Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1680

Karar No

2025/61

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1680 Esas 2025/61 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1680
KARAR NO : 2025/61

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2021
NUMARASI : 2019/580 Esas 2021/423 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 16/10/2019
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2025

Taraflar arasındaki uydu kapasite tahsisi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraflar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında "... Sözleşmesi" akdedildiğini, akdedilen sözleşmenin 8.2.maddesi uyarınca USD cinsi tanzim edilen faturaların ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi gerekirken davalının hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak 683 Sayılı KHK'nın 6.maddesi kapsamında ödeme tarihindeki kur üzerinden değil düşük kur göstererek ödeme yaptığını, 2017/683 sayılı KHK kapsamında davalının sözleşmeyi değişiklik talebi olmadığı gibi müvekkili şirketin de sözleşme değişiklik talebinin kabul beyanı olmadığını, bu suretle düşük kur üzerinden ödeme yapılmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, yapılan eksik ödeme sebebi ile müvekkilinin 67.864,47-USD asıl alacak, 3.052,80-USD gecikme bedeli (işlemiş faiz) olmak üzere toplamda davalıdan 70.917,27-USD alacaklı olduğunu iddia ederek 67.864,47-USD asıl alacak, 3.052,80-USD gecikme bedeli (işlemiş faiz) olmak üzere toplamda 70.917,27-USD'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek TCMB kanuni faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 12/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, asıl alacağın davalı tarafından geç ödenmesi nedeniyle oluşan 20.655,56 USD gecikme faizinin de tahsili talep edilerek dava değeri 91.572,83 USD'ye artırılmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının itirazın iptali davasına ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, ancak müteakiben işbu alacak davasını açtığında açılan alacak davası için zorunlu arabuluculuğa başvurusunun bulunmadığını, davacı şirketin yönetim yapısı ve hizmet şekli itibari ile devlete ait bir şirket olduğunu, bu nedenle KHK kapsamında olan davacı şirketin Merkez Bankası döviz kuru üzerinden yapmış olduğu ödemenin müvekkili şirket yönünden sözleşmenin ihlali anlamına gelmediğini, yine ülke genelinde meydana gelen ekonomik sıkıntılar ve beklenmedik değişen döviz kurları nedeni ile davacı şirket ile akdedilen sözleşmenin 16.maddesi kapsamında mücbir sebep doğduğunu ve artan döviz kurları nedeniyle artan maliyet sonucu müvekkili şirketin madur olduğunu, yaşanan gelişmelerin sözleşme hükmü gereğince mücbir sebep olduğunu, müvekkili şirketin KHK ya dayanarak yapmış olduğu ödemelerin hukuken doğru ve eksiksiz olduğunu, icra takibi ile istenen faiz oranlarının hatalı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; ibraz edilen bilirkişi raporu çerçevesinde dava tarihi itibari ile davacının davalıdan 67.864,47 USD asıl alacak, 948,24 USD işlemiş faiz üzerinden alacaklı olduğu, her ne kadar ıslah dilekçesi ile davacı şirket ödenen asıl alacağın geç ödenmesi sebebi ile davalıdan 20.655,56 USD talep etmiş ise de, TBK 131/2. maddesi gereğince ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkının ortadan kalkmayacağı, somut olayda asıl alacağı tahsil eden davacının faiz alacağına saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kaydın varlığını ispat edemediği, yine ıslah tarihine kadar ödenen asıl alacak için faiz alacağı talep etmeyen, yapılan kısmi ödemeyi TBK 100 maddesi rağmen faiz alacağından değil asıl alacaktan mahsup eden davacı yönünden durum ve koşullar itibari ile faiz alacağını saklı tuttuğundan bahsedilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 67.864,47 USD asıl alacağın, 948,24 USD işlemiş faizin ve asıl alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranının uygulanmak sureti işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından müvekkil şirketin davalı taraftan alacaklı olduğu ana para alacağı doğru şekilde 67.864,47 USD olarak belirlenmiş olmasına karşın, faiz hesaplamasının müvekkil şirket ile davalı taraf arasında imzalanan Sözleşme ve mer'i mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, zira sözleşmenin 8.2 maddesinde yer alan kanuni faiz teriminden %9 yasal faiz oranının anlaşılması gerekirken ziraat bankasınca 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesine göre yıllık %1 faiz uyguladığı gerekçesiyle %1 oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmede 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesinde düzenlenen hükmün aksi kararlaştırılarak yasal faiz uygulanmasının düzenlendiğini, mahkemece bu hususun gözetilmediğini, davalı yanca 16/05/2018 tarih 20.533,63 USD'lik gecikme faturasının iade edilmediğinin ve ödemenin yapılmadığını, ıslahla talep edilen 20.655,56 USD'nin ise ödenen asıl alacağın geç ödenmesi nedeniyle tahakkuk eden faiz alacağı olup, böylelikle toplam faiz alacaklarının 23.708,35 USD olduğunu, ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulünün gerektiğini, davacının KİT olmayıp bir anonim şirket olması nedeniyle dava konusu sözleşmenin tacirler arası bir ticari sözleşme olduğunu, alacağını TL olarak tahsil etme zorunluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davalının düşük kur üzerinden ve geç ödenmesi nedeniyle oluşan gecikme faizini ödemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın itirazın iptali davası olup, ilk derece mahkemesinin 18/10/2019 tarihli tensip zaptının 2 nolu bendinde de itirazın iptali davası olduğunun belirtildiğini, arabuluculuk tutanağında da itirazın iptali davası yönünden arabuluculuğa gidildiğinin belirtildiğini, alacak davası yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, bu konudaki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, alacak davası yönünden arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, icra takibine ve davaya konu edilen iki faturanın müvekkil şirket tarafından ödendiğini, gerek icra takibine itiraz ederken gerekse de davaya cevap verirken fatura bedellerinin ödendiği savunması yapıldığını, nitekim, davacı tarafın 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve ıslah dilekçesinde bilirkişi raporunu da ödeme hususuna herhangi bir itirazda bulunmaksızın kabul ettiğini, bu sebeple davaya konu faturaların müvekkili şirket tarafından ödendiği hususunda şüphe yoktur diye sayın mahkemeye beyanda bulunmalarına karşın maalesef itibar edilmediğini, davaya konu edilen 2 adet fatura ödenmiş olmasına karşın kararda eksik ödeme yapıldığının tespitinin tamamen hatalı olduğunu, kur farkından kaynaklı eksik ödeme yapıldığı hususunu kabul etmediklerini, davacı yanın 16.02.2017 tarih ve .. sayılı ve kur sabitlenmesi hakkında konulu yönetim kurullarının almış olduğu kararın müvekkil firmaya mail yoluyla bildirildiğini, buna göre 01.01.2017 tarihinden itibaren kesilecek faturalarda döviz kurunun 1 USD = 3,30-TL olarak zaten sabitlendiğini, yine, Türksat Uydu Hizmetleri Müşteri İlişkileri Direktörlüğünün müvekkili firmaya gönderdiği 26.12.2017 tarihli mailde 2018 Ocak dönemi için USD Kuru 1 USD = 3,60-TL olarak sabitlenmiştir' denildiğini, davaya konu olan ikinci fatura ise 12.12.2017 düzenleme tarihli ... nolu 57.214,30 USD tutarındaki fatura olup, 683 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'den doğan hakları gereği 02.01.2017 tarihli kur ile fatura ödemesi TL olarak yapıldığını, davacı şirket işbu KHK'nın kapsamında olduğundan müvekkili şirketçe yapılan ödemelerin tamamen hukuki ve eksiksiz olduğunu, kararda dava konusunun dışına çıkılarak taleple bağlı olmayan cari borç alacak değerlendirmesinde bulunulduğunu, gecikme cezasına hükmedilmesi ve hatalı faiz oranı ile hesaplama yapılması yanlış olduğunu, 1 yıllık mevzuata değil aylık mevduata uygun USD faizi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, arabuluculuk ücretinden davalı şirketin sorumlu olmadığını, yargılama giderleri yanlış hesaplandığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; taraflar arasındaki ...Tahsisi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın eksik ödendiği iddiasıyla eksik ödenen asıl alacakla ve gecikme faizi kalemlerinin tahsili istemiyle açılmış alacak davasıdır.
Dairemizin 28/12/2023 gün 2021/2012 Esas 2023/1885 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21/10/2024 tarih ve 2024/1671 Esas 2024/3583 Karar sayılı kararı ile; "...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin eksik ödenmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 683 sayılı KHK'nın uygulanması noktasında oluşmuştur. 23.01.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 683 sayılı KHK 6. maddesi "... sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıklar, niteliğine bakılmaksızın yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 02/01/2017 tarihinde T.C. Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilirler..." hükmünü içermektedir.
683 sayılı KHK’nın 6. maddesinde borçlunun istemi halinde borcunun 31.12.2017 tarihine kadar 02.01.2017 tarihindeki alış kuru üzerinden ödeyebileceği açıkça belirtildiğinden, borçlunun öngörülen sürede borcu Kararname hükümlerine göre ödediği, alacaklının da bu ödemeyi kabul ederek iade etmediği ve itirazi kayıt da ileri sürmediği, nitekim belirtilen KHK uyarınca alacaklının kabulünün de gerekmediği anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesi ile oy çokluğu ile bozulmuştur.
Bozma ilamı taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davalı vekili bozma ilamına uyulmasına, davacı vekili ise eski kararda direnilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dairemizce önceki kararımızda direnilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.
DİRENME GEREKÇESİ
23/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2017/683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinde açıkça "... Borçlunun talebi üzerine 02/01/2017 tarihinde T.C. Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz satış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilirler." şeklindeki ibare ile yabancı para cinsinden olan borçların ancak alacaklının da ( somut olayda davacının) iradesi ile Türk Lirası cinsinden ödenebileceğinin düzenlendiği, hükmün emredici nitelikte olmadığı, somut olayda davalının TL cinsinden ödeme isteminin davacı tarafından kabul ettiğine dair davalı tarafından delil ibraz edilmediği, nitekim davalı vekili tarafından ibraz edilen 16/02/2017 tarihli kur sabitlemesi hakkındaki davacı şirket yazısının davalıdan farklı bir tüzel kişiliğe haiz ... A.Ş.'ne hitaben yazıldığı, davalının 04/11/2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğu e-mail çıktısı davacı tarafça kabul edilmediği gibi söz konusu e-mailin Ocak 2018 dönemine ilişkin olduğu, eldeki davadaki talebin ise 2017 Ocak-Aralık dönemine ilişkin olduğu, böylelikle davalı şirket yönünden dava konusu dönem için kurun sabitlendiğine ilişkin açık bir davacı iradesinin varlığının subuta ermediği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının anılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesine istinaden TL cinsinden ödeme yapamayacağı, sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca fatura bedelinin USD cinsinden ödenmesi gerektiği, yine tacir olan davalının sözleşmenin 8 maddesi ile açıkça yabancı para ödemeyi kabul etmesi ve kur artış miktarı gözetildiğinde sözleşmenin 16. maddesi kapsamında mücbir sebebin varlığından bahsedilemeyeceği gözetildiğinde Dairemizin kararında direnme kararı verilmiştir. Bu nedenle;
23/09/2015 başlangıç tarihli ... Tahsisi Sözleşmesi, faturalar, Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2018/703 Esas sayılı İcra Dosyası, 24/06/2019 tarihli arabulucuk son tutanak örneği, 26/12/2017 tarihli e-mail çıktısı, davacı tarafından dava dışı ... A.Ş'ye hitaplı yazı, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur.
08/03/2021 tarihli ve 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; davalının 31/01/2017 tarih ve .... numaralı 129.949,47 USD bedelli son ödeme tarihi 02/03/2017 olan fatura için 28/02/2017 tarihinde 428.833,26 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin ödeme tarihindeki USD cinsinden karşılığının 119.299,30 USD olup bu suretle 31/01/2017 tarihli fatura için davalının 10.650,17 USD eksik ödemesinin bulunduğu, yine 12/12/2017 tarih ve ... numaralı fatura ile birlikte 30/06/2017 ve 12/12/2017 tarihlerini kapsayan toplam 715.150,80 USD tutarında son ödeme tarihi 11/01/2018 olan faturaların 21/12/2017 tarihinde 2.527.199,90-TL olarak ödendiği, ödeme tarihindeki USD cinsinden karşılığının 657.936,50 USD olup, anılı faturalar yönünden davalının 57.214,30 USD eksik ödemesinin bulunduğu, netice olarak tüm faturalar yönünden davalının eksik ödemesinin 67.864,47 USD olduğu, nitekim yasal delil niteliğine haiz davalı ticari şirket defterlerine göre davalının davacıya 67.864,47 USD borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, sözleşmenin 8.2 maddesinde yer alan kanuni faiz teriminden borcun USD cinsinden olması sebebi ile 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranının anlaşılması gerektiği, bu kabulden hareketle ibraz edilen 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre 3095 sayılı yasa kapsamında davacının dava tarihi itibari eksik ödeme nedeni ile talep edebileceği faiz alacağının 948,24 USD olduğu bildirilmiştir.
23/09/2015 başlangıç tarihli ... Sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin taraflar arasında, Sözleşme Ek 2'de listesi yer alan yurt içi ve yurt dışı ... terminallerinin işletilmesi ve uydu kapasite tahsisi suretiyle ses/veri aktarımı sağlanması ile Müşterinin haberleşme hizmetlerinin karşılanmasına ilişkin hak ve yükümlülüklerini düzenlemek amacıyla hazırlandığı,
Mali Hususlar” başlıklı 8. maddesinde; “8.1 İşbu sözleşmede yer alan tüm bedeller KDV ve ÖİV hariçtir. Bu bedeller üzerinden doğmuş ve doğacak KDV ve ÖİV vergilerinin ödenmesinden Müşteri sorumludur. 8.2 Faturalar, kullanımın yapıldığı ayın son iş günü Amerikan Doları cinsinden düzenlenir ve fatura bedeli Amerikan Doları cinsinden, aşağıda belirtilen hesaba fatura tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yatırılır. Ödeme süresinin bitiminden sonra yapılan geç ödemeler nedeniyle ödemenin yapılmadığı her gün için kanuni faiz uygulanarak gecikme cezası hesaplanacaktır. Bununla beraber, söz konusu 30 f(otuz) günlük ödeme süresinin bitimini takiben 5 (beş) gün içerisinde Müşteri tarafından ödeme yapılması durumunda gecikme cezası tahakkuk etmeyecektir.” hükmünün düzenlendiği görülmüştür.
Gölbaşı İcra Müdürlüğü'nün 2018/703 F. Sayılı dosyasının incelenmesinde: alacaklı ... A. Ş tarafından, borçlu ...A. Ş. aleyhine 24.05.2018 tarihinde 67.864.47 USD (fatura) asıl alacak, 3.052,80 USD işlemiş faiz (49) almak üzere taplam 70.917,27 USD alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağı olarak 02.03.2017 başlangıç tarihli, 31.01.2017 düzenleme tarihli ... nolu 10.650,17 USD tutarında fatura ve 11.01.2018 faiz başlangıç tarihli, 12.12.2017 düzenleme tarihli, ... nolu 57.214,30 USD bedelli faturaların gösterildiği, takibin borçlu ... A. Ş. vekilinin 05.06.2018 tarihli ödeme emrine itiraz dilekçesi nedeniyle durduğu görülmüştür.
Davacı tarafından dava dışı ... A.Ş'ye hitaplı 16/02/2017 tarihli yazıda 01/01/2017 tarihinden itibaren 3 ay süresince kesilecek faturalardaki döviz kurunun 1(bir) USD= 3,30 TL (üç lira otuz kuruş) olarak sabitlenmesine, bu kurun altına düşüş olması halinde düşük kurun müşteri lehine fiyata yansıtılmasına, bu uygulamadan yalnızca uydu kapasite ücretlerini TL olarak yatıran müşterilerin faydalanmasına yönelik yönetim kurulu kararı alındığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalının 14/11/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan e-mail çıktısının incelenmesinde; "Uydu Hizmetleri Müşteri İlişkileri Direktörlüğü < ...>" adresinden "...." adresine gönderildiği, "......Şirketimiz ile devam etmekte olan TV-Radyo Kapasite/Uplink sözleşmesine istinaden tahakkuk ettirilecek olan ocak 2018 dönemi faturalarınızda USD kuru, 1 USD=3,60 TL olarak sabitlenmiştir. Uygulamadan faydalanabilmeniz için faturalarınızın TL olarak ödenmesi gerekmektedir. Kur sabitlemesi yalnızca ocak 2018 dönemini kapsayan faturalarda geçerli olacaktır" yazılı olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamından, taraflar arasında 23/09/2015 başlangıç tarihli ...Tahsisi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 8.2.maddesinde ödemelerin USD üzerinden yapılacağının, ödeme süresinin bitiminden sonra yapılan geç ödemeler nedeniyle ödemenin yapılmadığı her gün için kanuni faiz uygulanarak gecikme cezası hesaplanacağının, bununla beraber 30 günlük ödeme süresinin bitimini takiben 5 gün içerisinde müşteri tarafından ödeme yapılması durumunda gecikme cezası tahakkuk etmeyeceğinin düzenlendiği, davaya konu 31/01/2017 tarihli 129.949,47 USD bedelli ve 12/12/2017 tarihli 110.341,80 USD bedelli faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında cari hesap çalışıldığı, davalının 31/01/2017 tarih ve .... numaralı 129.949,47 USD bedelli son ödeme tarihi 02/03/2017 olan fatura için 28/02/2017 tarihinde 1 USD= 3,30 TL kuru esas alınmak suretiyle ve TL'ye çevrilerek 428.833,26 TL ödeme yaptığı, ödeme tarihi itibariyle TCMB döviz satış kuru olan 1 USD = 3,5946 TL kuru esas alındığında yapılan ödemenin 119.299,30 USD'ye tekabül etmekte olup, buna göre davalının 31/01/2017 tarihli fatura bedelini 10.650,17 USD eksik ödediği; yine 12/12/2017 tarih ve .... numaralı fatura ile birlikte 30/06/2017 ve 12/12/2017 tarihlerini kapsayan toplam 715.150,80 USD tutarındaki son ödeme tarihi 11/01/2018 olan 6 adet faturanın 21/12/2017 tarihinde 1 USD= 3,60 TL kuru esas alınmak suretiyle ve TL'ye çevrilerek 2.527.199,90-TL olarak ödendiği, , ödeme tarihi itibariyle TCMB döviz satış kuru olan 1 USD = 3,8411 TL kuru esas alındığında yapılan ödemenin 657.936,50 USD'ye tekabül etmekte olup, buna göre davalının 12/12/2017 tarihli fatura bedelini 57.214,30 USD eksik ödediği, bu ödemelerden sonra davalı defterlerine göre 21/12/2017 tarihi itibariyle cari hesap bakiyesinin 71.081,83 USD olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, akdedilen sözleşme uyarınca ödenmesi gereken fatura bedelleri yönünden 2017/683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, dava konusu fatura dönemlerine ilişkin döviz kurlarının sabitlenip sabitlenmediği, döviz kurlarında faiz artışı olup olmadığı ve bu suretle sözleşmenin 16. maddesi uyarınca anılı fatura dönemi için mücbir sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği, var ise dava tarihi itibari ile davacının dava konusu faturalara istinaden eksik ödemeden kaynaklanan asıl alacak ile işlemiş faiz miktarı bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
Öncelikle 23/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2017/683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinde açıkça "... Borçlunun talebi üzerine 02/01/2017 tarihinde T.C. Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz satış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilirler." şeklindeki ibare ile yabancı para cinsinden olan borçların ancak alacaklının da ( somut olayda davacının) iradesi ile Türk Lirası cinsinden ödenebileceğinin düzenlendiği, hükmün emredici nitelikte olmadığı, somut olayda davalının TL cinsinden ödeme isteminin davacı tarafından kabul ettiğine dair davalı tarafından delil ibraz edilmediği, nitekim davalı vekili tarafından ibraz edilen 16/02/2017 tarihli kur sabitlemesi hakkındaki davacı şirket yazısının davalıdan farklı bir tüzel kişiliğe haiz ... A.Ş.'ne hitaben yazıldığı, davalının 04/11/2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğu e-mail çıktısı davacı tarafça kabul edilmediği gibi söz konusu e-mailin Ocak 2018 dönemine ilişkin olduğu, eldeki davadaki talebin ise 2017 Ocak-Aralık dönemine ilişkin olduğu, böylelikle davalı şirket yönünden dava konusu dönem için kurun sabitlendiğine ilişkin açık bir davacı iradesinin varlığının subuta ermediği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının anılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesine istinaden TL cinsinden ödeme yapamayacağı, sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca fatura bedelinin USD cinsinden ödenmesi gerektiği, yine tacir olan davalının sözleşmenin 8 maddesi ile açıkça yabancı para ödemeyi kabul etmesi ve kur artış miktarı gözetildiğinde sözleşmenin 16. maddesi kapsamında mücbir sebebin varlığından bahsedilemeyeceği, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olup yine davalı defterlerine göre 21/12/2017 tarihi itibariyle davacıya 71.081,83 USD borçlu olduğu, dava dilekçesinde açıkça " alacağın tahsilinin talep edildiği, davanın itirazın iptali davası olduğuna dair bir açıklama ve bu yönde bir istemin bulunmadığı, arabuluculuk son tutanağında "arabuluculuk konusu uyuşmazlık"ın ticari uyuşmazlık olduğunun ve davacı talebini alacağın tahsiline ilişkin olduğunun belirtildiği, mahkemenin tensip tutanağının 2 nolu bendinde davanın itirazın iptali davası olduğunun yazılı olmasının dava dilekçesindeki talebe göre davanın niteliğini değiştiremeyeceği ve sonuca etkili olmayacağı olduğu, kaldı ki itirazın iptali davalarının da temelinde alacak istemi bulunduğu, bu suretle itirazın iptali davası için düzenlenen arabuluculuk tutanağının iş bu dava için, dava şartı arabuluculuk yönünden yeterli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davalının eksik ödemeden sorumlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince;
Her ne kadar davacı yanca, sözleşmenin 8.2 maddesinde yer alan "kanuni faiz"den anlaşılması gereken oranın %9 olduğu ve hesaplamanın %9 oranı üzerinden yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de, dava konusu faturalar yabancı para (USD) cinsinden düzenlenmiş olup borcun USD cinsinden olması sebebi ile 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince "sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıllık mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı"nın uygulanması gereklidir. Nitekim mahkeme hükmüne esas alınan 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda TC Ziraat Bankasının 1 yıllık USD döviz tevdiat hesaplarına (o dönemde) uyguladığı %1 faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmıştır. Sözleşmenin 8.2 maddesinde gecikme halinde "kanuni faiz" uygulanacağı düzenlenmiş olup, ayrıca bir oran kararlaştırılmadığı, böylelikle somut olayda TC Ziraat Bankasının USD döviz tevdiat hesaplarına uyguladığı %1 faiz oranı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması usul ve yasaya uygun olduğundan davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Yine her ne kadar davacı ıslah dilekçesi ile, ödenen asıl alacağın geç ödenmesi sebebi ile davalıdan 20.655,56 USD talep etmiş ise de , faiz alacağının ayrı bir dava konusu olmasını engelleyen bir yasa hükmü olmadığı gibi faiz isteği, asıl alacağın bir bölümü olmadığından ayrı bir alacak niteliğinde olup esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir davayla istenebilir. TBK 131/2. maddesi gereğince ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmayacaktır. Ancak TBK'nın 131.maddesinin 2.fıkrasında kabul edilen esas, asıl borcun ödenmesi ile ilgili olup bu madde ile, asıl borcun ödenmesi sırasında işlemiş faizleri isteme hakkı saklı tutulmamışsa artık faizin istenemeyeceği belirtilmektedir. Faiz alacağına ilişkin davanın açıldığı tarihte asıl borç ödenmemiş ise asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi içinde faizi istenebilir. Bununla birlikte, TBK'nun 131/2. maddesi hükmü uyarınca asıl borç ifa nedeniyle sona ermiş ise ve faiz hakkı saklı tutulmamış veya saklı tutulduğu hal ve koşullardan çıkartılamıyorsa faiz alacağının sona erdiğinin kabulü gereklidir.
Somut olayda, asıl alacağı tahsil eden davacının faiz alacağına saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kaydın varlığını ispat edemediği, yine ıslah tarihine kadar ödenen asıl alacak için faiz alacağı talep etmeyen, yapılan kısmi ödemeyi TBK 100 maddesi rağmen faiz alacağından değil asıl alacaktan mahsup eden davacı yönünden durum ve koşullar itibari ile faiz alacağını saklı tuttuğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek ıslah edilen miktar ve dava konusu fazlaya ilişkin kısım yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Bununla birlikte, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda mahkemenin verdiği görev doğrultusunda icra takip tarihi olan 24/05/2018 ile dava tarihi olan 16/10/2019 tarihleri arasındaki dönem için faiz hesabı yapılmış ve mahkemece de buna göre davacının faiz alacağının 948,24 USD olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de;
Gerek dava dilekçesindeki, gerek ıslah dilekçesindeki, gerekse de icra takip talebindeki açıklamalardan davada talep edilen 3.052,80 USD gecikme faizi alacağının 31/01/2017 tarihli 129.949,47 USD bedelli faturanın son ödeme tarihi olan 02/03/2017 ve 12/12/2017 tarihli 110.341,80 USD bedelli faturanın son ödeme tarihi olan 11/01/2018 tarihleri ile takip tarihi olan 24/05/2018 tarihi arasındaki (02/03/2017-24/05/2018 tarihleri arasındaki 448 gün ve 11/01/2018-24/05/2018 tarihleri arasındaki 133 gün) sürede işleyen gecikme faizi alacağına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece icra takip tarihi olan 24/05/2018 tarihi ile dava tarihi olan 16/10/2019 tarihi arasındaki dönem esas alınarak işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda mahkemece, dava konusu 31/01/2017 tarihli 129.949,47 USD bedelli faturanın son ödeme tarihinden önce 28/02/2017 tarihinde 119.299,30 USD olarak ödendiği, bu miktar yönünden gecikmenin söz konusu olmadığı, eksik kalan 10.657,17 USD'nin son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle son ödeme tarihi olan 02/03/2017 ile takip tarihi olan 24/05/2018 tarihi arasındaki 448 gün için %1 faiz oranı uygulanmak suretiyle bu fatura yönünden işlemiş gecikme faizi tutarının ( 10.657,174481/ 36500=) 130,80 USD olduğu;
12/12/2017 tarihli 110.341,80 USD bedelli faturanın da içlerinde yer aldığı toplam 715.157,80 USD tutarlı 6 adet fatura bedelinin son ödeme tarihinden önce 22/12/2017 tarihinde 659.810,24 USD olarak ödendiği, bu miktar yönünden gecikmenin söz konusu olmadığı, bu ödeme sonucunda 12/12/2017 tarihli fatura bedelinden eksik kalan 57.214,50 USD'nin son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle son ödeme tarihi son ödeme tarihi olan 11/01/2018 ile takip tarihi olan 24/05/2018 tarihi arasındaki 133 gün için %1 faiz oranı uygulanmak suretiyle bu fatura yönünden işlemiş gecikme faizi tutarının ( 57.214,501331/ 36500=) 208,48 USD olduğu anlaşılmakla söz konusu tutarların toplamı olan 339,28‬ USD gecikme faizi alacağının bulunduğu, bu miktara ilk derece mahkemesince icra takip tarihi olan 24/05/2018 ile dava tarihi olan 16/10/2019 tarihi arasındaki 510 günlük süre için %1 faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan toplam 948,24 USD'nin eklenmesiyle davacının dava tarihi itibariyle toplam 1.287,52 USD işlemiş faiz alacağının bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının bu gerekçe yönünden kabul edilmiştir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Dairemizin 28/12/2023 gün 2021/2012 Esas 2023/1885 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 27917,50 TL harçtan peşin alınan 6.970,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.947,5‬0 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin yatıran taraf üzerinde bırakılmasına,
C)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021tarih ve 2019/580 Esas 2021/423 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca işlemiş faiz yönünden KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
67.864,47 USD asıl alacak ile, 1.287,52 USD işlemiş faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Asıl alacak miktarı olan 67.864,47 USD'ye dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranının uygulanmasına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 139.020,62 -TL olduğundan, peşin alınan 10.047,64-TL (7.154,64-TL peşin harç + 2.893,00-TL ıslah harcı toplamı) harcın mahsubu ile bakiye 128.972,98‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 37.058,16 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 10.262,74-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.891,80-TL (dava açılış masrafı, posta gideri, talimat ve bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.845,46-TL yargılama gideri ile davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 10.047,64-TL (7.154,64-TL peşin harç + 2.893,00-TL ıslah harcı toplamı)'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7- Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 59,30 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 44,40 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 201,44 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2025

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim