Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1034
2025/108
10 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/1034 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/04/2023
ESAS NO : 2020/667 E 2023/223 K
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 10/02/2025
YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ayakkabıcılık sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davalı ...'un müvekkilinin iş yerinde 1996-2010 yıllarında sekreter olarak çalıştığını, davalının sekreter olması ve müvekkiline yakın bir pozisyonda çalışması nedeniyle müvekkiline ait bir çok bilgiye sahip olduğunu, bu anlamda müvekkilinin banka işlerini yürütmek veya diğer resmi işlemlerini yürütmek amaçlı kimi zaman özel vekaletnameler verdiği bir kişi olduğunu, müvekkilinin yanında 14 yılı aşkın bir süre çalışan davalı ...'un müvekkilinin haberi olmaksızın iş ve işlemler yaptığının ortaya çıktığını, müvekkilinin haberi olmadan ve müvekkilinin hiç tanımadığı diğer davalı ... ile birlikte müvekkilinin imzasını taklit ederek adına borç senetleri düzenlediğini, bu senetlere dayalı icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından sahte imza atılarak oluşturulan ve icraya konulan bu senetler dolayısıyla müvekkilinin malvarlığına haciz konulduğunu, işyerinde çalışan bir işçiden şirketin ve müvekkilinin borç para almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, para verildiğinin ispatı gerektiğini belirterek Ankara 7. İcra Müdürlüğü 2018/14515 esas sayılı dosyasında icraya konulan 31/12/2017 vade tarihli 120.000,00 bedelli senet, 31/08/2018 vade tarihli 120.000,00 TL bedelli senet, 10/07/2017 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senet, 03/06/2018 vade tarihli 170.000,00 TL bedelli senet, 26/06/2017 vade tarihli 170.000,00 TL bedelli senet, 15/04/2017 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli senet ve 16/06/2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli senetlerin sahte olması nedeniyle takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde 25 yıla yakın çalıştığını, çalıştığı işyerinde farklı pozisyonlarda çalışmakla birlikte genelde davacı ...'den sonra en yetkili kişi olduğunu, kendi borçlarının da olduğunu, davalı ...'e kendisine araba vermesini ve arabayı satıp borçlarını ödeyebileceğini söylediğini, davalı ...'in de hem bu maddi zorluklarını hem de aralarındaki duygusal bağı kullanarak verdiği araçlar karşılığında davacı adına yapılan senetleri aldığını, karşılığında araçları kendisine verdiğini, sonrasında bu senetlerin davalı ... tarafından icraya konulduğunu öğrendiğini, davalı ...'in senetlerin sahte olduğunu bilerek icraya koyduğunu, davalı ...'in senetleri kendisine cirolatıp elinde tuttuğunu, sonrasında takip başlattığını, dava konusu senetlerin davacının bilgisi olmadan düzenlendiğini belirterek davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının imza inkarına yönelik olarak İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada dava konusu 16/06/2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışında diğer 6 senet yönünden imza itirazının reddine karar verildiğini, kararın istinaf aşamasında olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesindeki dava nedeniyle derdestlik itirazlarının olduğunu, senetlerin sahteliği iddiası dışında davacının söz konusu senetlere istinaden bir borcu olmadığına dair iddianın kesin maddi delillerle ispatlanması gerektiğini, davacının müvekkilinden aldığı araçlara karşılık ipotekler verdiğini, ipotek ve bonoların taraflar arasındaki araç alım satımına ve diğer ilişkiler sonucunda tespit ettikleri borçlara dayandığını, ipoteklerin diğer davalıya verilen vekaletnameler ile tesis edildiğini, davacının daha sonra vekaletnamelerin sahte olduğu iddialarıyla davalar açtığını, dolandırıcılık ve sahteciliği alışkanlık haline getirdiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davanın imza ve borca itiraza ilişkin olduğu, icra mahkemelerinde verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle derdestlik itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar İcra Hukuk Mahkemesi kararı işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de, ilgili dosyada yargılama sırasında vefat eden davacı murisin sağlığında alınan imza örnekleri ve resmi mercilerdeki imzalar toplanarak dava ve takip konusu bonolar üzerinde üç kez rapor alındığı, son raporun Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi hocalarında oluşturulan heyetten alındığı, bu rapora dayalı olarak mahkemece karar verildiği, kararın ve dayanağı raporun BAM ve Yargıtay incelemelerinde geçerek yeterli kabul edildiği dikkate alınarak işbu raporun yeterli görülerek yeniden imza yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, davalı lehtar ...'un davacı keşideci ...'ün uzun yıllar çalışanı ve sekreteri olduğu, dava konusu 160.000,00 TL bedelli senet dışındaki diğer senetlerin davacı keşideci ... tarafından davalı lehtar ...'a herhangi bir para ödemesi olmadan düzenlendiği ve daha sonra da davalı ... ...'e ciro edilerek verildiği, senetlerde ihdas nedeninin nakten olduğu, davalı ...'in keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkiyi, yani herhangi bir borç alacak durumu olmadığını bilerek, kendisinden alınan araçlar karşılığında bonoları aldığını, bonoların "mal karşılığı" yani "araç satım bedeli" nedeni ile verildiğini beyan ederek ihdas nedenini değiştirdiği, bu nedenle ispat yükünün davalı ... üzerinde olduğu, bonoların satılan araçlar nedeniyle düzenlendiği ve araçların keşideciye teslim edildiği hususunun ispatlanması gerektiği, bu iddianın ispatına elverişli bir belge sunulmadığı, takip konusu bonolardan 160.000,00 TL bedelli bono dışındaki diğer bonolardaki imzaların davacı eli ürünü ise de davalının bonolar yönünden araç sattıp teslim ettiğini ve bonolar bedeli kadar alacaklı olduğunu ispat edemediği, davalı ...'un davayı ön inceleme aşamasından önce kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın sahtecilik iddiası ile açıldığını, davacının bedelsizlik, malın teslim edilmediği veya borcun ödendiği yönünde iddiada bulunmadığını, mahkemenin sahtecilik iddiasının dışına çıktığını, sahtecilik ve bedelsizlik iddiasının farklı olduğunu, taraflarınca ara karar gereğince beyanda bulunarak araç alım satımı ve ve diğer nakdi borç alışverişi olmak üzere taraflar arasında iki tür ticari ilişki bulunduğunun ve senetlerin nakdi borç ilişkisine dayandığının açıklandığını, senet metninin talil edilmediğini, müvekkilinin açıklamalarının hatalı yorumlandığını, mahkemece ispat yükünün değiştiği bildirilmeden ispat hakkı tanınmadan karar verildiğini, araçların davacıya teslim edilmediğine dair gerekçenin de yerinde olmadığını, cevap dilekçesi ekinde araçların davacıya teslim edildiğine dair davacının imzasına havi belgelerin sunulduğunu, davacının müvekkilinden 3 parti halinde araçlar aldığını, araçların devrinin kendisinin tayin ettiği 3.kişilere yapılmasına dair muvafakatnameler imzaladığını, araçların muvafakatnamelerde gösterilen 3.şahıslara noter vasıtasıyla satışlarının/devirlerinin yapıldığını, davacının suç ortağı diğer davalı ...'un muvazaalı cevabının müvekkili aleyhine delil olarak kullanıldığını, işbu davalının tutuklu yargılandığı ceza dosyasında davacı ile birlikte sahte vekaletname düzenlettikleri noteri nasıl iğfal ettiklerini anlattığını ve suç ortaklığına dair itiraflarda bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davaya konu senetler nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14515 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesine göre, 13/12/2018 tarihinde davalı alacaklı ... tarafından davalı borçlu ... ve davacı borçlu ... aleyhinde, 300.000,00 TL bedelli 10/04/2017 tanzim tarihli ve 10/07/2017 vade tarihli, 130.000,00 TL bedelli 15/02/2017 tanzim tarihli ve 15/04/2017 vade tarihli, 170.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 26/06/2017 vade tarihli, 160.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 16/06/2017 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/05/2017 tanzim tarihli ve 31/01/2018 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/11/2017 tanzim tarihli ve 31/12/2017 vade tarihli ve 170.000,00 TL bedelli 15/05/2017 tanzim tarihli ve 30/06/2018 vade tarihli, keşidecisinin ..., lehtarının ... ve yetkili hamilinin ... olduğu ve düzenlenme nedeni olarak "nakden " yazılı bonolara dayalı olarak 1.170.000,00 TL asıl alacak, 190.776,78 TL işlemiş faiz ve 3.510,00 TL komisyon olmak üzere toplam 1.364.286,78 TL nin tahsili için kambiyo takibi başlattığı görülmüştür.
Ankara 16.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/975 esas 2020/1292 karar sayılı dosyasının yapılan incelemesine göre; Davacının ..., davalının ... ve dava konusunun Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14515 sayılı takip dosyasına konu bonolardaki imzanın, davacı keşideciye ait olmadığından bahisle takibin iptalinin talep edildiği, mahkemece grafolog bilirkişiden alınan 14/10/2019 tarihli raporda, icra takibine konu 160.000,00 TL bedelli bono dışındaki tüm bonolardaki imzanın davacı ... elinden çıktığının tespit edildiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumundan alınan 02/07/2020 tarihli raporda bonolardaki imzaların davacı keşideci ... eli ürünü olmadığının bildirildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümünden alınan heyet raporunda takip konusu senetlerden 160.000,00 TL bedelli senetteki imzanın ...e ait olmadığı, ancak bunun dışındaki senetlerdeki imzanın davacı ...'e ait olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu rapor nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile takibin 160.000,00 TL'lik kısmı yönünden iptaline, bakiye kısım yönünden devamına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adli Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 08/03/2022 tarih, 2021/560 esas 2022/388 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile sadece tazminat yönünden hükmün düzeltildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/12/2022 tarih 2022/6869 esas ve 13794 karar sayılı kararı ile kararın onandığı görülmüştür.
Davacı davaya konu senetlerde keşideci, davalı ... lehtar, diğer davalı ... yetkili hamil sıfatıyla takip başlatan alacaklıdır.
Davacı keşideci, davaya konu senetlerdeki keşideci imzasının sahte olduğunu, diğer davalı ...'i tanımadığını iddia ederek işbu davayı açmış olup davacının sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece sadece sahtecilik iddiası yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken bedelsizlik iddiası yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılması doğru olmamıştır.
Kaldı ki bedelsizlik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede dahi; davaya konu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışındaki diğer senetler yönünden imzanın davacıya ait olduğu kabul edilerek bu senetler yönünden mahkemece davalı hamil ...'in senetlerin veriliş nedenini talil ettiği, bu nedenle ispat yükünü üzerine aldığı ve iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik ihdas nedeninin senede yazılması zorunlu olmamakla birlikte ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Alacaklı senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunması halinde ispat yükünü yeniden üzerine alır. Ancak bu ilke keşideci ile lehdar arasındaki ilişkide söz konusu olup kambiyo hukukunda hamilin tarafı olmadığı ilişkiyi talil etmesinden bahsedilemez (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/06/2024 Esas, 2023/2204 Esas, 2024/4868 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, dava konusu senetlerde davacı keşideci, davalı ... Atol lehtar, davalı ... hamil olarak yer almakta olup davacının temel ilişkiyi de inkar ettiği dikkate alındığında artık hamil olan davalı ...'in beyanlarının talil niteliğinden olduğundan bahsedilemez.
Sahtecilik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise, mahkemece İcra Hukuk Mahkemesinde alınan rapor doğrultusunda dava konusu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışında dava konusu diğer 6 senetteki imzanın davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Kararı davacı taraf istinaf etmemiş, istinaf eden davalı da rapor alınmaması yönünde talepte bulunduğundan 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senedin sahte olduğu yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde davacının davaya konu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığı ve davanın takip nedeniyle menfi tespit davası olması nedeniyle takipteki bu miktar alacağa isabet eden ferilerin de miktarı tespit edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/04/2023 tarih ve 2020/667 esas, 2023/223 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 10/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.