mahkeme 2024/718 E. 2025/1222 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/718
2025/1222
17 Haziran 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/718 - 2025/1222
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/718
KARAR NO : 2025/1222
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/11/2023
NUMARASI : 2023/593 Esas, 2023/864 Karar
DAVANIN KONUSU : Saldırının Tespiti ve Düzeltme Metni Yayınlanması
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair hükme karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, davalıya ait, ... Gazetesi'nin 05/01/2023 tarihli fiziki nüshasında yer alan "17,9 milyar zarar eden ...'ın yönetim gideri 148 Milyon lira" başlığıyla yayımlanan haberin açıkça müvekkili kuruluşun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, yanıltıcı beyan ve ithamlar içerdiğini, yönetici ve denetçilere 2020 yılı içinde haberin aksine, 56 milyon 948 bin TL değil, 56 bin 948 TL, 2021 yılı içinde 148 milyon 644 bin değil, 158 bin 644 TL ödendiğini, Sayıştay raporunda 'milyon' ifadesinin sehven yazıldığını ileri sürerek, yayımlanan haberin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespitine, dava dilekçesi ekinde yer alan düzeltme metninin ya da bu taleplerinin kabul görmemesi halinde iş bu dava sonucunda verilecek saldırıyı tespit eden kararının özetinin gazetenin fiziki nüshası, resmi internet sitesi ve twitter hesabında ve ayrıca ulusal düzeyde yayın yapan ve tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin '... Gazetesi'nin yayın sahibi olduğunu, uyuşmazlık konusu haberin hukuka uygunluk sınırları içerisinde kalınarak hazırlandığını, iftira içerikli ve yahut kişilik haklarını ihlal edecek hiç bir itham ve ifadeye yer verilmediğini, tamamıyla görünürdeki gerçekliğe uygun ve güncel olaylara dayanılarak yapıldığını, kamu yararı bulunduğunun aşikar olduğunu, uyuşmazlık konusu haber içerisinde hiçbir şekilde yorum ve eleştiride bulunulmadığını, yalnızca ...'in açıklamalarına yer verildiğini, yorum ve eleştiri katılmamış haber hakkında kişilik hakkının ihlal edildiğini iddia etmenin kötü niyetli bir hareket olduğunu savunarak, davanın yetkisiz yerde açılması sebebiyle yetki yönünden usulden, aksi kanaat olunması halinde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Dava konusu olayda uyuşmazlık, davalıya ait olan gazetenin 05/01/2022 tarihli yayınında davacıyla ilgili haberden kaynaklanmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde de hukuki yapısı etraflıca açıklandığı üzere sermayesinin tamamı kamuya ait bir kamu iktisadi teşebbüsüdür. Haber, kamuyu ilgilendiren şirkete aittir. Anılan şirketin zarar etmesine ilişkin bir milletvekilinin açıklamalarını içermektedir. Davalının bu haberin içeriğine dair doğrudan bir yorumu bulunmamaktadır. Rakamlar, milletvekilinin açıklamalarında geçmektedir. Esasen, anılan ve gerçeğe uygun olmadığı ileri sürülen yönetim ve denetim giderlerine dair bilgiler de Sayıştay raporuna dayalıdır. Her ne kadar sonradan bu rakamlarda 'nokta' ve 'virgül' konulması hatasından kaynaklı farklı sonuçların olduğu ortaya çıkmış, haber gerçeği yansıtmamakta ise de ilk haliyle görünür gerçeğe uygundur. Davacıyla ilgili haberler üzerinde toplumsal ilgi oldukça fazladır. Davalının gazetesinde davacıyla ilgili haber yapılması doğaldır. Haber, o tarih itibariyle günceldir. Objektif sınırlar içinde kalınarak dava dışı milletvekilinin beyanları haberleştirilmiştir. Bu haliyle yayında kişilik haklarına saldırı teşkil eden hukuka aykırı bir yön tespit edilmemiştir. O halde, davacının davasının sabit olmadığı sonucuna varılmış... Davanın reddine...'' dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, usule uygun olarak ön inceleme gerçekleştirilmeksizin ve sözlü yargılama aşaması tamamlanmaksızın eldeki hükmün kurulduğunu, bir tarafın yokluğunda yapılan ön inceleme duruşmasının usule aykırı bulunduğunu, huzurdaki davada davalı vekilinin mazeret dilekçesinin kabul veya reddine karar verilmeksizin ön inceleme aşamasının tamamlanmasının hatalı olduğunu, eldeki davada davalı yokluğunda ön inceleme yapıldığını, hatta aynı duruşmada davanın esasına ilişkin karar verildiğini, üstelik tek işlemi cevap dilekçesi sunmaktan ibaret olan icra edilen duruşmaya da katılmayan davalı vekili lehine tam maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla AAÜT 7. Maddesinde ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi halinde bu tarifede yazılı ücretin yarısına hükmedileceğinin düzenlendiğine göre, davalı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin her halükarda hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın usul hukukuna aykırı olduğunu, savunma haklarının kısıtlandığını, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için taraflarına söz verilmeden, sözlü yargılamaya geçilmeden ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilerek taraflarına son sözlerini sunmak üzere iki haftadan az olmamak üzere süre talep etme imkanı tanınmaksızın son sözleri sorulmaksızın ve sözlü yargılama aşaması tamamlanmaksızın hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, eldeki kararın eksik inceleme ile verildiğinin sabit olduğunu, işbu davaya konu haberin ifade özgürlüğünü aşan gerçek dışı bir isnat olduğunu, gerçekte var olmayan bir durumun haberleştirilerek kamuoyunun yanıltılmasının yanı sıra hakarete varan bir tutum sergilendiğinin de ortada olduğunu, her yönüyle ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, söz konusu haber varlığını sürdürmeye devam ettikçe kamuoyunda gerçeklik payı varmış gibi bir algı yaratabileceğinin de açık olduğunu, söz konusu haberin yayımının durdurulması gerektiğinin açık olduğunu, somut olayda basın özgürlüğünün sınırlarını aşan bir saldırı söz konusu olduğunu, dava konusu haberin görünür gerçeğe uygun olmadığını, bir an için aksi düşünülecek olsa dahi bu kişilik haklarına saldırının önlenmesi taleplerine engel teşkil etmeyeceğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalının yaptığı haberin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin tespiti ile düzeltme metni ve yayın istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, davanın basit yargılama usulüne tabii olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın basit yargılama usulünü düzenleyen ilgili maddeler değerlendirilmiştir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinde:
''(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.'' hükmü amirdir.
Aynı Kanunun 321. maddesinde ise:
" (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir." düzenlemesi kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, eldeki davanın değerlendirilmesinde:
Davanın, 17/11/2023 tarihli 1. duruşmada karara bağlandığı görülmüştür. Bu duruşmada, ön inceleme duruşmasının bitirilerek tahkikat duruşmasına geçilmesine karar verildiği ve davacı vekiline beyanda bulunması için imkan tanındığı ancak tahkikatın tamamlanmasından sonra usul ve yasaya aykırı olacak şekilde HMK'nın 321. maddesine göre davacı vekiline son beyanlarını sunması için imkan tanınmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın, bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olduğu anlaşıldığından sair istinaf itirazları incelenmeksizin HMK'nın 321. maddesine uygun olarak yargılama yapılması için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair yönler incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan ve sair yönler incelenmeksizin KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2023 gün ve 2023/593 Esas, 2023/864 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3)Davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
4)Kaldırma nedenine göre diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/06/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.