Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/2082
2025/126
11 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
( K A R A R )
ESAS NO : 2024/2082
KARAR NO : 2025/126
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
DAVA : Tapu iptali ve tescil
DAVA TARİHİ : 24.11.2020
KARAR TARİHİ : 11.02.2025
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2024 tarih ve 2024/972 E., 4029 K. sayılı kararı ile Dairemizin 14.02.2024 tarih ve 2023/1913 Esas 2024/276 sayılı kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma yapılmasına karar verildi, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili 24.11.2020 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin bir kısım ortaklarına konutlarını tahsis edip ferdileşme işlemlerini de yaparak tapularını verdiğini, müvekkili kooperatifte parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da konutunu edinememiş 98 üyenin bulunduğunu, müvekkili kooperatifin 16.04.2019 tarihli son genel kurulda tasfiye kararı almış olup bu kararın iptali talebiyle açılan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/237 E. sayılı davasında kararın iptaline karar verildiğini, davalıya üyeliği dolayısıyla da ... Parsel C Blok 15 No'lu bağımsız bölümün tahsis edildiğini, davalının 31.08.2015 tarihinde kooperatif ortaklığından istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili Kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde daire bedelinin belirlenebilir hale gelmesinden sonra taleplerini artırmak üzere fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
16.04.2022 tarihli harç tahsil makbuzuyla, dava konusu taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden eksik harcı tamamlamıştır.
Davalı vekili; müvekkilinin kooperatife tüm parasal yükümlüklerini yerine getirdiğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre 25.12.2004 tarihinde dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve tapuda devredildiğini, ana sözleşmenin 20. maddesindeki, "Kooperatiften ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder." düzenlemesi uyarınca istifa tarihi olan 31.08.2015 tarihinden itibaren bu iki yıllık sorumluluk bedelinin de hesaplandığını ve müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin çıkma hakkını kullandığını, yönetim kurulunca da istifasının kabul edildiğini, ana sözleşmenin 64. maddesinde, "Ferdi münasebete geçiş muamelesinden sonra muamelenin tamamlanması ve kendi borcunu kabullenmiş olması ile ortağın artık kredi borcu bakımından kooperatifle ilgisi kesilmiş olur." dendiğini, müvekkilinin istifa tarihinden sonra 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesindeki üç yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın husumet, yetki, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2023 tarih ve 2020/579 E., 2023/177 K. sayılı kararıyla; "Tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın 25.12.2004 tarihinde kooperatife üye olduğu, 08.12.2010 tarihinde, kooperatif tarafından, kendine tahsis edilen konutun tapusunun adına kaydedilmiş olduğu, davalı yanın 15.09.2015
tarihinde ise noterden gönderdiği ihtarname ile kooperatife olan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ve üyelikten istifa
ettiği, gerekli işlemlerin yapılmasını talep ettiği, kooperatif yönetim kurulunun ise 07.09.2015 tarihli kararı ile istifayı kabul
etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacının, 2015 yılında tapusunu aldığı, istifasının onaylandığı ve istifanın davacı yanca kabul edildiği, davalının süreçte üzerine düşen edimi yerine getirdiği, istifa anında borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, davalının istifasının kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararına aykırılık oluşturmadığı, davacı tarafın kooperatif yönetiminin değişmesine müteakip sıralı olarak daha önce istifası onaylanan ortaklara, tapu iptal tescil davaları açmaya başladığı ancak buradaki varsa zararı, haksız ve hakkaniyete aykırı olarak, ifasını tamamlamış ve istifası kabul edilen üyelere dönerek karşılamaya çalıştığı, kaldı ki hali hazırdaki üye sayısı ile istifa tarihindeki üye sayısının ve tapusunu almayan üye sayısının aynı olmadığı da göz önünde bulundurmakla, herkes hak ve borçlarını ileri sürüp, ifa ederken dürüst davranmakla mükellef olduğundan, daha önce istifası yönetim kurul kararı ile onaylanan üyenin istifasının geçerli olmadığı iddiasının, dürüst davranma ilkesine de aykırı olduğu değerlendirilmekle, bilirkişi raporu görüş ve kanaatinin aksine, kabule şayan olmadığı değerlendirilerek" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 14.02.2024 tarih ve 2023/1913 Esas 2024/276 sayılı kararıyla; davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine, "1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nın 450. maddesi, "(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir.
Dosya ve UYAP kayıtları kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09.10.2020 tarih ve 2019/237 E., 2020/504 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, tasfiyeye ilişkin gündemin 7/a maddesindeki kararın nitelikli çoğunlukla alınmadığı gerekçesiyle baştan itibaren geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği, taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararıyla, HMK'nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih ve 2021/3431 E., 2021/869 K. sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararı davalı kooperatif vekiline 10.04.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, kooperatif vekilince temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin kooperatifin tasfiyesine ilişkin 7/a maddesindeki kararın baştan itibaren geçersiz olduğuna ilişkin kararı, temyiz süresinin dolmasıyla davalı kooperatif yönünden 26.04.2021 tarihinde kesinleşmiştir. İş bu dava ise, genel kurulun tasfiyeye ilişkin 7/a maddesindeki kararı ile ilgili Mahkeme kararının kesinleşmesinden önce 24.11.2020 tarihinde açılmıştır.
Davacı kooperatif, tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının baştan itibaren geçersizliğinin tespitine ilişkin Mahkeme kararının yargılama aşamasında kesinleşmiş olması nedeniyle artık tasfiye halinde olmadığından, çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakların kooperatife iadesinin gerektiği ilkesi uyarınca, davalı aleyhine açacağı bir dava ile davalıya ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın tapu kaydının devredilmiş olması halinde rayiç bedelini talep edebilecektir.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olması nedeniyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve terditli rayiç değerinin tahsilini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amaçlarına ve işleyişine uygun olmayacak yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını gerekçesi yönünden düzelterek davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2024 tarih ve 2024/972 E., 4029 K. sayılı kararıyla; "1-Davacı konut yapı kooperatifince, normal üye olan davalı, kendisine tahsis edilen C Blok 15 no.lu bağımsız bölümü ferdileştirme sonucu adına tescil ettirdikten sonra; 07.09.2015 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve bu tarihteki yönetim kurulunca “tüm aidatlarını ödediği” belirtilerek istifası kabul edilmiştir.
2-Davacı kooperatif genel kurulunun 24.11.2000 tarihinde aldığı "tasfiyeye girme" kararının mahkemece iptal edildiği belirtilerek davalıya ferdileşme sonucu verilen konutun tapu iptal ve tesciline olmadığı takdirde daire bedelinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.
3-Çıkma (istifa) halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları Kooperatifler Kanunun’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 81/2. fıkrası "Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…" hükmünü içermektedir.
4-Yukarıda anılan KK. m.17 ve 81/2. fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak konut kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif "amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse" istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise "kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi" şeklinde ifade edilmiştir.
5-Somut olaya döndüğümüzde, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun "tasfiyeye girme" kararı Ankara 6. Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul Kararları'nın mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Dolayısıyla davacı kooperatifin "tasfiye hali de" hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında "taşınmazın geri istenememesi" için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemenin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının terditli talepleri ayrı ayrı incelenerek bir karar vermesi gerekirken yasa hükmü yanlış yorumlanarak ve kooperatifin fiili durumu gözetilmeden davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür." gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortaklığa bağlı olarak tapu kaydı devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davalının 25.12.2004 tarihinde davalı kooperatife ortak olduğu, dava konusu taşınmazın 08.10.2010 tarihinde ferdileşme yoluyla tapuda adına tescil edildiği, davalının 31.08.2015 tarihinde davacı kooperatif ortaklığından istifa ettiği, davacı kooperatifin 07.09.2015 tarih ve 140 sayılı yönetim kurulu kararıyla davalının istifasının kabulüne karar verildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin uyulmasına karar verilen bozma kararında da belirtildiği üzere genel kurul kararlarının mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararının, geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı, dolayısıyla davacı kooperatifin "tasfiye hali"nin hiç gerçekleşmediği, davacı kooperatifte konut sahibi olmayan ortakların varlığının devam ettiği, somut olayda Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesindeki istisnanın söz konusu olmadığı anlaşılmış, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı kooperatif adına tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, davalı adına kayıtlı ... parsel sayılı taşınmazda C Blok 5 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının İPTALİ ile, davacı kooperatif adına tapuya TESCİLİNE,
2-İİK'nın 28. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilgili Tapu Müdürlüğüne BİLDİRİLMESİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 25.037,10 TL. karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan (170,78+5.294,10=) 5.464,88 TL.'nin mahsubuyla kalan 19.572,22 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 238,98 TL. ilk masraf, 87,00 TL. tebligat gideri, 2.850,00 TL. bilirkişi ücreti, 791,50 TL. posta gideri, 200,00 TL ulaşım bedeli, 5.294,10 TL. tamamlama harcı, 492,00 TL. istinaf yoluna başvurma harcı, 2.107,80 TL. temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 12.061,38 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3) maddesi uyarınca, 58.643,48 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin
davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın gideri içinden alınarak yatırana iadesine,
11.02.2025 tarihinde, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. Verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 11/02/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.