mahkeme 2025/778 E. 2025/1484 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/778
2025/1484
9 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/778 Esas
KARAR NO : 2025/1484
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2025
NUMARASI : 2024/781 Esas, 2025/234 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda verilen hükme karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı hukuksal nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; davalı ... Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş'ye yönelik maddi ve manevi tazminat davalarının esastan reddine, diğer davalılara yönelik maddi ve manevi tazminat davalarının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan haberin kasıt içerdiğini, bu kasıtın, kamuoyunu ...’ın Katar’da şube açmış olduğu noktasında bilgilendirme amacının aksine ...’ın satıldığı algısını yaratma kastı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararındaki “... ...” şeklindeki ifadenin okuyucunun ilgisini çekmeye yönelik ve kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği şeklindeki tespitin yerinde olmadığını, haberin, sosyal medya kullanıcılarınca üst üste paylaşılarak bir anda büyük bir kitleye yayıldığını ve dolayısıyla iddiaya muhatap kişi ve kurumların konumunun da dikkate alındığında, bahsi geçen paylaşımlarla birçok mecrada açıklama yapılması gereği doğduğunu, basın özgürlüğü bakımından da yasal sınırlar aşıldığını, ilk derece mahkemesinin kararına bu yönüyle katılmadıklarını, kısa bir araştırma ile ...’ın Katar’a satılmadığını anlayacak bilgi ve deneyimde olduğunu, buna rağmen haberin gerçek dışı oluşu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleştiği kabulünü ve dolayısıyla ...’ın bu nedenle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini gerektiğini, ...'ın ülke ekonomisindeki yeri, yerli ve milli değerleri, savunma sanayiinde önde gelen kuruluş olması gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde; dava konusu asılsız haber sonrasında kişilik haklarının ne ölçüde zarar görmüş olabileceği malumu olacağından, bu manevi zarar her ne kadar para ile ölçülebilecek bir değerden çok daha büyük olsa da; yasal düzenlemelerin çizdiği sınırda manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerektiği halde verilen ret kararı hukuka aykırı olduğunu, dava konusu asılsız haber nedeni ile ...'ın maddi zarara uğradığını, ..., mütevelli heyeti ... bir iştiraki olarak savunma sanayi alanında faaliyet gösteren ve faaliyet alanı itibari ile stratejik önem taşıyan, yaklaşık on bin kişinin görev yaptığı bir tüzel kişiliktir. ... ayrıca, sermayesinin %74,20si TSKGV'ye ait ve %25,80lik kısmı ise Borsa İstanbulda (BİST) işlem gören ve dolayısıyla milletimiz vatandaşlarının da ortağı olduğu topluma mal olmuş Türkiye'nin en büyük savunma sanayi ve elektroniği kuruluşu olduğunu belirterek davanın reddine dair kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı tarafın davalı ... Haber Ajansı ve Yayıncılık AŞ'ye yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "özel ve aile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM'e göre kişisel itibarın korunması hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi tarafından korunan özel yaşama saygı hakkının bir parçasıdır. ( AİHM’nin 26/3/1985 tarihli X ve Y/Hollanda kararı Başvuru No: 8978/80, § 22; 15/11/2007 tarihli Pfeifer/Avusturya kararı, Başvuru No: 12556/03, § 35; 7/2/2012 tarihli Axel Springer AG/ Almanya kararı, Başvuru No: 39954/08, § 83)
İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun önemli özelliklerinden biri olup, toplumun ilerlemesinin ve her bir bireyin gelişmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Bu özgürlük AİHS’nin 10/2.maddesine tabi olmak kaydıyla, sadece olumlu karşılanan ya da kimseye saldırgan gelmeyen ya da insanların kayıtsız kalabildiği “bilgi” ve “fikirler” için değil, Devlet veya halkın herhangi bir kesimi için saldırgan görünen sarsıcı nitelik taşıyan ya da rahatsız edici olan fikirler için de geçerlidir (AİHM nin Handysıde V.Birleşik Krallık, 7 Aralık 1976, Başvuru No: 5493/72, Seri A No. 24, s.23, paragraf 49). Çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın "demokratik bir toplum" olamaz. 10.maddede benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de bu, dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (AİHM nin Pakdemirli-Türkiye Davası, Başvuru No:35839/97).
Basın özgürlüğü ise, ifade özgürlüğünün en önemli unsurlarından birisidir. AİHM basın ile ilgili kararlarında, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birisini oluşturduğuna değindikten sonra, basına tanınması gereken güvencelerin özel bir öneme sahip bulunduğunu belirtmektedir. Basın ve diğer medya organlarının ifade özgürlüğü, kamuoyuna yöneticilerin görüş ve davranışlarını tanıtmak ve yargılamak için en iyi araçlardan birisini sunmaktadır. Basına siyasal arenada ve kamunun ilgilendiği diğer alanlarda tartışma konusu olan bilgi ve görüşleri iletme görevi düşer. Basının bu görevi kamuoyunun da bilgi ve görüşleri alma hakkı ile tanımlanır (Handysıde V.Birleşik Krallık, 7 Aralık 1976, Başvuru No: 5493/72, 49, Centro Europa 7 S.R.L. And Dı Stefano V. İtalya, Başvuru No: 38433/09, 131).
O halde, basın özgürlüğü; bir yönüyle halkı ilgilendiren haber ve görüşleri iletme özgürlüğüdür; diğer yönüyle de, halkın bu bilgi ve görüşleri alma hakkıdır. Mahkeme’ye göre basın ancak bu şekilde, kamuoyunun bilgi edinme hakkı bakımından yaşamsal önemi bulunan “halkın gözcülüğü” ya da “bekçisi” görevi yapabilir. Basın özgürlüğü söz konusu olduğunda, ulusal makamlara tanınan takdir yetkisi demokratik bir toplumun yararı dikkate alınarak sınırlandırılır (Édıtıons Plon V. Fransa, Başvuru No:58148/00, 44; Bladet Tromsø And Stensaas V. Norveç, Başvuru No:21980/93, 59).
Burada hemen şunun ifade edilmesi de gerekir ki, Sözleşme’nin 10.maddesi sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de korur. (Oberschlıck V. Avusturya, Başvuru No: 20834/92, 57). AİHM’nin yerleşik içtihadına göre; gazetecilik özgürlüğü ve mesleği, belirli ölçüde abartma, hatta kışkırtma unsurunu da içerir. (Prager And Oberschlıck V. Avusturya, Başvuru No: 15974/90, 38)
Basın özgürlüğünün tartışılmasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise “değer yargısı” ile “olaya dayalı bilgilendirme” arasında ayırım yapmaktır. Bir olayın olup olmadığı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi gerçekleştirilemez ve kanaat özgürlüğüne müdahale oluşturur. AİHM’ne göre ulusal hukukun bu ayrımı öngörmemesi kendi başına ifade özgürlüğüne aykırılık oluşturabilir.
İfade özgürlüğü geniş bir şekilde yorumlanmakta ise de, sınırsız olmadığı da Sözleşme’nin 10.maddesinin 2.fıkrasında ifade edilmiştir. Hukuken öngörülmüş olma ve meşru amaçlar kapsamında ifade özgürlüğünün sınırlandırılması mümkündür.
Hukuken öngörülebilen bir ifade özgürlüğü sınırlandırılması için meşru bir amacın bulunup bulunmadığının tartışılması gereklidir. AİHS’nin 10.maddesinin 2.fıkrasına göre “Bu özgürlüğün kullanılması,…demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin otorite ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” Burada çözülmesi gereken temel sorun ifade özgürlüğü ile kişilik haklarına yönelik saldırı arasındaki sınırın hangi ölçütlere göre saptanacağı sorunudur (Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2014 gün ve E:2013/4-768, K:2014/402 sayılı ilamı)
Davacı vekili tarafından, 18/12/2021 tarihinde yayınlanan "..." başlıklı haber nedeniyle basın özgürlüğü sınırları aşılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; davalı şirkete ait haber sitesinde dava konusu yazı ile davacı şirket hakkında TBMM nezdinde verilen bir soru önergesinin haberleştirildiği, söz konusu yazıda gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmek için çarpıcı başlıklarla yer verilebileceği, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, davacının itibarını ve prestijini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olmadığı, manevi tazminatın yasal şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış olmasına göre ilk derece mahkemesince davalı ... Haber Ajansı ve Yayıncılık AŞ yönünden davanın esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı tarafın, diğer davalılar ..., ... ve ...'na yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise;
23/05/2007 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5651 sayılı Kanun'un 1. maddesinde; bu kanunun amaç ve kapsamı “içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir” şeklinde belirtilmiş, aynı Kanun'un 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcının sorumlu olduğu durumlar ve sorumluluk esasları gösterilmiştir.
Dosya kapsamından, dava konusu internet haber sitesinin içerik sağlayıcısının davalı şirket olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise 5651 sayılı Kanun kapsamında hukuki sorumluluklarının bulunmadığı ve bu davalılara husumet düşmeyeceğinin anlaşılmasına göre, ilk derece mahkemesince davalılar ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Benzer nitelikte Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 19/12/2018 tarihli, 2016/13038 Esas ve 2018/8155 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; davacıdan alınması gerekli 615,40TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 09/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/09/2025
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.