mahkeme 2024/589 E. 2025/1568 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/589
2025/1568
16 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/589 - 2025/1568
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/589
KARAR NO : 2025/1568
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2024
NUMARASI : 2023/248 Esas, 2024/25 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Mamak İlçesi, Kayaş Mahallesi, 19 Mayıs Bulvarı" adresinde davalı şirket tarafından davacı kuruma ait içme suyu hattına hasar verildiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen yazı ile hasar bedelinin tazmininin talep edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı için icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek Ankara 25. İcra Dairesinin 2022/20426 esas sayılı dosyasında itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; ''...Toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı tarafından yapılan kazı çalışmaları sırasında davacıya ait şebeke hattında hasar oluştuğu, kazı çalışması yapan davalının idareye gerekli bildirimleri yapmak suretiyle alt yapı tesisleri ile ilgili bilgi almasının ve işin başında elemen bulundurulmasının istemesinin gerektiği, dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelere göre davalı tarafından davacıya bu yönde bir başvurunun bulunmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davalının hasarın oluşmasında tam kusurlu olduğu, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişi raporu ile de davacı tarafından hesaplanan zarar miktarı ile malzeme miktarının rayiçlere uygun olduğu, haksız fiil tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği
nin davacı ile aralarında abonelik sözleşmesi bulunan gerçek veya tüzel kişi yada kurum ve kuruluşlar hakkında uygulanmasının mümkün olduğu, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olması ve haksız fiil nedeni ile ödenmesi gereken tazminatın gerçek zarar ile sınırlı olması nedeniyle davacı ile aralarında abonelik sözleşmesi bulunmayanlar hakkında uygulanmasının ve Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinin 32/1. maddesi uyarınca tespit edilen zararı % 50 fazlası ile talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının meydana gelen gerçek zararı talep edebileceği, bu hali ile takibe konu alacağın bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek zarar miktarının talep edilebilir nitelikte, davalının ise bu miktar yönünden takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine...'' dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kısmi red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin yönetmelik hükmünü hatalı yorumladığını, Aski tarifeler ve abone hizmetleri yönetmeliğinin 32. Maddesi uyarınca %50 fazlasıyla tahsil edilir hükmünün yalnızca abonelere uygulanacağı yönünde bir düzenleme bulunmadığını, keza TCK uyarınca mala zarar verme suçunun nitelikli halinin kamu malına zarar verilmesinin de özgü suç olarak değerlendirilmediğini, failinin herkes olabileceğini, zarar verenin abone olup olmadığına bakılmaksızın artırımlı olarak ödemesi gerektiğini, yönetmelik hükümleri çerçevesinde usulüne uygun olarak düzenlenen tutanak ve hesabının karar verilir iken dikkate alınması gerektiğini, bu sebeple yerel mahkeme kararının bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hatalı ve eksik olması sebebiyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin mezkur zarardan hiçbir surette sorumlu olmadığını, davacı yanca talep edilen takip miktarı ve iddia edilen su zayi miktarına sebebiyet verebilecek bir hasarın dört dakika gibi bir süre içerisinde tamirinin mümkün olmadığı ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkil şirketin hiçbir surette sorumlu bulunmamasına rağmen yalnızca iyiniyetli olması sebebiyle davacı yanın zararını gidermek için gerekli malzemeleri satın alarak temin ettiğini, müvekkil şirketten kazı yapılacak alanda toprak altında Aski'ye ait su borularının varlığından haberdar olmasını beklemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu, mezkur hasarda şirketin sorumluluğunun bulunduğu düşünülse dahi müvekkil aleyhine 8.503,44TL icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, davacı yanın tazminata hak kazanmadığının aşikar olduğunu, meydana gelen zararın likit bir alacak değil aksine yargılama ile hesaplanabilecek nitelikte bir zarar olduğunu, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın bu hususu bilmesine rağmen kötüniyetli olarak iddia edilen gerçek zarardan fazlası üzerinden takip başlatmış olup davacının kötüniyetli olduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkil şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacının reddedilen miktara yönelik istinaf talebinin incelemesinde;
Davacı tarafça istinaf istemine konu edilen tutarın 19.348,38TL olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesinde öngörülen “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle 2024 yılı için 28.250TL'dir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2 ve 352. maddeleri gereğince istinaf edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri karar tarihi itibariyle 28.250TL’yi geçmeyen davalara ilişkin ilk derece mahkeme kararlarının istinafı kabil değildir. İstinaf dilekçesi, kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir.
İstinafa konu edilen miktar, yukarıda belirtilen istinaf kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde ilk derece mahkemesi tarafından maddi tazminat istemine ilişkin verilen karar kesin olup davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından davalının istemine ilişkin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın istinaf istemine yönelik yapılan incelemede;
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime olanak verecek şekilde düzenlendiğine ve dosya kapsamı ile örtüştüğüne göre davalı tarafın aşağıda belirtilen husus dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması gerekmektedir. Davaya konu alacağın dayanağı haksız fiil olup, varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmadığından davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı tarafın istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı yönünden kabulü, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A) Davacı taraf yönünden karar tarihi itibariyle 28.250 Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olup istinaf yoluna başvurulamayacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2, 346 ve 352. maddeleri gereğince davacı tarafın istinaf dilekçesinin REDDİNE,
B)Davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2024 gün ve 2023/248 Esas, 2024/25 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
C-1)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun Ankara 2. Genel İcra Dairesinin (birim adı değişen Ankara 25. İcra Dairesi'nin) 2022/20426 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 42.517,22 TL asıl alacak ve 2.491,61-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.308,83 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren YASAL FAİZ UYGULANMASINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2)İcra inkar tazminatı talebinin ve kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3)492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 3.095,04TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 780,90TL harcın mahsubu ile bakiye 2.314,14TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4)Davacıdan alınan 780,90TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, 933,65 TL'sinin davacıdan; 2.186,35 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
6) Davacı tarafından yapılan başvurma harcı dahil 2.302,15TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.613,24TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 19.348,38TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8)Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 332/3.maddesi uyarınca, hükümden sonraki yargılama giderlerinin haklılık oranına göre hesaplanmasına,
9)HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
C-1)492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; davalı tarafça istinaf kanun yolu başvurusu sırasında peşin yatırılan 1.345,00 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalı tarafa iadesine,
2)Davalı tarafça yatırılan 1.169,40TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3)Davacı tarafça yatırılan istinaf harçlarının talep halinde davacı tarafa iadesine,
4)Davacı tarafça istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
5)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.