Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/469
2026/166
29 Ocak 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ -
D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2021/469
KARAR NO : 2026/166
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 17.12.2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/1233 E., 2020/753 K.
DAVA : Alacak
KARAR TARİHİ : 29.01.2026
YAZIM TARİHİ : 30.01.2026
Davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Müvekkili kurum ile davalı arasında 24.03.2016 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl süreli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkili kurumun davalı şirkete belirli bir bedel karşılığında iş sağlığı güvenliği hizmeti vereceğini, müvekkili kurumca gerekli hizmetlerin sözleşmeye uygun bir şekilde sunulduğunu, personellerin eğitildiğini, fakat davalı tarafça karşılanması gereken dava konusu miktarın eksik bırakıldığını, eksik bırakılan meblağa ilişkin olarak toplam 41.739,80 TL tutarındaki 01.10.2017 tarihli faturanın davalı şirket adresine iadeli taahhütlü bir şekilde gönderilmesine rağmen davalı şirketin bu faturayı almaktan imtina ettiğini, sözleşmenin içeriğine ve yapılan hizmete itiraz etmeyen davalının borcun ifasını gerçekleştirmediğini iddia ederek, davanın kabulü ile, 41.739,80 TL bedelli faturanın 01.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle: Davacı tarafça müvekkili adına düzenlenen 26.06.2017 tarih ve 8.736 TL bedelli fatura ile alınan hizmet bedelinin Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11093 sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ve işbu dosya borcunun ödenerek hesabın kapatıldığını, müvekkilince başkaca bir hizmet alınmadığını, davacı tarafın Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11094 sayılı dosyası ile 01.10.2017 tarih ve 41.739,80 TL'lik faturaya ilişkin olarak ilamsız takibe giriştiğini, takip dosyasına, icra dairesinin yetkisine, borcun tamamına ve müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen fatura içeriğine itiraz edildiğini savunarak asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11094 sayılı takip dosyasına ilişkin olarak itirazın iptali davası ikame olunmuş ise, her iki davanın niteliği itibariyle maddi anlamda kesin hüküm teşkil edecek olması hasebiyle derdestlik sebebiyle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu III. Bölge Müdürlüğü ile Gülşehir Nakliyat Ltd Şti TKİ Eskişehir Alpu Kömür Sahası Rezerv Belirleme ve Geliştirme Projesi kapsamında kömür arama etüt ve sondaj çalışmaları için davalı ile 12/04/2016-30/04/2017 tarihleri arasında işçilik hizmet alımı sözleşmeleri imzalandığı, bu nedenle davalının çalıştırdığı işçiler için 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında belirlenmiş olan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini almak amacıyla davacı ile dava konusu sözleşmenin imzalandığı, dosyaya üç adet 24/03/2016 tarihli İş Sağlığı ve İş Güvenliğine ilişkin Hizmet Alım Sözleşmesi ibraz edildiği, bu sözleşmelerden birisinin "üç kere şirket kurularak sondaj yapıldı, üç kere anlaşma yapıldı" şeklinde ibare yazılarak imzalandığı, MTA Genel Müdürlüğü yazısında da 12/04/2016-30/04/2017 tarihleri arasında işçilik hizmet alımı sözleşmeleri imzalandı denilmek suretiyle yapılan sözleşmelerin birden çok olduğunun anlaşıldığı, sözkonusu sözleşmelerin süresinin bir yıl olduğu, sözleşme bedelinin metin içinde belirtilmediği, sözleşme kapsamında davacı firmanın üç elemanının bu iş için görevlendirildiği, bu çalışanlara ait personel görevlendirme detay formunu iş sağlığı güvenliği kayıt takip ve izleme programı İSG-Katip'e bildirdiği, davacı firmanın sözleşme gereğini 05/04/2016 ile 30/04/2017 tarihleri arasında yerine getirdiği, 01/10/2017 tarihi öncesi taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın 01/10/2017 tarih 41.739,80 TL tutarlı faturanın düzenlenmesi noktasında toplandığı, dosya içeriğindeki yazışmalar dikkate alındığında icra takibine konu edilen faturanın davalı firmanın MTA Genel Müdürlüğü'ne yaptığı hizmetin bitim tarihi olan 30/04/2017 tarihinden sonraki dönemi kapsadığı, davalı vekilinin, alacaklı vekilinin davalı şirketin icra takibine itiraz etmesi üzerine davacı vekilinin aynı gün takipten feragat etmesinin takibe konu alacak hakkından feragat anlamına geldiği itirazının değerlendirilmesinde ise davacı vekilinin esas haktan feragatı açık bir şekilde yapması gerekli olduğundan hakkın özünden değil, sadece takipten feragat edildiği anlaşıldığından takipten feragata rağmen esas hak hukuki varlığını korumaya devam ettiğinden alacaklı alacağının tahsili için dava veya yeniden icra takibi yoluna başvurabileceği, sözleşmeler kapsamında davacı tarafın edimini yerine getirip fatura düzenlediği, davalı tarafın da ödeme bulunduğu, davacı tarafın icra takibi yapıp sonra takipten feragat ederek dosyayı işlemden kaldırdığı, 01/10/2017 tarih 6114 nolu 41.739,80 TL tutarlı faturanın davalı firmanın MTA Genel Müdürlüğüne bildirdiği iş bitim tarihi olan 30/04/2017 tarihinden sonraki dönemi kapsaması nedeniyle davalının 3.061,60 TL borçlu olduğu, davalının 22/11/2017 olan takip tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 3.061,60 TL nin 22/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalı şirketin söz konusu faturaları ödemediğini, MTA Genel Müdürlüğü'nün iş bitim tarihi sonrası keşide edilen faturayla ilgili bir değerlendirmenin hukuki olmadığını, ilk derece mahkemesince, davalı lehine verilen vekalet ücreti miktarının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen icra takibinden feragat asıl alacaktan feragat anlamına gelir yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, icra takip yolu icra hukukuna özgü bir konu olup, esasa yönelik bir feragatın söz konusu olmadığını, eksik hususlarla hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin, faturaya ilişkin olarak kdv vs. yükümlülüklerini de yerine getirdiğini ve faturanın deftere işlendiğini, bu kararla birlikte müvekkili kurumun bu zararının da karşılanmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde açıkça 01.10.2017 tarihli ve 41.739,80 TL bedelli tek bir faturaya dayalı alacak talep edilmesine rağmen taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini ve dava konusu olmayan varsayımsal bir alacak üzerinden kısmen kabul kararı verildiğini, dava konusu faturaya ilişkin hizmetin, sözleşme süresi ve fiili iş bitim tarihinden sonraki dönemi kapsadığını, bu nedenle faturanın hukuken kabul edilemeyeceğinin bilirkişi raporları ve mahkeme gerekçesiyle de sabit olduğunu, faturanın kabul edilmemesi halinde davanın tamamen reddi gerekirken, cari hesap ya da açık hesap ilişkisi bulunmadığı hâlde 3.061,60 TL alacak varmış gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, davacı ticari defterlerine göre dahi dava konusu fatura dikkate alınmadığında müvekkili şirketin borçlu değil alacaklı konumda bulunduğunu, davacının hizmet verdiğini ispatlayamadığını, ispat yükünün davacıda olmasına rağmen mahkemece bu hususun tersine çevrildiğini, davacı tarafın icra takibine itirazı üzerine takipten feragat ettiğini, bu feragatle birlikte alacak hakkından da vazgeçmiş sayılması gerektiğini, bilirkişi raporlarında yapılan basit matematik hatalarının ve defter kayıtlarına ilişkin yanlış değerlendirmelerin itirazlara rağmen giderilmediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
1-HMK'nin "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41. maddesi ile de, maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, 6763 Sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ne eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nin 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, asliye ticaret mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi 01.01.2020 tarihinden itibaren 5.390 TL olarak uygulanacaktır.
Somut davada, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın tarihi 17.12.2020'dir. Dava konusu edilen alacak miktarı 41.739,80 TL olup mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 3.061,60 TL'nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere, davada kabul edilen ve davalı tarafça istinafa getirilen bu miktar, HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle 5.390 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığından davalının istinaf yasa yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.
HMK'nin 346/1. maddesi uyarınca istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir. Ayrıca 352. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde kararın kesin olması halinde fıkra uyarınca mahkemece gerekli kararın verileceği belirtilmiştir. Öte yandan 360. madde gereğince de bu bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, Bölge Adliye Mahkemesi'nde de uygulanacaktır.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-a)-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmediğinden diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-b)-Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili lehine 5.801,73 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
A.A.Ü.T'nin 13/2. maddesi gereğince davacı ya da davalı lehine hükmedilecek ücret red ya da kabul edilen miktarı aşamaz. Bu nedenle davalı lehine en fazla kabul edilen miktarı aşmayacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı şekilde yazılı şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını vekalet ücreti yönünden düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine,
2-a-) Davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine,
2-b-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1233 E., 2020/753 K. sayılı, 17.12.2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre:
"3.061,60 TL'nin 22/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Alınması gereken 209,13 TL harcın, peşin alınan 712,82 TL harçtan mahsubu ile, bakiye 503,69 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Davanın açılışı sırasında davacıdan alınan 35,90 TL başvuru harcı ile alınması gereken 209,13 TL harcın toplamı olan 245,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, 3.061,60-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Red edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, 3.061,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan 14 tebligat gideri 80 TL, 1 müzekkere gideri 6,5 TL, talimat masrafı 988,4 TL, bilirkişi ücreti 450,00 TL olmak üzere toplam 1524,9 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 111,85-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Gider avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,"
3-) Peşin alınan istinaf karar harçlarının istek halinde ilgili tarafa iadesine,
4-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 54,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine: Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
5-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 29.01.2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.