seyreden ... idaresindeki bisiklete çarptığı ölümle neticelenen kaza meydana geldiği kazanın; Atatürk Bulvarı ile Dr.Sadık Ahmet Caddesinin birleştiği ışık kontrollü kavşakta gündüz meydana geldiği ile Atatürk Bulvarı kenarında 2 m. genişliğinde bisiklet yolunun olduğu, trafik kazası tespit tutanağında, olay yerinden firar eden kamyon sürücüsünün “sağa ve sola dönüşlerde kurallara uygun olarak geçen yayalara, varsa bisiklet yolundaki bisikletlilere ilk geçiş hakkını vermemekle” kusurlu olduğu, bisiklet sürücüsü ...'ün KTK'nın 66.maddesini ihlal ettiğinin, hazırlık aşamasında alınan 25.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda, kamyon sürücüsü ...'ın 2.derecede tali kusurlu, bisiklet sürücüsü ...'ün 1.derecede asli kusurlu olduğu, Eskişehir 3.Asliye Ceza Mahkemesince ATK’dan alınan 13.06.2016 2017 tarihli ve KGM Fen heyetinden alınan 10.05.2017 tarihli kusur bilirkişi raporlarında kamyon sürücüsü ...'ın 1.derecede; bisiklet sürücüsü ...'ün 2.derecede kusurlu olduğu, eldeki davada ATK’dan alınan 08.09.2017 tarihli ATK raporunda kamyon kullanmak için yeterli sürücü belgesine haiz olmayan davalı sürücü ...'ın olay yeri kavşaktan kontrolsüzce sağ tarafa dönerken sağ tarafından seyreden ... idaresindeki bisiklete çarpması şeklinde meydana gelen olayda davalı sürücü ...’ın, sevk ve idaresindeki hafriyat yüklü kamyon ile kırmızı ışıkta durduğu kavşaktan yanan yeşil ışıkla sağ tarafa dönüş manevrasını sağ tarafını kontrol etmeden yapmasıyla önünü kapatmakla seyir durumunu bozduğu sağından seyreden ... idaresindeki bisiklete aracının ön sağ tampon kısmı ile çarptığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketleriyle %75 oranında; müteveffa sürücü ...’ün, idaresindeki bisiklet ile seyrini kullandığı araç için tahsis edilmiş yol kenarındaki bisiklet yolunu kullanmadan taşıt yolunu takiben geldiği olay yeri kavşakta aynı istikametten gelip sol tarafında iken yanan yeşil ışık ile sağ tarafa dönmek için manevra yapan davalı sürücü ... idaresindeki sağ tarafından seyrine devam etmek istediği kamyon tarafından çarpıldığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketiyle %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişiler tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
3-Davalı sürücü ... vekili manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, davalı ... vekili de manevi tazminat yönünden tazminatın hangi davalıdan alındığını, harç ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin açık olmadığını ileri sürmüştür.
Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, kazanın oluşumunda sürücü ...’ın %75, desteğin %25 kusurlu olduğu, müteveffanın davacıların eşi ve annesi olduğu, olay tarihi(2016), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması, manevi tazminat ve manevi tazminata ilişkin harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olması nedeniyle davalılar vekilinin manevi tazminat ve manevi tazminatla ilgili harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
4-İstinaf isteminde bulunan davalılar vekilleri maddi tazminat miktarına ve hesaplama yöntemine itiraz etmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E. -2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Dairemizin 19.11.2021 tarih 2021/1756 Esas 2021/2151 Kaldırma kararından sonra kaldırma kararı gereğince alınan 30.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre desteğin anne-babası ile evlenme tarihinde kadar davacı eşe, 18 yaşına kadar davacı çocuğa Yargıtay uygulamalarına göre pay ayrılarak TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ve asgari ücret üzerinden kusur oranına göre yapılan hesaplama sonunda davacı eşin evlenme tarihi itibarıyla zararının yapılan ödeme ile karşılandığı, davacı çocuğun ise zararının 22.095,02 TL olup yapılan 15.037 TL ödemenin zararın %60,68 ‘sinin karşılamış olması nedeniyle rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamada davacı çocuğun bakiye zararının 38.270,69 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkemece verilen 23.01.2018 tarihli ilk karar davacılar vekili tarafından sadece manevi tazminat yönünden istinaf edilmiş olması nedeniyle davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek 04.10.2017 tarihli aktüer bilirkişi tarafından (PMF yaşam tablosu davalılar lehine olmakla )davacı çocuk için belirlenen 13.803,25 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsilinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
5-İstinaf isteminde bulunan davalılar vekilleri faiz başlangıcına ve aracın ZMMS bulunduğuna yönelik itiraz etmiş ise de, kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin dava dışı ... Sigorta AŞ tarafından 13.06.2016 tarihinde saat 18.00‘de yapıldığı, kazanın ise 13.06.2016 günü 15.48 ‘de olduğu dolasıyla kaza saatini içerir ZMMS poliçesi bulunmadığı, yetersiz ödeme nedeniyle hüküm altına alınan maddi tazminata davalı ... yönünden ilk ödemenin yapıldığı 10.11.2016 tarihinden, davanın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle davalı ... yönünden ise haksız fiil tarihinden taleple bağlı kanılarak yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekillerinin açıklanan yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, olaya ilişkin alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun olmasına göre davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğundan, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 3531-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1- Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 3.333.73 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 597,71TL ve 155,02 TL'nn mahsubu ile kalan 2.581,02 TL harçtan (... 942,90 TL harçtan peşin yatırılan 235,72 TL'nın mahsubu ile kalan 707,18 TL'den sorumlu olmak üzere ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-İstinaf isteminde bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda istinaf isteminde bulunan davalılara iadesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim