mahkeme 2021/2540 E. 2024/28 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2540

Karar No

2024/28

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2540 - 2024/28
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2540
KARAR NO : 2024/28

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2021
NUMARASI : 2020/491 Esas 2021/422 Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 26/01/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 15.02.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan davacının annesi ...‘na çarparak ölümüne neden olduğunu, 36 yaşındaki davacının Kayseri Şehir Hastanesinin 11.08.2020 tarihli raporuyla skolyoz ve zeka geriliği nedeniyle %43 engelli olduğunun belirlendiğini, davalıya 02.04.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.05.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini 134.377,51 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ...Sigorta vekili, usulüne uygun başvuru yapılmadığından ve dava süresinde açılmadığından davanın usulden reddini, kabul anlamına gelmemek üzere kazaya karışan aracın 11.11.2019-11.11.2020 tarihleri arasında davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kusur yönünden ATK’dan, zarar yönünden yeni genel şartlara göre aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, desteğin asli, sigortalının tali kusurlu olduğunu, kusurun ve zararın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın 15.02.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müteveffa ... (İsmailoğulları) ile davacı ...'nın 15.02.2020 günü saat 12:30 sıralarında Kemeraltı Mahallesi, Şehit Miralay Nazımbey Bulvarı üzeri, Ahmet Gündeş Sağlık Ocağı önündeki asfalt üzerinde beyaz kalın kesik çizgiler, yaya trafik işaret levhaları ile düzenlenmiş yaya geçidi üzerinde karşıdan karşıya geçmek istedikleri sırada, geçiş yönlerine göre sol taraflarından Şehit Miralay Nazımbey Bulvarını takiben gelip, Sokullu caddesi istikametine doğru seyreden sürücü ...'in idaresindeki ... plaka sayılı ... marka otomobilin sol şerit üzerinde çarpması neticesinde davacının yaralandığı, annesi ...'nin ise vefat ettiği, Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/279 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile; kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, desteğin ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, davacı ...'nın sınırlı düzeyde mental kapasitesinin olduğu ve engel oranının %43 olduğu, Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.04.2021 tarih ve 2021/632 Esas - 2021/646 Karar sayılı dosyasında kısıtlandığı, böylece desteğin bakiye ömrü boyunca desteğine muhtaç olduğunun müşahede edildiği, hükme esas alınan aktüer raporu ile müteveffanın ölümü nedeniyle, davacının 134.377,51 TL destek zararının oluştuğunun tespit edildiği, desteğin ölümüne sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, sigorta şirketinin oluşan zararları teminat altına aldığı, bu bağlamda davacının davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 134.377,51 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 22.07.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ...Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacı ...'nın sınırlı düzeyde mental kapasitesinin olduğu ve engel oranının %43 olduğu, Kayseri 1. Sulh Mahkemesi'nin 07.04.2021 tarih 2021/632 Esas - 2021/646 Karar sayılı dosyada kısıtlandığı, böylece desteğin bakiye ömrü boyunca desteğine muhtaç olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de kararın yasaya aykırı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanununun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup "ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir" şeklinde hükme bağlandığını, yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusunun, desteğin yitirilmesi sebebiyle yoksun kalınan zarar olduğunu, buradaki amacın destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olup olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesi olduğunu, Yargıtay kararlarıyla oluşturulan temel ilkelere göre, kural olarak, erkek çocuklar (18) yaşına kadar, kız çocuklar kentlerde yaşıyorlarsa (22) yaşına kadar ve köylerde (18) yaşına kadar anne ve babalarından destek gördüğünü, erkek çocuklar orta öğretim çağında iseler (20) yaşına kadar, yüksek öğrenim görüyorlarsa, kız-erkek ayrımı yapılmaksızın (25) yaşına kadar destek göreceklerini, somut olay bakımında davacı ... 17.07.1983 tarihinde doğmuş olup destek hakkına sahip olmamakla birlikte davacı yan için, kendi başlarına yaşamlarını sürdürmeleri olanaksız beyin özürlü ve ileri derecede sakat çocuklara anne ve babalarının destekliğine dayanılarak yaşamlarının sonuna kadar desteğe ihtiyaç duymasından kaynaklı olarak tazminat talebinde bulunulduğunu, bu kapsamda dosyaya davacı yanın %43 maluliyetini gösterir Engellilik Sağlık Kurulu raporu sunulduğunu, ancak burada maluliyet oranından ziyade önem arz eden husus davacı yanın yaşam boyu desteğe ihtiyacı olup olmadığı hususunun belirlenmesi olup bu hususun davacı yanca ispatı gerektiğini, zira HMK Madde 190; '' İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.'' amir hükmü gereğince işbu davada bu hususların ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, ancak bu kapsamda davacı yan tarafından sunulan sağlık kurulu raporunun bakıma ihtiyaç halini ispatlar nitelikte olmadığını, 11.08.2020 tarihli Kayseri Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen bu rapora göre davacının %23 skolyoz, %1 görme ve % 25 sınır zeka yönünden maluliyeti olduğu belirtilmiş ve rapor neticesinde %43 maluliyet oranı tespit edilmiş ise de raporun bağımlılık değerlendirmesinde ise; bağımsız, kısmi bağımlı ve tam bağımlı seçeneklerinden bağımsız kısmının işaretlendiğini, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 8.maddesinde raporun düzenlenme usulüne ilişkin düzenlemeler mevcut olup buna göre ;Madde 8-f : Raporda yer alan bağımlılık değerlendirmesi alanına “evet” ya da “hayır”ifadesi yazılarak bireyin durumu belirtilir ve bu alan hiç bir suretle boş bırakılamaz. Bu Yönetmelikte geçen “tam bağımlı engelli birey” ifadesi, ilgili mevzuatın uygulanması açısından ağır engellilik durumunu ifade eder. Madde 8-h ; Bireyin engellilik durumu dikkate alınarak çalıştırılamayacağı işlerin niteliği rapora mutlaka yazılır. Yönetmeliğin 4.maddesinde ise tam ve kısmi engelli birey tanımlaması yapılmıştır. Buna göre; Madde 4-ğ; Kısmi bağımlı engelli birey: Doku, organ ve/veya fonksiyon kaybı ve/veya psikiyatri tanısına bağlı olarak muhakeme yeteneği değerlendirilmesi gereken fonksiyonel bağımsızlık ölçeklerine göre günlük yaşam aktivitelerini yardım alarak gerçekleştirebileceğine karar verilen bireyi, Madde 4-m ; Tam bağımlı engelli birey: Engel durumuna göre engel oranı %50 ve üzeri olduğu tespit edilenlerden doku, organ ve/veya fonksiyon kaybı ve/veya psikiyatri tanısı bağlantılı olarak muhakeme yeteneği değerlendirilmesine göre günlük yaşam aktivitelerini yardım almasına rağmen kendi başına gerçekleştiremediğine karar verilen bireyi ifade eder.”hükümlerini içerdiğini, düzenlenen raporda %43 maluliyet tespitinin yanında bireyin bağımsız kısmı işaretlenerek bireyin tam veya kısmı engelli olmadığının ortaya konduğunu, yönetmelikte yapılan tam ve kısmi engelli tanımlarında günlük yaşam aktivitelerini yardım alarak gerçekleştirebilen birey olarak tanımlandığından mevcut durumda davacı yan için böyle bir tespit yapılmadığını, yine yönetmelikte raporun düzenleme sınırları çizilirken raporun açıklamalar kısmına bireyin engellilik durumuna göre çalıştırılamayacağı işlerin niteliğinin yazılması gerektiği belirtilmiş ancak rapor bu hususlardan da yoksun olup davacı taraf dilekçelerinde herhangi bir işte çalışamayacağını belirtmiş olsa da bireyin çalışmayacağına ilişkin değerlendirme yapılmasının 11.08.2020 tarihli rapora göre mümkün olmadığını, beden gücü kaybına uğrayan bireylerin yaşam boyu sürekli bakıma muhtaç olma durumları bakımından ileri sürecekleri taleplerin değerlendirmeye alınabilmesi için yaşam boyu desteğe muhtaç olduğu hususunun mutlaka sağlık kurulu raporunda belirtilmesi gerektiğini, sunulan raporda; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in ilgili hükümlerinde belirtilen tespitler mevcut olmayıp bağımlılık değerlendirmesi de bağımsız olarak yapıldığından rapor, bireyin sürekli bakıma ihtiyaç halinde olduğunu gösterir nitelikte olmadığını, davacı tarafından malul bireyin annesinin ya da yaşamı boyunca herhangi birinin bakımına ihtiyaç duyduğu ve duyacağının ispatına yarar bir belge dosyaya kazandırılmadığından bu hususun davacı yanca ispatlanamadığını, destekten yoksun kalma tazminat talebinde bir diğer önem arz eden diğer hususun ise müteveffanın bakma gücü olduğunu, bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Esas No:2014/23993 Karar No: 2015/873 Karar Tarihi: 22.01.2015 sayılı kararında “Destekten yoksun kalma tazminatının önemli şartlarından biri bakma unsurudur. Bir başkasına bakma, destek sayılmanın en önemli şartıdır Bakma fiilen mevcut olabileceği gibi, ileride gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel de bulunabilir. Bu anlamda tazminat talebi, ölenin bakım gücüne sahip olması şartına bağlıdır. Bu nedenle, ölümün gerçekleştiği anda veya ileride bakım gücü olmayan kişi destek sayılamaz. Bu durumun ispatı da davacıya düşer. Ancak destek olunan kişiye ne şekilde yardımda bulunulduğu önemli değildir. Destek görene yapılan yardım, beslenme, giyinme veya barınmaya yönelik olabileceği gibi, eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda da olabilir. Bu anlamda yardımın para verilerek yapılması da şart değildir. Ayni yardımlar gibi hizmet edimleri de destek niteliği taşıyabilir.”denildiğini, davacı hukuken kısıtlı olup Kayseri 1. Sulh Mahkemesi'nin 07.04.2021 tarih 2021/632 Esas - 2021/646 Karar sayılı kararı ile davacı ...'nın kardeşinin kendisine vasi olarak tayin edildiğini, aynı zamanda davacı kardeşi ile birlikte yaşamakta olduğundan fiilen de davacıya müteveffa annesinin baktığını gösterir bir delil dosyaya kazandırılmadığını, dosya kapsamında ölenin bakım gücüne sahip olup olmadığı hususu ve müteveffanın ölümden öncesinde davacıya baktığını ve bu nedenle ölümü sonrasında da davacıya bakacağı hususlarının davacı tarafından ispatlanmaya muhtaç durumda olduğunu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/6402 E., 2021/1664 K. sayılı kararında bakım gücü ve bakma ihtiyacı hususlarına değinerek bu hususların davacı tarafça ispatının gerektiğini açık bir şekilde ortaya konduğunu ''Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır. Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir.”denildiğini, davada davacı yanın salt maluliyetini gösterir sağlık kurulu raporu destekten yoksun kalma tazminatı talebi bakımından yaşam boyu sürekli bakıma ihtiyaç duyduğu hususu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in ilgili hükümlerince mümkün olmayıp Yargıtay içtihatlarında da bu hususun ispatının önem arz ettiği açık bir şekilde ortaya konduğunu, 11.08.2020 tarihli rapor ispata yarar hususlara haiz olmayıp davacı yanca da sürekli bakıma ihtiyaç haline ilişkin herhangi bir evrak dosyaya kazandırılmadığından bu hususlar değerlendirilmeden davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin 2021/422 Karar sayılı kararının kaldırılması ve davacının bakıma muhtaç olup olmadığının yerel Mahkeme tarafından dosyanın Adli Tıp Kurumu'na tevdi edilerek tespit edilmesi gerekirken bu yönde inceleme yapılmamasının yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı tarafından annesinin ölümü nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili 15.02.2020 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı aracın, davacının annesine (desteğine) çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, müteveffanın kızı için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından desteğin bakım gücünün, davacının da bakım ihtiyacının ispatlanamadığına yönelik sebeplerle istinaf isteminde bulunmuştur.
Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun (muinden mahrum) kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53.maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar gödenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu ifade edip, bir kimseyi başkası için destek haline getiren yardımlarda düzenlilik ve devamlılık unsurları bulunmalıdır. Yapanın iradesine göre gelişi güzel zamanlarda sağlanan yardımlar düzenli olmadıkları için destekten yoksun kalma tazminatına esas alınamazlar. Bunun gibi, her gün, her hafta, her ay düzenli bir şekilde yapılmış olmakla beraber ancak sınırlı bir süre için yapılmış yardımlarda destek olarak nitelenemez.
Öte yandan, ölüm gününe kadar desteklik etmemiş olmakla beraber ileri de bakım gücüne kavuşarak belli nitelikteki bakımı yine eylemli ve düzenli olarak yerine getirmesi beklenen kimsede somut olayın özelliğine göre destek olarak kabul edilebilecektir. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, davacının (desteğin kızı) da destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının uygun olması gereğidir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Bu ilkelerden hareketle somut olayda dul ve altı çocuk annesi olan 05.09.1950 doğumlu (kaza tarihinde 70 yaşında) destek ...’nin bakım gücünün ve kaza tarihinde 36 yaşında (17.07.1983 doğumlu ) olan kızı davacının bakım ihtiyacının kanıtlaması gerekmektedir. Dosya arasında bulunan 26.10.2020 tarihli zabıta araştırmasında, destek ...’nin ölmeden önce eşinden emekli maaşı aldığı, ölen eşinden kalan gecekondu da zaman zaman da kızı ...’ün yanında kaldığı, 6 çocuğu reşit olup bakmakla yükümlü kimsenin bulunmadığı; davacı ...’nın 38 yaşında ilkokul mezunu, ev hanımı, dul olduğu, kız kardeşi ... ile birlikte yaşadığı, babasından kalan gecekonduda hissesi bulunduğu, boyunun çok kısa olduğu, 500,00 TL engelli maaşı aldığı, boşandığı, 4 yaşında bir çocuğu olup çocuğun babasının yanında kaldığı, otopsi raporunda kimlik tanığınca desteğin tansiyon, şeker ve kalp hastası olduğunun beyan edildiği, nüfus kayıtlarından davacının 26.05.2015 tarihinde evlendiği 01.11.2017 tarihinde boşandığı, Kayseri Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 11.08.2020 tarihli Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu raporunda davacının %23 skolyoz, %1 sağ gözde görme bozukluğu, % 25 sınır zeka yönünden toplam %43 engel oranı olduğu bağımlılık değerlendirmesinin bağımsız olarak tespit edildiği, bu rapora dayalı olarak Kayseri 1. Sulh Mahkemesi'nin 07.04.2021 tarih 2021/632 Esas - 2021/646 Karar sayılı ilamı ile davacının TMK’nun 405/1 maddesi gereğince kısıtlanmasına, kardeşi ... ...’ın davacıya vasi olarak atanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.Zabıta araştırmasından davacı ve desteğin, davacının kardeşi, desteğin kızı ...’ün yanında kaldığı, davacıya, annesi olan ...’nin ekonomik yönden destek ve katkı sağlamadığı belirtilmiştir. Bu durumda murisin davacıya yukarıda açıklandığı şekilde düzenli ve devamlı bir şekilde desteğinin bulunmadığı karine olarak belirlenmiş ise de, bu karinenin aksinin ispatlanması mümkündür. O halde mahkemece, davacıya desteğini kaybetmesi nedeniyle desteğin bakım gücü ve kendisinin de bakım ihtiyacı bulunduğu hususunda delillerinin sorulup toplanması, ATK’dan davacının mevcut rahatsızları nedeniyle sürekli bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı ve bakım ihtiyacının sürekli olup olmadığının belirlenmesi için rapor alınarak davacının destek zararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu konuda eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...Sigorta Şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ...Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4- Ankara 16. İcra Dairesi 24/08/2021 tarih ve 2021/8814 sayılı dosyasına yatırılan 205.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
5- Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim