mahkeme 2022/192 E. 2024/265 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/192
2024/265
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/192 - 2024/265
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/192
KARAR NO : 2024/265
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/11/2021
NUMARASI : 2020/517 Esas 2021/696 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 29/02/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.09.2015 tarihinde, davalı ...'ın kullandığı, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacının idaresindeki araca çarpması sonucu davacının yaralandığını, kaza nedeni ile her ne kadar Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/834E.- 2018/463 K. sayılı dosyası ile davalılar hakkında tazminat davası açılmış ise de kaza nedeni ile davadan sonra ortaya çıkan maluliyet nedeni ile iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, bahse konu dosyada alınan bilirkişi raporuna göre davalı ...’ın trafik kazasının meydana gelmesinde %80 kusurlu bulunduğunu, sonradan ortaya çıkan maluliyet nedeni ile davalı sigorta şirketinin başvuruda bulunulmuşsa da herhangi bir ödemede bulunulmadığı gibi herhangi bir dönüş de olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalılardan müştereken ve müteselsilen (Sigorta şirketinden poliçedeki limitlerle sınırlı olmak kaydı ile) 17.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 100,00 TL maddi tazminatın, yine davalı ...'dan 17.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatı talebini 5.410,71 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 96.980,43 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/534E. sayılı dosyası içerisinde alınan maluliyet raporuna göre, davacının maluliyeti bulunmadığının tespit edildiğinden, 6 ay geçici ve 1 ay geçici bakıcı gideri olarak davacı yana 7.500 TL sulh ödemesi yapılmış olup davalı şirketin davacıya tüm sorumluluğunu yerine getirerek, tamamen ibra edildiğini, bu nedenle davalı şirket yönünden açılan davanın reddi gerekeceğini, davacının iddia ettiği maluliyet oranının ve maluliyetinin kaza ile ilgisinin ispatlanması gerektiğini, davacının maluliyet durumu ve sürekli sakatlık oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile tespit edilmesini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin yürürlülükten kaldırıldığını, bu sebeple, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında yeni rapor alınması gerektiğini, davacının takması zorunlu olan emniyet kemerini takip takmadığının netleşmesi gerektiğini, ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundan geçici iş göremezlik ödeneği, tedavi gideri ya da peşin sermaye değer gerektiren ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı ...’ın %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğu, Hacettepe Üniversitesinden alınan raporda, davacıda gelişen durum nedeniyle %14,3 oranında daimi maluliyet, 6 ay iyileşme süresi belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüerya raporu alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının önceki dosyada geçici işgöremezlik tazminatı talep ettiği, iyileşme süresi yönünden yeni alınan raporda bir farklılık olmadığından bu zarar kalemi yönünden talebin reddi gerektiği, davacının manevi tazminat talebinden feragat ettiği gerekçesi ile davacının manevi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kabulü ile, 96.980,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Sigorta AŞ’nin poliçe limitiyle sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüer bilirkişi hesabında davacının aylık gelirinin asgari ücret olarak kabul edildiğini, davacının daha fazla gelirinin olduğunu, faiz başlangıcının dava tarihi olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca avans faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının daimi maluliyet oranının kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı tespit işlemleri yönetmeliğinin uygulanması gerektiğini, davacının bu yönetmeliğe göre alınan raporda maluliyetinin bulunmadığının belirlendiğini, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesapta %1.8 oranında teknik faiz uygulanması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığı netleştirilerek müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ...'ın kullandığı, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının idaresindeki araca çarpması sonucu davacının yaralandığını, sonradan gelişen durumdan kaynaklanan daimi maluliyetinin bulunduğunu belirterek davalılardan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile manevi tazminat talep etmektedir.
1-Davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce davalılara karşı açılan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/834 Esas 2018/463 Karar sayılı dosyasında, davalılardan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile manevi tazminat talep edildiği, mahkemece, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 23.03.2017 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin bulunmadığı, bakıcı ihtiyaç süresinin bir ay, tıbbi iyileşme süresinin altı ay olarak belirlendiği, yargılama aşamasında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası davacının maddi tazminat talebinden feragat ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, eldeki davada ise, daha önce sonuçlanan davadan sonra davacıda gelişen durum oluştuğunu ve malul hale geldiğini ileri sürmüştür.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespiti önemlidir.
Mahkemece davacının tedavi evrakları getirilmeden yeniden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı, raporda, kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamaları gereği uygulanmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet tespiti yapıldığı ve davacının maluliyetinde gelişen durum olup olmadığının değerlendirilmediği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, davacı hakkında tanzim edilen önceki rapor tarihinden (23.03.2017) sonrasına ilişkin davacıya ait tüm tedavi evrakları ve raporları getirtilerek önceki rapordan sonra davacıda daimi maluliyet yönünde gelişen bir durum olup olmadığı, varsa, daimi maluliyet oranı ve kaza sonucu yaralanması ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davalı, dava konusu kaza nedeniyle oluşan davacının gerçek zararından sorumludur. Davacının yaralanması nedeni ile uğradığı geçici ve sürekli işgöremezlik zararının tespit edilebilmesi için, öncelikle davacının gelirinin doğru saptanması gerekmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacıya ait sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında davacının çalışmadığının belirtilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu dökümüne göre davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği belirtilerek net asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüşse de, davacı vekilinin, davacının kaza tarihinde minibüs şoförü olarak çalıştığını, asgari ücretten daha fazla aylık gelirinin olduğunu iddia ettiği, nitekim dosya kapsamından kaza esnasında davacının minibüste bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda, davacı tarafa davacının aylık net asgari ücretten daha fazla gelir elde ettiği iddiası yönünden ispat imkanı verilmesi ve sonucuna göre aktüer hesaplamanın yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu tanzim edilen aktüerya raporuna dayanılarak karar verilmesi isabetli olmamıştır.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile müteveffanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi vekili, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının netleştirilmesi ve müterafik kusur değerlendirilmesi yapılması gerektğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirlenmesi, emniyet kemeri takmadığının anlaşılması halinde kazanın oluş şekli, davacının yaralanmasının niteliği gözetilerek davacının maluliyeti ile emniyet kemeri takmaması arasında illiyet bağının bulunduğunun anlaşılması halinde hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
4-Sigorta şirketi, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. O halde, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonrası temerrüde düşeceği, bir başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru tarihi belirlenerek buna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ve belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken davalı şirket yönünden dava tarihinden itibaren faiz uygulanması yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
5-Davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu ... plakalı aracın ticari nitelikte kamyonet olduğu tescil kaydından anlaşıldığına göre, hükmedilen tazminatlara ıslah dilekçesindeki talep gibi avans faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken faiz türünün yasal faiz olarak belirlenmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6-Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2021/16933 esasına yatırılan 146.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.