Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1203

Karar No

2024/1610

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1203 - 2024/1610
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (D İ R E N M E )

ESAS NO : 2024/1203
KARAR NO : 2024/1610

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2018
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/400 E.-2018/948 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

Dairemizin 14.06.2023 tarih ve 2019/723 E., 2023/1080 K. sayılı kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2023/2950 E., 2024/1852 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma yapılmasına karar verildi, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; davalı ... ile ... Türkiye temsilcisi ... ve müvekkili ... arasında 10.10.2000 tarihinde "Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi Kalite, Sağlık ve Güvenlik, Çevre Yönetim Sistemi Tetkik ve Sertifika Hizmetleri Anlaşması" başlığını taşıyan bir anlaşma (Asıl Anlaşma) imzalandığını, bu sözleşmeden doğan borçların tümüyle ifasının ardından davalı ...'ın bu kez kurum teşkilâtının tamamı için Kurumsal Yeniden Yapılandırma ve Entegre Yönetim Sistemlerinin (EYS) kurulması ve sertifikalarının alınması kararı aldığını ve bu amaçla müvekkili ile davalı arasında 08.10.2001 tarihinde bir sözleşme daha akdedildiğini,
Daha sonra dava dışı ... şirketlerinin ortakları arasında sorunlar çıkması üzerine müvekkilinin ... ile 12.06.2002 tarihinde toplantı yaptığını ve davacı ile yeni bir eğitim ve danışmanlık sözleşmesi yapılması kaydıyla ... ile ... arasında yapılan 10.10.2000 tarihli ana sözleşme ile onun devamı niteliğinde bulunan 08.10.2001 tarihli sözleşmenin feshi hususunda mutabakata varıldığını, ...'ın 03.09.2002 tarihli fesih bildirimi ile hem davacı ve hem de dava dışı ... ile arasındaki sözleşme ilişkisini sözleşmenin ilk etabının tamamlanması gereken 29.11.2002 tarihi itibariyle feshettiğini beyan ettiğini,
Davacının kurum bünyesindeki faaliyetlerini davalı kurumun istek ve kabulü doğrultusunda sürdürmek zorunda kaldığını, işbu davanın konusunun davalı kurumun sözleşmeyi feshetmesinden sonraki evrede üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesine dayalı olduğunu, ...'ın, fesih açıklamasının akabinde sulh görüşmeleri sırasında sözleşmeye devam edecekmiş gibi davrandığını, ihtarname tebliğine ve itiraz etmemesine rağmen davacının danışmanlık bedeline ilişkin düzenlediği Aralık 2002-Mart 2003 dönemlerine ait 01.04.2003 tarihli KDV dahil 198.248.483.715 (Eski)TL, Nisan 2003 dönemine ait 01.05.2003 tarihli KDV dahil 44.354.274.240 (Eski)TL, Mayıs 2003 dönemine ait 02.06.2003 tarihli KDV dahil 22.616.792.730 (Eski)TL bedelli faturaları ödemediğini,
Davalıya ... 20.10.2000 tarihli ve 19.860 USD, ... Bankası 22.10.2001 tarihli ve 45.000 USD, ... Bankası 18.01.2002 tarihli ve 42.000 USD, ... Bankası 19.02.2002 tarihli ve 112.000 USD ve ... Bankası 28.02.2003 tarihli ve 22.320 USD olmak üzere toplam 241.180 USD bedelli teminat mektuplarının verildiğini, sözleşme 29.11.2002 tarihinde feshedildiğine göre teminat mektuplarının hükümsüz hale geldiğini, ilgili bankalara ödenen komisyonların 14.408.404.337 (Eski)TL’ye ulaştığını,
İleri sürerek, 265.219.550.685 (Eski)TL hizmet bedelinin 08.08.2003 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline,
Haksız yere alıkonulan teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine,
Teminat mektuplarının hükümsüzlüğünün tespiti ile iade edilmemelerinden kaynaklanan 14.408.404.337 (Eski)TL'nin 08.04.2003 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline,
Karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 10.10.2000 tarihinde müvekkili ile ... firmasının Türkiye temsilcileri olan davacı ... ve ... (... A.Ş.) şirketi arasında "Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi, Kalite, Sağlık ve Güvenlik Çevre Yönetim Sistemi Tetkik ve Sertifika Anlaşması" adı altında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyi hem ... hem de ... adına ...'in imzaladığını, bunu takiben 18.05.2001 tarihinde ... ile ... ve ...'den oluşan firma arasında ek anlaşma imzalandığını, bu sözleşmeler devam etmekte iken ... ve ... yöneticileri arasında uyuşmazlıklar olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilince ... ve ... adına atılan imzaların ... tarafından atıldığı, her iki firmanın da kurucu ortağı ve en büyük hissedarı olduğu, iki firma arasında sermaye ve idari bağ bulunduğu hususlarının tespit edildiğini, her iki şirketi temsilen ... tarafından sözleşme imzalanmasının Borçlar Hukuku'nun temel ilkelerinden olan "Sözleşmenin Akdedilmesi Sırasında Tarafların Özen Yükümü" ilkesine aykırı olarak gizlenerek müvekkilinin yanıltıldığını, yapılan işin gerekleriyle ilgili Avrupa Normlarına EUROPE 45012 Normu belgelendirmesi yapan kuruluşların uymak zorunda oldukları kuralların belirlendiği norma uyulmadığını, İSO standartlarını tesis edecek firma ve sertifikasyonu sağlayacak firmanın aynı olamayacağını, konunun müvekkilince değerlendirilmesi üzerine firmalar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle 10.10.2000 tarihli anlaşma ve eklerinin sözleşmenin 12. maddesi gereğince yürütülemeyeceği, öngörülen işin yapılamayacağı geçerli ve diğer anlatılan gerekçelerle 29.11.2002 tarihi itibariyle 03.09.2002 tarihinde yapılan bildirimle feshedildiğini, davacı tarafça 01.08.2003 tarihli ihtarname ile sözleşmenin fesih tarihinden sonra bir sözleşme olmaksızın 2002 Aralık ayı ile 2003 Mayıs ayı arasında bir takım işler yaptığını belirterek müvekkilinden üç ayrı fatura ile toplam 265.219.550.685 TL'nin talep edildiğini, müvekkilince 20.08.2003 tarihli ihtarname ile "Kurumu temsile yetkili olmayan kişilerle yapılmış her türlü görüşme ve/veya çalışmalar açıkça fesih iradesini ortaya koymuş kurumu hiç bir şekilde ilzam etmez ve borç altına sokmaz" denilerek cevap verildiğini, müvekkilinin teminat mektuplarına el koymadığını, araştırma ve incelemenin sonucunun beklendiğini, teminat mektuplarının müvekkilinin hak ve menfaatlerini korumak için alındığını, iadelerinin ancak ibralaşma ile olacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2018 tarih ve 2014/400 E., 2018/948 K. sayılı kararıyla; "İhtilâf, davacının, sözleşmenin feshinden sonra yaptığı çalışmaların, davalı kurumun bilgi ve izni altında yapılıp yapılmadığı, faturalara dayalı olarak talepte haklı olduğu alacak bulunup bulunmadığı ve varsa tutarları ile teminat mektuplarının hükümsüzlüğü ve komisyon ve masraf bedellerinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, noktalarında toplanmaktadır.
Tüm deliller toplanmış, belgeler getirtilmiş, teknik inceleme gerektirmesi nedeniyle bilirkişiler eliyle defter incelemesi yaptırılmış, kök ve ek raporlar alınmıştır.
Öncelikle tüm dosya kapsamından, dava konusu edilen teminat mektupları yönünden; ... Bankası AŞ’ye ait 45.000, 42.000, 112.000 ve 22.320 USD bedelli teminat mektuplarının bankaya iade edildiği ve mektup çıkışlarının yapıldığı bildirilmiştir. 20/10/2000 tarihli ... tarafından verilen 19.860,00 USD tutarlı teminat mektubunun ... AŞ’nin birleşik fona devri nedeniyle davalı ...’tan alınarak yerine ... Bankası tarafından düzenlenen 16/12/2009 tarihli 19.860,00 USD tutarlı teminat mektubu teslim edilmiş, bu teminat mektubu da, Bankanın ... Şubesine iade edilmiştir. Dolayısıyla, teminat mektupları yönünden açılan davanın konusunun kalmadığı belirlenmiş olup, teminat mektuplarının hükümsüzlüğü/iadesi talebi yönünden, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Davalı vekili her ne kadar, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/300 E. sayılı dosyasından verilen tedbir kararı nedeniyle teminat mektuplarının iade edilmediğini savunmuş ise de, bu dava davalı tarafından açılmış olup, teminat mektuplarının komisyon bedelinden davalı sorumlu tutulmalıdır. Son bilirkişilerin ek raporunda, teminat mektupları için ödenen bedel toplam 27.764,18 TL olarak hesaplanmıştır. Davada talep ise, 14.408.40 TL olduğundan, taleple bağlı kalınarak 14.408,40 TL yönünden kabul kararı verilmelidir.
Eldeki davada faturalardan kaynaklanan alacak hususu uyuşmazlığın esasını teşkil etmektedir.
Davalı vekili, 05/03/2005 havale tarihli ikinci cevap dilekçesinin 8. sayfasında, “… Davacı Firma, ...’ın yetkili kurulu olan yönetim kurulu ile sözleşmenin fesih iradesi ortadan kalkmadan ve yeni bir sözleşme imzalanmadan ...’ı temsil ve ilzam edenlerin talebi olmadan risk alarak kendiliğinden bir takım faaliyetlerde bulunarak Aralık 2002 ila Mayıs 2003 tarihleri arasında 3 ayrı fatura çıkartmıştır…” demiş; 06/05/2005 tarihli dilekçesinde; “…Zira müvekkile geçerli bir sözleşme kapsamında verilmeyen hizmetten bir alacağın doğması da hukuken mümkün değildir…” sözlerinden, hizmetin verildiği anlamı çıktığı izlenmiştir. Kaldı ki, Davacı ...’nin sözleşmenin feshinden sonra Davalı ...’a hizmet verdiğinin sabit olduğu, genel müdürlüğün bilgisinin olduğunun kurumun kendi müfettişlerince raporlarında tespit edilmiş olup, davalı ... vekillerinin, temsil yetkisi olmayan kişilerle yapılan görüşme ve çalışmalar iddiası yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporlarından, davacı ... tarafından bedelleri talep edilen uyuşmazlık konusu 3 adet fatura içeriklerindeki adam/gün, adam/saat olarak belirtilen hizmetlerin doğrulanması için davalı ... tarafından tutulmuş kayıt olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından ibraz edilen muavin defter kayıtlarında ve 2003 dönemi 02/00628 nolu muhasebe fiş kaydının dayanağı belgelerin incelenmesinde ihtilaf konusu faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığı anlaşılmıştır. Teftiş kurulu yazılarında, "...firmanın Kurum içi çalışmalarına yeniden başlamasının sağlandığı, (...) ... Ltd. Şti'nin ilave çalışması için yönetim kurulundan izin ve ödenek alınmaması üzerine, 2003 yılının ilk aylarında İnsan Kaynakları ve Organizasyon Daire Başkanı ...'nin yardımları ile sözleşmesi fesih edilmiş ... firmasından yetkisiz ve herhangi bir mukavele ya da protokol olmadan performans yönetimi konusunda Eğitim Daire Başkanlığı'nı da devre dışı bırakarak hizmet alımı gayreti içerisine girdiği ve firmanın yaklaşık 265 milyar TL para talebine ve Kurumun zararına neden olacak tavır ve davranışlar içerisine girdiği, (...)sözleşmesi fesih edilen firmanın çalışmalarına engel olmadığı gibi ödeme talebi için müzekkere hazırladığı,..." şeklindeki tespitler, davacı tarafından sözleşmenin feshine karşı hizmet verildiğini göstermektedir. Teftiş yazılarında da, "...Ancak bu konuda her ne kadar söz konusu işin fahiş fiyatlarla yaptırıldığından ve Kuruma fayda getirmediğinden bahsetmek mümkün ise de, yapılan işte belli bir baz fiyatın olmaması, yapılan alımın hizmet ağırlıklı olması ve bu hizmetin alınıp alınmadığının artık bu aşamada tespitinin imkansız olması nedeniyle, Kurumun uğradığı zararı ortaya kaymanın ve dolayısıyla adı geçen yetkililer hakkında hukukî yollara başvurmanın da mümkün olmadığı...." denilmiştir. Gerek dosyadaki bilgi ve belgelerden, gerekse davalı savunmaları ile teftiş yazılarından, Davacı ...'nin sözleşmenin feshinden sonra Davalı ...'a hizmet verdiği kanaatine varılmıştır. Davalının, aksi mahiyetteki itirazları yerinde görülmemiştir. Sorun, fatura dayanağı hizmetin tutarını belirlemek konusunda toplanmaktadır.
Bilirkişiler Sn. ...'nın, 23/02/2006 tarihli raporlarında; davacının 2003 yılı defterinin ve davalının 2002 ve 2003 yılı defterleri lehine delil teşkil ettiğini, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığını; eğitim programlarının incelenmesinden 20-21 Şubat 2003 tarihinde saat 10.00-17.00 arasında ... Eğitim ve Konferans Salonunda ... İnsan Kaynakları Danışmanı ... tarafından, 25-26 Şubat tarihlerinde aynı şahsın ve 27-28 Şubat tarihlerinde aynı şahsın eğitim vereceğinin görüldüğünü; bu durumda, davacı ile davalı arasında EYS Projesine ilişkin sözleşmenin fesih edilmesine rağmen daha sonraki tarihlerde davacı firmadan eğitim hizmetlerinin alındığı anlaşıldığını; sözleşmenin fesih edilmesine rağmen, davacı şirketten eğitim hizmetlerinin alındığının anlaşıldığını; faturalara ve içeriğine itiraz edilmediğine göre TTK 23'e göre faturaların kesinleşmiş olduğunu ve fatura tutarında alacaklı olduğu sonucuna varılabileceğini; 198.248.484.715 TL, 44.354.274.240 TL, 22.616.792.730 TL faturalar karşılığında hizmetin yapılıp yapılmadığı, eğitim ve denetim hizmetinin verilip verilmediği konusunda, dosyada hizmetin bir bölümünün verildiğine ilişkin emareler mevcut ise de ne kadarının verildiğinin anlaşılmadığını rapor etmişlerdir.
İtirazlar nedeniyle ikinci bilirkişiler kurulundan görüş alınmıştır. Bilirkişiler Sn....'in 16/11/2017 tarihli raporunda; sözleşmenin feshinden sonra sunulan hizmet nedeniyle düzenlenen 3 adet faturadan dolayı davacı alacağının toplam (142.608,67+44.354,27+22.616,79=)209.579,73 TL olarak hesaplandığını; davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılması durumunda (198.248,48+44.354,27+22.616,79=)265.219,54 TL olacağını, dava dilekçesinde iade edilmeyen teminat mektupları için ödenmek durumunda kalınan 14.408,41 TL komisyon masrafı talep edildiğini, davacının ... Bankası teminat mektuplarına ilişkin olarak 12.656,40 TL, ... için 690,89 TL ve ... için 847,40 TL olmak üzere 14.194,69 TL ödeme yaptığını mütalaa etmişlerdir. Aynı bilirkişiler kurulundan alınan 31/07/2018 tarihli ek raporda ise, taraflar arasında yapılan 10/10/2010 tarihli sözleşmenin 5. maddesi ücretler bölümünde belirlenen adam/gün 500 USD+KDV ve adam/saat 50 USD+KDV fiyatlar üzerinden faturaların düzenlendiğinin belirlendiğini; bu bedelin sözleşme tarihi olan 10/10/2000 tarihi itibariyle uygun olduğu düşünüldüğünü, yine bu bedellerin Ocak 2003-Mayıs 2003 tarihi itibariyle de uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığını; dosyaya sunulan ... AŞ ... Şubesinin 31/01/2018 tarihli yazısında belirtilen 19.860 USD tutarlı teminat mektubu ile ilgili olarak 13.569,49 TL komisyon tahsil edildiğinin, teminat mektupları için ödendiği belirtilen 14.194,69 TL bedele 13.569,49 TL ilave edilerek toplam 27.764,18 TL hesap edildiğini, belirtmişlerdir. Dolayısıyla, davalı vekilinin bedellerin fahiş olduğu yolundaki itirazları yerinde görülmemiştir. Dava konusu edilen Aralık 2002, Ocak-Şubat-Mart 2003 dönemlerine ait danışmanlık bedeli olarak düzenlenen 01/04/2003 tarih A-2000858 seri nolu 198.248,48 TL tutarlı fatura yönünden davacı vekilince itiraz ileri sürülmüş ise de bilirkişiler ek raporlarında dosyada bulunan fatura ayrıntısını oluşturan listeler toplandığında KDV dâhil tutarın {46.405,07 + 64.044,75+ 33.717,80 -1.558,95 (tenzil edilen)=}142.608,67 TL olduğunu tekrarlamışlardır. Davaya dayanak yapılan fatura içeriğinin ve tutarın davacı yan tarafından ispatı gerekir. Faturalara itiraz edilmemesi meblağ yönünden bağlayıcılık meydana getirmez. Bu sebeple, söz konusu faturadan dolayı davacı alacağı 142.608,67 TL olup, üç adet faturadan dolayı toplam davacı alacağı, (142.608,67+44.354,27+22.616,79=)209.579,73 TL olarak belirlenmiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde, davacının üç adet faturadan kaynaklanan alacağının 209.579,73 TL olduğu ve bu tutar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Fazlaya ilişkin istemin reddi gerekmiştir. Ankara 7. Noterliği'nin 01/08/2003 tarih ve 17882 yevmiye sayılı ihtarnamesinde üç günlük süre verildiği ve 04/08/2003 tarihinde tebliğ edildiğinden 08/08/2003 tarihinden itibaren temerrüt oluşmuş olup, avans faizine hükmedilmelidir.
Teminat mektuplarının iade olunduğu belirlendiğinden, teminat mektuplarının iadesi istemi yönünden talep konusuz kalmış olup, karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmelidir. Dava tarihi itibariyle, talepte haklılık bulunup, davalı yargılama giderleri ile sorumlu tutulmalıdır. Teminat mektupları komisyon ve masraf kalemleri yönünden dava tarihi itibariyle talep gözetilerek 14.408,40 TL'nin, usulüne uygun ihtar bulunmadığından, dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmelidir." denilerek, davanın kısmen kabulüne, 209.579,73 TL'nin 08.08.2003 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, teminat mektuplarının yargılama sırasında iade edildiği belirlendiğinden, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına, teminat mektupları komisyon ve masraf bedeli 14.408,40 TL'nin 08.11.2004 dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 14.06.2023 tarih ve 2019/723 E., 2023/1080 K. sayılı kararı ile; "I-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-Davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden;
Dava, faturaya dayalı hizmet bedelinin tahsili, teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi ve hükümsüzlüğünün tespiti, teminat mektuplarının iade edilmemesinden kaynaklanan zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından; taraflar arasındaki sözleşmenin 29.11.2002 tarihinde feshinden sonra davacı tarafça davalı Kurumun istek ve kabulleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğü iddiasıyla dava konusu faturaların düzenlendiği ve davalı tarafa tebliğ edildiği, davalının dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesindeki 8 günlük sürede faturalara itiraz etmediği, davalının faturalara itiraza ilişkin olduğunu belirttiği Ankara 7. Noterliğinin 20.08.2003 tarih ve 9673 Y. sayılı ihtarnamesinin ise 8 günlük süreden sonra gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinin ikinci fıkrası, "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmünü,
213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Faturanın şekli" başlıklı 230. maddesinin ilk fıkrası, "Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:
1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası;
2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;
3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;
4. Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı;
5. (Değişik: 4/12/1985-3239/19 md.) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası" hükmünü içermektedir.
TTK.'nun 23. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Buna göre İlk derece Mahkemesince isabetli olarak, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı savunmalarından ve davalı Kurum müfettişlerince hazırlanan teftiş raporundan, davalı Kurum Genel Müdürlüğünün bilgisi ile davacının sözleşmenin feshinden sonra da davalıya hizmet verdiği kanaatine varılmış olmasına göre, davalının dava konusu faturalara itiraz etmemesi nedeniyle, fatura münderecatından olan "Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı"nın kesinleştiği, bu karinenin aksinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gözetilerek, fatura bedellerinin tamamı yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bilirkişilerce hesaplanan tutara hükmedilmesi doğru olmamıştır...
III-Davalı vekilinin istinaf itirazları yönünden;
Dosya kapsamından; dava konusu teminat mektuplarından 20.10.2000 tarihli 064209 seri nolu 19.860 USD bedelli teminat mektubunun ... A.Ş. tarafından davacı lehine düzenlenerek davalı ...'a verildiği, ... A.Ş.'nin ... Bankası A.Ş.'ne devredildiği, davacı tarafça bu devir sebebiyle bu teminat mektubu yerine ... Bankası A.Ş.'nin 16.12.2009 tarih, 94910000600 Nolu ve 19.860 USD bedelli teminat mektubunun davalı ...'a verilmiş olduğu, 17.11.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu teminat mektupları için davacı tarafından toplam 14.194,69 TL. ödenmiş olduğunun tespit edildiği, 07.08.2018 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda ise ... Bankası A.Ş.'nin 16.12.2009 tarih, 94910000600 Nolu ve 19.860 USD bedelli teminat mektubu için ödenen 13.569,49 TL. komisyonun eklenmesi ile davacı tarafından teminat mektupları için ödenen tutarın 27.764,18 TL. olduğunun belirlendiği, İlk derece mahkemesince bu istek kalemi yönünden taleple bağlı kalınarak 14.408,40 TL. komisyon ve masraf bedelinin tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, ... A.Ş. tarafından verilen teminat mektubunun yerine verilen ... Bankası A.Ş.'nin 16.12.2009 tarih, 94910000600 Nolu ve 19.860 USD bedelli teminat mektubunun dava tarihi olan 08.11.2004 tarihinden sonra alınmış olduğu gözetilerek bu mektup için ödenen masraf ve komisyon bedeli dahil edilmeksizin hüküm kurulması ve teminat mektupları masraf ve komisyon bedeli 14.194,69 TL.'nin tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır...." gerekçesiyle, taraf vekillerinin diğer istinaf sebeplerinin reddine, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, faturalara dayalı alacak istemi yönünden davanın kabulü ile 265.219,54 TL alacağın, 08.08.2003 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektupları yönünden açılan davada, teminat mektuplarının yargılama sırasında iade edildiği ve davanın konusunun kalmadığı belirlendiğinden, talep yönünden konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına, teminat mektupları komisyon ve masraf bedeli yönünden istemin kısmen kabulü ile 14.194,69 TL'nin 08.11.2004 dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararına kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2023/2950 E., 2024/1852 K. sayılı kararıyla; "1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-6102 sayılı Kanun'da fatura tanımlanmamış; 213 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesinde ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır" şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre fatura, ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası niteliğinde olup, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir belgedir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası; "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir" hükmünü haizken ikinci fıkrasında; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" hükmü yer almaktadır. Buna göre ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir.
6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi gereğince gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması hâlinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak da; esnafın gönderdiği faturaya itiraz olunmaması fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmaz. Görüldüğü üzere bu düzenleme ile faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu süresinde itiraz edilmemekle içeriğinden sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Ne var ki fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği hâlde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.
6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi, bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Dolayısıyla faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda faturanın olağan içeriği dışında kalan konular bakımından 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesinde öngörüldüğü şekilde ispat yükü yer değiştirmiş olmaz. Yani sözleşmeye aykırı şekilde düzenlenen faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmayacak ve faturadaki bedelin kesinleşmesine neden olmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından faturalara konu hizmetin verildiğinin davalının kabulünde olduğu ayrıca verilen bu hizmetten genel müdürlüğün bilgisinin olduğunun kurumun kendi müfettiş raporlarında tespit edildiği, ihtilaf konusu faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığı ancak tebliğ edilen faturalara davalı yanca itiraz da edilmediği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda, dava konusu 01.04.2003 tarihli, 198.248,48 TL bedelli faturaya bağlanmış olan bazı masraf kalemlerinde mükerrerlik tespit edilmiştir. Yapılan işin miktarı, fiyatı, tutarı, nevi bedel gibi hususlar faturada bulunması gereken asli unsurlardandır. Ancak davacı tarafça tanzim edilen faturaya mükerrer kayıt girilmesi sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup, faturanın sözleşmenin ifasına ilişkin bir belge olduğu da gözetildiğinde, bu faturaya itiraz edilmemesi fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyecektir. Zira fatura, yukarıda da belirtildiği üzere, ifa anına ilişkin belge olup, taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu 01.04.2003 tarihli, 198.248,48 TL bedelli faturaya bağlanmış olan bazı masraf kalemlerindeki mükerrerlik dikkate alınarak, bu tutarın davacı alacağından mahsubu gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, faturaya dayalı hizmet bedelinin tahsili, teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi ve hükümsüzlüğünün tespiti, teminat mektuplarının iade edilmemesinden kaynaklanan zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesinin, Dairemizin ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kabulünde olduğu üzere; somut olayda davalı savunmalarından ve davalı Kurum müfettişlerince hazırlanan teftiş raporundan, davacının, sözleşmenin feshinden sonra davalı Kurum Genel Müdürlüğünün bilgisi ile davalıya hizmet verdiği, davacı tarafça düzenlenen 01.04.2003 tarihli KDV dahil 198.248,48 TL, 01.05.2003 tarihli KDV dahil 44.354,27 TL, 02.06.2003 tarihli KDV dahil 22.616,79 TL bedelli üç adet faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, davalının dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinin ikinci fıkrasındaki sekiz günlük sürede faturalara itiraz etmediği anlaşılmıştır.
Dairemiz kararında ayrıntıları olarak açıklandığı üzere, özetle, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinin ikinci fıkrasının, "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmünü içerdiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Faturanın şekli" başlıklı 230. maddesinin ilk fıkrasının 4. maddesi kapsamında faturanın münderecatından sayılan "Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı"nın karine olarak kesinleştiği, davalı tarafça bu karinenin aksinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, fatura bedellerinin tamamı yönünden davanın kabulüne dair düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince, 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriğinin ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabileceği, sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda muhatabınca itiraz edilmese dahi, bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesinin düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşeceği, dava konusu 01.04.2003 tarihli, 198.248,48 TL bedelli faturaya bağlanmış olan bazı masraf kalemlerinde mükerrerlik tespit edildiği, ancak davacı tarafça tanzim edilen faturaya mükerrer kayıt girilmesi sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup, faturanın sözleşmenin ifasına ilişkin bir belge olduğu da gözetildiğinde, bu faturaya itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyeceği, mükerrer alacak kalemlerinin davacı alacağından mahsubu gerektiği belirtilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu faturalar taraflar arasındaki yazılı bir sözleşmeye dayanmamaktadır. Davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra verilen hizmet nedeniyle dava konusu faturaların düzenlendiği hususu kesinleşmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki, "...Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi, bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir." açıklaması somut olaya uygun düşmememektedir. Dava konusu 01.04.2003 tarihli ve 198.248,48 TL. bedelli ilk faturanın sözleşmenin kuruluşu aşamasında var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran nitelikte olduğunun kabulü dayanaksızdır. Bu nedenlerle Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararına katılmak mümkün olmamıştır.
Bu durumda Dairemiz kararında ayrıntıları ile gerekçelendirildiği üzere; davalı tarafça davacının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra verdiği hizmet bedelleri ile ilgili düzenlediği ve kendisine tebliğ edilen faturalara, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesindeki sekiz günlük sürede itiraz etmediği, bu nedenle fatura münderecatından olan "Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı"nın kesinleştiği, bu karinenin aksinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, fatura bedellerinin tamamı yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünüldüğünden, Dairemizin 14.06.2023 tarih ve 2019/723 E., 2023/1080 K. sayılı kararında direnilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçeleri yukarıda anlatıldığı üzere ;
I-Dairemizin 14.06.2023 tarih ve 2019/723 E., 2023/1080 K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
II-Dairemiz kararının (I) nolu bendinde açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin diğer istinaf sebeplerinin reddine,
III-Dairemiz kararının (II) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (III) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2018 tarih ve 2014/400 E., 2018/948 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1.-Faturalara dayalı alacak istemi yönünden, açılan davada:
Davanın kabulü ile,
265.219,54 TL alacağın, 08/08/2003 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.-Teminat mektupları yönünden açılan davada:
A) Teminat mektuplarının yargılama sırasında iade edildiği ve davanın konusunun kalmadığı belirlendiğinden, talep yönünden konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına,
B) Teminat mektupları komisyon ve masraf bedeli yönünden istemin kısmen kabulü ile 14.194,69 TL'nin 08/11/2004 dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3.-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 19.086,79 TL karar ve ilâm harcından, peşin alınan 3.775,00 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 4.753,70 TL olmak üzere toplam 8.528,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.558,09 TL harcın, davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.-Davacı tarafça ilk derece aşamasında yapılan, 10,10 TL başvurma harcı, 8.528,70 TL peşin harç (tamamlama harcı dahil), 1,86 TL ilk dava, 172,60 TL tebligat ve posta gideri, 3.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.913,26 TL; istinaf aşamasında yapılan 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 12.034,56 TL.'nin takdiren tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, faturaya dayalı alacak, teminat mektupları iadesi talebi ve komisyon bedeli alacaklarının tümü yönünden; davacı yararına hesaplanan 42.117,99 TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6.-Reddine karar verilen tutar gözetilerek davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,
7.-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatırana iadesine,"
IV-Davacı tarafça yatırılan istinaf harcının istek halinde iadesine,
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.086,79 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 3.825,16 TL'nin mahsubuyla kalan 15.261,63 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
V-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
VI-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
03.12.2024 tarihinde, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 7531 sayılı Kanun ile değişik Ek madde 3 ve HMK'nın 361/(1). maddeleri uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 03/12/2024

Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim