mahkeme 2023/405 E. 2025/1169 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/405
2025/1169
27 Ekim 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/405 Esas 2025/1169 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/405
KARAR NO : 2025/1169
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2022
NUMARASI : 2020/356 Esas 2022/1011 Karar
DAVA : Şirket Yöneticisini Azli ve Tazminat
DAVA TARİHİ : 13/08/2020
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli ve tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; dava dışı ...'nin ortağı olduğu, 600 paya ayrılmış olan sermayenin 200 payına sahip olduğunu, davalı ...'ın şirketin müdürü olup kusurlu iş ve eylemleriyle şirketi zarara uğrattığını, şirket işletmesi olan restoranın, uyarılara rağmen ruhsat, izin ve sıhhi muayenesi olmadan çalıştırıldığını, davalının, kızı ...'ı işletmede fiilen çalışmadığı halde sigortalı göstererek şirkete zarar verdiğini, şirketin SGK ve vergi borcu bulunduğunu, kızının fiziksel engeli olduğundan garson olarak çalışmasının mümkün olmadığını, ayrıca davalının, eşi ..., kayınbiraderi ... ve oğlu ... ile Suriye uyruklu ... isimli kişileri işletmede sigortasız olarak çalıştırdığını, bunlara ne kadar ödeme yaptığının bilinmediğini, nakit satışlarda fiş kesilmediğinden kontrol yapılamadığını, şirketin banka hesabına ait karttan şirket yetkilisi dışındaki kişilerce nakit çekildiği veya şirket kayıtlarına yansıtılmayan harcamalar ile şahsi harcamalar yapıldığını, davalının, kasten ve kusurlu davranışlarının şirket defteri ve kayıtlarının gerçeği yansıtmamasına sebebiyet verdiğini, gerekli izin ve sıhhi muayeneler yaptırılmadığından ceza ve yaptırımlarla karşı karşıya kalındığını, uzlaşma indirimleri ödenmediğinden ceza ve faiz yükü doğduğunu, noter kanalıyla yaptığı olağanüstü genel kurul toplantı talebinin yanıtsız bırakıldığını, müdürün, olağan genel kurulu da toplamadığını, şirket müdürü davalı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik asgari 1.000-TL'nin şirkete ödenmesine, şirket müdürünün görevden alınarak yerine yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı; davacının şirkete 200/600, davalının 400/600 paya sahip olduğunu, davacının taahhüt ettiği sermayenin tamamını ödemediğini, işyerinde kaçak çalışan kimse olmadığını, müşteri ödemelerinin genelikle kredi kartıyla yapıldığı, nakit ödemelerde fiş/fatura kesildiğini, şirketin muhasebecisi olup tüm kayıtların muhasebeci tarafından tutulduğunu, gerekli beyannamelerin verildiğini, ticari şirketlerin faturasız ödeme yapamayıp mali kayıtlarına faturasız gider yazamayacağını, şirketin 2019 yılı sonunda kurulup 2020 de tam olarak faaliyete geçebildiğini, pandemi nedeniyle genel kurul toplantılarının yapılmadığını, pandemi nedeniyle ülke genelinde olan ekonomik sıkıntı, piyasa daralması ve ciro kayıplarının şirketi de etkilediğini, şirkete kayyım atanmasını gerektirecek herhangi bir durumun olmadığını savunarak iddialar yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tarafların ortağı olduğu, davalının müdür olarak atandığı ... Şirketinin, 02/09/2019 tarihinde kurularak tescil edildiği, davalının şirketi münferinden temsile yetkili olduğu, dava dışı şirketin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı müdürün, yakınlarına çıkar sağladığı, karşılıksız para ödediği, şirket kasasında para olmasına karşın vergi ve SGK borçlarını ödemeyerek şirketi zarar uğrattığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı gibi özellikle pandemi döneminde oluşan dengesizliklerin küçük işletmeler için zorluklara neden olduğu ve şirket müdürünün ağır kusurlu eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğratıldığının kanıtlanamadığı, şirketin ekim 2019 tarihinde kurularak 2020 yılında ülke ve dünyada covid 19 pandemi salgınının yaşandığı, idarenin, sokağa çıkma yasağı dahil bir çok yasağı devreye aldığı, davalı müdürün 13/08/2020 dava tarihi itibariyle genel kurul toplantısını yapmakta geciktiği ve ağır kusurunun bulunduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, yine kar dağıtımı için genel kurul kararı olmadığı gibi şirketin finansal durumunun buna elverişli olmadığı, şirketin kurulmasından kısa bir süre sonra covid-19 pandemisinin meydana gelmesi gözetildiğinde ve şirketin faaliyet konusu olan restorant sektörünün bundan ekonomik olarak olumsuz etkilenmesi nedeniyle SGK ve vergi borçları bulunmasının kusur olarak kabul edilmeyeceği, sonuç olarak gerek müdür azlinin, gerekse şirkete kasten ve ağır ihmalle zarar verildiği iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle; "Davacının davasının REDDİNE," ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, rapor kapsamına göre davalı müdürün ağır kusurlu olduğunu, kusurlu işlem ve eylemlerle şirketin zarara uğratıldığını, SGK tarafından yapılan denetimlerde davalının eşi ile ... isimli işçinin sigortası bulunmadığının tespit edildiğini, restoranın nakit satışlarında fiş kesilmediğinden bahisle 12/12/2019-19/12/2019 tarihlerinde 250-TL ile 81-TL ceza kesildiğini, hukuka aykırı işlemler ve eylemler yapıldığını, talebin reddinin hatalı olduğunu, mahkemece sübjektif değerlendirmeler yapıldığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışlarıyla şirkete zarar verdiğinden bahisle azli ile yerine yönetim kayyımı atanarak verdiği zararın şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 05/09/2019 tarih 9902 sayısında yayımlanan ... nin kuruluş ilanında; ... Mahallesi, ... Cad. No... ... adresinde kurulan şirketin, ... Sicil No ile 02/09/2019 tarihinde tescil edildiği, kurucuların ... ve ... olduğu, şirket sermayesinin beheri 250-TL değerinde 600 paya ayrılmış toplam 150.000-TL değerinde olduğu, 400 paya karşılık 100.000-TL sinin ..., 200 paya karşılık 50.000-TL'sinin ... tarafından nakit olarak taahhüt edildiği, nakit olarak taahhüt edilen payların itibari değerinin şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödeneceği, şirket idaresine, aksi kararlaştırılana kadar ...'ın Müdür olarak seçildiği ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğu hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, dava dışı limited şirketin müdürü olan davalının, şirket müdürlüğünden azline ilişkin haklı sebep koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği, şirket müdürünün, dava dışı şirketi ağır kusurlu işlem ve eylemleriyle zarara uğratıp uğratmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında dava dışı ... Şirketinin 600 payından, 200 payının davacıya, 400 payının ise davalıya ait bulunduğu, davalı ortağın, şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/06/2018 tarih 2016/13526 Esas 2018/4741 Karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı üzerinde olup davacı, davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ve şirketin zarara uğratıldığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Davacı yan, davalı şirket müdürünün şirkette engelli kızını sigortalı, bir kısım akrabalarını ise sigortasız çalıştırdığını, bir kısım harcamaları şirket hesaplarına yansıtmadığını, restoranda yapılan nakit ödemelerde fiş kesmeyerek yine vergi ve SGK borçları yapılandırma tutarlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığını, şirketle ilgili kar/ zarar durumuyla ilgili bilgi verilmeyerek yapılması gereken toplantıların yapılmadığını, şahsi harcamalarını şirket kartıyla yaptığı iddiasıyla; davalının şirket müdürlüğünden azlini ve oluşan zararın şirkete ödenmesini talep etmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kurulu raporunda özetle;" Somut olayda, dinlenen tanık beyanlarına, vergi dairesi müdürlüğü ile SGK yazı cevapları kapsamıyla, muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde; davalı müdürün, yakınlarına çıkar sağladığı, karşılıksız para ödediği, şirket kasasında para olmasına karşın vergi ve SGK borçlarını ödemediği, bu nedenlerle şirketin zarar uğradığına ilişkin delillerin dosyaya sunulmadığı, ekonomik zorluklar özellikle pandemi döneminde oluşan dengesizliklerin küçük işletmeler için zorluklara neden olduğu hususunun bilindiği, işletmenin zararına yönelik tazminat alacağına ilişkin olarak davacının, tazminat alacağının varlığı ve miktarına yönelik somut delil sunamadığı kanısına varıldığı, davacının, işletme girdi - çıktılarına ilişkin iddiasının ise, TTK 548 maddesi uyarınca 20 ve daha az ortaklı şirketlerde müdür sıfatını haiz olmayan ortakların denetleme hakkı kapsamında, şirket işlerinin gidişatı hakkında şahsen bilgi alması, şirket defter ve belgelerini incelemesi ve kendileri için mali durum hakkında özet çıkarma hakkına sahip olmaları nedeniyle itibar edilmediği, ancak olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarının kanunda gösterilen kurallara uygun olarak yapılması ve alınan kararlara göre kar dağıtımı ve geleceğe yönelik girişimler hakkında davacı ortağın şirket ortaklığını sürdürmesi veya ayrılması için tercih hakkını kullanması açısından bilgi verilmesi gerektiği, Limited şirketlerde, TTK 617 maddesi uyarınca genel kurulların yapılmasının zorunlu olduğu, TTK 630 maddesi uyarınca şirket müdürünün uzun süre genel kurul çağrısı yapmamasının, müdürün özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiği cihetiyle görevden alma için haklı sebep oluşturduğunun yerleşik içtihatlarda yer aldığı, bu nedenle genel kurul toplantılarının yapılmaması nedeniyle davalı şirket müdürünün görevden alınması veya alınmaması karar yetkisinin sayın mahkemeye ait olduğu" şeklinde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Hal böyle olunca; mahkemece, davacının, 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün azlini gerektirir haklı sebebin varlığını ve şirketi ağır kusuruyla zarara uğrattığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığının, kar dağıtılmamasının ise kar dağıtımı genel kurul kararına bağlı olup bu hususta alınmış bir karar bulunmadığının kabulünün yerinde olması, dava dışı şirketin vergi ve SGK borçları bulunmakla birlikte, şirketin kuruluşundan (02/09/2019 tescil tarihi) kısa bir süre sonra Ocak 2020 tarihi itibariyle başlayıp kısa zamanda (özellikle Mart - Haziran 2020 aralığında) tüm dünyayı etkisi altına alan ve ülkemizde küçük işletmeleri ve özellikle restoranları ( dava konusu işletme " ..." ismiyle faaliyet göstermekte olup) olumsuz etkileyen covid 19 pandemisi nedeniyle uygulanan güvenlik tedbirleri kapsamında uzun süreli sokağa çıkma yasaklarının ve kapanmaların, 2020 yılı süresince varlığının herkes tarafından bilinmesi ile sözü edilen bu borçların, restoran gibi küçük işletmeler yönünden makul tutarlarda olduğunun kabulünün gerekmesi, davacı tarafından gönderilen ihtarın 12/02/2020 tarihli olması, bu süreçte şirketler yönünden olağan ve olağanüstü toplantıların gerçekleştirilmesinin sözü edilen pandemi tedbirleri dikkate alındığında mümkün olmadığının açıkça anlaşılması, davalının eşinin, şirket çalışanı olmayıp zaman zaman yardım amaçlı işletmede bulunduğunun ve diğer çalışan ...'ın ise SGK'lı çalışan olduğu gözetilerek yazılı şekilde davanın reddine yönelik hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.