mahkeme 2025/352 E. 2025/326 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/352

Karar No

2025/326

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (D İ R E N M E)
ESAS NO : 2025/352
KARAR NO : 2025/326

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/943E., 2019/438K.

Dairemizin 06.03.2024 tarih ve 2019/2043 E., 2024/399 K. sayılı kararının, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.12.2024 tarih ve 2024/1289 E., 2024/5059 K. sayılı kararıyla, bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirketin Türkiye Şubesi arasında 19.07.2010 tarihinde "Danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin davalı adına ... tarafından imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilinin TCDD Malzeme Dairesi Başkanlığınca açılan "Tren Hatları İçin Bakım Hizmeti Alınması"na ilişkin ihalede başarı sağlanması konusunda danışmanlık yapacağını, deneyim ve uzmanlığı kapsamında öneri dosyası hazırlanması, başarıya ulaşması için uygulanacak stratejinin saptanması, idareden resmi toplantı ya da görüşme daveti vaki olursa bu toplantılarda izlenecek yolun belirlenmesi konularında görüş vereceğini, ihale davalıya verilirse ihale tutarının %2'si oranında danışmanlık ücretine hak kazanacağını, ihalenin 05.10.2010 tarihinde kesinleştiğini ve TCDD İşletme Genel Müdürlüğünün 11.10.2010 tarihli yazısı ile davalıya bildirildiğini, Ankara 16. Noterliğinin 15.09.2011 tarih ve 22678 Y. sayılı ihtarnamesinin tebliğine rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, bu ihtarnamenin tebliği üzerine davalı şirketin Türkiye temsilcisi ... tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/877 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, bu dosyada dava dilekçesi ekindeki belgelerde müvekkili ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin varlığının ortaya konduğunu ve sözleşmelerdeki imzalar ve temsil yetkisinin dava dışı şirket temsilcisi tarafından kabul edildiğini, müvekkili ile davalı ve dava dışı firmalar ile yine davalı şirket temsilcisi tarafından imzalanan birden fazla danışmanlık sözleşmesi bulunduğunu, davalı şirket tarafından alınan işlere ilişkin olarak müvekkilinden bir kısım fiyat teklifleri talep edildiğini, ihalesine girilmesi düşünülen işlerle ilgili de müvekkili aracılığı ile bir kısım teklifler alınıp iletildiğini, bu konularda internet yazışmaları bulunduğunu, müvekkilinin davalıya tüm danışmanlık hizmetlerini verdiğini, defalarca iş takibi için Ankara'ya gidip geldiğini, davalı şirket temsilcisinin kurucusu, ortağı ve müdürü olduğu ... Ltd. Şti. tarafından müvekkilinin hesabına paralar havale edildiğini, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince şirket temsilcisinin hukuki yararının yokluğu nedeniyle reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, bunun üzerine müvekkilince Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2012/18104 E. sayılı dosyası ile 569.944,00 TL. asıl alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın iddiasının aksine 19.07.2010 tarihinde ...'un müvekkili şirketin temsilcisi olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'nin ...'u 25.08.2010 tarihinde, yani dava konusu sözleşme tarihinden 36 gün sonra Ankara temsilcisi olarak tayin ettiğini, ...'un şirket temsilcisi olduğunun T. Ticaret Sicili Gazetesinde 25.11.2010 tarihinde ilan edildiğini, temsilcinin Ankara 50. Noterliğinden 15.12.2010 tarih ve 19234 Y. sayılı imza sirkülerini çıkardığını, TBK'nın 40. maddesi uyarınca bir hukuki işlemin temsil edileni bağlaması için yetkili temsilcisi tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, davacının dayandığı sözleşmedeki iş sahibinin ... olduğunun görüleceğini, TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkisiz temsilcinin işlem yaptığı tarafın temsil olunandan uygun süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebileceğini, bu süre içinde işlemin onanmaması halinde diğer tarafın bu işlemle bağlı olmaktan kurtulacağını, müvekkili şirket tarafından böyle bir onama yapılmadığını, davacı tarafça işlemin onanmasına ilişkin talepte de bulunulmadığını, dava konusu danışmanlık sözleşmesinin müvekkili şirket için bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeyi imzalarken ...'dan müvekkili şirketi temsile ve sözleşmeyi imzalamaya yetkili olduğuna dair belgeleri istemediğini, davacının delil olarak dayandığı maillerin ...'un şahsi mail adresine gelip gittiğini, ayrıca davacıya gönderildiği iddia edilen paraların ...'a ait ... Danış. Müh. İnş. Ltd. Şti. hesabından gönderildiğini, dava konusu sözleşmede sözleşme bedelinin muğlak olduğunu, davacının alacağının doğduğu tarih ihalenin kesinleşme tarihi olan 05.10.2010 olup, davacı tarafça bu alacağa ilişkin olarak yaklaşık bir yıl sonra 15.09.2011 tarihinde ihtarname çekildiğini, davacı tarafça 30.09.2011 tarihinde Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/607 E. sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL.'nin tahsili talebiyle dava açıldığını ancak gider avansı yatırmadığından davanın usulden reddine karar verildiğini, yine davacı tarafça Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/276 E. sayılı dosyası ile aynı taleplerle dava açıldığını, bu davanın da kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, davacı tarafça bunun üzerine davanın dayanağını oluşturan icra takibinin başlatıldığını savunarak, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2019 tarih ve 2014/943 E., 2019/438 K. sayılı kararıyla; "Yabancı ülkede düzenlenen resmi belgenin apostil edilmeden Türkiye’de uygulanması mümkün değildir. Ancak apostil tarihinin resmi belge tarihinden önce olması hayatın olağan akışına da uygun bir durumdur. Önce resmi bir belge düzenlenmesi daha sonra yetkili merci tarafından tasdik, başka deyişle apostil edilmesi gereklidir.
Somut olayda ...’a davalı tarafından Roma Noterliğince düzenlenen vekaletname tarihi 25/08/2010, vekaletnamenin Roma Savcılığı tarafından tasdik edildiğini gösterir apostil tarihinin ise 22/04/2010 olduğu dosyaya sunulan fotokopiye göre metnin arkasında görülmektedir.
Yazılan istinabe evrakına rağmen belge asılları temin edilememiştir.
05/07/2010 tarihli davalı şirket ortaklar genel kurul tutanağından Türkiye Cumhuriyeti özellikle Ankara şehrinde şirketin bir şubesinin kurulmasına, tek idarecinin şirketin Türkiye Cumhuriyeti yasaları uyarınca faaliyet gösterebilmek adına her bakımdan temsili için gereken yetkileri tevdi ederek bir veya daha çok vekil tayin etmeye şirketçe görevlendirme yapıldığı anlaşılmıştır.
TCDD’nin 05/10/2010 tarihli ihale kararıyla bir kısım işlerin davalı şirket üzerinde kaldığı anlaşılmıştır.
Danışmanlık sözleşmesinin konusu; TCDD Malzeme Dairesi Başkanlığınca 17/05/2010 tarihinde ihalesi yapılan tren hatları için bakım hizmeti alınması işine teklif veren firma davalı adına ihale dosyası hazırlamaya, takip etmeye, gerekli görüşmeleri yapmaya, neticelendirmeye dair olduğu davacı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmenin konusu da Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün 1-2-3-7 Bölge Müdürlüğü mıntıkalarında bulunan konvansiyonel hatlarından 2900 km’lik kısmi ile hızli tren hatlarının 900 km’lik kısmının bakımı olmak üzere toplamda 3800 km’lik hattın 3 set makine ve 24 ay süreyle bakımının yaptırılması işinden A2 ve A3 grubu işleri kapsadığı, danışmanlık sözleşmesinin konusunun davalı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmenin konusuyle bağlantılı olduğu, danışmanlık sözleşmesinin konusunun davalı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmenin ihale aşamasını kapsadığı, diğer bir deyimle danışmanlık sözleşmesi davalı ile idare arasında yapılan sözleşmenin ihale ilanı ile ihale kararının alındığı ve sözleşmenin imzalandığı tarihe kadar geçen süre ile alakalı olduğu alınan bilirkişi raporunda teknik bilirkişilerce tespit olunmuştur.
Söz konusu ihalenin olurunun 20/01/2010, ihale onay belge tarihinin 18/03/2010, ilan tarihinin 05/04/2010, yayınlanması gereken en son tarihin 13/04/2010, ihale dosyasının satın alındığı tarihin 20/04/2010, ihale tarihinin 17/05/2010, ihale karar tarihinin 30/09/2010 ve kararın teslim tarihinin 11/10/2010 olduğu gelen evraklardan anlaşılmıştır.
07/03/2014 tarihli ...’un hazırladığı bilirkişi raporunda; danışmanlık hizmet sözleşmesi başlığı taşıyan belgede herhangi bir ücret belirlenmediği gibi ihale edilen iş bedelinin tutarı üzerinden ne kadar ya da % kaç komisyon ödeneceğinin belirlenmediğini, tarafların ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan mütalada olduğu belirtilen ve üzerinde tarih bulunan ikinci sözleşmenin dosya içinde rastlanmadığı, danışmanlık sözleşmesinin yapıldığı tarihde ...’un davacı şirketi temsile yetkili olup olmadığının tespiti için Roma Noterliğince hazırlanan ve ...’u Türkiye’deki işlerini yürütmekle yetkili kılan vekaletnamenin ön yüzündeki tarihle arka yüzündeki apostil tarihinin farklı olması nedeniyle metnin aslının dosyaya konulması gerektiği, danışmanlık hizmet sözleşmesi başlığı taşıyan belgenin simsarlık sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, zira yapılan ihale sonucu imzalanan bir sözleşmenin varlığında davacı gibi üçüncü kişilerin sözleşme taraflarını bir araya getirerek ihaledeki taraflar arasında sözleşme fırsatı yaratmalarının düşünülemeyeceğini, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olarak nitelendirileceği, davacının taahhüt ettiği edim sonucunun gerçekleşmesi için sözleşmeden doğan asli edim yükümlülüklerini yerine getirdiğini dosya içeriğine göre somut delillerle kanıtlayamadığı, bu sebeple de ücrete hak kazanamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İnşaat Yüksek Mühendisi ... ile Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ...’in dosyaya sunduğu 30/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı tarafın idareye 17/05/2010 tarihinde teklif verdiğini ancak hizmet sözleşmesinin 19/07/2010 tarihinde yapıldığı, buna göre hizmet sözleşmesinde geçen ihale dosyası hazırlama işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün görülmediği, nitekim hizmet sözleşmesinin yapıldığı 19/07/2010 tarihinde teklif dosyalarının idareye teslim edildiği ve idarenin ise ihale karar aşamasında olduğu dönemi kapsadığı, söz konusu hizmet sözleşmesinin asıl amacının ihale teklif dosyasını hazırlamak ve hazırlanan ve idareye sunulan bu teklif dosyasının sözleşme aşamasına kadar ki süreci yürütmek olduğu, haliyle söz konusu dosyanın hazırlık aşamasında katkısı olmadığı ve yapıldığı iddia edilen hizmete ilişkin davacı tarafın emeğini belgeleyen belgeler de sunulmadığından davacı talebinin yerinde olmayacağı sonucuna ulaşıldığı bildirilmiştir.

Dosya içerisinde mevcut tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de şube açılması konusunda 05/07/2010 tarihinde davalı şirketin ortaklar kurulu kararı aldığı, davaya dayanak vekaletin apostil tarihi 22/04/2010 ise de tasdik olunan vekaletname tarihinin ortaklar kurulu kararından sonraki tarih olan 25/08/2010 tarihi olduğu, danışmanlık sözleşmelerinin vekaletin verildiği 25/08/2010 ve şube açılmasına ilişkin alınan ortaklar kurulu karar tarihinden önce davalı şirket adına ... ile akdedildiği, davalı şirketin sözleşme tarihi itibariyle temsil yetkisi olmayan daha sonra temsilci tayin edilen ... tarafından akdedilen sözleşmeye sonrasında onay verdiğine dair delil ve belgenin dosyaya kazandırılmadığı, danışmanlık sözleşmesi davalı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmeyi kapsar mahiyette ise de hizmet sözleşmesinin tarihi ile ihaleye ilişkin davalı tarafın idareye teklif verme tarihleri değerlendirildiğinde hizmet sözleşmesinin asıl önemli süreci olan teklif hazırlama aşamasının oluşturulmadığı görüldüğünden ve yine söz konusu ihale dosyasının hazırlık aşamasında katkısı olmadığından ve yapıldığı iddia edilen hizmete ilişkin davacı tarafın emeğini ortaya koyan deliller de dosyaya sunulmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 06.03.2024 tarih ve 2019/2043 E., 2024/399 K. sayılı kararıyla; "...Davalı tarafça vekil ...'a 25.08.2010 tarihinde yetki verildiği savunularak, sözleşme tarihi olan 19.07.2010 tarihinde adı geçenin davalı şirket vekili olmadığı belirtilmektedir. Ancak yukarıda özetlendiği üzere bu belgenin Roma Noteri tarafından imzalanan ve 22.04.2010 tarihinde Roma Cumhuriyet Savcılığı tarafından tasdik edilen Apostil şerhi tarihi dikkate alındığında ve bir belge düzenlenmeden apostil şerhi verilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, vekaletname tarihinin en geç 22.04.2010 olduğunun ve dolayısıyla sözleşme tarihinde ...'un davalı şirketin vekili olduğunun ve sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir.
İlk derece Mahkemesince, "danışmanlık sözleşmesi davalı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmeyi kapsar mahiyette ise de hizmet sözleşmesinin tarihi ile ihaleye ilişkin davalı tarafın idareye teklif verme tarihleri değerlendirildiğinde hizmet sözleşmesinin asıl önemli süreci olan teklif hazırlama aşamasının oluşturulmadığı görüldüğünden ve yine söz konusu ihale dosyasının hazırlık aşamasında katkısı olmadığından ve yapıldığı iddia edilen hizmete ilişkin davacı tarafın emeğini ortaya koyan deliller de dosyaya sunulmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı şirket tarafından Danışmanlık Sözleşmesinin konusu olan ihaleye 17.05.2010 tarihinde teklif verildiği sabit olup, 19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinde de "17.05.2010 tarihinde ihalesi yapılan ...işine teklif veren Firmamız.." açıklaması bulunduğundan, sözleşmenin, teklif verme aşaması davalı şirket tarafından yerine getirildikten sonra düzenlenmiş olduğu açıktır.
19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinde aşamalı ifa kararlaştırılmamış olup, ihalenin davalı şirket üzerinde kalması halinde danışmanlık ücretinin ödeneceği şeklinde sonuç odaklı hüküm kabul edilmiştir.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, ceza soruşturması kapsamı da dikkate alınarak Danışmanlık Sözleşmesinin konusu olan ihalenin davalı şirket üzerinde kaldığı ve davalının danışmanlık ücretini hak ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının itirazının iptaline, alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekirken, ilk bölümde sözleşmenin davalı yönünden bağlayıcı olmadığı, ikinci bölümde ise sözleşme geçerli kabul edilip teklif verme aşamasının oluşturulmadığı ve delil sunulmadığı şeklinde çelişkili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne, davalının Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2012/18104 E. sayılı dosyasındaki itirazının 569.944,00 TL. asıl alacak üzerinden iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, %20 oranında 113.988.80 TL. icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.12.2024 tarih ve 2024/1289 E., 2024/5059 K. sayılı kararıyla; "1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir...
2-...Taraflar arasında 19.07.2010 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme içeriğine bakıldığında karşılıklı edimleri içeren bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. TBK’nın 97. maddesi gereğince taraflardan birisinin karşı tarafın ediminin ifasını istemesi için öncelikle kendi edimini ifa etmiş olması gerekir. Danışmanlık sözleşmesinin içeriğine bakıldığında da davacının edimlerinin; ihale dosyasını hazırlamak, takip etmek, gerekli görüşmeleri yapmak ve ihaleyi neticelendirmekten ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacının sözleşmeye göre kararlaştırılan bedeli talep edebilmesi için öncelikle bu edimleri ifa etmiş olması gerekir. Davacı yargılamanın hiçbir aşamasında ihalenin neticelendirilmesiyle ilgili somut bir işlem yaptığını iddia ve ispat etmemiştir. İlgili kuruma yazılan yazıya verilen cevapta da davacının adının geçmediği ve herhangi bir işlem yapmadığı bildirilmiştir. Bu durumda davacı kendi edimini ifa ettiğini ispat etmeden karşı taraftan bedelin ödenmesini isteyemez. Sırf ihalenin yapılmış olması davacının bedeli hakketmesi sonucunu doğurmaz. Bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle, Dairemiz kararının bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARI :
Davacı tarafça, davalı şirketin temsilcisi ... ile imzalanan Danışmanlık Sözleşmesi uyarınca sözleşme konusu ihalenin davalı şirkete verilmiş olması nedeniyle hak ettiğini iddia ettiği danışmanlık ücretinin tahsili istenmiştir.
Davalı tarafça, davalı şirketin şube kurulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının 05.07.2010 tarihinde alındığı, davacı tarafın dayandığı sözleşmenin 19.07.2010 tarihli olduğu, ...'un davalı şirketin Türkiye'deki yasal vekili ve şirketin Ankara'da bulunan şubesinin vekili olarak 25.08.2010 tarihinde yetkilendirildiği, imza sirkülerinin 01.09.2010 tarihinde düzenlendiği, ticaret sicili gazetesinde bu hususun 25.11.2010 tarihinde ilan edildiği, sonuç olarak ...'un sözleşme tarihinde davalı şirket temsilcisi olmadığı savunulmaktadır.
Dosya kapsamından;
19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinin davalı şirket temsilcisi olarak şirket kaşesi üstüne atılan imza ile ...'un imzasını taşıdığı, bu sözleşmede 17.05.2010 tarihinde ihalesi yapılan Tren Hatları Bakım Hizmeti Alınması İşi'ne teklif veren davalı şirket adına ihale dosyası hazırlamaya, takip etmeye, gerekli görüşmeleri yapmaya ve neticelendirmeye davacı ...'nun yetkili olduğu, A1, A2 ve A3 bölümlerinden her biri veya hepsi için ihalenin davalı firmada kalması halinde kesin kararı takiben davacı ve ... adına danışmanlık hizmet bedeli olarak toplam tutar üzerinden %2 ödeneceği hususunun düzenlendiği,
Yine davacı ve davalı şirket ve dava dışı ... firmasının temsilcisi ...'un imzasını taşıyan, tarihsiz Danışmanlık Hizmet Sözleşmesinde iş konusunun, hızlı tren ve konvansiyonel hatların bakımının yaptırılması ve Gebze-Köseköy Yapım Kontrollüğü danışmanlık işleri için danışmanlık hizmeti alınması olarak belirtildiği, bu ihalelerin her biri veya tamamının Danışman tarafından iş sahibi şirketlerin lehine sonuçlanması halinde danışmana ihale edilen iş bedelinin tutarı üzerinden komisyon ödeneceği, danışmanın haksız azli halinde ihale bedelinin 1/2'si oranında cezai şartın danışmana ödeneceği hususlarının düzenlendiği,
Ankara C. Başsavcılığının 2014/111723 Soruşturma, 2018/1508 K. sayılı evrakında; her iki Danışmanlık Sözleşmesi altındaki imzaların ...'un ve tarihsiz Danışmanlık Sözleşmesi altındaki imzanın davacı ...'nun eli ürünü olduğunun grafolog bilirkişi raporuyla tespit edildiği, ...'un ifadesinde her iki danışmanlık sözleşmesini müşteki ... adına şirket ortağı ...'nin bilgisi dahilinde imzaladığını beyan ettiği, 22.04.2010 tarihinde Roma Noteri ... tarafından müşteki şirket adına ...'un yetkili kılındığı dikkate alındığında sözleşmelerin düzenlendiği 19.07.2010 tarihinde ...'un müşteki şirketin yetkili temsilcisi olduğu, dolayısıyla ortada düzenlenmiş bir sahte belge olmadığı gerekçesiyle ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, müşteki şirket vekilince karara itiraz edildiği, itiraz dilekçesi ekindeki 09.06.2014 tarihli ticaret sicili gazetesi örneğinden, davalı şirketçe 03.03.2014 tarihli toplantıda ...'un görevini icra etmeyi engelleyecek manisinin bulunması nedeniyle vekaletnamenin iptaline karar verilmiş olduğunun görüldüğü, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.04.2018 tarih ve 2018/3295 D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiş olduğu,
Davalı şirket yetkilisi ...'nin imzasını taşıyan 25.08.2010 tarihli "Genel Vekaletname"de; ...'un şirketin Türkiye'deki yasal vekili ve şirketin Ankara'da bulunan şubesinin vekili olarak tayin edildiği, danışman tayin etmek yetkisinin de bulunduğu, bu belgenin apostil şerhinde "5 Ekim 1961 Lahey Konvansiyonu) İtalya Cumhuriyeti, İş bu resmi belge ... tarafından Roma Noteri unvanıyla imzalanmış olup, Noter mührünü taşımaktadır. Roma'da 22.Nisan 2010 günü Roma Cumhuriyet Savcılğı tarafından 1336 sayı ile tasdik edilmiştir. -Mühür- Tasdik yetkilisi Vali Yardımcısı ... (imza) " açıklamasının bulunduğu,
TCDD'nin 05.10.2010 tarihli ihale kararında "Kuruluşumuz 1-2-3-7. Bölge Müdürlüğü mıntıkalarında bulunan konvansiyonel hatlarımızdan 2.900 km lik kısmı ile Hızlı Tren Hatlarımızın 900 km lik kısmının bakımı olmak üzere toplamda 3.800 kl lik hattın 3 set makine ve 24 ay süre ile bakımının yaptırılması işinden A2 ve A3 grubu işlerin ....da kalmıştır." dendiği,
Bilirkişi raporlarında Danışmanlık Sözleşmesinin konusunun davalı şirket ile Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasında akdedilen sözleşmenin konusu ile bağlantılı olduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmıştır.
Davalı tarafça vekil ...'a 25.08.2010 tarihinde yetki verildiği savunularak, sözleşme tarihi olan 19.07.2010 tarihinde adı geçenin davalı şirket vekili olmadığı belirtilmektedir. Ancak yukarıda özetlendiği üzere bu belgenin Roma Noteri tarafından imzalanan ve 22.04.2010 tarihinde Roma Cumhuriyet Savcılığı tarafından tasdik edilen Apostil şerhi tarihi dikkate alındığında ve bir belge düzenlenmeden apostil şerhi verilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, vekaletname tarihinin en geç 22.04.2010 olduğunun ve dolayısıyla sözleşme tarihinde ...'un davalı şirketin vekili olduğunun ve sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir.
İlk derece Mahkemesince, "danışmanlık sözleşmesi davalı şirket ile TCDD arasında akdedilen sözleşmeyi kapsar mahiyette ise de hizmet sözleşmesinin tarihi ile ihaleye ilişkin davalı tarafın idareye teklif verme tarihleri değerlendirildiğinde hizmet sözleşmesinin asıl önemli süreci olan teklif hazırlama aşamasının oluşturulmadığı görüldüğünden ve yine söz konusu ihale dosyasının hazırlık aşamasında katkısı olmadığından ve yapıldığı iddia edilen hizmete ilişkin davacı tarafın emeğini ortaya koyan deliller de dosyaya sunulmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı şirket tarafından Danışmanlık Sözleşmesinin konusu olan ihaleye 17.05.2010 tarihinde teklif verildiği sabit olup, 19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinde de "17.05.2010 tarihinde ihalesi yapılan ...işine teklif veren Firmamız.." açıklaması bulunduğundan, sözleşmenin, teklif verme aşaması davalı şirket tarafından yerine getirildikten sonra düzenlenmiş olduğu açıktır.
19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinde aşamalı ifa kararlaştırılmamış olup, ihalenin davalı şirket üzerinde kalması halinde danışmanlık ücretinin ödeneceği şeklinde sonuç odaklı hüküm kabul edilmiştir.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, ceza soruşturması kapsamı da dikkate alınarak Danışmanlık Sözleşmesinin konusu olan ihalenin davalı şirket üzerinde kaldığı ve davalının danışmanlık ücretini hak ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının itirazının iptaline, alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekirken, ilk bölümde sözleşmenin davalı yönünden bağlayıcı olmadığı, ikinci bölümde ise sözleşme geçerli kabul edilip teklif verme aşamasının oluşturulmadığı ve delil sunulmadığı şeklinde çelişkili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
II-DAİREMİZİN DİRENME GEREKÇESİ :
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, "Danışmanlık sözleşmesinin içeriğine bakıldığında da davacının edimlerinin; ihale dosyasını hazırlamak, takip etmek, gerekli görüşmeleri yapmak ve ihaleyi neticelendirmekten ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacının sözleşmeye göre kararlaştırılan bedeli talep edebilmesi için öncelikle bu edimleri ifa etmiş olması gerekir. Davacı yargılamanın hiçbir aşamasında ihalenin neticelendirilmesiyle ilgili somut bir işlem yaptığını iddia ve ispat etmemiştir. İlgili kuruma yazılan yazıya verilen cevapta da davacının adının geçmediği ve herhangi bir işlem yapmadığı bildirilmiştir. Bu durumda davacı kendi edimini ifa ettiğini ispat etmeden karşı taraftan bedelin ödenmesini isteyemez. Sırf ihalenin yapılmış olması davacının bedeli hakketmesi sonucunu doğurmaz. Bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış," şeklindeki bozma gerekçesi yönünden;
Dairemizce ve Yüksek Yargıtay 6. Hukuk Dairesince taraflar yönünden bağlayıcılığı kabul edilen 19.07.2010 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinde, 17.05.2010 tarihinde ihalesi yapılan Tren Hatları Bakım Hizmeti Alınması İşi'ne teklif veren davalı şirket adına ihale dosyası hazırlamaya, takip etmeye, gerekli görüşmeleri yapmaya ve neticelendirmeye davacı ...'nun yetkili olduğu, A1, A2 ve A3 bölümlerinden her biri veya hepsi için ihalenin davalı firmada kalması halinde kesin kararı takiben davacıya danışmanlık hizmet bedeli olarak toplam tutar üzerinden %2 ödeneceği hususunun düzenlendiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı 19.07.2010 tarihinde, 17.05.2010 tarihinde dava dışı TCDD tarafından açılan ihale ile ilgili teklif dosyalarının idareye teslim edilmiş olduğu açıktır. Buna göre davacı Danışman'ın sözleşme kapsamında yapacağı işlerin, ihale dosyasını takip etmek, gerekli görüşmeleri yapmak ve ihaleyi neticelendirmekten ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bozma kararındaki muhalefet şerhinde bildirildiği gibi, bu işlerin ve görüşmelerin belgeye bağlanması mümkün değildir. Sözleşme konusu ihalenin davalı şirket üzerinde kaldığı da gözetildiğinde, davacı Danışman'ın sözleşmedeki danışmanlık bedelini hak ettiği açıktır. Bu nedenlerle önceki kararımızda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizin direnilmesine karar verilen önceki kararında, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen sehven davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararının vekalet ücreti ile ilgili olmadığı gözetilerek, Dairemizce kurulan hükümde, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiş, bu durumun yeni hüküm niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir.
HÜKÜM :
Ayrıntıları yukarıda yazıldığı üzere;
I-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Dairemizin 06.03.2024 tarih ve 2019/2043 E., 2024/399 K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
II-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2019 tarih ve 2014/943 E., 2019/438 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın KABULÜNE, davalının Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2012/18104 E. sayılı dosyada itirazının 569.944,00 TL. asıl alacak üzerinden iptaline, takibin aynı koşullarla devamına,
İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si 113.988.80 TL. icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 38.933,00 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 6.282,25 TL'nin mahsubuyla kalan 32.650,75 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, 89.491,60 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan 6.310,30 TL. ilk masraf, 1.900,00 TL. bilirkişi ücreti, 147,00 TL. tebligat gideri, 111,90 TL. posta gideri, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı toplamı 8.590,50 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatırana iadesine,"
III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
08.04.2025 tarihinde, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2025

Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim