mahkeme 2022/2033 E. 2024/1290 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/2033
2024/1290
25 Ekim 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2152 - 2024/1295
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2152
KARAR NO : 2024/1295
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/06/2022
NUMARASI : 2021/383 Esas 2022/444 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 31/10/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 15.11.2016 tarihinde davalı ...'ün işleteni, davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı ...'a ait, davacı ...’ın sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarptığı trafik kazasında davacıların yaralandıklarını, davacıya ait aracın hasar gördüğünü belirterek davacı ...'ın aracında oluşan zararın tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL’nin davalılardan kaza tarihinden (sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek faizi ile, araç mahrumiyet zararı karşılığı şimdilik 1.000,00 TL ile her bir davacı için ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’ den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında araçta meydana gelen zarar nedeniyle 1.000 TL tazminat talebini 40.000 TL, araç mahrumiyet zarar talebini 1.600 TL olarak ıslah etmiştir,
Davalı ... sigorta vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kaza nedeniyle davacıya yapılan ödeme tarihinin 18.05.2017 olduğunu, araç mahrumiyet gideri ve manevi tazminatın teminat dışında kaldığını, davacı tarafa 20.000,00 TL hasar ödemesi yapılarak mutabakatname imzalandığını, gerçek zararın trafik sigortası genel şartları hükümlerine göre tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel şartlarının A.6.b maddesinde hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışında kalan hallerden olduğunu, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, davalının söz konusu zarardan azami olarak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olmakla, davacı tarafa yapılan ödemenin de poliçe limitinden mahsup edilmesini, temerrüt tarihinin KTK hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini, davanın kabulü halinde başvurunun davalı şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ...’ın sahibi, davacı ...’ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davalıların kaza tarihinde zorunlu trafik sigortacısı, sürücüsü olduğu ... plakalı araçla çarpışması sonucunda hasarlandığı, kaza tespit tutanağındaki maddi olgular ile de uyumlu tespitler içermekle denetime elverişli olduğu kabul edilen bilirkişi raporuna göre davacı sürücü ...' ın kazanın oluşumunda kusursuz, davalı sürücü ...’ün ise tam kusurlu olduğu, bu durumda bilirkişi raporunda hesaplamaya konu 40.000,00 TL hasar tutarından davalı sigorta şirketi tarafından 18.05.2017 tarihinde davacıya yapılan 20.000.00 TL de mahsup edilerek geriye kalan 20.000,00 TL araç hasar tutarından davalı sigorta şirketinin 2016 yılı ZMMS poliçe limiti olan ve kaza tarihini de kapsayan 31.000 TL poliçe limitinden yapmış olduğu 20.000,00 TL lik ödemenin de düşülmesi suretiyle 11.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere diğer davalı birlikte 2918 sayılı KTK’nın 85 ve 91.m. gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu ve davacıya karşı tazminle yükümlü oldukları, bilirkişi raporuyla tespit edien 1.600,00 TL araç mahrumiyet zararından diğer davalı ...’ün sorumlu ve davacıya karşı tazminle yükümlü olduğu, davacı ...’ın manevi tazminat talebi yönünden, tarafların kusur oranları, davacıya ait muayene raporları, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davacı ...’ın manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise davacıya ait adli muayene evraklarında herhangi bir yaralanmanın tespit edilememesi, kazanın meydana geliş biçimi, tarafların kusur oranları, davacıya ait muayene raporları, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL araç hasar tutarının, davalı sigorta şirketi bakımından 11.000,00 TL kalan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davacıya ödeme yaptığı tarihte temerrüde düştüğü kabul edilerek 18.05.2017 tarihinden itibaren, diğer davalı ... bakımından kaza tarihi olan 15.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’a ödenmesine, 1.600,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 15.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsili ile davacı ...’a ödenmesine, davacı ...’ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın 15.11.2016 tarihi olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... ‘ın manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun tüm tarafların iddia ve itirazlarını karşılayacak kapsam ve nitelikte olmadığını, davalının kusur oranına dair tam ve doyurucu bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, tarafların ikisinin de yeşil ışık iddiasının bulunduğunu, dosyanın Adli Tıp İhtisas Kurumuna tevdii ile maddi gerçeğin itiraz edilemeyecek şekilde ispatının zorunlu olduğunu, zarar ve bu zararın hesaplanmasında kullanılacak kusur oranına dair eksik inceleme yapıldığını, itirazlarının dikkate alınmadan davalının %100 kusurlu kabul edildiğini, oysa ki iki tarafın da "Yeşil Işık İddiası" bulunduğunu, araç başı poliçe teminat limiti 31.000 TL olduğunu, tespit yapılırken poliçe teminat limiti ve ... Sigorta AŞ tarafından yapılan ödemenin tazminat hesabında dikkate alınmadığını, davacının kaza tarihinde zararı ve zarar sorumlusunu bilmesi gerektiği halde yaklaşık 4 yıl sonra açılan bu dava tarihinde alacağın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tarihinin ise 18.05.2017 olmakla ödeme ile zamanaşımının kesildiği ihtimalde dahi zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, kazanın 15.11.2016 tarihinde gerçekleştiğini, davacıya 18.05.2017 tarihinde ödeme yapıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, araç rayiç bedeli 62.000 TL’den sovtaj bedeli 2.000 TL mahsup edilerek %50 kusur oranı karşılığı davacıya ödeme yapılarak zararının karşılanmış olduğunu, mutabakatname imzalandığını, imzalanan muvafakatname ile davalı şirket sorumluluğunun 20.000 TL olduğunu kabul ettiğini, davacının zararının karşılanmış olduğunu, davalı itirazlarının da değerlendirilerek kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, Anayasa mahkemesinin iptal kararının dikkate alınmaması talepleri bulunduğunu, temerrüt tarihinin KTK hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar ve mahrumiyet bedeli ile cismani zarardan kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 15.11.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın hasar gördüğünü, davacıların yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiş olup kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Somut olayda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının 15.11.2016 tarihinde meydana geldiği, davalı tarafından 18.05.2017 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı, davacı tarafından 29.06.2021 tarihinde davanın açıldığı ve 05.04.2022 tarihinde ıslah edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2-Kazadan sonra düzenlenen 15.11.2016 tarihli kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsünün de kendisine hitap eden trafik lambalarından yeşil ışık kendisine yanarken geçişini yaptığı, kırmızı ışık ihlali yaparak geçiş yapan sürücü tarafından kendisine çarpıldığı iddia edildiğinden kusur tespiti yapılamadığı belirtilmiştir.
Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/11/2019 tarih, 2018/867 E. 2020/381 K. Sayılı ilamı ile dava konusu kaza nedeniyle sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan neticede 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru üzerine Ankara BAM 26 Ceza Dairesi 2020/4420 E. 2023/954 K. Sayılı ilamıyla delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin eksik soruşturma ve kovuşturma ile karar verildiğine, kusura, adli tıp raporunun maddi gerçekle örtüşmediğine yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar 22.05.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Ceza mahkemesi dosyasında ATK'dan alınan 11.12.2019 tarihli raporda sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Halil Sezai Erkut Caddesi istikametinden Afra Sokak istikametine seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada kırmızı ışıkta kavşağa girerek aracının sağ ön kısımlarıyla seyir istikametine göre sağından Ayvalı Caddesi istikametinden gelerek kavşağa giren müşteki sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön ve yan kısımlarına çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, sürücü ...’ün sinyalize kavşağa, kırmızı ışıkta kontrolsüzce girmesiyle sağından gelen otomobile aracının sağ ön kısımları ile çarptığı, kural ihlali yaparak ışıklı trafik işaret cihazını dikkate almadığı olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle asli kusurlu, sürücü ...’ın atfı kabil kusuru bulunmadığı tespit edilmiştir.
6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir.Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
Mahkemece alınan 08.02.202 tarihli raporda, davalı sürücü ...’ün KTK 47/b maddesi uyarınca trafik ışıklarına uyma kuralını ihlal ettiği, aynı kanunun 84. maddesi uyarınca asli kusurlu olduğu, sürücü ...’ın kusuru bulunmadığı tespit edilmiş olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin görgü tanığı ... beyanı da dikkate alınarak bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
Öte yandan makine yüksek mühendisi bilirkişi tarafından davacıya ait aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın pert total kabul edilmesinin gerekli olduğu tespiti ile aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın hasar bedeli olarak belirlendiği, 24.03.2022 tarihli ek raporda ise muadil segmentte yeni bir aracın temini için gereken sürenin 10 gün olduğu, ortalama 160,00 TL'den mahrumiyet bedelinin belirlendiği, denetime ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınmak ve davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce yapılan ödeme de gözetilmek suretiyle maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, faiz başlangıç tarihinin dosya kapsamına uygun bulunmasına mahkemenin gerekçesine göre yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat yönünden davalılardan alınması gereken 1.475,49 TL istinaf karar ve ilam harcından davalılardan peşin alınan (330,90TL+ 412TL+ 80,70TL) 823,60 TL'nin mahsubu ile kalan 651,89 TL harcın ( davalı sigorta şirketi 358,53TL ile sınırlı) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince manevi tazminat yönünden davalı ...'den alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.