Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/871

Karar No

2025/140

Karar Tarihi

12 Şubat 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 24/12/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : ....

Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; davalı ....... Eskişehir adresindeki ...ünvanlı projesinin "yüklenicisi" olan ... ... ... A.Ş. ünvanlı firma ile müvekkili firma arasında bağıtlanmış olan 01.12.2011 tarihli sözleşme uyarınca, müvekkil firmanın 20.09.2012 tarihinden itibaren Temmuz 2016 tarihine kadar 6331 Sayılı Yasa çerçevesinde ... Termik Santrali adlı işyerinde "İş Sağlığı ve Güvenliği" hizmetlerini yürüttüğünü, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 1. maddesinde de açıkça yer aldığı üzere kanunun, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesini amaç edindiğini, bu bağlamda da adı geçen işyerinde, davacı müvekkilinin her ne kadar ... ile bağıtlanmış sözleşme ile de olsa iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini verdiğini, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na karşı da "... ... Santrali" projesi için tüm yasal sorumluluklarını davacı için yerine getirdiğini ve İSG üzerinden gerekli bildirimleri yaptığını, ancak müvekkil şirkete; 30.04.2016 tarih ve 36434 sayılı fatura tutarı olan 1770,00 Euro, 30.04.2016 tarih ve 36435 sayılı fatura tutarı olan 4.090,67 Euro, 30.04.2016 tarih ve 36436 sayılı fatura tutarı olan 295,00 Euro, 30.04.2016 tarih ve 36437 sayılı fatura tutarı olan 1.416,00 Euro, 25.05.2016 tarih ve 36626 sayılı fatura tutarı olan 1.770,00 Euro, 25.05.2016 tarih ve 36627 sayılı fatura tutarı olan 4.090,67 Euro, 30.04.2016 tarih ve 36628 sayılı fatura tutarı olan 295,00 Euro, 30.04.2016 tarih ve 36629 sayılı fatura tutarı olan 1.416,00 Euro verdiği hizmetlere karşılık kesmiş olduğu faturalar olmak üzere toplam 15.143,34 Euronun ... tarafından ödenmediğini, faturaların ödenmediğini ancak anılan borcun da ... tarafından yazılı borç ikrarı içeren belge ile kabul edildiğini, müvekkili firmanın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan akredite olmuş .......Santralindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerini, istihdam etmiş olduğu personel üzerinden yürüttüğünü ve 4857 Sayılı Yasa uyarınca davalıdan alamamış olduğu hizmet bedeli üzerinden projede istihdam etmiş olduğu personeline aylık ücret ödemelerinde bulunduğunu, öte yandan kesmiş olduğu tüm faturalar için de Katma Değer Vergileri tahakkuk etmiş ve tahsil edemediği bu paraların KDV'lerini de ödediğini, bu gelişmeler üzerine dava dışı ...'den işbu hizmet bedellerinin tahsili için icra takibi başlatıldığını ancak tahkim şartı sebebiyle sonuç alınamadığını, öte yandan ..., ...A.Ş.'den istihkaklarını alamadığından bahisle Ostrava Mahkemesi'nden 25.08.2016 tarihi itibarıyla borç ödemeden aciz belgesi aldığını, bu durumu da müvekkiline 11.01.2017 tarihinde yazılı olarak bildirdiğini, özetle davacı müvekkilinin ...A.Ş'nin yasal zorunluluk olarak yerine getirmesi gereken hizmetleri aralarında yazılı bir sözleşme olmaksızın vekaletsiz fiilen yerine getirdiğini, işlerini gördüğünü, bu hizmetlerin, davalı şirket tarafından da yararlanmak suretiyle de olsa kabul edildiğini, tüm bunlara rağmen müvekkilinin hizmet bedellerini alamadığını ve zarara uğradığını ileri sürerek, 15.143,34 Euro alacağın hakkın doğum tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 08.09.2016 tarihli kararı ile müvekkil şirkete yönetim kurulu atandığını ve müvekkil şirketin malvarlıkları hakkında ticari ve iktisadi bütünlük kararı verildiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ...A.Ş. ile dava dışı ... .... arasında .... yapılması planlanan "... Termik Santrali"nin inşa edilmesi maksadı ile 24.03.2010 tarihinde anahtar teslimi esaslı ..., Satın Alma ve İnşaat Sözleşmesi imza edildiğini, 24.03.2010 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra yapılan ek sözleşme ile ... ... A.Ş. sözleşmenin tarafı olmaktan çıktığını ve işin tüm yükümlülüklerini ... ... ... A.Ş.'nin üstlendiğini, müvekkil şirketin 24.03.2010 tarihli sözleşmenin gereklerini harfiyen yerine getirmesine rağmen yüklenici tarafın (...) sözleşme ile üstlendiği anahtar teslim termik santral yapım işini tamamlayamadığını, sözleşme hükümlerine göre yapılması gereken geçici ve kesin kabullerin yapılmadığını, sözleşmede işin teslimi için öngörülen sürenin 1. ünite için 29 ay, 2. ünite için 34 ay olduğunu ancak üstlenilen işin halen teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin yüzlerce milyon TL'yi bulan çok ciddi zararlara uğradığını, müvekkili şirketin termik santral yapım işini, ..., malzeme temini de dahil olmak üzere anahtar teslimi esasında yaptırdığını, bahse konu işin mahiyeti ve önemi gereği uzmanlık gerektirdiğinden müvekkilinin işin yapımına katılması, tavsiyede bulunması, işte işçi çalıştırmasının söz konusu olmadığını, gerek işi üstlenen dava dışı ana yüklenici ... A.Ş. gerekse ...'nin taşeronu olan davacı şirket ve diğer taşeron şirketlerin, işi yaparken kendi alt yüklenicilerini seçmekte, onlarla sözleşme imzalamakta ve 24.03.2010 tarihli sözleşme konusu işin bu şekilde yürütülmekte olduğunu, başka bir ifade ile işin yapımını anahtar teslimi esasıyla üstlenen ... ... ... A.Ş.'nin kendi alt yüklenicilerini kendisi belirlemekte olup müvekkili şirketin bu konuda bir yetkisi bulunmadığını ve .... alt yüklenicileri ile hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin, sözleşme konusu işi, ... ... ... A.Ş. adlı şirkete herhangi bir asıl işveren - alt işveren ilişkisi olmaksızın anahtar teslimi olmak üzere tümüyle devrettiğini, müvekkili işi sözleşme ile ... A.Ş'ye verdikten sonra işin yapılma şekli de dahil olmak üzere hiçbir hususta müdahalesi söz konusu olmadığını, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davacı ile akdi veya başka bir hukuki bir ilişkisi ve davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "Dava, vekaletsiz iş görmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Davacı ile dava dışı ... ...A.Ş. arasında “ İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sağlanmasına Dair Sözleşme yapılmıştır.
Davalı ile dava dışı ... ...A.Ş. arasında ... Kömür Yakmalı Enerji Santrali Yapım İşi Sözleşmesi yapılmıştır.
Davacı ... ...A.Ş. İle yapılan sözleşme kapsmında edimlerini yerine getirmesine rağmen kesilen faturalar dava dışı şirket tarafından ödenmemiştir.
Bir kişinin başkasının işini görebilmesi için, o kişinin kural olarak kendisine vekalet vermiş olması gerekir. Eğer vekaleti olmadan bir başkası hesabına bir iş görülürse buna vekaletsiz iş görme veya vekaleti olmadan iş görme denilir (Aydın, Zevkliler/Emre, Gökyayla:Özel Borç İlişkileri, 11. Baskı, Ankara 2010, s.509).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Vekaletsiz İşgörme” başlıklı 526. maddesinde:
“Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.
Vekaletsiz iş görmeyi düzenleyen bu maddeye göre, vekaletsiz iş görmenin unsurları; iş görme, işin başkasına ait olması, vekaletin bulunmaması ve iş görme iradesinin varlığıdır.
İş görmek, insanın herhangi bir ihtiyacını karşılamak üzere hukuk düzeni içinde yapılabilen her çeşit iş görme veya yönetmedir. Bunun için iş sahibinin yetki vermesi söz konusu değildir. Genel olarak iş sahibinin yararları kapsamına giren işlerin görülmüş olması bu tarifin içine girer. Buna karşılık işin niteliği, bir yetkinin varlığını gerektiren işlerde bir başkasının hesabına iş görme söz konusu olamaz (Senai, Olgaç:Kazai ve İlmi İçtihatlarla Türk Borçlar Kanunu ve İlgili Özel Kanunlar, Aktin Muhtelif Nevileri, C. III, Ankara 1969, s.219-221).
Vekaletsiz iş görmenin öğelerinden biri de yapılan işin başkasına ait olmasıdır. Bu öğe, iş görenin yaptığı iş ile başkasının hukuki çerçevesine müdahalede bulunduğunu ifade eder.
Diğer taraftan, vekaletsiz iş görmeden söz edilebilmesi için, iş görenin bu işi yapmaya mezun bulunmaması da gerekir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526. maddesinde mevcut olan “vekaleti olmaksızın” tabiri de bunu ifade eder (Cevdet, Yavuz:Borçlar Hukuku Dersleri, Özel Hükümler, Yenilenmiş 8.Bası, İstanbul 2010, s.563 vd.).
Bu nedenle vekaletsiz iş görmenin söz konusu olabilmesi için, başkasına ait işin vekalet olmaksızın yapılması gerekir. Vekaleti olmama, hiç temsil yetkisi verilmemiş olması anlamına geldiği gibi; verilen talimat ya da temsil yetkisinin aşılmış olması da vekaleti olmama kavramı içinde yer alır.
Vekaletsiz iş görmenin son unsuru, başkasının işini görme unsurudur. İş görenin başkası menfaatine hareket iradesini taşıması veya işin başkasına ait olduğunu bilerek faaliyette bulunması şart değildir. Onun genel olarak bir iş görme iradesine sahip olması, yani iradesinin işin fiili sonucuna yönelmiş olması yeterlidir (Zevkliler/Gökyayla:age., s.510).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526 ve devamı maddelerinde tanımını bulan vekâletsiz iş görme, niteliği gereği, iş sahibinin bilgisi dışında gerçekleşen bir olgudur.
Vekaletsiz iş görme ile iki taraf arasında oluşan hukuki ilişki, taraflara bazı haklar sağlamakta, aynı zamanda bazı borçlar yüklemektedir. Vekaletsiz iş görmede iş gören, iş sahibinin menfaatine ve tahmin olunan maksadına uygun olarak hareket etmekle yükümlüdür. İş gören her türlü ihmal ve dikkatsizlikten sorumludur. İş sahibi de, iş görenin yaptığı tüm zorunlu ve faydalı masrafları ödemekle yükümlüdür.
Nitekim, aynı ilke ve kabul şekli, Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2013 gün ve E:2013/15-95, K:2013/1431 sayılı ilamında da benimsenmiştir.
6098 sayılı 6098 sayılı TBK nın 530. Maddesinde ise gerçek olmayan vekaletsiz işgörme hali düzenlenmektedir.
TBK'nun 530. Maddesinde; "iş sahibi kendi menfaatine yapılmamış olsa bile iş görmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir. Ancak zenginleştiği ölçüde işgörenin masrafını ödemek ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür." şeklinde düzenlemesine yer verilmiştir.
Oğuzman’ın da belirttiği üzere; Bir borcun ifası borçlunun çıkarına uygun ve mevcut bir yasaklamaya aykırı değilse vekaletsiz işgörme hükümleri, aksi takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacaktır.(Oğuzman /Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. bası, İst. 2010, s. 205),
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacının edimini dava dışı şirket ile yapmış olduğu sözleşme çerçevesinde yerine getirmiş olduğu, sözleşme ilşikisinin bulunduğu durumlarda vekaletsiz iş görmeden söz edilmeyeceği, davacının sözleşmesel veya kanuni bir yetkisi bulunmamasına rağmen iş görmesi halinde vekaletsiz iş görmeden bahsedilebileceği, sözleşme kapsamında yapılan işin dava dışı şirket nam ve menfaatine yapılmış olduğu ve bu şirketin borçtan sorumlu bulunduğu, yine sözleşme ilişkisinin bulunmamasına göre sebepsiz zenginleşme hükümlerinin de uygunma olanağının bulunmayacağı, bu nedenle davacının vekaletsiz iş görme hukuki nedenine dayanamayacağı ve sözleşmenin tarafı olmayan davalıya husumet yöneltemeyeceği anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, davalının "... Termik Santrali" adlı işyerinde 6331 Sayılı Yasaya uygun olarak, çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına karşı işbu işyerinin tüm yasal sorumluluklarını yerine getirerek iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri verdiğini, ancak yüklenici firmanın yabancı bir firma olduğunu ve iflas etmesi sebebiyle hizmet bedellerini alamadığını, davacı müvekkilinin ...A.Ş’nin yasal zorunluluk olarak yerine getirmesi gereken hizmetleri ...A.Ş ile arasında yazılı bir sözleşme olmaksızın vekaletsiz fiilen yerine getirdiğini, işlerini gördüğünü, bu hizmetlerin, davalı ...A.Ş. tarafından da yararlanılmak suretiyle kabul edildiğini, yerel mahkemece delillerinin değerlendirilmediğini, hukuki nitelemenin hatalı yapıldığını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, uyuşmazlığı karşılar nitelikte gerekçelendirilmediğini, usule ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, hizmet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/327E., 2020/725K. sayılı dava dosyasında verdiği 24/12/2020 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin düşümü ile kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.
12/02/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544,000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim