mahkeme 2023/707 E. 2025/1055 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/707
2025/1055
7 Ekim 2025
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/707 Esas 2025/1055 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/707
KARAR NO : 2025/1055
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2023
NUMARASI : 2018/816 Esas 2023/114 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 17/11/2018
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan teminat mektubu aldığını, teminat mektubunun vade süresi olan 1500 gün karşılığı komisyon bedeli olan 595.828,80 TL'yi müvekkilinin peşin olarak davalıya ödediğini, teminat mektubunun vadesinden önce 03/05/2018 tarihinde idareden alınarak davalı bankaya iade edildiğini, böylece riskin sona erdiğini, 1500 gün karşılığı alınan komisyon bedelinden erken iade sonucu kalan süreye isabet eden ve müvekkili tarafından peşin ödenen komisyon tutarının davalı tarafından iade edilmesi gerektiğini, davalının başvurulara rağmen aldığı komisyon bedelini iade etmediğinden alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin söz konusu tutarı almakta haklı olduğunu, icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki mevcut genel kredi sözleşmesinin 25. maddesinde, banka tarafından verilecek teminat mektubunun iade ve iptallerine kadar 3'er aylık devreler için belirlenecek komisyon ve gider vergisinin 3'er aylık devrelerin başında peşin olarak ödeneceği, 26. maddesinde ise nakden tahsil edilen komisyon ve gider vergilerinin teminat mektubunun devre bitiminden önce iade ya da iptal edildiği gerekçesi ile geri verilmesinin istenme hakkı olmadığının düzenlendiği, davacının 3'er aylık dönemler için yapacağı ödemeden yine bu dönem içerisinde teminat mektubunun erken iadesi halinde fazladan ödediği komisyon bedelini talep edemeyeceği anlamı çıktığı, bilirkişi kök ve ek raporlarında da belirlendiği üzere, anılan sözleşme kapsamında davacı tarafça bankadan alınan 1500 gün süreli kesin teminat mektubunun, 1500 günlük komisyon bedeli tutarı olan 595.828,80 TL'nin peşin olarak ödendiği, ancak teminat mektubunun mer'i olarak 350 gün kaldığı, bu sürenin sonunda iade edildiği, bu sürenin 4 adet (üçer aylık) devreye tekabül ettiği, komisyon bedeli karşılığının gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile 140.194,99 TL olarak belirlendiği, peşin ödenen 595.828,80TL'den 140.194,99 TL'nin mahsubu sonrasında davacının takip tarihi itibariyle fazladan ödediği komisyon bedelinin 455.633,81 TL olduğu, alacağın varlığının hukuki değerlendirme ve yargılamayı gerektirdiği, davacı tarafından davalı bankaya 09/05/2018 tarihinde keşide edilen ihtarnamede talep edilen alacak tutarının mahkemece kabul edilenden fazla olduğu gibi yine alacak miktarının yapılan yargılama sonucu belirlenmiş olmakla TBK'nun 117. maddesi anlamında davalının usulünce temerrüte düşürülmediği, takip öncesi döneme ait faiz isteminin de haklı görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında 455.633,81 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, bu miktar asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmayan icra inkar tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazları olduğunu, davacı tarafından bilirkişi raporlarından sonra dava genişletilerek hukuken mümkün olmayan iddiaların sunulduğunu, davacı tarafından yapılan itirazın ilk bilirkişi raporunda kabul görmedikten sonra bu sefer form da yazılı olan ''flat' yazısına doğru iddialarını genişleterek mevcut inceleme konusuna kadar geldiğini, HMK gereğince dilekçelerin verilmesinden sonra iddia veya savunmaların genişletilemeyeceğini yahut değiştirilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının öncelikle bu iddialarını genişletme hususuna muvafakatlerinin bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu tutarı almakta haklı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında imzalanan bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi hükümleri kapsamında ve bankacılık teamülleri kapsamında olmak üzere talep ve tahsil edildiğini, yapılan tahsilat işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu hususun davacı tarafça da kabul edildiğini, davacı tarafından peşinen ödenen teminat mektubu komisyonunun belirli şartlar dahilinde veya söz konu mektubun çıkışının yapılması halinde komisyon tutarının ya da bir kısmının iade edileceğine yönelik müvekkili ile davacı arasında bir sözleşme veya protokol bulunmadığını, söz konusu teminat mektubu hükümsüzlük şerhini ihtiva etmediğinden kesin ve süresiz bir teminat mektubu olduğunu, riskin ne zaman sonlanacağına dair bir zaman kısıtlaması bulunmadığını, davacı tarafın 25.05.2017 tarihli talebiyle de bu yönde bir bir mektup talebi bulunduğunu, mektup konu iş riskinin süresiz olması ve davacı tarafla müvekkili arasında komisyon tutarının, mektubun iade tarihine kadar hesaplanıp iade edileceği yönünde özel bir şart olmadığından davacı tarafın iddialarının hukuken geçersiz olduğunu, ne mevzuatta ne de davacıların imzalamış oldukları kredi sözleşmesi kapsamında bankanın komisyon, masraf vb gibi talep etmesini engelleyecek hiçbir hüküm de bulunmadığını, tam tersi bu kalemleri almaya bankanın yetkili olduğunu düzenleyen hüküm bulunmadığını, müvekkilinin ödenmesini talep ettiği tutarlar gerek bankacılık teamülüne gerekse davacı ile müvekkili arasında kredi kullandırımından evvel yapılan görüşmelere tamamen uygun bulunduğunu, davacı imzaladığı ve içeriğini kabul ettiği sözleşme hükümleri mucibince bankaya ödemekle yükümlü olduğu edimlerini eksiksiz ifa ile mükellef olduğunu, sözleşmenin kuruluşu bir kez gerçekleştikten ve kredi alındıktan sonra müşterinin tek taraflı bir irade beyanı daha evvel kabul ettiği bu şartlardan vazgeçmesi hukuken mümkün ve kabul edilebilir bir durum olmadığını, kök rapor müvekkilini iddialarını kanıtlar nitelikte olmasına rağmen dava genişletilerek başka hususlarda rapor düzenlendiğini, hesaplama yapılması, bankacılık teamülleri çerçevesince alınan komisyon tutarının davacı tarafın beyan ve iddiaları çerçevesince haksız alındığını göstermediğini, zaten bu tutarın tahsil edildiğinin çekişme konusu olmadığını, davacı tarafın beyanlarında bahsetmiş olduğu, kısaca ve özetle "bu hesaplamaya ulaşıldı ise haklılığımız kanıtlandı" söylemi dava konusu uyuşmazlığın konusu olmadığını, kök raporunda da müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur her iki raporda da bulunmadığını, ancak kök rapor ve ek raporda inceleme ve değerlendirmelere rağmen aynı bilirkişi tarafından hazırlanan işbu dilekçeye konu 03.03.2021 tarihli 2.ek raporunda iadeye yönelik bir hesaplama yapıldığını, aynı şekilde 23.09.2021 tarihli bilirkişi 3.ek raporuna da bir hesaplama yapıldığını, bu hesaplamaların gerek 05.09.2019 tarihli bilirkişi kök raporu gerekse de 21.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda ki dava konusu uyuşmazlığın ana hususunda müvekkilinin hukuken ve yasal düzenlemeler çerçevesince uygun işlem yaptığını ve değerlendirmelerini değiştirmeyeceğini, teminat mektubunun hükümsüzlük şerhini ihtiva etmediğinden kesin ve süresiz bir teminat mektubu olduğunu, riskin ne zaman sonlanacağına dair bir zaman kısıtlaması bulunmadığını, davacı tarafın 25.05.2017 tarihli talebiyle de bu yönde bir bir mektup talebi bulunduğunu, bu nedenledir ki mektup konu iş riskinin süresiz olması ve davacı tarafla müvekkili banka arasında komisyon tutarının, mektubun iade tarihine kadar hesaplanıp iade edileceği yönünde özel bir şart olmadığından davacı tarafın iddialarının hukuken geçersiz olduğunu, bu hususların bilirkişi kök raporunda tespit edilmesine rağmen daha sonradan çelişkili raporlar ile hatalı hüküm kurulduğunu, bu hususa karşı itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından incelenmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf talebinin kısmen reddedilen asıl alacak tutarına, faiz başlangıç tarihi ve tazminat talebinin reddine yönelik olduğunu, İİK'nun 67. maddesinin 2. fıkrasında açıkca "borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse" borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedileceğinin düzenlendiğini, davalının itirazında haksız olduğunu, Yasa maddesine göre, borçlunun itirazında haksız çıkması tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunduğunu, o halde tazminat taleplerinin reddinin hukuka aykırı bir uygulama olduğunu, ayrıca davalı yanın banka olması, iadesi gereken komisyon tutarını hesaplayabilme bilgi ve birikiminin olması, yani dava konusu edilen alacağın miktarının, davalı banka yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir olması karşısında bu yönüyle de tazminat koşullarının oluştuğunda duraksama olmaması gerektiğini, istinaf incelemesi aşamasında davalı aleyhine en üst seviyeden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinde de hata yapıldığını, davalı bankaya ihtarname gönderilerek, haksız tahsil edilen 456.802,08 TL'nin iadesinin istenildiğini, ancak mahkeme kararında, iade istenilen miktarın mahkemece hüküm altına alınan alacaktan fazla olduğu gerekçe gösterilerek temerrüt koşullarının oluşmadığından bahisle takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini, ihtarname ile davalı banka temerrüte düşmüş olduğundan ihtarname tebliğ tarihine göre faiz alacağına hükmedilmesi gerektiğini, kaldı ki iadesi gereken tutarın komisyon alacağı olduğundan, güven kurumu olan bankanın talep olmadan da iade yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, bu yönüyle de konu değerlendirildiğinde faiz başlangıç tarihinin takip tarihi olarak kabulünün hatalı olduğunu, asıl alacak hesabında rakam hatası yapıldığını, mektup miktarı ve süresi gözetilerek peşin alınan 595.828,80 TL komisyon tutarından, mektubun mer'i kaldığı 350 gün süreye isabet eden 139.026,72 TL komisyonun düşülmesi sonrası, erken iade süresine isabet eden 456.802,08 TL komisyon bedelinin hüküm altına alınması gerekirken, 455.6833,81 TL alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu yönüyle de kararı istinaf ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesi uyarınca alınan teminat mektubunun kesin süresinden önce bankaya iade edilmesi nedeniyle peşin ödenen komisyondan bakiye süreye isabet eden komisyon alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 05/09/2019 tarihli kök, 21/02/2020 tarihli birinci ek, 03/03/2021 tarihli ikinci ek, 23/09/2021 tarihli üçüncü ek rapor, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2018/7414 sayılı takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi sureti, kesin teminat mektubu sureti, davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2013 tarihli ihtarname sureti, davalı tarafından davacıya gönderilen 16/05/2018 tarihli cevabi ihtarname sureti, ... Bankası müzekkere cevapları, davacı tarafından davalı bankaya gönderilen 25/05/2017 tarihli talimat sureti, banka dekontu, davalı banka yazı cevabı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan 22/09/2022 tarihli uzmanlık raporu, grafolog bilirkişiden alınan 14/12/2022 tarihli bilirkişi raporu, davacı tarafından dosyaya sunulan bankacı/hukukçu tarafından düzenlenen 13/07/2020 tarihli uzman görüşü dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2018/7414 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 461.560,96 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 26/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 7 günlük itiraz süresi içerisinde 26/06/2018 tarihinde takibe konu borca ve İstanbul icra müdürlüğünün yetkili olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 26/12/2016 tarihli 10.0000.000,00 TL limitli olduğu görülmüştür.
Anılan sözleşme kapsamında davalı banka tarafından davacıya 25/05/2017 tarihli 4.312.140,00 TL bedelli, 01/07/2021 tarihine kadar süreli kesin teminat mektubu verilmiştir.
Davacı tarafından davalı bankaya gönderilen 25/05/2017 tarihli talimat yazısında, 4.312.140,00 TL bedelli 01/07/2021 vade tarihli teminat mektubu düzenlenmesi talep edilmiş, talimat yazısında komisyon tutarı kısmında "flat 567.456,00 TL" yazılı olduğu görülmüştür.
Davacı hesabından davalı banka tarafından 25/05/2017 tarihinde 567.456,00 TL komisyon, 28.372,80 TL BSMV olmak üzere toplam 595.828,80 TL tahsil edildiği banka dekontundan anlaşılmıştır.
Davalı bankaya davacı tarafından gönderilen teminat mektubu düzenlenmesine ilişkin 25/05/2017 tarihli yazıya ilişkin olarak Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan 22/09/2022 tarihli uzmanlık raporunda, eksik belgeler bildirilmiştir.
Davacı şirket yetkilisinin davacının davalı bankaya teminat mektubu düzenlenmesine ilişkin 25/05/2017 talimat tarihinde ... olduğu Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretlerinden anlaşılmıştır.
Grafolog bilirkişiden alınan raporda, 25/05/2017 tarihli teminat mektup talep yazısının "flat" yazısının (davacı şirket yetkilisi) ... elinden çıkmadığı tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök raporunda ve kök rapordaki görüşü tekrar eden birinci ek raporda, davacının isteminin sözleşme hükümleri ve bankacılık teamülleri çerçevesinde değerlendirildiğinde uygun olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ikinci ek raporda, teminat mektubunun verildiği tarih ile iade edildiği tarih arasında devrelere ait komisyonların tahakkuk etmiş olacağı, genel kredi sözleşmesinin 42/26. maddesine göre davalının 133.519,04 TL tahsil edebileceği, 433.936,96 TL iade edilecek komisyon bedeli ile 21.696,85 TL BSMV olmak üzere toplam 455.633,81 TL'nin iade edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
İtiraz üzerine alınan üçüncü ek raporda, teminat mektubunun iade tarihi itibarıyla davalı bankanın 133.519,04 TL komisyon, 6.675,95 TL BSMV olmak üzere toplam 140.194,99 TL komisyon alabileceği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı tarafından dosyaya sunulan bankacı/hukukçu tarafından düzenlenen 13/07/2020 tarihli uzman görüşünde, davalının teminat mektup iade tarihine kadar 3 aylık dönemlerde hak kazandığı komisyon tutarının 133.519,04 TL olduğu, taraflar arasında peşin alınan komisyonun iade edilmeyeceğine ilişkin sözleşme ya da lehtar firmanın tek taraflı bir irade beyanı bulunmadığı, peşin ödenen komisyondan 433.936,96 TL'nin iade edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2018 tarihli ihtarname ile, teminat mektubunun 03/05/2018 tarihinde banka şubesine teslim edildiği, peşin alınan komisyondan kalan süreye isabet eden 456.802,08 TL'nin 3 gün içinde, 25/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iade edilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise, teminat mektup komisyonunun belirli şartlar dahilinde tamamı veya belirli bir kısmının davacıya iade edileceğine ilişkin davacıyla aralarında bir anlaşma bulunmadığı, iade talebinin uygun olmadığı bildirilmiştir.
Emsal bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevaplardan, ... müzekkere cevabında, teminat mektubunun vadesinden önce erken iadesinde komisyon tutarında indirim yapılmasının söz konusu olmadığı, komisyon tutarının peşin alındığı bildirilmiş, ... Bankası müzekkere cevabında, vadeden önce erken iadede sistemin komisyon iade etmediği, ancak şube iade etmek isterse erken ödenecek gün sayısına denk gelen manuel hesaplama yapılarak gerekli işlemler yapılmak suretiyle iade işlemi yapılabildiği, ... Bankası müzekkere cevabında, 3 aylık devreler için teminat mektubu komisyonunun peşin olarak tahsiline müteakip teminat mektubunun 3 aylık devri dolmadan iadesi halinde peşin tahsil edilen komisyondan, komisyon başlangıç ile teminat mektubunun iade tarihi arasındaki süreye isabet eden bölümün tahsili ve iade tarihi ile komisyon döneminin bitim tarihi arasındaki süreye ait komisyon tutarının firmanın bankayla olan ilişkileri değerlendirilmek suretiyle iadesinin banka tarafından değerlendirilebildiği bildirilmiş, ... müzekkere cevabında, dönemsel komisyon alt limit kapsamında dönemsel olarak (aylık, 3 aylık ve yıllık) tahsil edildiği, uygulamada mektubun erken iadesi durumunda tahakkuk eden ve bu kapsamda dönemsel tahsil edilen komisyon tutarının iadesinin yapılmadığı, müşteri özelinde ve müşteri verimliliği doğrultusunda iade talebiyle ilgili pazarlama müdürlüğü tarafından değerlendirme yapılıp, mektup iade tarihi ile tahakkuk yapılan vade sonuna kalan gün sayısı farkı dikkate alınarak iade tutarının belirlenebildiği bildirilmiştir.
Davalı banka 25/02/2021 tarihli yazı cevabında, mektup komisyonu, flat (peşin komisyon) veya devrevi (aylık, 3 aylık, 6 aylık, yıllık gibi) olarak tutar üzerinden hesaplanıp tahsil edildiği, dava konusu mektup için alınması talep edilen komisyon tutarı ve dönemi konusunda şubenin öncelikle talebine bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne ilettiği, talebin 567.456,00 TL flat komisyon ile kullandırım olduğu, bölge müdürlüğünün de şubenin fiyatlaması konusunda mutabık kaldığını ilettiği, bu şekilde fiyatlamaya uygunluk verilmesinin talep edildiği, şube talebinin bölge uygunluğuna da istinaden değerlendirildiği, fiyatlamaya uygunluk verildiği, mektup taleplerinde müşteri ile komisyon tutarı için anlaşma yapılarak talimat alındığı, işlemlerin bu şekilde devam ettiği, fiyatlama uygunluğunu alan şubenin müşteri ile mutabık kaldığının fiyatlama uygunluğuna paralel aldığı müşteri talimatından anlaşıldığı belirtilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından düzenlenen teminat mektubu nedeniyle davalı bankaya teminat mektup komisyonunun tüm teminat mektubu süresi gözetilerek peşin ödendiğini, mektubun kesin süresinden önce bankaya iade edildiğini, mektuptan kaynaklanan riskin sona erdiğini, peşin ödenen komisyondan teminat mektubunun bakiye süresine isabet eden kısmın iade edilmesi gerektiğini, davalı bankaya yapılan ihtara rağmen bakiye süreye isabet eden komisyon bedelinin iade edilmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davacıya teminat mektup komisyonunun iade edilmeyeceğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişi ikinci ve üçüncü ek raporları hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının davalıdan teminat mektubunun kesin süresinden önce iade edilmesi nedeniyle bakiye süreye tekabül eden ve peşin ödenen komisyon bedelinin iadesini talep edip edemeyeceği, edebilecek ise takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, icra inkar tazminatına hükmedilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce, dava konusu icra takip dosyasında davalı borca itirazının yanı sıra İstanbul İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir.
İtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi davalı bankanın Keçiören şubesi ile imzalanmıştır. Bu durumda HMK'nun 14. maddesi uyarınca şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Yetki itirazında bulunan davalının yerleşim yeri ise Sarıyer İstanbul'dur. Yetkili icra müdürlüğüne ilişkin seçim hakkı davacıda olup, genel kredi sözleşmesini imzalayan şube gözetilerek Ankara icra müdürlüklerinde takip başlatılabileceği gibi genel yetkili icra müdürlüklerinde de takip başlatabilecektir. Davacı yan seçim hakkını Ankara icra müdürlüğü olarak kullanmıştır.
Bu durumda, takibe konu alacağın dayanağı olan genel kredi sözleşmesini imzalayan şube gözetilerek Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği gözetilerek mahkemece işin esasına girilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 42/25. maddesi "Müşteri banka tarafından verilecek teminat mektupları ile kontrgarantiler için bunların iade veya iptallerine kadar üçer aylık devreler için yetkili mercilerce re'sen veya banka tarafından re'sen tespit edilecek oranda komisyon ile bunun gider vergisini ve diğer resim, harç ve masraflarını ve bunlar ilgili fıkra uyarınca verdirilmiş ise veren banka veya bankanın muhabirlerine banka tarafından ödenecek komisyon, gider vergisi ve sair masraflarla birlikte, üçer aylık devrelerin başında, peşin olarak bankaya ödemeyi ve bankanın gerekli gördüğü hallerde bu komisyon oranlarını mevzuatın müsaadesi çerçevesinde değiştirebileceğini, vergi, resim ve harçların oranlarında yapılacak değişiklikleri ve özellikle zamları ve verilen makbuzlarda komisyon oranının bildirilmemesi durumunda bankaya cari en yüksek oranda komisyon ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünü, 42/26. maddesi "Müşteri her devrenin başında banka tarafından tahakkuk ettirilecek nakden tahsil edilen veya hesabına borç yazılan komisyon ve gider vergilerinin ilgili bulundukları teminat mektuplarının veya kontrgarantilerin devre bitiminden önce iade veya iptal edildikleri gerekçesiyle veya diğer bir gerekçe ile kısmen veya tamamen kendisine geri verilmesini istemeye hakkı olmadığını kabul eder." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere, teminat mektubunun iadesine kadar 3'er aylık devreler için belirlenecek komisyon ve gider vergisi 3'er aylık devrelerin başında peşin olarak ödenecek, nakden tahsil edilen komisyon ve gider vergisinin teminat mektubunun devre bitiminden önce iade edilmesi halinde davacı müşteri tarafından geri verilmesi istenemeyecektir.
Davacının davalıya gönderdiği 25/05/2017 tarihli talep yazısında, 4.312.140,00 TL bedelli, 01/07/2021 vadeli teminat mektubu düzenlenmesi talep edilmiş, talep yazısında komisyon oranı/tutarı kısmında flat 567.456,00 TL ibaresinin elle yazılı olduğu görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan grafolog bilirkişi raporu ile, anılan talimattaki peşin anlamında kullanılan "flat" yazısının davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında davacının talebi üzerine düzenlenen 01/07/2021 tarihine kadar süreli teminat mektubu nedeniyle davacının hesabından 25/05/2017 tarihinde toplam 595.828,80 TL komisyon + BSMV tahsil edildiği, teminat mektubunun kesin süresi olan 01/07/2021 tarihinden önce 03/05/2018 tarihinde davalı bankaya iade edildiği hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır.
Burada tartışılması gereken husus, teminat mektubunun düzenlendiği 25/05/2017 tarihinden teminat mektubunun 01/07/2021 tarihine kadar olan süresi gözetilerek davacıdan peşin olarak alınan teminat mektup komisyonunun, teminat mektubuna kesin süresinden önce iade edilmesi halinde davacının kalan süreye ilişkin peşin olarak ödediği komisyon bedelinin iade edilmesi talep edilip edilemeyeceğidir.
Teminat mektubunun verildiği 25/05/2017 tarihi ile mektubun davacı tarafından davalı bankaya iade edildiği 03/05/2018 tarihine kadar geçen süredeki 3'er aylık devrelere ait komisyonlar tahakkuk etmiş olduğundan genel kredi sözleşmesinin 42/26. maddesi uyarınca bu tarihe kadar olan ve davalı tarafından nakden tahsil edilen komisyon ve gider vergisinin devre bitiminden önce iade edilmesi nedeniyle davacı müşteri tarafından geri verilmesi istenemeyecektir. Ancak teminat mektubunun iade edildiği tarih olan 03/05/2018 tarihi ile teminat mektubunun kesin süresi olan 01/07/2021 tarihine kadar geçecek süredeki 3'er aylık devrelere ait olan ve davalı tarafından peşin olarak tahsil edilmiş komisyonların iade edilmesi gerekecektir.
Her ne kadar davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacının teminat mektubu komisyonunun "flat" olmasına ilişkin talimat yazısı gereğince davacıdan teminat mektubuna ilişkin tüm sürelere ilişkin 3'er aylık devrelere ait komisyon bedelinin peşin tahsil edildiğini ileri sürmüş ise de, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile talimat yazısında peşin anlamına gelen "flat" yazısının davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Genel kredi sözleşmesinin 42/25 ve 42/26. maddelerindeki hükümler de gözetilerek teminat mektubunun düzenlendiği 25/05/2017 tarihi ile teminat mektubunun kesin süresi olan 01/07/2021 tarihi arasında 3'er aylık 17 devre bulunmaktadır. Teminat mektubu komisyonu olarak davalı tarafından 567.456,00 TL komisyon + 28.372,80 TL BSMV olmak üzere toplam 595.828,80 TL tahsil edilmiştir. BSMV hariç komisyon miktarının 3'er aylık devre sayısı olan 17 devreye bölündüğünde davalının her bir devre için 567.456,00 / 17 = 33.379,76 TL komisyon almıştır. Teminat mektubunun mer'i kaldığı 25/05/2007 tarihi ile bankaya iade edildiği 03/05/2018 tarihleri arasında 3'er aylık 3 devrenin sona ermiş, 4. devre sona ermeden teminat mektubu iade edilmiştir. Gks'nin 42/26. maddesi uyarınca 4. devrenin başında peşin olarak tahsil edilmesi gereken 4. devre komisyonu da davacıya iade edilemeyecektir. Buna göre davalı davacıdan 4 x 33.379,76 TL = 133.519,04 TL komisyon ile %5 BSMV'si olan 6.675,95 TL olmak üzere 140.194,99 TL komisyon + BSMV tahsil edebilecektir.
Davacı tarafından ise, davalıya tüm devrelere ilişkin 595.828,80 TL ödendiğinden, kalan 13 devreye ilişkin peşin ödenen (595.828,80 TL - 140.194,99 TL = ) 455.633,81 TL komisyon + BSMV'nin iadesini davalıdan talep edebilecektir.
Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi ikinci ve üçüncü ek raporlarda da anılan hususlar gözetilmek suretiyle davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla talep edebileceği asıl alacak miktarı hesaplanmış olup, anılan raporlar ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi hükümleri de gözetilerek yapılan hesaplamayı içerdiği gibi, raporlar arasında çelişki de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan ikinci ve üçüncü bilirkişi ek raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, genel kredi sözleşmesinin 42/25 ve 42/26. madde hükümlerinin gözetilmesi gerektiği, davalının davacıdan teminat mektubunun düzenlendiği tarih ile mektubun bankaya iade edildiği tarih arasında geçen süreye ilişkin 3'er aylık 4 döneme ilişkin teminat mektubu komisyonu ve BSMV'yi talep edebileceği, kalan süreye tekabül eden ve davacıdan teminat mektubunun düzenlendiği tarihte peşin olarak tahsil edilen miktarın ise davacıya iade edilmesi gerektiği, teminat mektubunun tüm komisyonunun peşin tahsil edilmesi anlamına gelen ve davacının davalı bankaya gönderdiği talimatta yer alan "flat" yazısının davacı yetkilisi eli ürünü olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davanın kısmen reddine yönelik istinaf itirazları yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde görülmemiştir.
Dava konusu icra takibinde davacı davalıdan 456.802,08 TL asıl alacağın yanı sıra 4.758,88 TL işlemiş faiz alacağı talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının temerrüte düşürülmediği, davacının takip öncesi döneme ilişkin işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihinden önce davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2018 tarihli ihtarname ile kalan teminat mektubu süresine isabet eden 456.802,08 TL'nin 25/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi talep edilmiş, davalı tarafından davacıya gönderilen 16/05/2018 tarihli cevabi ihtarname ile, davacının iade talebinin uygun olmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihine ilişkin dosya içerisinde bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de, davalının 16/05/2018 tarihli cevabi ihtarnamesi ile kendisine tebliğ edilen ihtarnamede yer alan iade talebinin uygun olmadığı bildirildiğinden 16/05/2018 tarihi itibarıyla davalının temerrüte düştüğünün kabulü gerekecektir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede talep edilen miktarın içinde hüküm altına alınan miktarın da yer aldığı, davalının hüküm altına alınan alacak miktarı yönünden 16/05/2018 tarihi itibarıyla temerrüte düştüğü, davacının davalıdan temerrüt tarihi olan 16/05/2018 tarihi ile takip tarihi olan 26/06/2018 tarihi arasında işlemiş faiz talep edebileceği, işlemiş faiz türünün ihtarnamede faizin avans faiz olduğu belirtilmediğinden yasal faiz olabileceği gözetilerek işlemiş faiz kalemine ilişkin alacağın hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken davalının temerrüte düşmediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Buna göre, Dairemizce yapılan hesaplama sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 455.633,81 TL asıl alacağının yanı sıra 16/05/2018-26/06/2018 tarihleri arasında olmak üzere 455.633,81 x %9 / 365 x 42 gün = 4.718,70 TL işlemiş (yasal) faiz alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiş olup, davalı vekilinin takip tarihinden sonra işleyecek faiz türüne/oranına yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığından, davacının icra takip tarihinden önce davalıya gönderdiği ihtarname ile alacağına ödeme tarihinden itibaren faiz (yasal) işletilmesini talep etmek ile artık faiz yönünden tercih hakkını yasal faize ilişkin kullandığı hususu re'sen gözetilemeyeceğinden bu husus eleştirilmekle yetinilmiş, ticari faizin avans faizi olduğu Dairemizce kurulan hüküm sırasında HMK'nun 297. maddesi uyarınca gözetilmiştir.
Öte yandan, mahkemece hüküm altına alınan alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Nitekim taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 42/25 ve 42/26. maddelerinde teminat mektubu komisyon bedelinin hangi devreler için iade edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece, hüküm altına alınan alacağın likit olduğu, İİK'nun 67. maddesindeki koşulların oluştuğu gözetilerek davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin kabulü gerekirken anılan talebin reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında icra inkar tazminatı ve bir kısım reddedilen kısım yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı ve bir kısım reddedilen kısım yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 31.124,35 TL harçtan peşin yatırılan 7.961,90 TL nispi istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 23.162,45 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B))1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı ve bir kısım reddedilen kısım yönünden KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih 2018/816 Esas 2023/114 Karar sayılı kararının icra inkar tazminatı ve bir kısım reddedilen kısım yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
C)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7414 sayılı icra takip dosyasında 455.633,81 TL asıl alacak, 4.718,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 460.352,51 TL'ye yönelik itirazının iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden, hüküm altına alınan 455.633,81 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 92.070,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 31.446,67 TL harçtan peşin alınan 5.493,24 TL harcı ile 2.307,80 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 23.645,63 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 5.493,24 TL peşin harç, 2.307,80 TL icra peşin harcı ile 35,90 başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 2.700,00 TL bilirkişi ücreti, 366,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.066,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 3.057,97 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 73.052,87 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı vekil ile temsil edildiğinden reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 1.208,45 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
D)1-Davacı tarafından yatırılan toplam 179,90 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 40,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 39,90 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.