Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/788
2026/101
29 Ocak 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/788
KARAR NO : 2026/101
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2021/289 E.- 2021/1010 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davalılar vekilleri
KARAR TARİHİ : 29/01/2026
KARAR YAZMA TARİHİ : 29/01/2026
Mahkemece verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılar aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10166, 2020/10167 ve 2020/10168 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, davacılar ile davalılar ... ve ... arasında düzenlenen borç senetlerinin ... Besicilik ve Süt Hayvancılığı Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile davalılar arasında düzenlenen "Katılım Sözleşmesi" uyarınca hazırlanan teminat senetleri olduğunu, şirket tarafından katılım sözleşmesi kapsamında davalılara hisse devri yapıldığını buna rağmen davalıların kötü niyetli olarak söz konusu senetleri diğer davalı ...'e ciro ettiklerini, davalı ...'in de dava konusu senetlerin teminat senedi olduğunu bilerek aldığını, dolayısıyla ciro işleminin muvazaalı olduğunu, icra takip dosyalarında, ... ve ...'in de borçlu olarak gösterilmiş olmasına rağmen haklarında haciz ve mal varlığı sorgusu yapılmadığını, davacıların ev eşyalarının dahi haczedildiğini, davacıların işbu dosyalardaki takibe konu senetleri muvazaalı olarak ciro yolu ile devreden davalılar ... ve ... ile devralan ...'e borcu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, davalıların haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, davacıların temsilcisi oldukları şirketle davalılar arasında katılım sözleşmeleri gerçekleştirildiğini, kendilerine 3 adet teminat senedi verildiğini ancak icra takibine konulan senetlerin sözleşmede belirtilen teminat senedi olmayıp davacılar ile ticari ilişkiler sırasında kendilerine verilen senetler olduğunu, takibe konu senetlerde teminat ibaresinin olmadığını, bu senetlerin davalılar tarafından diğer ...'e ciro edildiğini, davacıların takibe karşı icra hukuk mahkemelerinde borca itiraz davaları açtıklarını ancak icra hukuk mahkemelerince davaların reddine karar verildiğini, öncelikle davanın husumet yokluğundan usulden reddine aksi halde senetlerin illetten mücerret olması, şarta bağlı olmayan borç ikrarı niteliğinde olması, teminat senedi olmaması ve davacı tarafça muvazaa iddiasının, borcun ifa edildiği iddiasının yazılı delillerle ispatlanamadığı hususu göz önüne alınarak, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, usule ilişkin olarak görev, yetki itirazı ile zaman aşamı defini ileri sürmüş, esasa ilişkin olarak ise; davacı tarafın muvazaa iddiasını ispat edemediğini, tarafların sözleşme ilişkileri ile aralarındaki şahsi defileri iyiniyetli üçüncü kişi olduğundan davalıya ileri sürülemeyeceğini, senetler üzerinde teminat ibaresinin bulunmadığını, teminat unsurunun davalı tarafça bilinmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafın iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın kabulüne, davacıların Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10166 esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 22/06/2015 tanzim tarihli 22/06/2018 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10167 esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 07/11/2014 tanzim tarihli 07/11/2017 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10168 esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 16/07/2015 tanzim tarihli 16/07/2018 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli senetler nedeni ile davalılara borçlu olmadığının ayrı ayrı tespitine ve takiplerin ayrı ayrı iptallerine, 85.500,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı süresinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... ve ... vekili istinaf talebinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacıların davalılara borçlu olmadıklarının tespitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmesine rağmen mahkemece talep aşılarak icra takiplerinin de iptaline karar verildiğini, menfi tespit davasında davacı borçlu tarafın, davalı alacaklıya karşı açılması gerektiği, iş bu dosyada davalı ... ve ...'in de borçlu olmalarına rağmen kendilerine husumet yöneltildiğini, dava konusu senetlerin davalı/ alacaklı ...'e ciro edilmiş olduğundan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, senetler üzerinde teminat ibaresinin bulunmadığını, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığını, senetlerin katılım sözleşmelerine istinaden verilmiş olduğu düşünülecek olsa dahi; sözleşme hükümlerinin davacı/borçlular tarafından ifa edilmediği, hisse devri yapıldığı iddia edilmiş ise de; ... adına hisse devri yapılmadığı, davalı ...'a yapılan hisse devrinde ise nakden ödeme yapıldığı, kötü niyet tazminatının da diğer yasal şartları oluşmuş ise ''takip alacaklısı'' aleyhine hükmedilebileceği, takip borçlusu aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı/borçlular aleyhine alacak miktarının %20 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ise istinaf talebinde, kişisel defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, teminat senedi ve bedelsizlik iddialarının davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini, davalının iyiniyetli olarak senetleri ciro yoluyla devraldığını, davalı tarafça diğer davalılar ile birlikte davacılara karşı icra takibine başlandığını, ancak mal varlığı sorgusundan borçlu ...'ın borcu karşılamaya yetecek kadar mal varlığı bulunduğu tespit edildiğinden taşkın hacze sebebiyet verilmemesi için ona karşı karşı haciz işlemi uygulandığını belirterek kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, icra takiplerine konu senetler yönünden menfi tespit ve kötü niyet tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu bonoların teminat senedi olup olmadığı ve teminat senedi ise; bu hususun davalılardan ...'e karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf icra takibine konu bonoların taraflar arasında düzenlenen "Katılım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmelerin teminatı olarak verilmiş senetler olduğu iddiasında bulunmuş, davalılar ise; bu iddianın doğru olmadığını belirtmişlerdir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır.
Kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687).
Bile bile borçlunun zararına hareket kavramı ve bu durumun ispatı; kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir.
İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir.
Davalı ... ve ... vekili istinaf talebinin incelenmesinde;
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesine ekli imzası itiraza uğramayan 07/11/2014 tarihli Katılımcı Sözleşmesinin 10. maddesinde "07/11/2017 tarihli 28.500,00 TL bedelli", 16/07/2015 tarihli Katılımcı Sözleşmesinin 10.maddesinde "16/07/2018 tarihli 28.500,00 TL bedelli", 22/06/2015 tarihli Katılımcı Sözleşmesinin 10. maddesinde "22/06/2018 tarihli 28.500,00 TL bedelli", teminat senetlerinin bu sözleşmelere istinaden davalılar ... ve ... isimli kişlere imzalanarak ayrı ayrı verildiğinin yazılı bulunduğu, incelenen sözleşmenin altında katılımcı olarak davalılar ... ve ... ile ... Besicilik Süt ve Hayvancılığı Sanayi Ticaret Anonim Şirket temsilcisinin imzalarının bulunduğu, bu şekilde senetlerin tanzim tarihinin senede atıfta bulunan sözleşmenin yapıldığı günle aynı olduğu, senet vade tarihi ve miktarının sözleşmelerin 10. maddesinde belirtilen tarih ve miktarla aynı bulunduğu, bu şekilde incelenen sözleşmeler ile takip dayanağı senetlere açıkça atıfta bulunulduğu, davacı tarafın takip dayanağı senetlerin teminat senedi olduğunu yazılı belgeyle kanıtladığı ve yine sunulan delillerden ... Besicilik Süt ve Hayvancılığı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin faaliyetinin sona erdiği, davalıların hisselerine karşılık ...'e ... Et ve Et Ürünleri Hayvancılık ..Anonim Şirketinden 86.000 TL değerinde hisse devri yapıldığı anlaşılmakla, davalılar ... ve ... yönünden dava konusu senetler nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, İİK 72/5. maddesinde '' ... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine, borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir...'' denilmektedir. Somut olay bakımından aleyhine tazminata hükmolunan davalılardan ... ve ... takibe dayanak senette lehdar olarak yer almakta olup, diğer davalı ...'in ciro yoluyla hamil sıfatıyla davacı keşideciler ve davalı lehdarlar ... ve ... aleyhine icra takibi başlattığı görülmektedir. Bu olgular karşısında takipte alacaklı sıfatı bulunmayan davalı lehdarlar ... ve ... aleyhine tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesi hükmüne göre;"Mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak Mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Açılan bir davada hakim istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde mahkeme kararının sınırları belirler şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırlar, talep edilen hukuki sonuçtur.
Dosyanın tetkikinde; davacı taraf icra takibine dayanak senetler yönünden borcu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, davalıların haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmelerine rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak icra takiplerinin ayrı ayrı iptallerine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf talebinin incelenmesi neticesinde ise; Senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687). Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir.
Eldeki dosyada, senet metninden anlaşılamayan bu şahsi def’inin, borçlunun zararına hareket ettiği dosya kapsamı itibariyle ispatlanamayan ve senetleri ciro yoluyla teslim alan davalı ...'e karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Belirtilen sebeple, davalı ... yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, HMK.'nın 355.maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda istinafa gelen davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü, davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kabul kararının kaldırılarak "davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine" dair YENİDEN ESAS HAKKINDA karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ, davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE, ANKARA BATI 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/12/2021 tarih, 2021/289 E.- 2021/1010 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Davalılar ... ve ... yönünden davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10166 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 22/06/2015 tanzim tarihli 22/06/2018 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10167 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 07/11/2014 tanzim tarihli 07/11/2017 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/10168 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 16/07/2015 tanzim tarihli 16/07/2018 vade tarihli 28.500,00 TL bedelli senetler nedeni ile davalılara borçlu olmadığının ayrı ayrı tespitine,
3-Davacıların, davalılar ... ve ... yönünden kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
4-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE,
5-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 5.840,50 TL harçtan peşin alınan 1.460,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.380,37 TL harcın davalılar ... ve ...'ten alınarak Hazineye irat kaydına,
Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve dava öncesi ödenen 1.129,49 TL arabuluculuk ücretinin davalılar ... ve ...'ten tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Davacılardan dava açılırken tahsil edilen 59,30 TL başvurma harcı, 1.460,13 TL vekalet harcı, 8,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.527,93 TL harcın davalılar ... ve ...'ten alınarak davacılara ödenmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan posta ve tebligat masrafları olmak üzere toplam 62,20 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'ten tahsili ile davacılara ödenmesine,
7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten tahsili ile davacılara ödenmesine,
8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı ...'e ödenmesine,
9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca resen taraflara iadesine,
B)-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan harç ve masraflar yönünden;
1-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin harçlarının talep halinde iadesine,
2-İstinaf kanun yolu aşamasında davalılar ... ve ... tarafından yapılan 64,60 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalılar ... ve ...'e ödenmesine,
3-İstinaf kanun yoluna aşamasında davalı ... tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
...
e-imzalıdır
Üye
...
e-imzalıdır
Üye
...
e-imzalıdır
Katip
...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.