mahkeme 2022/1156 E. 2024/1272 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1156
2024/1272
25 Ekim 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/1156 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2024/1272 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2022
ESAS NO : 2021/87 E 2022/261 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı adına düzenlenen 4 adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların belirli tarihlerde bir takım işler yaptığını, davacının yapılan işleri yarım bırakması nedeniyle ticari ilişkinin bozulduğunu, taraflar arasında halen devam eden dava ve müvekkilinin alacaklı olduğu 2 adet icra takibinin derdest olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyalar nedeniyle takas ve mahsup definde bulunduklarını, davacının alacağı olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin alacağının daha fazla olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu 4 adet toplam 459.981,35 TL bedelli faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve vergi dairesine BA-BS formları ile bildirildiği, davacının ticari defterlerinde davalı tarafından yapılan 1.000,00 TL ödemenin kayıtlı olduğu, davalı taraf icra dosyaları nedeniyle takas ve mahsup definde bulunmuş ise de, icra takiplerinin kesinleştiği, alacağın takip hukuku çerçevesinde tahsili gerektiği, İİK 33.maddesi uyarınca takas definin icra emri tebliği sonrasında öne sürülebileceği, takas mahsup definin yerinde olmadığı, takip öncesi temerrüdün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın 458.981,35 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile müvekkilinin davacıdan daha fazla alacaklı olduğunun tespit edildiğini, cevap dilekçesinde takas definde bulunulduğunu, TBK 139/1-2 maddeleri uyarınca özdeş ve muaccel borçların takas edilebileceğini, takas şartlarının gerçekleştiğini, takas savunması için alacağın takibe konu edilmemesi yönünde bir şart bulunmadığını, kambiyo senedinin alacağın varlığını gösteren yazılı delil olduğunu, müvekkilinin başlattığı takiplerin kesinleştiğini, davacının kötüniyetli olarak takip başlattığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davalıdan olan alacağı için davalının takas mahsup talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dayanak Ankara 29.İcra Müdürlüğünün 2019/17213 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 30/12/2019 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 4 adet faturaya dayalı olarak 459.981,35 TL asıl alacak, 65.342,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 525.323,91 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takibe konu davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların 22/03/2017 tarihli, 122.609,55 TL bedelli, 13/04/2017 tarihli, 166.380,00 TL bedelli, 27/04/2017 tarihli, 81.675,47 TL bedelli, 27/04/2017 tarihli, 89.316,33 TL bedelli olmak üzere toplam 459.981,35 TL bedelli olduğu görülmüştür.
Davalının takas mahsup talebine konu dosyaların yapılan incelemesine göre;
Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/459 Esas sayılı dosyasında, davacının ... Proje Danışmanlık Mimarlık İnş. San. Tic. Ltd. Şti., davalının ... olduğu, işbu davanın davalısı ... Grup Madencilik İnş. Gıda Turz. Sağ. Hiz. Elek. Elektronik Eğitim Hizmet Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin dosyada taraf sıfatının bulunmadığı görülmüştür.
Ankara 1.İcra Müdürlüğünün 2019/10822 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 08/08/2019 tarihinde davalı alacaklı ... Grup Madencilik İnş. Gıda Turz. Sağ. Hiz. Elek. Elektronik Eğitim Hizmet Sanayi Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu davacı ... Proje Danışmanlık Mimarlık İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 30/09/2017 keşide tarihli, 350.000,00 TL bedelli ve 30/10/2017 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, borçlu davacının keşideci, alacaklı davalının lehtar olarak yer aldığı, bankaya ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak 550.000,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür.
Ankara 1.İcra Müdürlüğünün 2019/10823 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 08/08/2019 tarihinde alacaklı davalı ... Grup Madencilik İnş. Gıda Turz. Sağ. Hiz. Elek. Elektronik Eğitim Hizmet Sanayi Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu davacı ... Proje Danışmanlık Mimarlık İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 30/11/2017 keşide tarihli, 300.000,00 TL bedelli borçlu davacının keşideci, alacaklı davalının lehtar olarak yer aldığı, bankaya ibrazında karşılıksız kaşesi vurulan çeke dayalı olarak 298.590,00 TL asıl alacak olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 409.105,12 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür.
Öncelikle davacının takibe konu 4 adet faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması ve BA formu ile vergi dairesine bildirilmiş olması nedeniyle mal tesliminin kanıtlanmış olduğu dikkate alındığında davacının 4 fatura nedeniyle 459.981,35 TL alacaklı olduğu, bu alacaktan davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 1.000,00 TL davalı ödemesinin mahsubu sonucunda iş bu davada talep edebileceği alacağın 458.981,35 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “takas” ve “mahsup” kavramlarının açıklanmasında fayda vardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/04/2022 Tarih, 2017/(23)6-873 Esas, 2022/605 Karar sayılı ilamında takas ve mahsup kavramları ayrıntılı olarak açıklanmış olup, buna göre;
Takas ve mahsup farklı iki hukukî kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynaklanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir.
Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.
Somut olayda uygulanması gereken ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesinde;
“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.
Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.
Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.
Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür.
Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir.
Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925).
Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı kararı).
Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013).
Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı).
Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının 4 adet faturaya dayalı alacak iddiası ile davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle açılan eldeki davada, davalı şirketin süresi içinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde davacıya borçlu değil, aksine davacıdan alacaklı olduğunu savunarak takas def’inde bulunduğu görülmektedir.
Davalının takas alacağına konu dosyalardan Ankara 1.İcra Müdürlüğünün 2019/10822 Esas sayılı icra takibine konu asıl alacağın 550.000,00 TL olduğu, takibin kesinleştiği anlaşıldığından kesinleşen takip nedeniyle davalının takas talebinde bulunabileceği anlaşılmıştır (Kesinleşen takip nedeniyle takas definde bulunulabileceğine dair aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19/03/2013 Tarih, 2013/811 Esas, 2013/4801 Karar sayılı ilamı).
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece davalının takasa konu Ankara 1.İcra Müdürlüğünün 2019/10822 Esas sayılı icra takibindeki 550.000,00 TL alacağının, işbu yargılama ile davacının alacaklı olduğu anlaşılan 458.981,35 TL alacağından daha fazla olması nedeniyle davalının takas definin kabulü ile davacının 458.981,35 TL alacağı ile davalının 550.000,00 TL alacağının takasına ve davanın reddine, davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalının istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 kaddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/03/2022 tarih ve 2021/87 esas, 2022/261 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-a)Davanın REDDİNE,
b)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine
c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60TL harcın peşin alınan 6.344,60TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.917,00TL harcın davacıya iadesine,
d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
e)Davalı kendisini yargılamada vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 82.798,59TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
g)HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerine ilişkin olarak;
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf eden davalı tarafından yapılan 50,00TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 25/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.