mahkeme 2024/2048 E. 2025/327 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/2048

Karar No

2025/327

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (DAVA KABUL)

ESAS NO : 2024/2048
KARAR NO : 2025/327

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

Dairemizin 08.11.2023 tarih., 2019/2040 E., 2023/1774 K. sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2024 tarih, 2023/4457 E., 2024/2692 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, davalı kooperatif tarafından yapılan inşaattaki F Blok 2 no.lu dairenin, 20.07.2000 tarihli protokolle peşin ödeme ile davacıya satıldığını, kooperatife protokolde belirtilen ödemeler haricinde de ödemeler yapıldığını, kooperatif tarafından yapılan ferdileşme işleminde taşınmaz tapusunun diğer davalı ...'ye devredildiğini, kooperatif yönetimi tarafından bu yanlışlığın en kısa zamanda düzeltileceğinin, düzeltilemez ise F-2 no.lu dairenin tapusu yerine F-20 no.lu dairenin tapusunun verileceğinin vaat edildiğini ancak, kooperatif tasfiye haline geçmesine karşın sorunun halen çözülemediğini, kooperatif üyeliği sebebi ile satışı yapılan dairenin F-2 no.lu daire olduğunu, ancak fiilen tahsis edilen dairenin F-20 numara takılan başka bir daire olduğunu, yapılan araştırmada F Blok 20 no.lu daire kendisine teslim edilmiş ise de, projede ve tapuda F-18'e kadar daire sayısı bulunduğunu, 20 no.lu dairenin tapuda kayıtlı olmadığını, fiilen sahip olunan dairenin apartman ortak alanı olduğunu, 20 no.lu dairenin verilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek,F Blok 2 No.lu bağımsız bölümün mevcut tapusunun iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL bedelin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davalıların husumetinin bulunmadığını, davanın kesin hüküm nedeniyle her iki davalı yönünden de reddi gerektiğini zira aynı davanın daha önce de açıldığını ancak davadan feragat edildiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının ortak alanı bilerek aldığını, yönetim kurulunun satış yetkisinin bulunmadığını, numaralandırmanın belediye tarafından yapıldığını, bedel talebinin de haksız olduğunu zira 2004 den beri dairenin davacı tarafından kullanıldığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.
DAVANIN SEYRİ VE SONUCU :
İlk derece mahkemesince "...davacıya dava konusu taşınmazın yukarıda belirtilen protokol gereği satışının yapıldığı, kooperatif yönetim kurulu karar defterinde F blok giriş katında bulunan dairenin davacıya satılması yönünde karar alındığı, kooperatifçe dosyaya sunulan ana sözleşme uyarınca genel kuruldan karar almak şartıyla kooperatifin taşınır ve taşınmaz mallarını satmak, rehine koymak veya mülkiyetini aktarmak işlemlerinin geçerli olduğu, protokol tarihinden sonra alınmış bir genel kurul kararı olsa da yapılan işleme genel kurulca karar verildiğinden davacı ile davalı kooperatif arasındaki protokolün geçerli kabul edilmesi gerektiği, keşif mahallinde bilirkişiler eşliğinde yapılan incelemeye göre söz konusu 2 nolu konutun binanın 1. katında davacının hali hazırda ikamet ettiği yerin bir üst katında olduğu ve 2 +1 değil 3 +1 niteliğinde olduğu, taraflar arasında yapılan protokol ve kooperatif kura çekiminden sonra belediyece yapılan numaralandırmada F blok 2 nolu dairenin giriş kat üzerinde 1. Katta yer alan ve 3 +1 niteliğinde olan diğer davalı ... adına tapuda tescil edildiği, davacı yanın hali hazırda kullandığı dairenin ise F blok zemin kat ve 2 +1 şeklinde olan ve 20 no ile numaralandırılmış daire olduğu, dolayısıyla F blok 2 nolu daire olarak belirlenen davalıya ait olan ve davacıya satılan 2+1 olarak değil 3+1 olan bu dairenin davacı adına tescilinin mümkün olmadığı, davacının hali hazırda kullanmakta olduğu giriş kat 2+1 konumunda olan dairenin kooperatifin tasdikli mimari projesinde kooperatif ortak alanı olarak gözüktüğünden ve burada mülkiyet devri söz konusu olamayacağından protokole konu satış işleminin geçersiz sayılması gerektiği, dolayısıyla terditli olarak açılan davadaki tapu iptali ve tescil istemi yönündeki istemin dinlenilme şartlarının oluşmadığı sabittir.
Davacının alacak talebi yönündeki istemine gelindiğinde, mahkememizce hükme esas alınan denetime elverişli ve yargıtay içtihatlarına uygun bilirkişi raporu marifetiyle davacıya tahsis edilen konutun dava tarihi ile değeri tespit edilmiş (180.000,00-Tl), davalı kooperatife ödeme yapan davalı üye ...'nin yapmış olduğu ödeme miktarı dava tarihine göre güncellenerek tespit edilmiş (83.343,00-TL), bu miktar üzerinden kooperatife normal ödeme yapan üyenin bu ödemelerine karşı elde ettiği yararlanma tutarı tespit edilmiş (180,000,00-83.343,00=96.657,00-TL), davacının konut için yapmış olduğu ödemenin dava tarihine göre güncel değeri tespit edilmiş (62.765,00-TL), Yargıtay HGK nun 2002/11-633 esas, 2002/847 karar sayılı ve 23.10.2002 tarihli ilamında belirtilen ilkeler nazara alınarak davanın ödediği bedel ile diğer üyelerin ödediği bedel ve elde ettikleri menfaat kıyaslanarak yapılan hesaplama sonucu (62.765,00 X 96.657,00/83.343,00) davacının 72.792,00-TL kadar talep hakkı bulunmuş olup bu tutara dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, terditli olarak açılan tapu iptal ve tescil davasında davalıların zorunlu dava arkadaşlığı bulunması, bu talebin yukarıda belirtilen nedenlerle dinlenilme koşullarının oluşmaması ve davalı kooperatife ödenen bedelin iadesi talebinin ise kabulünün gerekmesi karşısında yargılama harç ve giderlerinden davalı kooperatifin sorumlu olması gerektiği..." gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulü ile 72.792,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmiştir.
Hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 08.11.2023 tarih., 2019/2040 E., 2023/1774 K sayılı kararıyla; "...davacı ve davalı ... vekillerin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının ilk ve öncelikli talebi tapu iptali ve tescile ilişkin olup; davacının fiilen kullandığı daireye ya da emsal daireye ilişkin istemde bulunabileceği açıktır. Davacı, F blok 2 nolu taşınmazın tapusunun iptalini, olmadığı takdirde dairenin bedelini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 10.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ikamet ettiği yerin 2 nolu yer olmadığı, 2 nolu dairenin davacının oturduğu yerin 2+1 daire olduğu ve protokolde de bu şekilde belirtildiği, dava konusu edilen ve incelenen yerin ise davacının dairesinin üst katında bulunan 3+1 daire olduğu, davacının dairesinin 20 noyu aldığı belirtilmiştir.
Devam eden yargılama sürecinde davacının kooperatif üyesi olmadığı görüşü bildirildiği halde, sanki üyeymiş gibi çelişkili olarak Yargıtay kararları ile benimsenen altı aşamalı hesap yöntemi ile tazminat hesabına gidilmiştir.
Oysa davacının satın aldığı daire ve benzer dairelerle ilgili satış konusunda genel kurul kararı mevcut olup, dosyaya da sunulu üyelik kartı düzenlenmiştir.
Bu durumda; davacının oturduğu dairenin ortak alan olması nedeniyle adına tesciline karar verilemeyeceği, zaten "dava konusu edilen 2 nolu dairenin" de üst kattaki 3+1 daire olduğu, protokol gereği 3+1 daire isteminde bulunamayacağı gözetilerek, tapu iptali ve tescil ile buna bağlı olarak terditli tazminat taleplerinin de reddi gerekirken, hatalı değerlendirme ve davacının üye olmadığından bahisle yapılan hatalı ve çelişkili hesaplamalar sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı yanın 2+1 bir esmal daire değeri ile ilgili talepte bulunma hakkının saklı olduğu da tabi bulunmuştur.
Bu durumda Dairemizce, davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne..." denilerek HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarih, 2023/4457 E., 2024/2692 K. sayılı kararıyla; "...1-Kooperatiflerde kural üyelerin aynı statüde olmasıdır. Ancak genel kurul kararlarıyla bazı üyelerden toplu ödeme alınarak farklı statü yaratılabilir.
2- Somut olay incelendiğinde, davacı ile yönetim kurulu arasında imzalanan 20.07.2000 tarihli protokolle 8.500.000.000-TL (8.500,00 Yeni TL) bedelle davacıya F Blok 2 no.lu daire (2+1 giriş kat) satıldığı, 30.07.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile F Blok giriş katındaki bulunan dairenin davacıya satılması yönünde karar alındığı, kooperatifin 26.05.2001 tarihli genel kurulunun 7 no.lu kararı ile şartlı üye alınmasının kararlaştırıldığı, davacıya üyelik kartı verildiği, yine kooperatifin davacı ile üyelik sıfatı ile yazışmalar yaptığı ve davacının 2004 tarihinden bu yana kendisine tahsis edilen konutta oturduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının peşin bedelli üye olduğunun kabulü gerekir.
3- Bu durumda, davacının kendisine tahsis edilen yerin ortak alan olup, tapu iptal tescilinin mümkün olmadığı, davalı ...'e ait olan F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün davacıya tahsis edilen yerle bir ilgisi olmadığı, davacının dava dilekçesinde kooperatifle yaptığı protokolde yazan numara gereği F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün tapu iptal tescilini, olmadığı takdirde rayiç bedelini talep ettiği, davacının kendisine tahsis edilen yerin ortak alan olup, tapu iptal tescilinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının tazminat talebinin kendisine teslim edilen sonradan 20 rakamı ile numaralandırılan daireyi de içerdiği kabul edilerek, davalı kooperatifçe davacıya verilecek bir bağımsız bölüm bulunduğu hususunun iddia edilmediği göz önüne alındığında, davacı tarafından ortaklık bedelinin peşin ödendiği gözetilerek, dava tarihi itibariyle davacıya teslim edilen 2+1 dairenin rayiç bedelinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir..."denilerek dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, kooperatif üyeliğine bağlı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde daire bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tespiti için bilirkişi rapor aldırılmış, sunulan raporda taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri 150.000,00-TL olarak belirlenmiştir.
Davacı üyeye tahsis edilen yer ortak alan olup, tapusunun iptali ile davacı adına tescili mümkün değildir. Davalı ...'e ait olan F Blok 2 no.lu bağımsız bölümün davacıya tahsis edilen yerle bir ilgisi olmadığından davacının tazminat talebinin kendisine teslim edilen sonradan 20 rakamı ile numaralandırılan daireyi de içerdiği kabulü ile dava tarihi itibariyle 2+1 dairenin rayiç bedeli 150.000,00 TL nin tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın kabulü ile; daire değeri 150.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.246,50 TL. karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan (27,70+27,70+3.050,00=) 3.105,4‬0 TL.'nin mahsubuyla kalan 7.141,10 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 59,50 TL. ilk masraf, 742,48 TL. tebligat-posta gideri, 6.400,00 TL. bilirkişi ücreti, 3.050,00 TL. tamamlama harcı, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı, 269,85 TL. temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 10.643,13 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın gideri içinden alınarak yatırana iadesine,
08.04.2025 tarihinde, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imza e-imza e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim