mahkeme 2023/398 E. 2025/1163 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/398
2025/1163
27 Ekim 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/398 Esas 2025/1163 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/398
KARAR NO : 2025/1163
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2022
NUMARASI : 2014/861 Esas 2022/932 Karar
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 02/07/2012
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekili ile davalılar ..., ..., ... vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in 180.000/3.000.000, ...'nun ise 60.000/3.000.000 pay oranı ile dava dışı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin ortağı olduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan davalıların, şirketi kötü yönetmeleri sebebiyle şirketi ve müvekkillerini zarara uğrattıklarını, müvekkillerinin yıllarca kar payı alamadıklarını, mevcut hisselerinin oranlarının da düştüğünü, davalıların faaliyet giderlerini yıllarca net satışların %70'lere varan oranlarda gösterdiğini, sektör ortalamasının %15 civarında olduğunu, şirketin merkezi olan ve faaliyet gösterdiği binanın kirasının emsal kiraların çok üzerinde gösterildiğini, davalıların şirket yönetimi sırasında ticari ilişkilerinin tamamını ... Holding isimli bir işletme ile yaptığını, iş yerinin mülk sahibinin de ... Holding olduğunu, davalıların şirket yönetim sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemesi sonucu oluşan zararı şirkete ödemekle yükümlü olduklarını, şirkete verilen zarar sebebiyle müvekkillerinin de dolaylı zarara uğradıklarını, hisse bedellerinin düştüğünü, yasal ve ticari gereklilik olmadığı halde sermaye artırımına gidildiğini, bu nedenle müvekkillerinin sermaye paylarının düşürüldüğünü, bundan doğan zararın da giderilmediğini belirterek davalılardan her birinin yönetimde kaldıkları süre içerisinde usul ve yasaya aykırı şekilde şirketin yönetilmesini ve yönetim için gereken özeni göstermemeleri nedeniyle şirkete verdikleri zarar miktarı olarak bilirkişi tarafından belirlenecek zarar tutarının davalılardan her dönem sonunda oluşmuş olan zararın bankaların kendi aralarında bir yıllık vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz ile birlikte alınarak, dava dışı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş'ne ödenmesine, müvekkillerinin hisse oranlarının usul ve yasaya aykırı sermaye artırımları ile düşüşünden kaynaklı olan ve yargılama sürecinde belirlenecek olan alacak miktarının da her bir müvekkilinin zararı oranında davalılardan, bankaların kendi aralarında bir yıllık vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi dava açılmasının usule aykırı olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin yönetici olduğu şirketin her yıl genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantılarda hem yönetim hem de denetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için kusurları ile zarara sebebiyet vermiş olmaları gerektiğini, dava dışı şirketin zarar etmediğini, müvekkili yöneticilerin sorumluluklarını doğuracak bir halin mevcut olmadığını, şirketi özenle yönettiklerini, esas sermaye artırım kararının TTK çerçevesinde genel kurulun yetkisinde olduğunu, sermaye artırımının kanuna uygun yapıldığını, ana sermayenin kanunun aradığı asgari sermayenin altında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, sermaye artırımının şirket genel kurulunca alınan kararla yapıldığı, bu kapsamda dava dışı şirketin 04.05.2007 tarihli genel kurulu gündeminin 7. maddesinde şirket sermayesinin 1.500.000 TL’den 3.000.000 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, öncesinde de birkaç defa sermaye artırımı yapıldığı, davacı ...'in 04.05.2007 tarihli sermaye artırım kararından daha sonra ortak olduğu, sermaye artırım kararının genel kurul kararının iptali davası açılarak iptalinin sağlanması gerektiği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği müddetçe tüm ortakları bağlayacağı, davacı ...’nun rüçhan hakkını kullanmasının engellendiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davacıların davalıların yüksek miktarda kira bedeli göstermek suretiyle şirketin zarara uğratıldığı iddiası yönünden deliller değerlendirildiğinde davacıların ortağı olduğu ... Sağlık Hizmetleri ve İşletmeleri A.Ş. ile ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında 17.04.2003 tarihli ortaklık protokolü yapıldığı, protokolün 4. maddesinde; “..., ...’ın binasına taşınmayı ve ...’a cirosunun %10’unu aylık kira bedeli olarak ödemeyi kabul eder." şeklinde düzenleme olduğu, protokol tarihinden hemen sonra yapılan 09.05.2003 tarihli olağan genel kurulda, sonrasında yapılan 09.10.2003 tarihli olağanüstü genel kurul ve 29.04.2003 tarihli genel kurulda da kiraya ilişkin protokolle ilgili bilgi verildiğine dair bir kayda rastlanmadığı, davalı tarafa verilen kesin sürede yönetim ve denetim kurulu raporları sunulmadığından bu raporlarda kira sözleşmesinden bahsedilip, genel kurula bilgi verilip verilmediğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davalılar genel kurullarda ibra edildiklerini savunmuşsa da, ibranın yalnızca açıkça genel kurula sunulan ve bilançoda açıkça gösterilen hususlarda geçerli olduğu, bilançolar incelendiğinde kira bedelinin açıkça yazılı olmadığı, genel yönetim giderleri içerisinde yer aldığı, kira sözleşmesinin genel kurulca onaylanmamış olması ve ödenen kira bedellerine ilişkin genel kurulun bilgilendirilmemiş olması karşısında fazla ödenen kira bedellerinin şirket zararı olarak değerlendirildiği, emsal kira bedeline nazaran kira bedelinin fazla ödendiği, bu zararın davacılar yönünden doğrudan oluşmuş bir zarar olmadığı, dolaylı bir zarar olduğu, oluşan zararın şirket zararı olduğu, 2013 yılından, dava tarihi olan 28.06.2012 itibarıyla fazla ödenen kira bedellerinden dolayı toplam 2.164.377,95 TL şirket zararının oluştuğu, davalı yönetim kurulu üyelerinin görev yaptığı sürelere nazaran bilirkişi heyetince yapılan hesaplamaya göre, davalı ...'nın 2003 yılı öncesinden itibaren görev yapması nedeniyle oluşan zararın tamamından, davalı ...'ın 27.04.2004 tarihi itibari ile görev yaptığından, bu tarih itibari ile zararın 1.915.821,55 TL'lik kısmından, davalı ...’in 24.05.2005 tarihi itibari ile görev yapması nedeniyle, oluşan zararın 1.570.680,69 TL'lik kısmından, davalı ...’ın ise 06.06.2011 tarihi itibari ile görev yapması nedeniyle, oluşan zararın 100.724,76 TL'lik kısmından diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, davacıların sair iddialarının ispatlanamadığı, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsil edilerek dava dışı ... Sağlık Hizmetleri AŞ’ye ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.164.377,95 TL’nin (davalı ... yönünden 1.915.821,55 TL ile, davalı ... yönünden 1.570.680,69 TL ile, davalı ... yönünden 100.724,76 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsil edilerek dava dışı ... Sağlık Hizmetleri AŞ’ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili Av. istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin bilinçli bir şekilde yanlış adrese tebliğ edildiğini, dava dilekçesinin bu adrese tebliğ edilmesinin nedeni ..., ... Holding ve hatta davacılar arasındaki karar birliği olduğunu, ...'nın kasten tebligatı aldığını, kendisi tarafından bulunan kendi avukatını duruşmalara soktuğunu, davacılar vekilinin vekalet ücreti için icra emri gönderince de kimsenin haberi olmasın ve ortalık karışmasın diye icra borcunu ödediğini, davada ... ile davacıların anlaşarak hiçbir zaman müvekkilinin haberinin olamayacağı şekilde davayı ilerleterek sonuçlandırdığını, bu şekilde çıkacak tazminat hususunda gizli emellerini gerçekleştirmek istediğini, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, şirket evrakları arasına gizlenerek imzalatılan bir vekaletname varsa da bu vekaletnamenin müvekkilinin rızası ve iradesi hilafına, ... ve ekibinin bir oyunu ile çaktırmadan ve müvekkilinin hulus ve saffetinden yararlanılarak alınmış olmasının dahi mümkün olduğunu, bu imzanın aidiyeti hususu ise araştırılması gereken bir başka husus olduğunu, kuvvetle muhtemel evrakın sahte olduğunu, bu vekaletnamede Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/159 nolu dosya için vekalet verildiğini, usule aykırı tebligat yapılarak yokluğunda davanın görülmesinin hükmün ortadan kaldırılması için yeterli bulunduğunu, müvekkilinin bir kısım davalının aralarında kurdukları senaryonun parçası kılınmak istendiğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile diş hekimi olarak çalıştırıldığını, TTK yürürlüğe girmeden önce anonim şirketlerde ortak sayısının 5 kişi olarak zorunlu olması ve yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda doktor olması gerektiği için, yönetim kurulundan ayrılan ortak olması sonucu, boşalan ortak yerine işverenlerinin ısrar ve baskısını kıramadığını, 3.000.000 TL sermayeli şirkette 10 TL paya sahip olduğunu, bu payın da ... tarafından pay devir sözleşmesi ile geri alındığını, yönetim kurulu üyeliği süresince hiç bir şekilde kar payı, huzur hakkı ve ne nam altında olursa olsun 1 TL dahi kazanç veya gelir elde etmediğini, yönetim kurulu üyeleri arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığını, hüküm kanun maddeleri hilafına oluşmuş olup, bu hususun resen de gözetilmek zorunda olduğunu, bu hususların diğer önemli savunmalar gibi dosyada dile getirilmediğini, davada müvekkilini koruyacak iradesini yansıtacak hiçbir şeyin yapılmadığını, kararın istinaf edilmemesi, müvekkilinin lehine evrak ve delillerin toplanmadığını, davada davacıların rastgele seçmiş olduğu yönetim kurulu üyeleri için dava açıldığını, Ticaret Sicil Gazetesinde görüleceği gibi ... Sağlık İşletmeciliği Anonim Şirketi ortakları davalıların dışında ..., ... (bu süreç boyunca yönetim kurulu üyeliği yapmış kişilerin bazılarıdır) gibi kişiler yönetim kurulu üyesi olup, bu kişilerin dava dışı bırakılmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, husumetin dava şartı olup resen mahkemece gözetilmek zorunda olduğunu, mahkemenin dava dışı bırakılan yönetim kurulu üyeleri ve hatta denetçileri de davaya dahil etmesi gerektiğini, bu davada talepte bulunulan tüm süre boyunca yönetim kurulu üyeliği yapmış şahısların da dava edilmesi gerektiğini, tüm yönetim kurulu üyeleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, buna aykırı hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu, denetçinin görevini tam yapmadığı hususunun da açık olup, bu kişilerin de davada sorumlu olduklarını, her hususta yanıltma, gizleme ve bilinçli taksirin var olduğunu, davada zamanaşımının gerçekleştiğini, müvekkilinin şirkette payı hiçbir zaman olmadığını, iş sözleşmesi gereği işveren konumundaki şirketin baskı ve yönlendirmesi nedeniyle paydaş gösterildiğini, müvekkilinin de bu duruma işini kaybetmemek için ses çıkaramadığını, yasal bir yönetim kurulu üyeliğinin söz konusu olmadığını, bu paraları cebine indiren dolandırıcıların sorumlu tutulması gerektiğini, dava dosyasının 4 klasörü aştığını, inceleme olanağının dahi kısıtlı olduğunu, hiçbir şirket evrakı ellerinde olmadığından yargılamanın yeniden yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının hatalı bulunduğunu, emsallerin, rakamların tamamen fahiş olduğunu, hep bir varsayımdan hareketle rapor oluşturulduğunu, ayrıca bir çok hesap hatası olup, davacıların kendi kusurlarının da nazara alınmadığını, davadan çok kısa bir süre önce haber alındığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline dava açıldığını, açılan davada tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, dosyaya dahil olan avukatın dosya hakkında müvekkiline bilgi vermediğini, dosya karara çıkınca da bu meslektaşa tebligat yapıldığını, yapılan tebligattan sonra da meslektaşın, müvekkiline gerekçeli kararı hiç haber vermediğini, müvekkiline kararı istinaf etmek isteyip istemediğinin sorulmadığını, müvekkilinden gizli bir süreç yürütüldüğünü, dosyadan da anlaşılacağı üzere diğer tüm davalıların da bu süreçten haberi olmadığını, işbu davadaki vekalet ücretine ilişkin icra takibindeki ödeme miktarının gizlice Haluk Baklaya tarafından ödenmesinin de tüm süreçlerin gizli yürütüldüğünün ve kötüniyetin bir kanıtı olduğunu, müvekkilinin bilgisi dışında yürütülen bu süreç sebebi ile müvekkilinin tazminata mahkum edildiğini, dosya ilk derece mahkemesinde iken sürece dahil olamadıkları için, istinaf aşamasında da yarım çuval evrakı inceleme şansları olmadığından, müvekkilinin de mağduriyeti gözönüne alınarak dosya hakkında ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, usuli eksiklikler nedeniyle dosyada mevcut olan eksikliğin ağır yargılama kusuru olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin bahsi geçen firmadaki yönetim kurulu üyeliği süresinin çok kısa olduğunu, bu nedenle davada hükmedilen tazminat oranı da diğer davalılara oranla düşük bulunduğunu, müvekkilinin şirkette adının geçtiği sürede, müvekkilinin katıldığı tek bir yönetim kurulu toplantısı yapılmadığını, kurumdaki bütün kararların münhasıran yönetim kurulu başkanı ... tarafından alındığını ve uygulandığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliği süresi dikkate alındığında, tazminata konu uygulamalar ile ilgili kararların müvekkilinin yönetim kurulu üyeliği süresinden önce ya da müvekkilinin bilgisi dışında alındığını ve uygulandığını, dava konusu uygulamaların uzun süreli geçmişi dikkate alındığında, müvekkilinin çok kısa yönetim kurulu üyelik süresinin kendisinin sorumlu tutulabilmesini de imkânsız kıldığını, müvekkilinin hastaneden gelir elde ettiğinden, duruma geçici bir süreç olarak baktığından ve işverenlerine güvendiğinden bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldığını, yönetim kurulu üyeliği süresince hiç bir şekilde huzur hakkı, kar payı gibi isimlerde hiçbir gelir elde etmediğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin davaya dahil edilmemesinin hukuka aykırı bulunduğunu, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, davaya konu tüm alacaklar ve tazminatların TTK ve BK hükümlerine göre zamanaşımına uğradığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davadan ve karardan müvekkilinin haberi ve bilgisi olmadığını, diğer davalı ...'nın kasten tebligatı aldığını, kendi avukatını duruşmalara sokup davayı sonuçlandırdığını, yasal eksikliğin giderilmesi bakımından iş verenlerinin ısrar ve baskısını kırmadığı için müvekkilinin %1 gibi sembolik bir pay oranı ile şirkete ortak olduğunu, sonradan bu payın davalı ...'ya devredildiğini, müvekkilinin şirkette işçi olma statüsünün hiçbir şekilde değişmediğini, yönetim kurulu üyesi süresince hiçbir kazanç veya gelir elde etmediğini, müvekkilinin aslında kendisiyle hiç alakası olmayan bir borcun üzerine yıkılmaya çalışıldığını, müvekkilinin şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, yönetim kurulu başkanı ile üyeler olan kişilerden bir olan müvekkili arasında çıkar çatışması bulunduğunu, her iki tarafından aynı vekil ile temsil edilemeyeceğini, davacıların rastgele seçtiği yönetim kurulu üyeleri için dava açtığını, müvekkili ve diğer davalılar dışında başka yönetim kurulu üyeleri de bulunduğunu, yönetim kurulu üyeleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, şaibeli şirket zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, rakamların tamamen fahiş bulunduğunu, davacıların kendi kusurlarının dikkate alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun akdi nitelik taşıdığını, davalıların kanun ve esas sözleşmeye aykırı olarak yaptıkları sermaye artırımı sebebiyle müvekkillerinin hisse oranlarının düşürüldüğünü, doğrudan maddi zarara uğradıklarını, kararda sadece emsal kira bedelinin fazla ödenmesi sebebiyle oluşan şirket zararına ilişkin tazminata hükmedildiğini, davalıların kanuna ve sözleşmeye aykırı hareket etmeleri nedeniyle müvekkilleri ve şirket nezdinde meydana gelen diğer zararların bulunduğunu, bilirkişi heyetince incelenmesi talep edilen evrakların dosyada mevcut olmadığını, yargılamanın sürüncemede kaldığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekilinin karara yönelik istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize geldikten sonra davalılar ..., ..., ... vekillerince yargılama aşamasında davadan haberdar olmadıkları, kendilerine tebligat yapılmadığı, kararın kendilerine tebliğ edilmediği, yargılama aşamasında kendilerini temsil ettiği belirtilen Av. ...'in diğer davalı ...'nın yönlendirmesi ile hareket ettiğini ileri sürerek karara yönelik istinaf itirazlarını da ileri sürmüşlerdir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava dilekçesinin anılan davalılar ..., ..., ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Dava dilekçelerinin tebliğ edilerek dosyada taraf teşkili sağlandıktan sonra karar başlığında anılan davalılar vekili olarak görünen ve yargılama aşamasında davalılar vekilince duruşmalara katılıp, cevap ve yazılı beyan dilekçeleri sunup, bilirkişi raporları kendisine tebliğ edilen Av. ... dosyaya vekaletnameler ibraz etmiştir.
İbraz edilen davalılar ... ve ... tarafından verilen Ankara 40. Noterliğinin 23/10/2012 tarih 34570 yevmiye nolu, davalı ... tarafından verilen Ankara 40. Noterliğinin 30/10/2012 tarih 34686 yevmiye nolu vekaletnamelerden, vekaletnamenin Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/159 Esas sayılı dava dosyasına ilişkin olarak ve dosyayla sınırlı olmak üzere verildiği görülmüştür.
İşbu davanın ise Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılarak 2012/149 Esas sırasına kaydolduktan sonra Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine devredilerek 2014/861 Esas sayısını aldığı anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, işbu dava dosyası davalılar ..., ... ve ... tarafından Av. ...'e verilen vekaletnamede belirtilen dava dosyası olmayıp, dosya içerisinde davalılar ..., ... ve ... tarafından yargılama aşamasında kendilerini temsil eden, gerekçeli karar kendisine tebliğ edilen Av. ...'e işbu dava dosyasına ilişkin olarak sınırlı şekilde verilen bir vekaletname bulunmadığı gibi, genel bir vekaletname de bulunmamadığından, gerekçeli karar anılan davalılar vekili sıfatıyla Av. ...'e tebliğ edilemeyecektir.
Anılan davalı asillere gerekçeli kararın tebliği gerekmekte ise de, dosya içerisinde ise, gerekçeli kararın davalılar ..., ... ve ...'a tebliğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, Uyap kayıtlarında da gerekçeli kararın anılan davalılara tebliğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Dosya istinaf incelemesi için Dairemize geldikten sonra anılan davalılar vekillerince dosyaya vekaletnameler ibraz edildiğinden gerekçeli kararın davalılar ... vekili Av. ..., ... vekili Av. ... ve ... vekili Av. ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edilip, istinaf süresi beklenildikten sonra, anılan davalılar/vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması halinde istinaf dilekçesi davacılar vekiline tebliğ edildikten sonra yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi amacıyla dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Gerekçeli kararın davalılar ... vekili Av. ..., ... vekili Av. ... ve ... vekili Av. ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edilip, istinaf süresi beklenildikten sonra, anılan davalılar/vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması halinde istinaf dilekçesi davacılar vekiline tebliğ edildikten sonra yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmek üzere mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.