mahkeme 2023/272 E. 2025/1073 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/272
2025/1073
7 Ekim 2025
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/272 Esas 2025/1073 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/272
KARAR NO : 2025/1073
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2022
NUMARASI : 2022/186 Esas 2022/1028 Karar
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 15/03/2022
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucunda hasara uğradığını, davalının hasar bedelini karşılamadığını, hasarın teminat kapsamında olduğunu belirterek şimdilik 20.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 236.524,99 TL'ye artırmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı aracın seyir sırasında tonajının fren terdibatı üzerinde zorlamaya ve akabinde fren aksamı bağlantı noktalarında gevşeme, kopma gibi aksaklıklara sebep olabileceğini, olay sırasında yük ve araç toplam ağırlığı hususunda davacının ihmali bulunduğunu, taşınan yük ve tonajın hasar oluşumu ile direk illiyet bağı bulunduğunu, kazanın istiap haddinin aşılmış olması nedeniyle meydana geldiğini, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmesi nedeniyle hasarın teminat kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacıya ait araç için davalı tarafından kasko poliçesi düzenlenerek teminat altına alındığı, aracın seyir halinde iken 2918 sayılı Trafik Kanunun 84 maddesinin 52/1b kodunu ihlal ederek sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilmesi ile kazanın meydana geldiği, araçların dizayn edilirken aracın kullanılan güvenlik katsayıları da gözetildiğinde kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, davacı aracında 236.524,99 TL hasar oluştuğu, oluşan hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 236.524,99 TL'nin 17/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçta da 2 güvenlik katsayısı ile 67.4 ton yük taşıyor kabul edilerek aleyhlerine hüküm kurulmasını kabul etmediklerini, 30 ton yük taşıyan araç ile 67 ton yük taşıyan aracın aynı anda frenlediğinde, aynı noktada durmalarının mümkün olmadığını, aşırı yük ile kullanım tekrarlandığı sürece fren sisteminin de asla ilk performansında kalamayacağının açık ve net olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi görüşüne göre 8 kişilik asansöre 16 kişi binilmesinin de aynı derecede güvenli addedilebileceğini, bunun ise hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, araç sürücüsünün de ifadesinde frenlerin olay anında zayıfladığını ve gerekli mesafede duramadığı için araçtan atlayarak aracı kontrolsüz bıraktığını bildirdiğini, dolayısıyla fren performansındaki en önemli kriterlerden olan araçtaki yük durumu ve kanunla sabit olan izin verilen azami yük miktarının aşılmış olmasının hasarın oluşmasındaki ana faktör olduğunu, bilirkişi raporunda iddia edilen güvenlik katsayısı hususunun somut olayda oldukça genel geçer bir ifade olduğunu, her türlü mekanik aksamın tasarımında kullanılan bir hesaplama bileşeni olup, mevcut durumda güvenlik katsayısı üretici açısından amacın frenlerin işlev dışı kalmasının önüne geçmek olacağını, güvenlik katsayısının aracın frenleme mesafesi ve fren performansına hiçbir şekilde etkisi bulunmadığını, amacı sadece frenlerin işlev dışı kalmasının önüne geçmek olduğunu, bunun da ancak bütün sistemin sağlıklı ve doğru bileşenlerle çalıştığı durumlarda geçerli olacağını, raporda belirtildiği şekilde izin verilen azami ağırlığının 2 katı kadar ağırlık taşısa dahi frenler aynı performansla çalışır şeklindeki açıklamanın bilimsel hiçbir temele sahip olmadığını, fren performansının en önemli göstergesinin, frenlemeden sonra sağlanan kısa bir durma mesafesi olduğunu, durma mesafesi, frenleme performansının en önemli göstergelerinden biri olacağını, durma mesafesinin frenleme sürecinin başlamasından itibaren taşıtın durmasına kadar alınan toplam yol olacağını, frenleme performansına etki eden başlıca faktörlerin ise aracın yaşı, kilometresi, taşıt ağırlığı, ön-arka tekerleklerin frenleme etkinliği, fren hidrolik ve mekanik aksamının durumu, fren sistemini etkileyebilecek çevre şartları, lastiklerin durumu, araç üzerindeki yük, yol şartları, fren ayarları, tekerlek - yol arasındaki sürtünme ve tutunma katsayısı olduğunu, söz konusu rizikonun münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmemesiyle teminat kapsamında olacağı görüş ve kanaatinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 10/10/2022 tarihli rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, kaza tespit tutanağı, sigortalı araç tescil raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı, davacının başvurusu üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen 08/12/2021 tarihli e-mail, sürücünün kollukta alınan 03/11/2021 tarihli beyanı, davalı tarafından sunulan ve makine mühendisi tarafından hazırlanan 15/11/2021 tarihli uzman görüşü, davalı tarafından alınan 22/11/2021 tarihli araştırma raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Sigortalı araç sürücüsü ... kollukta alınan 03/11/2021 tarihli beyanında, kamyona taş ocağından taşları yüklettiğini, toprak yolda ilerlerken kamyonun havasının düşmeye başladığını, frene bastığını, havanın daha düşmeye başladığını, araç hızlanmasın diye vitesi düşürmek istediğini, aracı vitesten çıkardığını, tekrar vitese takılmadığını, vitesi küçültemediğini, araç hızlanmaya başlayınca direksiyonu toprak alana çevirip araçtan atladığını beyan etmiştir.
Davalı tarafından davacı başvurusundan sonra alınan 22/11/2021 tarihli araştırma raporunda, sunulan bakım onarım kaydında fren tertibatlarına dair herhangi bir işlem olmadığı ya da konu kazaya sebep olabilecek olumsuz müdahalenin olmadığı, kullanıcının beyan ettiği şekilde kazanın gelişebileceği, ancak buna sebep olan hususun yapılan hesaplamalar neticesinde seyir sırasında araç tonajının fren tertibatı üzerinde zorlamaya ve akabinde fren aksamı bağlantı noktalarında gevşeme/kopma/patlama vb. olumsuzluklara sebep olabileceği, kullanıcının vaki olayın gelişmesinde kastından söz edilmese de olay sırasındaki yük ve araç toplam ağırlığı hususunda ihmalinin olacağı, taşınan yük ve tonajın konu hasar oluşumu ile direkt illiyet bağının olacağı belirtilmiştir.
Davacının başvurusu üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen 08/12/2021 tarihli e-mail ile, yapılan inceleme sonucunda istiap haddinin aşımından dolayı dosyanın reddedilmesine karar verildiği bildirilmiştir.
Davalı tarafından sunulan uzman görüş raporunda, sigortalı aracın olay yeri fotoğraflarından kasa kapasitesinin yarısından fazlasını kapladığı, hasarlı aracın izin verilen toleranslı yüklü araç ağırlığının 33,7 ton olması gerekirken hasar sırasındaki toplam ağırlığının en az 35,1 ton olduğu, bu miktarın yasalarla izin verilen kapasitenin üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, kasko ekspertiz raporundaki parça ve işçilik bedellerinin kazayla ve olay tarihindeki piyasa rayiçleriyle uyumlu bulunduğu, araçta 236.524,99 TL hasar oluştuğu, bilimsel veride tahmin olmayacağı, araçta iki güvenlik kat sayısı kabul edildiğinde 67,4 ton taşıyor kabul edilerek fren sisteminin hesap edildiği, dolayısıyla 1,4 ton fazla yük taşıdığı için freninin tutmadığı tezinin kabul edilemeyeceği, rizikonun münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının hasar bedelini ödemediğini, araçta oluşan zarardan kasko sigorta poliçesi kapsamında davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı araçta istiap haddinin aşımından dolayı kazanın meydana geldiğini, istiap haddinin aşılmasının kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hasar oluştuğu, hasara ilişkin davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, kaza sırasında sigortalı araçta istiap haddinin aşılıp aşılmadığı, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana gelip gelmediği, sigortalı araçta oluşan hasar teminat kapsamında ise hasar miktarı, davacının sigortalı araçta oluşan hasarın giderilmesini davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araçta istiap haddinin aşılması ve bu durumun kazanın oluşumunda münhasıran etkili olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.
Dava konusu trafik kazasından önce veya sonra sigortalı aracın yüklü tonajına ilişkin ölçüm yapıldığına dair somut bir bilgi ve belge dosya içerisine sunulmamıştır.
Davacının başvurusu üzerine davalı tarafından alınan araştırma raporunda, taşınan yük ve tonajın hasar oluşumuyla direk illiyet bağının olduğu belirtilmiş ise de, bu görüşü destekleyen somut bir veriden söz edilmediği gibi, davalı tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde de aracın fotoğraflarından yük kasa kapasitesinin yarısından fazlasını kapladığından hareketle kapasitesinin üzerinde yüklü ağırlığı olduğu belirtilmiş ise de, herhangi bir ölçüye ilişkin somut bir delile dayanılmamıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda da, bilimsel veride tahmin olamayacağı belirtilerek davacının sigortalı aracının fazla yük taşıdığı için freninin tutmadığı tezinin kabul edilemeyeceği, rizikonun münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, sigortalı araçta 236.524,99 TL hasar oluştuğu tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Hal böyle olunca, mahkemece sigortalı aracın fazla yük taşıdığı için freninin tutmadığı tezinin kabul edilemeyeceği, bilimsel veride tahmin olmadığı, rizikonun münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, sigortalı araçta oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu, hasarın bilirkişi raporu ile tespit edildiği, raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 16.157,02 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 4.039,30 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 12.117,72 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.