Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1242

Karar No

2024/1247

Karar Tarihi

1 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/1242
KARAR NO : 2024/1247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç.Dr. ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... -...
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ
DAVA : Tapu iptali ve tescil/tazminat
DAVA TARİHİ : 03.08.2019
KARAR TARİHİ : 01.10.2024

Dairemizin 31.01.2023 tarih ve 2022/1142 E., 2023/149 K. sayılı kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarih, 2023/1166 E., 2024/1927 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma yapılmasına karar verildi, dosya incelendi;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; harca esas değeri 135.000,00 TL. olarak göstererek, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatifin ... parselde bulunan D Blok 22 nolu bağımsız bölümü müvekkiline tahsis edileceğini kararlaştırdığını, bu arsa üzerinde dört bloktan oluşan binaları bitirdiğini, peşin bedelli ortak olan müvekkilinin belirlenen bedeli ödediği gibi genel gider, alt yapı giderleri vb. yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, bu durumun Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2018 tarih ve 2017/750 E., 2018/761 K. sayılı kararı ile belirlendiğini, davalı kooperatifin bir kısım ortaklara konutlarını teslim ettiğini, bu ortakların içinde oturmak veya kiraya vermek suretiyle konutlarından faydalanmaya başladıklarını, konutların çoğunun ferdi tapularını verdiğini, müvekkiline tahsis edilen konutun henüz teslim ve devir edilmediğini, bu durumun 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesine ve genel hukuk ilkelerine uygun olmadığını, kooperatif yönetiminin bir kısım ortaklara keyfi bir şekilde konutların devrini vermediğini, tapularının devri için genel kurulda kararlaştırılmayan yüksek paralar istediğini, davalı kooperatifin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.06.2012 tarih ve 2011/294 E., 2012/158 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini, iflas idaresince tapuların müflis kooperatif adına kayıtlı olmasından dolayı iflas masasındaki borçlar nedeniyle iflas şerhi konularak satış işlemlerine başlandığını, iflasın açılmasından önce bu konutun davacıya tahsis edildiğini, iflas açılmadan önce ortaklara tahsis edilmiş olan hakların masaya girmeyeceğini, bu bağımsız bölümün masadan çıkarılacak mal ve haklar arasında olduğunu, bu taşınmazın satışının mümkün olmadığını, satılsa bile rayiç konut bedelinin hak sahibi davacıya ait olması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... parselde bulunan D Blok 22 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu mümkün görülmez ise konut bedelinin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiş;
20.01.2021 tarihinde taşınmazın keşifte belirlenen değeri 395.000,00 TL. üzerinden eksik harcı tamamlamış,
20.12.2022 tarihli dilekçesiyle de, terditli konut bedelinin tahsili taleplerinden feragat ettiklerini açıklamıştır.
Davalı kooperatif iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde; davalı kooperatif üyesi olan davacının iflas tasfiye sürece devam ederken üyeliği nedeniyle kooperatife ödemiş olduğu bedeli istemesinin mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu olan taşınmaz ve müflis adına kayıtlı olan diğer taşınmazlar masa malvarlığını teşkil etmekte olup müflisin alacaklılarının alacaklarına kavuşması için iflas şerhli olarak masa malvarlığında bulunduklarını, davacının müflis kooperatifin ortağı yani aktif olan bir üyesi olduğu için müflisten alacaklı olanlara karşı da yasal olarak sorumluluğunun devam ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesinin 01.04.2021 tarih ve 2019/326 E., 2021/210 K. sayılı kararıyla; "28/02/2008 gün ve 206 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacı kooperatifin peşin paralı ortağı ...'a (297) ait ... Parsel üzerindeki D blok güneydoğu cephe 5. Kat 22 numaralı konuta bağlı kooperatif hissesini devir yoluyla aldığı ve hissenin yeni numarası da 439 olduğu anlaşılmıştır. Davacının, davalı kooperatifin peşin ödemeli ortağı olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Kooperatife ait (2011, 2012, 2013, 3014, 2015 ve 2016 yılları) 28/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında, daire fiyatları için eksik ödemeler, iskan ve tapu işlemleri, yükleniciye hakediş ödemesi, ruhsat, belediye iş ve işlemleri, yapı denetim hizmetleri, ada içi altyapı ve çevre düzeni, SGK ve vergi borcu güvenlik, blokların aynı seviyeye getirilmesi vb. İşlerinde kullanılmak üzere daire başı 70.000,00 TL tutarındaki ödemenin iflas masasına yatırılması istenilmiştir fakat davacı peşin ödemeli ortak olması sebebiyle bu bedellerin tamamını karşılaması gerekmediği kanaati oluşmuştur. Peşin ortak olan davacının 2012 yılından sonra gerçekleşmiş çevre gideri, altyapı bedeli ve genel yönetim giderinin de kendisinden talep edilebileceği bilirkişi raporunda Kooperatifler Kanunu 23. maddesine atıf yapılarak bildirilmişse de Yargıtay 23.HD 2016/6372 esas, 2016/391 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; peşin bedelli ortaktan aidat talep edilemeyeceği, aidat borcu dışında çevre düzenlemesi, tapu gideri, genel giderler ve alt yapı gideri borcu olan ortaklara tapu vermekten kaçınılamayacağı, böyle bir durumda peşin ödemeli ortağa tapusu verildikten sonra bu alacakların tahsili yoluna gidilmesi gerektiği anlaşılmıştır. (Kooperatifler Hukuku, Coşkun Mahmut, Seçkin Yayınları, 1.Bası, syf 140-141)" gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fer'i nitelikteki taşınmazın takyidatlarından ari tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 06.10.2021 tarih ve 2021/982 E., 2021/1411 K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamından, davalı kooperatifin 19.06.2012 tarihinde iflasına karar verildiği, kooperatifin 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait 28.05.2017 tarihli genel kurulunda gündemin 5. maddesinde, 'Daire fiyatları için eksik ödemeler, iskan ve tapu işlemleri, yükleniciye hak ediş ödemesi, ruhsat, belediye iş ve işlemleri, yapı denetim hizmetleri, ada içi altyapı ve çevre düzeni, SGK ve vergi borcu, güvenlik, blokların aynı seviyeye getirilmesi vb. işlerinde kullanılmak üzere daire başına 70.000,00 TL. ödemenin iflas masasına yatırılmasına' karar verildiği, bu kararın iptal edildiğine ilişkin dosyada beyan ve delil bulunmadığı, bir kısım üyenin bu bedelin ödenmesi karşılığında daire tapularının kendilerine devri yönünde talep dilekçesi sunması üzerine, müflis kooperatifin Alacaklılar Olağanüstü Toplantısında 07.03.2019 tarihinde alınan karar ile, 'Kooperatif üyelerinin, kanundan kaynaklanan sorumlulukları ve taşınmaz üzerindeki iflas şerhi baki kalmak kaydıyla taşınmazların kendilerine devri yolundaki taleplerinin, kooperatife olan tüm parasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve gerekirse ek ödeme alınarak devir şartlarının belirlenmesi'ne oy çokluğuyla karar verildiği, bu doğrultuda bu ödemeyi yapan bir kısım üyeye ait dairenin tapu kaydının iflas şerhiyle birlikte üyeye devredildiği anlaşılmıştır. Bu arada müflise ait taşınmazın tapu kaydındaki iflas şerhi, müflisin o taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının iflas idaresine geçtiği, müflis tarafından devir, temlik veya sınırlı ayni hak tesisinin mümkün olmadığını göstermek amacıyla konulmakta olup, iflas şerhiyle taşınmazın tapu kaydının üyeye devrinden sonra iflas idaresinin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının devam ettiği söylenemez.
-Kural olarak, kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için davaya konu edilen taşınmaza yönelik olarak davalı kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğundan, davacı ile aynı durumda olan birçok ortağa borca rağmen tapularının verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu kural Yargıtay 11. Hukuk ve 23. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarıyla yerleşmiş olup, peşin bedelli veya normal ortak ayrımı yapılmaksızın tüm ortaklara uygulanagelmiştir. Ayrıca, 'aidat' olarak adlandırılan ödenti, ana sözleşmenin 21. maddesine göre arsa, altyapı, inşaat ve benzeri giderlerden oluşmaktadır. Her yıl yönetim kurulunca bilanço ve gelir gider cetveli hazırlanarak aidat tutarı belirlenmekte ve genel kurulun onayına sunulmaktadır. Görüldüğü üzere 'aidat' tutarının içinde inşaat finansman giderleri, genel yönetim giderleri, alt yapı giderleri bulunabilmektedir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 23. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarıyla peşin bedelli ortakların kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumluluğunun devam ettiği kabul edilmiş; peşin bedelli üyenin sorumluluğunun belirlenmesi için istenen aidat tutarı içindeki genel yönetim ve alt yapı giderlerinin belirlenmesi gerektiğine ilişkin bozma kararları verilmiştir. Bu nedenlerle İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesinde yer verilen Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.02.2017 tarih ve 2016/6372 E., 2017/391 K. sayılı sayılı kararındaki, '... peşin bedelli ortaktan aidat talep edilemeyeceği, aidat borcu dışında çevre düzenlemesi, tapu gideri, genel giderler ve alt yapı gideri borcu olan ortaklara tapu vermekten kaçınılamayacağı...' yolundaki gerekçenin aidat ile ilgili tanıma ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 23. Hukuk Dairesinin önceki kararlarına uygun düşmemesi nedeniyle katılmak mümkün olmamıştır.
Bilirkişi raporunda davalı kooperatifin 113 üyesinin bulunduğu, iflasından önce yaklaşık 30 kadar üyesine tahsisli taşınmazlarının tapu kayıtlarının devredildiği, yine iflasından sonra yaklaşık 19 üyeye tapu devri yapıldığı belirlenmiştir. Buna göre, yukarıdaki ilke kapsamında davalı kooperatifin toplam üye sayısına göre borçlarına rağmen ortaklarına tapularının devredildiği yönünde bir uygulamanın yerleştiği söylenemez.
-Bir konutun ortağa tahsisi ortağa şahsi hak sağlar. Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır.
Öte yandan İİK'nın 198. maddesi, 'Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur.' hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı kooperatif üyesinin kooperatife karşı parasal yükümlüğü bulunması halinde tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gibi değerini de isteyemeyeceğinin; parasal yükümlülüğü bulunmadığının anlaşılması halinde ise dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisinin davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşettiği, ancak davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, terditli tazminat/kayıt kabul isteminde bulunabileceğinin gözetilmesi gerekir.
-Yeri gelmişken davalı iflas idaresi vekilince muhtelif dilekçelerde dile getirilen Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 03.11.2011 tarih ve 2011/2573 E., 2011/1519 K. sayılı kararındaki, '1163 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. Anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için ödediği paylar ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK.nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür.' gerekçesine de değinmek gerekmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince bu karar dışında aynı yönde 29.03.2012 tarih ve 2011/4362 E., 2012/2455 K. sayılı karar dışında verilmiş karar bulunmamaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarih ve 2012/6955 E, 2013/752 K; 17.06.2013 tarih ve 3502 E, 4141 K; 21.06.2013 tarih ve 4136 E, 4294 K; 21.11.2013 tarih ve 5728 E., 7320 K; 18.03.2014 tarih ve 2013/8059 E., 2014/2038 K.,12.10.2015 tarih ve 2014/9460 E., 2015/6457 K. ve 27.10.2015 tarih ve 2014/10329 E., 2015/6925 K. sayılı kararları ile Dairemizin çoğunluğu aynı Mahkemeye ait 17.05.2018 tarih ve 2017/1172 E., 2018/717, aynı tarih 2017/1173 E., 2018/722 K., aynı tarih 2017/1176 E., 2018/689 K., aynı tarih 2018/85 E., 2018/696 K., aynı tarih 2017/1171 E., 2018/703 K., 09.05.2019 tarih ve 2018/1910 E., 2019/773 K. ve 16.12.2020 tarih ve 2018/1907 E., 2020/1655 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın 480/3. maddesinde, 'Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur.' hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür.
Ancak davacı kooperatif ortağının terditli taşınmazın bedelinin tahsili istemi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün alacaklardandır. Anonim şirketlerde sermayenin korunmasını amaçlayan ve ancak hisse senetlerinin bazı istisnalar dışında şirketçe satın alınmasını yasaklayan, hisse senetlerinin başkasına devri suretiyle el değişikliğine imkan veren yapısı ve özelliği ile kooperatiflerin yapısı ve amacı aynı değildir. Anonim şirketlerde, hisse senetlerin, maliki olan ortakların kendi arasında veya dışarıdan birine devri mümkün ise de, çıkma mümkün olmayıp, sermaye payının ödenmemesi nedeniyle TTK'nın 482. maddesi uyarınca çıkarılma imkân dahilindedir. TTK'nın 379, 383, 384, 39 ve 389. maddelerinde şirketin, kendi hisse senetlerinin maliki olmasının mümkün olmadığı ve bunun istisnaları açıklanmıştır. Diğer anlatımla, ortakların hisse bedelini geri istemeleri mümkün olmadığı gibi, anonim şirketlerin de kendi hisse senetlerini geri alabilmeleri de mümkün değildir. Kooperatiflerden açık kapı ilkesi uyarınca istifa ve ihraç mümkün olup, çıkma payından kooperatif sorumlu olduğu gibi, üyenin konut karşılığı tazminat isteminden ve fazla ödemelerin istirdatı isteminden de sorumludur. Bu konuda yasa ve anasözleşmede bir boşluk bulunmamaktadır. Boşluk bulunmadığına göre, TTK'nın anonim şirketler ile ilgili düzenlemelerinin kıyasen uygulanmasına ihtiyaç da bulunmamaktadır. İflas halinde kooperatifin bu borca ilişkin sorumluluğu kaldıran bir hukuki düzenlemeye Kooperatifler Kanunu'nda ve anasözleşmede yer verilmiş değildir.
-İş bu davada alınan bilirkişi raporunda, peşin bedelli ortak olan davacının genel yönetim, alt yapı ve çevre giderlerinden sorumlu olduğu, 2012 yılı itibariyle toplam ödemesi gereken tutarın 102.686,69 TL. olduğu, ödemesinin ise 158.400,00 TL. olduğu, buna göre 55.713,31 TL. fazla ödemesinin bulunduğu, kooperatifin 28.05.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde alınan daire başı 70.000,00 TL. ödenmesine ilişkin karardaki çevre gideri, altyapı bedeli ve genel yönetim giderinden peşin bedelli ortak olduğu için sorumlu olacağı, bu bedeller kendisinden talep edilerek Kooperatifler Kanununun 23. maddesindeki eşitlik ilkesine uygun işlem yapılması gerektiği tespit ve görüşü isabetli olarak belirtilmiştir.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince 28.05.2017 tarihli genel kurulda görüşülen 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin bilanço ve gelir gider cetvelleri davalı kooperatiften veya ana sözleşmenin 41. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğünden istenerek, istenen tutar içindeki çevre gideri, alt yapı bedeli ve genel yönetim giderinden peşin bedelli ortak olduğu anlaşılan davacının sorumlu olduğu tutarın tespiti, davanın çıkma payı alacağının tahsili davası olmadığı gözetilerek dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife borçlu olup olmadığının tespiti yönünde ek bilirkişi raporu alınması, dava tarihi itibariyle davalı kooperatife borçlu olduğunun tespiti halinde tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi; borçlu olmadığının tespiti halinde ise İİK'nın 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği ancak terditli tazminat istemi yönünden kayıt ve kabul isteminde bulunabileceği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2021/848 E., 2022/337 K. sayılı kararıyla; "Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit edilen, diğer anlatımla eksik ödemesi bulunmadığı peşin ortak olan davacının dava tarihi itibariyle 39.298,09 TL fazla ödemesi bulunduğu belirlenen, ancak kendisine Ankara Bam 23. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak mahkememizce değerlendirme yapılarak davalı kooperatifin 113 üyesinin bulunduğu, iflasından önce yaklaşık 30 kadar üyesine tahsisli taşınmazlarının tapu kayıtlarının devredildiği, yine iflasından sonra yaklaşık 19 üyeye tapu devri yapıldığı buna göre, yukarıdaki ilke kapsamında davalı kooperatifin toplam üye sayısına göre borçlarına rağmen ortaklarına tapularının devredildiği yönünde bir uygulamanın bulunmadığı nazara alınarak tapu iptal tescil talebinin reddine, terditli talebi olan tazminat talebi değerlendirilerek konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceğinin kabulü gerekir. Eksik ödemesi olan bir üyenin konut karşılığı tazminat alacağı, Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarında formüle edilen hesaplanma şekline göre belirlenir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/1008 Esas; 2014/5030 Karar, 2015/3675 Esas;2016/539 Karar) İş bu kapsamda yapılan değerlendirme ile Bilirkişi kurulu 28/02/2022 tarihli ek raporu hükme esas alınarak bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirmede peşin ortak olan davacının dava tarihi itibariyle 39.298,09 TL fazla ödemesi bulunduğu, dava konusu taşınmazın değerine etki eden diğer tüm faktörler dikkate alındığında dava tarihi (03/07/2019) itibariyle serbest piyasadaki rayiç değerinin (395.000,00 TL) olabileceği, davacı peşin ödemeli ortak olduğundan ve kooperatife karşı tüm yükümlülüklerini 39,298,09 TL. fazlasıyla karşıladığından, dairenin dava tarihindeki değerinin talep edebileceği" gerekçesiyle, davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, terditli tazminat talebinin kabulüne, 395.000,00 TL'nin davalının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 31.01.2023 tarih ve 2022/1142 E., 2023/149 K. sayılı kararıyla; "I-Davacı kooperatif ortağının konutunun 2009 yılında tahsis ve teslim edildiği ve bazı ortakların tapularının verildiği konusunda bir uyuşmazlık olmadığına göre, davacının kooperatif ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili istemi ile ilgili talep hakkının iflastan önce doğduğu tabiidir.
Alacaklılar tarafından iflas masasına başvurulmadan dava açılması mümkün olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.
İİK'nın 198. maddesi, "Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur." hükmünü içermektedir.
Kooperatif ortağının kooperatife karşı sahip olduğu tahsise dayalı tapu iptali ve tescil isteme hakkı yukarıda belirtildiği üzere şahsi hak bahşettiğinden ayni hak sahibi üçüncü kişilerce ileri sürülebilecek masadan çıkarma istemini düzenleyen İİK'nın 228. maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda araştırma yapılmış olmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 356/(2). maddesi uyarınca taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-Dava, tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa tazminat istemine ilişkin olarak açılmıştır.
Davacı vekilince Dairemize sunulan 20.12.2022 tarihli dilekçede terditli tazminat istemlerinden feragat ettikleri açıklanmıştır.
Dairemiz kararında da belirtildiği üzere, dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisi ve teslimi, davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşetmiştir. Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır. Bu hak ortağa ayni hak bahşetmez.
Ancak davalı kooperatifin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür....
Dairemiz kararında gerekçeleri de belirtilerek, dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisinin davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşettiği, ancak davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, taahhüdün aynen ifasının yani tapu kaydının devrinin tasfiye durumuna göre iflas idaresinin takdirinde olduğu, davacı ortağın borçlu olmadığının tespiti halinde İİK'nın 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği ancak artık para alacağına çevrilen alacağının kaydı isteminde bulunabileceği hususları açıklanmıştır. Buna göre davacı tarafça asıl istemi olan tapu iptali ve tescil isteminden feragat edilmediği, tapu iptali ve tescil isteminin de iflas idaresince tapu devrinin yapılmaması nedeniyle İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına çevrildiği, bu para alacağının terditli tazminat istemiyle ilgisi bulunmadığı değerlendirilerek davacı tarafın terditli tazminat isteminden feragatinin sonuca etkisi olmayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, davacının ısrarla tapu iptali ve tescil istemini (mevzu para olmayan alacağı ile ilgili istemini) tekrarlamış olduğu ve iflas idaresince taahhüdün aynen ifasının reddedildiği gözetilerek, aslında tapu iptali ve tescil isteminin para alacağına çevrileceği ve bu nedenle tapu iptali ve tescil istemi yönünden para alacağına hükmedilmesi gerektiği hususu göz ardı edilerek tapu iptali ve tescil isteminin reddine, terditli tazminat istemi yönünden de taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
İlk derece Mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın iflas tarihi itibariyle değerinin belirlenmemiş olduğu görülmüş, bilirkişiden bu yönde ek rapor alınmış, bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazın iflas tarihi itibariyle rayiç değerinin 176.000,00 TL. olduğu tespit ve görüşü bildirilmiştir.
Buna göre Dairemizce, HMK'nın 356/(2). maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı tabii olduğundan, tapu iptali tescil istemi ile açılan davada taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden harcın tamamlanmış olmasının bu miktarın tahsili istemine yönelik olmadığı da göz önünde bulundurularak davanın tam kabulü yolunda yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir." denilerek, HMK'nın 356/(2). maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, 176.000,00 TL.'nin davalı kooperatifin iflas masasına davacı alacağı olarak kaydına karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarih, 2023/1166 E., 2024/1927 K. sayılı kararıyla; "2. Davalı kooperatif aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı ancak kooperatif iflas ettiğinden tapu iptal ve tescil hakkı bulunmaması nedeniyle iflas tarihi itibariyle tapu iptali ve tescile konu taşınmazın rayiç değerine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, iflas eden kooperatifin iflas masasına karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamayacağına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü yerinde olmakla birlikte tazminat yönünden, 1163 sayılı Kanun’un 98 nci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanacağından, TTK'nın 329'ncu maddesinde; belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur." hükmü göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olamayacağından ve ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturacağından, sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar, kural olarak müflis şirketin iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan ve İİK'nın 196'ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür.
Bu hükümler göz önünde bulundurulduğunda Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre (06.05.2024 tarih 2023/3386 E., 2024/1289 K., 02.05.2023 tarih 2022/687 E., 2023/1559 K., 04.10.2023 tarih 2022/2819 E., 2023/3124 K.) müflis kooperatifler yönünden de 1163 Sayılı 98. maddesi atfıyla uygulanacak yukarıda yer verilen TTK'nın 329 ve 480/3. maddesi gereğince kooperatif ortağının kooperatif üyesi olarak ödediği aidatların karşılığını oluşturan bir başka deyişle üyenin ortaklığa koyduğu sermaye payı niteliğinde olan aidatların karşılığı taşınmaz mülkiyeti veya yerine geçecek tazminatın istenmesi ortaklığa konulan sermaye borcunun iadesinin istenmesi mahiyetinde olup bunun tazminat olarak iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden," gerekçesiyle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine ve Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dava, tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tazminat istemine ilişkindir.
Dairemiz kararının yukarıda yazılı olduğu şekilde bozulması üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmış, taraf vekilleri duruşmaya çağrılmıştır.
Taraf vekillerince Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarih, 2023/1166 E., 2024/1927 K. sayılı bozma kararına uyulmasına karar verilmesinin talep edilmesi üzerine bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Buna göre Dairemizce, uyulmasına karar verilen bozma kararı doğrultusunda, davacı tarafın davalı müflis kooperatif adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini talep edemeyeceği gibi, taşınmazın değerini de talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. karar ve ilam harcının peşin ve tamamlama yolu ile alınan (2.305,47+4.441,00=) 6.746,47 TL'den mahsubu ile fazla alınan 6.318,87 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3) ve 13/(1). maddeleri uyarınca hesaplanan 28.160,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 88,00 TL tebligat gideri, 50,00 TL posta gideri, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 382,80 TL istinaf yoluna başvuru harcı, 886,80 TL temyiz yoluna başvuru harcı toplamı 2.607,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatıran tarafa iadesine,
01.10.2024 tarihinde, davacı vekili ile davalı iflas idaresi vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. Verilen karar usulen okunup açıklandı.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 07/10/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim