mahkeme 2021/906 E. 2023/648 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/906

Karar No

2023/648

Karar Tarihi

6 Ekim 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/906 - 2023/648
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/906
KARAR NO : 2023/648

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2020
NUMARASI : 2020/29 Esas 2020/692 Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ : 06/10/2023
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 31/10/2023

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 06.08.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, olaydan sonra düzenlenen trafik kaza tutanağında davalı şirket sigortalısı araç sürücüsünün tamamen kusurlu bulunduğunu, araç içerinde yolcu konumunda bulunan davacının herhangi bir müterafik kusurunun olmadığını, Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp anabilim Dalı Başkanlığının 25.10.2019 gün ve 2019/1088 sayılı raporunda %5 oranında malul, 3 ay süreyle iş göremez ve 1 ay süre ile bakıcının bakımına muhtaç olduğunun belirtildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 800,00TL sürekli iş göremezlik, 100,00TL geçici iş göremezlik ve 100,00TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00TL alacağın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, 800,00TL olan sürekli iş göremezlik talebini 195.219,00TL'ye, 100,00TL olan bakıcı gideri tazminatını 2.029,50TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, sigorta şirketlerinin tedavi gideri ödemekle yükümlü olmadığını, bakıcı gideri ile ilgili davalı şirketin yükümlülüğünün olmadığını, davacının somut olaydaki müterafik kusurlarının da gözetilmesi gerektiğini, ceza/soruşturma dosyasının dosya içerisine alınmasını, ATK'dan kusur ve maluliyet için inceleme yapılmasını, özellikle en son çıkan yönetmelik hükümlerine göre özür raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece toplanan delilere göre, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusuruyla meydana gelen kazada davacının yaralandığı, vücut genel çalışma gücünün %5'ini kaybettiği, 4 ay iş ve gücünden geri kaldığı ve 1 ay bakıcı ihtiyacının doğduğu, bu itibarla kalıcı, geçici iş gücü ve bakıcı zararını karşı tarafın kusuru oranında talep edebileceği, davacının zararının Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında hesaplanması gerektiği ve mahkemece bu yöndeki hesaba itibar edildiği, davalıya SGK tarafından rücuya tabi yapılan ödeme nazara alındığında davacının bakiye geçici iş göremezlik zararı olmadığı için davacının geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine, davacının sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri isteminin kabulü ile, 195.219,00TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 2.029,50TL bakıcı giderinin 26.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere, davacının müterafik kusuru gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu, ceza dosyasındaki beyanlar ve belgelere göre davacının 05.08.2018 tarih saat 23:00 sularında ... plakalı araç içinde ön koltuğunda yolcu iken, geceleyin yemekten döndükleri sırada sigortalı dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu seyir halindeki aracı ile virajı alamayarak devrilmesi sonucu kaza yaptıklarını, davacının araçtan fırlayarak araç dışına savrulduğu, kazanın oluş şekline göre davacının devrilme ve savrulma ile araçtan fırladığını, emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığını, araçta davacı, dava dışı sürücü ve ... isimli arkadaşlarının olduğunu, davacı dışındaki diğer yaralıların hafif şekilde yaralandıklarını, bu nedenle tazminat miktarında en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyası içindeki belgelerden görüleceği üzere davacının kaza yapan araçta hatır için taşındığını, davacının, kaza sonrası 06.08.2018 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde davalı sigorta şirketine ZMSS ile sigortalı ... plakalı araçta sürücünün arkadaşı olarak bulunduğunu beyan ettiğini, adli soruşturma sırasında alınan mağdur ve müşteki beyanları incelendiğinde de davacının yaralandığı kazada davalı araç sürücüsünün arkadaşı olduğunu söylemesi, kendi beyanı, sürücünün ve diğer yolcunun beyanları ile sabit olduğunu, bu nedenle tazminat miktarında Yargıtay kararlarına uygun olacak şekilde ve makul oranda hatır indirimi yapılmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ATK'dan maluliyet raporu alınmasının ve bu rapora göre aktüer hesabının da yenilenmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın Genel Şartlara ilişkin hükmü iptal etmesi nedeniyle de dosyada alınan aktüer raporunun dayanağı olan maluliyet oranının belirlenmesini, iptal kararının kesinleşmemiş tüm davalara uyarlanacağı hususu gözetildiğinde de; davalarda TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılmasını, AYM'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartlarla belirlenen Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile Engelliler Yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi olan 11.10.2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesini, kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmediğini, Yargıtay 17 HD'nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar, 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları, düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığının gözetilerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yasam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının asgari ücret üstünde kazancı olduğunun edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanmasının gerektiğini, bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre daha önce rapor tanzim eden maluliyet ve tazminat bilirkişilerinden yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davalı vekilinin HMK.nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yoldan çıkıp devrilmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, davacının bu araçta yolcu olarak bulunduğunu ve kaza sonucu yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
1-Davaya konu kaza sonucu yaralanması nedeniyle davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması için alınan 19.10.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda dosyaya sunulan 2018 ve 2019 yılı maaş bordroları ve SGK hizmet döküm cetvelinde davacının aylık maaşının, ikramiye, prim ve fazla mesai gibi hususlardan dolayı her ay değişkenlik gösterdiği belirtilerek 2018 ve 2019 yılı ücretlerinin ortalaması alınarak hesaplama yapılmış ise de bu hesaplama hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesabında davacının SGK kayıtlarına göre işverene bağlı olarak çalıştığı anlaşıldığına göre gelirinin net olarak belirlenmesi gerektiğinden davacının işyerinden sunulan kayıtların eksik olduğu anlaşılmakla davacının elde ettiği geliri konusunda gerekli araştırma yapılarak davacının çalıştığı işyerlerinden kaza tarihinin 3 ay öncesinden ilk derece mahkemesi rapor tarihine kadar olan tüm maaş ve ödemelere ilişkin belgeler getirilerek gelirinin belirlenmesi ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken eksik maaş bordrolarına göre hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik hesabı yapılırken emeklilik dönemi olan pasif dönem hesabında Yargıtay uygulamalarına göre kişinin gelirinin asgari geçim indirimi uygulanmamış (Agisiz) asgari ücretin esas alınması gerekirken, davacının aktif dönem geliri üzerinden asgari geçim indirimi uygulanarak belirlenen ücrete göre hesaplama yapılmış olması da doğru değildir. TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı 2019/2305 E- 2021/1330 K. 2019/6417 E- 2021/1252 K.sayılı ilamı) destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerekir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Yargıtay tarafından müterafik kusura ilişkin bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerektiği kabul edilmektedir.Davacının kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığı yaralanmalarının şekli ve niteliğine göre emniyet kemeri takıp takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karara karşı davalı sigorta şirketinin istinaf kanun yoluna başvurduğundan davalı yararına oluşan kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmek üzere davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... Sigorta AŞ (eski ünvanı Halk Sigorta AŞ) vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/1002 esasına yatırılan 300.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 353/1.maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06.10.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim