mahkeme 2024/69 E. 2024/510 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/69

Karar No

2024/510

Karar Tarihi

2 Nisan 2024

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/69 Esas 2024/510 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/69
KARAR NO : 2024/510

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2023
NUMARASI : 2022/498 Esas 2023/747 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI
DAVA : Tespit - Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 03/08/2022

KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2024

Taraflar arasındaki tespit, manevi tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalıştığı davalı banka şubesine kredi başvurusunda bulunduğunu, kredi başvurusunun şubenin ... grup firmaları adı altında bir kısım firmaları gruplandırarak müvekkilini de bu gruba dahil etmek suretiyle ticari risk teşkil eden firmalar arasına alması nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin davalı bankaya başvurusu üzerine davalının müvekkili aleyhine sorunlu müşteri kaydı yapıldığı kabul edilerek bu kaydın sadece bankanın iç uygulamalarında kullanıldığı belirtilerek zarar iddiasının reddedildiğini, müvekkilinin borçlu ... şirketi ile hiçbir ortaklığı, kefalet ilişkisi, iş ortaklığı, garantörlüğü bulunmadığını, anılan şirketin müvekkili şirkette payı, hakkı, alacağı, kefaleti ve garantörlüğü olmadığını, yapılan işlemin müvekkilini rencide ettiğini, kaygılandırdığını, itibarını zedelediğini, haksız ve hukuka aykırı bir kayıt varsa bu kaydın hangi saikle yapıldığının ve nerede kullanılacağının bir önemi bulunmadığını, bugün paylaşılmayan bir kaydın yarın ne şekilde kullanılacağının belli olmadığını belirterek müvekkilinin ... grup şirketlerinden olmadığının tespiti ile banka tarafından tutulan bu listeden çıkarılmasına, müvekkilinin sorunlu müşteri kaydının haksız olduğunun tespitine, davalı tarafından tutulmuş olumsuz kayıtların silinmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı şirket ortağıyla ilgili istihbarat olumsuzlukları bulunduğunu, aile üyeleri arasında başkaca ortaklık ilişkileri olduğunun tespit edildiğini, aile üyelerinin sorunlu şirketlerden hisselerini devrederek ayrılmakla birlikte bu şirketlerle parasal hareketlerinin devam ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili tarafından davacının ... grup firmalarının risk grubu tanımlaması içerisinde yer almasının uygun görüldüğünü, her bankanın risk grubu tanımlaması kendisine özgü olup, müvekkilinin risk grubu tanımlamasının diğer bir banka tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkilinin risk grubu tanımlamasından kaynaklı olarak diğer bir bankadan kredi kullanamaması gibi bir durum olmadığını, müvekkilinin davacıya kredi kullandırma yönünde bir taahhüdü bulunmadığını, davacıya kredi kullandırma yükümlülüğü olmadığını, risk grubu tanımlamasının davacı ile müvekkili arasında kalan bir konu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, gerek davacı şirketin kayıtları ve gerekse davalı banka nezdindeki işlemlerini de irdeler nitelikte aldırılan bilirkişi raporu kapsamında da açıkça belirtilmekte olduğu üzere davacı şirket ile ilgili olarak, davalı banka tarafından yapılan risk analizinde tutulan riskli şirket kaydının, davalı banka tarafından Merkez Bankasına veya diğer bankalara bildirildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir tespit ve delil bulunmadığı, gerek davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında, gerek duruşmalarda alınan beyanlar kapsamında ve gerekse davacı vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi kapsamında yapılan incelemede davacı tarafın davalı banka tarafından riskli şirket kaydının/tasnifinin, davalı banka tarafından Merkez Bankasına veya diğer bankalara bildirildiğine dair bir beyanının veya talebinin de bulunmadığının anlaşıldığı, dava konusu riskli şirket kaydının/tasnifinin, davalı banka tarafından Merkez Bankasına veya diğer bankalara bildirilmediğinin anlaşılması nedeniyle, davanın ikamesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun yasaya ve fiili duruma aykırı olumsuz kayıtların düzeltilmesi ve manevi tazminat talebi olduğunu, müvekkilinin borçlu ... şirketi ile her ne surette olursa olsun hiç bir ortaklığı, iş ortaklığı, kefalet ilişkisi, garantörlüğü bulunmadığını, bağ olduğunu ispat etmesi gereken tarafın davalı olduğunu, fiili duruma aykırı kayıt ile müvekkilinin uzun yıllardır davalı banka ile çalışmakta olması, kurulan gönül bağı, şube personeli ile güven ilişkisi kurulmuş olması ve yıllardır iyi ilişkileri ve banka ile ticari ilişkisinin hep sorunsuz ilerlemiş olmasından kaynaklı kredibilitesinin bu yanlış kayıt sebebiyle olumsuz yönde etkilendiğini, davalının bu yanlış kaydı kendi beyanı ile kabul etmesine rağmen mahkemece bu manevi zararın değerlendirilmemiş olduğunu, dosyada alınan tek bilirkişi raporu ile taleplerinin değerlendirilmediğini, taraflarınca yapılan itirazlar kapsamında ek rapor alınmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin riskli şirket olarak gösterilmesinin altında hiçbir maddi olguya dayanmayan sebeplerin sıralandığını, alınan raporda da açıkça davalının müvekkilinin ... risk gurubuna dahil ettiğinin belirtildiğini, bu belirlemenin yanı sıra bunun hukuki temelinin açıklamadığını, çünkü hiç bir hukuki temeli ya da finansal temeli bulunmadığını, müvekkilinin bir borçtan sorumlu olması için kendinin bizzat borçlanması dışında ancak belirli koşulların gerçekleşmesi gerektiğini, olayda borcun devri sözleşmesi olmadığı gibi bankanın böyle bir iddiasının da bulunmadığını, müvekkilinin ... gurupta bulunan herhangi bir şirketle yada birden fazla şirketle borcu devralması, borca katılması, müşterek ve müteselsil borçlu olması gibi bir yolla borçlu şirketler yanında borçtan kısmen ya da tamamen sorumlu olduğuna dair tek bir delil bulunamadığını, ne davalı banka ne de dosyada rapor vermekle görevlendirilmiş bilirkişinin müvekkilinin borçlu olduğunu ortaya koymadan müvekkilini sorumlu ilan ettiğini, bankanın yaptığı işlemin hukuki ve finansal gerekçesini tüm yönleriyle şüpheye mahal bırakmadan ortaya koyması gerektiğini, aksi halde yapılan şeyin keyfi olmaktan öteye geçmeyeceğini, yanlış kayıtın müvekkilini zarara uğrattığını, davalı banka ile kurmak istediği ticari ilişkiyi olumsuz yönde etkilediğinin davalı beyanı ile açık olduğunu, bu kaydın müvekkilini manevi olarak etkilemiş ticari itibarını da sarstığını, söz konusu kaydın yanlış olduğu da ortaya çıktığını, söz konusu kayıt sebebiyle Merkez Bankası nezdinde bir kayıt olup olmadığı yönünde taraflarınca sunulabilecek bir delil de bulunmadığını, bu hususun nasıl araştırıldığının da anlaşılamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bankanın davacı şirketin ... grup şirketleri kapsamında ticari risk teşkil eden firmalar arasında olduğuna ilişkin kaydı kapsamında davacı şirketin ... grup şirketlerinden olmadığının tespiti, banka tarafından tutulan listeden çıkarılması, olumsuz kayıtların silinmesi, bu nedenle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı banka ekran görüntüsü, davacı tarafından davalıya gönderilen 20/05/2022 tarihli ihtarname ile davalının 31/05/2022 tarihli cevabi ihtarnamesi, TTSG suretleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 21/03/2023 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile, kredi başvurusunun reddedildiği, davacı şirketin ... grubuna dahil edilerek ticari risk teşkil eden firmalar arasına alındığı, bankaya borcun bulunmadığı, kefalet ve garantörlüğün olmadığı, haksız yere dahil edilen ... grubundan davacının çıkartılması, kaydın silinmesi gerektiği, adı geçen şirketle herhangi bir bağın bulunmadığı, sistemde firmanın ... grubuna dahil gözükmesinin mağduriyet oluşturduğu bildirilmiştir.
Davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede, risk grubu tanımlamasının mevzuata uygun olarak yapıldığı, bu tanımlamanın banka iç uygulamasında kullanıldığı, bu tanımlamanın davacı yönünden olumsuz bir etki doğurmasının söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Dosyada yer alan davalı banka ekran görüntüsünde, yasal grup görüntüleme ekranında yasal grup adı ... olarak adlandırılan firmalar arasında davacı şirketin de yer aldığı görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalının kredi sınırlarına uyum sağlaması, üstlendikleri mevcut risk tanımlamalarıyla kendi iç mevzuatları ve insiyatiflerinde risk analizi/kredi politikaları gereği davacının ortak risk grubunda değerlendirilebileceği, yapılan sektörel araştırmalarda risk grubu tanımlamasının diğer bankalara bildirildiğine dair somut veri elde edilmediği tespit edilmiştir.
Davacı yan davalı bankanın müşterisi olduğunu, bankaya kredi başvurusunda bulunduğunu, kredi başvurusunun şirketin ticari risk teşkil eden firmalar arasında bulunması nedeniyle reddedildiğini, ticari risk teşkil eden ... grubu ile bir ilgisinin bulunmadığını, davalı bankanın ticari risk teşkil eden firma listesi nedeniyle manevi olarak zarara uğradığını iddia etmiş, davalı yan ise risk grubu tanımlamasının banka ile müşterisi olan davacı arasında olduğunu, bu durumun üçüncü kişiler tarafından bilinmesinin imkan dahilinde olmayacağını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı bankanın ... grup firmaları adı altında bir kısım firmaları grupladığı, davacı şirketin de anılan grup firmaları ile hiçbir ilişkisi bulunmadığı halde bu firmalar arasına alındığını, kredi başvurusunun reddedildiğini, davalı tarafından yapılan bu gruplandırma nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürmüştür.
HMK'nun 114/1.h maddesi uyarınca davacının dava açmakta hukuki yararı bulunması dava şartlarından olup, HMK'nun 115. maddesi uyarınca mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerekmektedir.
İşbu davada iddianın ileri sürülüş şekli ve dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler karşısında davalının davacı şirketi ticari risk teşkil eden firmalar arasına dahil etmesinin davalı banka kaydı niteliğinde olduğu, anılan kaydın TC Merkez Bankası A.Ş veya diğer bankalara bildirildiğinin ileri sürülmediği, bu yönde herhangi bir delilin de dosyada yer almadığı gözetildiğinde davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/04/2024

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim