mahkeme 2021/2142 E. 2023/1124 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2142

Karar No

2023/1124

Karar Tarihi

27 Aralık 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2142 - 2023/1124
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2142
KARAR NO : 2023/1124

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/09/2021
NUMARASI : 2018/449 Esas 2021/538 Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Tazminat)

KARAR TARİHİ : 27/12/2023
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/101/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 24.06.2017 tarihinde birden fazla aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşi ve desteği ...’un vefat ettiğini, kazanın oluşumunda birden fazla aracın kusurlu olup soruşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü asli, bu davaya taraf olmayan ... plakalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, müteveffanın kaza tarihinde servis şoförü olarak çalıştığını, aylık 8.081,26 Tl kazancının olduğunu, hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatında elde ettiği kazancın dikkate alınması gerektiğini ve davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi ve davacı için 1.00,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte sigortalısının kusuru oranında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 330.000,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili, hesap raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, ... plakalı aracın sigorta şirketi tarafından %100 kusur üzerinden tahkim ilamı ile yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, ödenen tazminatın rücu istemiyle takip başlatıldığını, yapılan ödemenin raporda değerlendirilmemesinin mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, belgelendirilmiş gelirin esas alınması gerektiğini, tazminat hesabının asgari ücret esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, 24.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenmiş bulunan dava dışı ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ve ölenin idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşi ve desteği olan ...'un öldüğü, dava öncesinde yapılan başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davaya konu kaza nedeniyle rücuya tabi olabilecek herhangi bir gelirin bağlanmadığının ve ödemenin yapılmadığının bildirildiği, kazaya ilişkin olarak Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/397 Esas sayılı dosyası ile taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı sanıklar ... ve ... hakkında kamu davası açıldığı, kusura yönelik alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre dava konusu kazada ölen ...'un kusursuz, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen ... plaka sayılı araç sürücüsünün % 75, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün ise % 25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Yargıtay'ın tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yönteminin uygulanması gerektiğine dair değişen ve yerleşen kararları dikkate alınarak aktüer bilirkişi tarafından ölenin kaza tarihi itibari ile tespit edilen 8.081,26 TL aylık geliri üzerinden yapılan hesaplamaya göre talep edilebilecek zarar miktarının 438.813,08 TL olduğu, asgari ücretin 1,5 katı oranında aylık geliri üzerinden yapılan hesaplamaya göre ise talep edilebilecek zarar miktarının 221.391,74 TL olduğu, trafik kazasında ölenin desteğinden yoksun kalan davacının talebinin poliçe kapsamında davalı sorumluluğunda bulunduğu, zarar görenin kusurları oranında sorumlulukları bulunanlara karşı ayrı ayrı talepte bulunma hakkının bulunduğu, dosyaya sunulan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunan davalının taraf olarak gösterilmediği, kazaya sebebiyet veren diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından yapılan Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca yapılan ödemenin zararı karşılar nitelikte olmadığı, mahkemece alınan kusur durumuna ilişkin rapor ile zarar verenlerin sorumluluklarının değiştiği, komisyon kararı uyarınca fazladan ödeme yapan sigortacının yapmış olduğu ödemeyi geri iade isteme hakkının bulunduğu, davacının davalıya karşı görülmekte olan davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, dosya kapsamına sunulan gelir belgeleri ve kolluk araştırması ile tespit edilen ölenin aylık gelirinin kendi çalışması ile elde ettiği gelir olmadığı, bu gelirin içerisinde mülkiyeti kendisine ait bulunan minibüsün çalışması nedeniyle elde edilen gelirin de bulunduğu, desteğin ölümünden sonra minibüs ile gelir elde edilmeye devam edilmesi imkanının olduğu, bu nedenle ölenin aylık geliri olarak bilirkişi tarafından tespit edilen asgari ücretin 1,5 katı oranındaki aylık gelirin makul, gerçek zararın tespitinde ve hesaplamada dikkate alınması gerektiği gerekçeleriyle aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplama esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 221.391,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 22.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvurusunda, müteveffanın mesleği ve gelirine ilişkin yazılı gelir evrakının dava dilekçesi ile sunulduğunu ve mahkeme tarafından resmi yazı ile dosyaya kazandırıldığını, gelir araştırmasından da aylık kazancının tespit edildiğini, buna rağmen asgari ücretin 1,5 katı gelir elde edeceği varsayımı ile hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın kısmen reddine ilişkin olan kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, davacı aleyhine olan tüm hüküm ve sonuçların ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, müteveffanın kazancına ilişkin belgelerin ibraz edildiğini, bilirkişi raporunda yazılı evrak ile ispat edilen gerçek değer üzerinden yapılan hesaplamaya göre bedel artırımı yapıldığını, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, dava dışı ... plakalı aracın sigortacısı olan dava dışı sigorta şirketi tarafından % 100 kusur üzerinden Sigorta Tahkim İlamı neticesinde yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, davacı tarafın daha önce ... plakalı aracın sigortacısı ... Sigorta AŞ'ye karşı 08.08.2017 tarihinde 2017.E.149460 numaralı dosya ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, 02.01.2018 tarihli kararla % 100 kusur üzerinden 110.034,54 TL'nin davacıya ödenmesine karar verildiğini ve ... Sigorta AŞ'nin bu ödemeyi icra kanalıyla gerçekleştirdiğini, müteselsil borçlulardan birinden zararın tamamen tahsil edilmiş olması sebebiyle davanın reddedilmesi veya konusuz kalması gerektiğini, davacının zararını tahsil ettiğini ve dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, sigorta şirketlerinin üçüncü kişilere verilen zararlardan sürücü ve işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, 6098 sayılı TBK'nin 166. maddesi uyarınca davanın sürdürülmesinde hiç bir hukuki yarar kalmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonunda diğer borçluya karşı ikame edilen dosyada, davalı sigorta şirketi de davalı olarak bulunmuş olsa idi davacının zararı olarak yine aynı tutara hükmedileceğini ve bu tutarın davalı sigorta şirketi tarafından ödeneceğini, tahkim dosyasındaki tutarlar ile bu rapordaki tazminat tutarları arasındaki farkların sebebinin asgari ücretin her yıl artırılmasından kaynaklandığını, müteveffanın kaza tarihinde 60 yaşında olduğunu ve pasif dönemde olması nedeniyle her halde AGİ hariç asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken asgari ücretin 1,5 katı esas alınarak hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda içtihatlara aykırı şekilde aktif dönemin 65 yaşına kadar uzatılmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda ödeme tarihinde zararın karşılanıp karşılanmadığının tespit edilirken TRH-2010 ve 1.8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan gelirin fahiş olup gelir tespitinin yetersiz olduğunu, müteveffa yaşamını yitirmiş olsa da servis aracının şoför yardımıyla kullanılarak gelir getirmeye devam edebileceğini, TRH-2010 ve progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kaza iş kazası niteliğinde olduğundan SGK tarafından davacı yana ödeme yapılıp yapılmadığı ve talep halinde gelir bağlanıp bağlanmayacağı hususları tespit edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, ceza dosyasındaki raporlar, mahkeme kusur raporu ve rücu davasında alınmış kusur raporları arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, müteveffanın kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve bu hususun re’sen gözetilmesi gerektiğini, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda müteveffanın emniyet kemeri takmadan araç kullandığının belirtildiğini, avans faizine hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup dava dışı ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ve desteğin idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşi ve desteği olan ...'un öldüğünü belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün % 75, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü müteveffa ...'un kusursuz olduğunun belirlendiği, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunan davalının taraf olarak gösterilmediği, davada taraf olmayan diğer araç zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca yapılan ödemenin zararı karşılar nitelikte olmadığı, mahkemece alınan kusur durumuna ilişkin rapor ile zarar verenlerin sorumluluklarının değiştiği gerekçeleriyle aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen ek raporda yapılan hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya içeriğinden 24.06.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü olan ...'un vefat ettiği, davacının müteveffanın eşi olup destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle kazaya karışan... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı şirket aleyhine dava açıldığı, davalı sigorta şirketi vekili tarafından yargılama sırasında davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak dava dışı ... plakalı aracın sigorta şirketi olan ... Sigorta AŞ aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine 08.08.2017 tarihli ve 2017.E.49460 sayılı başvuru yapıldığı ve bu başvuru sonucunda belirlenen tazminatın davacıya ödendiğinin belirtildiği, dosyaya ibraz edilen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Heyetinin 02.01.2018 tarihli ve K.2018/24 sayılı kararında davacı vekili tarafından ... Sigorta AŞ aleyhine yapılan başvurunun kabulü ile teselsül hükümlerine göre % 100 kusur oranına göre 110.034,54 TL'nin 19.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile ... Sigorta AŞ tarafından müştereken ve müteselsilen başvurana ödenmesine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, ne var ki mahkemece anılan karara karşı itiraz yoluna başvurulup başvurulmadığı ve kesinleşip kesinleşmediği konusunda araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. Maddesinde Zarar verenlerin birden fazla olması halinde “ Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. Maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. Madde de ise “- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” Düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163 Maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. 6098 sayılı TBK’nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları mevcut olduğu gibi, TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır yani borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçlularda borçtan kurtulur, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulur, Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Aynı Yasanın 168. maddesi hükmü gereğince, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kaza nedeniyle kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... Sigorta AŞ'ne sigortalısının kusur oranında sorumluluğuna dayalı olarak tazminatın tahsili talebiyle dava açıldığı, mahkemece davalı sigorta şirketinin sigortalısının %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bu orana isabet eden tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, yine davacı vekili tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine 08.08.2017 tarihli ve 2017.E.49460 sayılı dosya ile kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan ... Sigorta AŞ yönünden %100 kusura göre tazminatın tahsili talebiyle başvuru yapıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davalı ... Sigorta AŞ'nın başvuranın zararından teselsül hükümlerine göre %100 kusur oranına göre sorumlu olduğu belirtilerek davacının zararının tamamının davalı ... Sigorta AŞ'den tahsiline itirazı kabil olmak üzere karar verildiği anlaşıldığından mahkemece öncelikle Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Heyetinin 02.01.2018 tarihli ve K.2018/24 sayılı kararına karşı itiraz edilip edilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, anılan karara dayalı olarak davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasına göre ödeme yapılmış ise ödemeye ilişkin tüm kayıt ve belgelerin merciinden getirilmesi, daha sonra Sigorta Tahkim Komisyonu Kararı ve ödeme yapılmış ise ödemenin eldeki davaya etkisinin TBK'nın anılan maddeleri de değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken belirtilen hususların nazara alınmamış olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2021/13436 esasına yatırılan 17.617,61 TL teminatın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim