mahkeme 2022/1588 E. 2024/1277 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1588
2024/1277
25 Ekim 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/1588 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2024/1277
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2022
ESAS-KARAR NO : 2021/315 E - 2022/468 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların işleri sebebiyle müvekkil şirketten devamlı olarak mal aldığını, bir kısım borçların ödenmemesi üzerine ihtarname gönderilerek alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalıların haklarında verilen konkordato mühleti nedeniyle icra takibi yapılamayacağı gerekçesiyle takibe itiraz ettiklerini, ancak takibe konu alacağın 01/10/2018 tarihinde verilen mühlet kararından sonraya ait olduğunu, mühlet kararından sonra doğan borçlar yönünden takip yapılmasında hukuki engel bulunmadığını, davalılar tarafından yapılan mal alımlarının komiserlerin denetimi ve onayı ile gerçekleştiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 01/10/2018 tarihli konkordato kararı doğrultusunda bu tarihten önceki alacaklarını bildirdiğini, komiserler heyetinin incelemesi sonucu davacının 3.244.520,91 TL çek ve 934,22 TL cari alacak olmak üzere 3.245.455,13 TL müvekkili şirketten alacaklı olduğunun tespit edilerek alacak nisabına kayıt edildiğini, davacının da alacaklılar toplantısına katılarak nisabı oranında evet oyu kullandığını, yine 01/10/2018 tarihinden önce müvekkili ... İnşaat firmasının davacı şirkete 700.000,00 TL çek ve 582,33 TL cari borç olmak üzere toplam 700.582,33 TL borcunun bulunduğunun tespit edilerek alacaklılar nisabına kayıt edildiğini ve davacının alacaklılar toplantısında evet oyu kullandığını, mühlet kararından sonra komiserler heyetinin izni ile davacıdan müvekkili şirketin toplam 28.614,59 TL'lik malzeme aldığını, karşılığında 29.240,28 TL ödeme yapıldığından müvekkilinin davacıdan 625,69 TL alacaklı olduğunu, diğer müvekkili ...'un ise mühlet kararından sonra davacıdan malzeme almadığını, borç ilişkisinin bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağın müvekkillerinin oluşturduğu adi ortaklıklardan dolayı oluşan borçlar olduğunu, ancak iş ortaklıklarının ayrı ayrı çalışan, ayrı ayrı ticari defterleri tutulan, ortaklık sözleşmesi gereği yönetimi, ortaklar tarafından seçilen müdür veya müdürler tarafından yönetilen işletmeler olduğunu, iş ortakları yönünden konkordato yargılaması yapan mahkemenin 07/10/2020 tarihli ara kararı ve İİK 308/c maddesi gereği adi ortaklık borçlarının kesinleşmesi, adi ortaklığın tasviyesi sonucu borçlarını ödeyememesi halinde davalılar müteselsilen sorumlu olduğundan borçların müvekkilleri ... İnş. Ltd. Şti veya ...'un konkordato projelerine alacak olarak dahil edilmesi gerektiğini, iş ortaklarının konkordato kararı almadığından yapılan borçlanmaların komiserler heyeti izni ile yapılmadığını, konkordatonun konkordato talebinden önce ve komiserin izni olmaksızın mühlet içerisinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğunu, müvekkillerinin davacıya 01/10/2018 tarihli konkordato tarihinden sonra mühlet içerisinde herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının alacağına konu olan malları davalılara ayrı ayrı sattığı ve ticari defterlerinde işyeri bazında, beş ayrı hesapta takip ettiği, davalıların da davacıdan satın aldığı malları ... (tek başına) ve ...'un ... Ltd Şti ile iş bazında oluşturduğu dört ayrı adi ortaklık ticari defterlerinde takip ettiği, taraf defterlerinin birbirini teyit ettiği, takip tarihi itibariyle davacının ticari defterlerinde davalılardan 196.453,73 TL alacağının kayıtlı olduğu, bu alacağın 1.007,13 TL'sinin 01/10/2018 tarihli konkordato geçici mühlet karar tarihinden öncesine ait olduğu, 195.446,60 TL'sinin ise 01/10/2018 tarihinden sonraki ticari işlemlerden kaynaklandığının tespit edildiği, dava konusu alacağın 195.446,60 TL'sinin konkordato kapsamı dışında bulunması nedeni ile davalılar hakkındaki konkordato dosyasının ve alınan kararların davalı aleyhine itirazın iptaline karar verilmesine engel olmadığı, takip sonrası davacı tarafından 50.000,00 TL tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın 145.446,60 TL asıl alacak ve 1.734,92 TL işlemiş faiz yönünden kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait ticari defterlerin yerinde incelenmesinin talep edildiğini, ticari defterlerin yerinde incelendiğine ilişkin tutanak bulunmadığını, bilirkişi raporunda da bu hususun açıklanmadığını, yerinde inceleme kararı olmadan dosya üzerinden raporun hazırlandığını, delillerin ikamesindeki eksiklik giderilmeden rapor alınması nedeniyle yargılamanın eksik olduğunu, tahkikatın bitirilmesinden sonra sözlü yargılama aşamasına geçildiğinin tefhimi gerekirken müvekkilinin mazeretinin red edilerek karar verildiğini, müvekkilleri aleyhine davanın açıldığını, borcun adi ortaklıktan kaynaklı borç olması nedeniyle takip ve davada husumet yönünden hataya düşüldüğünü, müvekkillerinin adi ortaklık iştirakleriyle meydana gelen borçlanmalarının saptanmasında hataya düşüldüğünü, borcun kaynağı haricinde doğumu bakımından konkordato projesine dahil olması gereken borçlar olduğunu, konkordato projesinin onaylandığını, istinaf ve temyizden geçmek suretiyle kararın kesinleştiğini, mühlet kararı içerisinde komiserin izniyle akdedilen borçların konkordato şartlarına tabi olmadığını, komiserler izniyle yapılmış ortak girişim borçlanmasının olmadığını, bu yönde bir iznin bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve belgelendirilmeden karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 2020/7173 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 02/09/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine cari hesaba dayalı olarak 196.456,73 TL asıl alacak, 1.743,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 198.200,62 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların süresinde lehlerine konkordato geçici mühlet kararı verildiği gerekçesiyle takibe ve borca itiraz ettikleri, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalılar hakkında Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/12/2020 Tarih, 2018/701 Esas, 2020/705 Karar sayılı dosyasında davalılar hakkında 01/10/2018 tarihinde geçici mühlet, devamında mühlet uzatımları, kesin mühlet süreleri verildiği ve yapılan yargılama sonucu konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz yolundan geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın konkordatonun hükümleri başlıklı 308/c maddesinde:
"Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder.
Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir.
206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
(Değişik birinci cümle:9/6/2021-7327/7 md.) Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir ve 206 ncı madde kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta 248 inci madde kapsamında masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir." hüküm bulunmaktadır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle borcun davalıların oluşturduğu adi ortaklıktan kaynaklanmasına, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle davalılar aleyhine takip ve davanın açılmasında usulsüzlük bulunmamasına, bilirkişi raporu kapsamına göre yerinde inceleme kararı gereğince davalıların ticari defterlerinin ayrıntılı incelenmiş olmasına, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit etmesine, davalıların mühlet kararından sonra doğan borçları yönünden konkordato hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.053,97 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.513,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.540,48 TL harcın istinaf eden davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 25/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.