mahkeme 2023/803 E. 2025/1172 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/803
2025/1172
27 Ekim 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/803 Esas 2025/1172 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/803
KARAR NO : 2025/1172
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 26/12/2022
NUMARASI : 2019/126 Esas 2022/916 Karar
DAVA :GKS' den kaynaklı (İtrazın İptali)
DAVA TARİHİ : 31/05/2018
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; davalı ...'ın, dava dışı ... ile ... TELEKOMİNİKASYON İLETİŞİM İTH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. arasında 23.05.2003 tarihinde akdedilen Acil İhtiyaç Kredi Taahhütnamesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye ilişkin borcun ödenmemesi nedeniyle Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392E. (2012/4004 - 2007/1913 Eski Esaslar) sayılı dosyası ile davalı müşterek borçlu aleyhine .... tarafından icra takibi başlatıldığını, dava konusu alacağın Beyoğlu 23. Noterliği'nin 03.06.2008 tarihli 103077 yevmiye numaralı temlik sözleşmesiyle ... A.Ş. tarafından temlik alındığını, yine Beyoğlu 23. Noterliği'nin 14.10.2015 tarihli 19182 yevmiye numaralı birleşme (devir) sözleşmesiyle ise ... A.Ş.'nin tüm borç ve alacakları, devralan şirket olan müvekkili ... A.Ş.'ye geçtiğini, daha sonra davalı borçluya daha önce tebligat yapılmadığından kesinleştirilmemiş olan 2012/4004 E. sayılı icra dosyasının yenilenerek 2017/2392 E. sayılı esasını aldığını ve 19.02.2007 tarihinde, çıkarılan ödeme emrinin muhtara tebliğ edildiğini, davalı tarafça açılan şikayet davası sonucunda Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/331 E. 2017/519 K. sayılı ilamı ile ödeme emrinin tebliğ tarihinin 29.05.2017 olarak düzeltildiğini, davalı borçlunun, kendisine tebliğ edilen ilamsız takip borcuna ilişkin olarak 31.05.2017 tarihinde ödeme emrine müstenit sözleşmedeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığı ve borcu da olmadığı gerekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ancak borcun tüm faiz ve ferilerine yapılan itirazın, haksız ve kötü niyetli olduğundan huzurdaki itirazın iptali davasını açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, alınacak bilirkişi raporu marifetiyle sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun anlaşılacağını, arz ve izah ettikleri nedenlerle; davanın temlik veren ....'ye ihbarına, davalı borçlunun Ankara 1. İcra Dairesinin 2017/2392 E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, icra takibinin (takip talebindeki yazılı koşullarla) devamına, davalının, alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediklerini,davacı tarafın açmış olduğu davayı kabul etmediklerini, zira takibe dayanak sözleşmedeki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığı gibi kefilliğinin de söz konusu olmadığını, davacının %40 oranında icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, inkar tazminatında oranın yasal olarak % 20'ye çekildiğini, arz ve izah ettikleri nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın reddi ile davacının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemli olduğu, dava dışı ... Şubesi ile dava dışı borçlu ...... Ltd. Şti. arasında 23/05/2003 tarihli Genel Kredi Taahhütnamesinin imzalandığı, sözleşmeyi davalı ..., dava dışı ... ve ...'ün müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, her ne kadar davalı kefil ... sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de; bu yönde grafoloji uzmanı tarafından alınan ve az yukarıda açıklanan rapora göre; sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunun belirlendiği, bu nedenle kredi borcundan davalının da kefil olarak sorumlu olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine .... tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ile kefiller aleyhine hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçluya tebliğ edilemediği, davalı kefile ise bizzat kendi imzasına 11/08/2006 tarihinde tebliğ ve teslim edildiği, bu şekilde davalının 15/08/2006 tarihinde temerrüte düştüğü, icra takibine konu alacağın Beyoğlu 23. Noterliği'nin 03/06/2008 tarih ve 103077 yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile ... A.Ş. tarafından temlik alındığı, yine Beyoğlu 23. Noterliği'nin 14/10/2015 tarih ve 19182 yevmiye numaralı birleşme (Devir) sözleşmesi ile ... A.Ş.'nin tüm borç ve alacaklarının devralan şirket olan davacı ... A.Ş.'ye geçtiği, daha sonra 23/11/2018 tarihli "Birleşme (Devir) Sözleşmesi" ile ... Yönetim A.Ş.'nin davacı ... A.Ş. Tarafından devralındığı, diğer yandan banka bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamaya göre takip tarihi itibariyle ödenmeyen 7.678,70-TL asıl alacak, 362,43-TL işlemiş faiz, 18,12-TL BSMV olmak üzere toplam 8.059,25-TL kredi borcunun bulunduğu, öte yandan 165,11-TL ihtarname masrafı bakımından ise davacı tarafça bu yönde makbuz vs. sunulmadığı anlaşılmakla; davanın bilirkişi raporu ile belirlenen toplam 8.059,25-TL üzerinden kısmen kabulüne ile; davaya konu Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2017/2392 E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazının Kısmen iptali ile takibin 7.678,70-TL asıl alacak, 362,43-TL işlemiş faiz, 18,12-TL BSMV olmak üzere toplam 8.059,25-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın (8.059,25-TL) % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, toplam asıl alacağa takip tarihinden tahsiline kadar %9,60 oranında temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırıdır. Faiz hesabı hatalı olup buna ilişkin itirazlarımız değerlendirilmeksizin verilen red kararı hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir bu nedenle BSMV ve ihtarname masrafları gözetilmeksizin kurulan hüküm hatalıdır. Davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti isabetsiz olup keza davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından da isabetsiz olan yerel mahkeme kararına karşı reddedilen kısım yönünden ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle kefil olan davalı aleyhine başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı, temlik sözleşmesi ile devralmış olduğu takip konusu alacağın; dava dışı ... ile ... Telekominikasyon İletişim ... Ltd. Şirketi arasındaki 23/05/2003 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalının ise, sözleşmeleri aynı limitle müteselsil kefil olarak imzalamış olduğunu, kredi taksitleri ödenmeyince hesap kat edilerek Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392 Esas sayılı dosyasında 7.678,70-TL asıl alacak, 5.806,29-TL işlemiş temerrüt faizi, 290,31-TL BSMV, 165,11-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 13.940,41-TL alacak istemiyle ilamsız takip başlatıldığını, davalı kefilin takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek elde ki davayı açmış, mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı bankanın, 7.678,70-TL asıl alacak, 362,43-TL işlemiş faiz, 18,12-TL BSMV toplamı olmak üzere 8.059,25-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle yukarıda yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar verildiği, reddine karar verilen alacak tutarının 5.881,16-TL olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; HMK'nın 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 361 ve 362. maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6763 sayılı Kanun) 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde ile HMK ile birlikte terkedilen parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılması sistemine tekrar geri dönülerek 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu suretle malvarlığına ilişkin davalar bakımından kanun koyucu temyize başvuru hakkının belirlenmesinde bir parasal sınır belirleyerek kural olarak "değere bağlı temyiz" sistemini benimsemiştir.
Nitekim 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddenin ilk hâli;"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" şeklindedir.
Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye“(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür.
Daha sonra Anayasa Mahkemesinin (AYM) 30/01/2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nın Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 nci...” ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan bu ibareden sonra gelen “…ve…” ibaresinin iptaline; kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve 3.fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 E, 2025/410 K sayılı kararı ile de; 04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından, 7550 sayılı Kanun'un 20.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesinin 2.fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hal böyle olunca, HMK'nun 341/2. maddesi gereğince davacı yönünden, davanın kısmen reddine yönelik karar verilen tutar 5.881,16-TL olup bu tutar karar tarihi (26/12/2022) itibariyle 8.000-TL tutarlı istinaf kanun yoluna başvuru parasal sınırı altında kalmakla kesin olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince davacı yönünden kesin olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 317,53-TL istinaf karar harcı ve 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 809,53-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nun 362(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.