mahkeme 2023/195 E. 2025/1070 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/195

Karar No

2025/1070

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/195 Esas 2025/1070 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/195
KARAR NO : 2025/1070

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2022
NUMARASI : 2021/311 Esas 2022/568 Karar

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 02/07/2019
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile şirket yönetim kurulu başkanı ...nın müvekkilinin %80 hisse ile ortağı olduğu davalı şirkete karşı operasyon içerisinde olduklarını, amaçları şirket yönetimini ele geçirerek şirket mal varlığı ve şirkete ait olan taşınmazı kendi mülklerine geçirmek olduğunu, tarafların danışıklı olarak Mahkemenin 2019/349 sayılı dosyasını ikame ettiklerini, davalıların bahsi geçen dosyada sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptalini istediklerini, tarafların danışıklı olarak bahsi geçen dosyayı ikame ettiklerini, davanın iptali istenen genel kurul toplantısından 5 yıl sonra açıldığını, sermaye artırımının bahsi geçen 2019/349 sayılı dosyasının davacısı olan ... ile şirket ortağı ve aynı zamanda o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'nın bilgisi dahilinde yapıldığını, genel kurul kararının iptalini gerektiren hiçbir neden bulunmadığını, davalı ...'in bizzat katılım sağladığı 06/07/2017 tarihli genel kurulda iptali istenen karar doğrultusunda pay değerinin yazılı olduğu tutanağı imzaladığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan ...'in 133.000,00 TL itibari pay değerine herhangi bir itirazda bulunmadığını ve tutanağı imzaladığını, yine aynı tutanakta pay oranı olarak yazılmış bulunan %13,3 orana da itiraz etmediğini, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... ile davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'nın yönetim kurulu üyeleri olarak şirkete verdikleri zararlardan TTK kapsamında sorumlu olduklarını, 2019/349 sayılı dosyada genel kurul kararının iptaline yönelik talebin reddine, müvekkilinin ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğini kasten zarara uğrattıkları sabit olan şirket ortağı ve şirket yöneticisi olan davalılardan kasıtlarıyla şirketi uğratmış oldukları zarardan şimdilik 1.000,00 TL'nin müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Tasfiye Halinde ... Dış Tic. Ve Müş. A.Ş ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asli müdahale talep edenin dilekçesinde yer alan hiç bir hususun müvekkili şirket açısından kabulünün mümkün olmadığını, asli müdahale talep edenin dava dilekçesinde müvekkili şirketin zarara uğradığından bahisle müvekkili şirketi davalı sıfatı ile dosyaya eklediğini ve zararın tazminini de müvekkili şirketten talep ederek büyük bir çelişki içerisine girdiğini, müvekkili şirket açısından anılan davada husumet oluşmadığını, kanunen müvekkilinin bu davanın tarafı olamayacağını, davanın müvekkili şirket açısından aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bu nedenle müvekkili açısından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davanın taraflarının ve konularının farklı olduğunu, davaların tefrik edilerek görülmesini talep ettiklerini, sonuç olarak müvekkilinin davalı sıfatı ile kusurdan sorumluluğu mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asli müdahale talep edenin dava dilekçesinde talebinin açık ve net olmadığını, hazirun cetvelinin kabul beyanı içeren bir sözleşme olmadığını, yalnızca paydaşları gösteren bir liste olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hazirun cetvelinde müvekkilinin imzası bulunsa dahi bu paylarının durumundan haberdar olduğu ya da olacağı anlamına gelmediğini, müvekkili imzalamış olsaydı dahi hazirun cetvelinde yazan hiçbir şeyi anlamadığı için irade sakatlığı hali mevcut olduğunu, müvekkilinin bildiği dilin Arapça olduğunu, asli müdahale talep edenin davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, ancak anılan davada şirketin yahut kendisinin uğradığı hiçbir zararı kanıtlayamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, uyuşmazlık konusu olayda şirket yetkilisi davalıların davalı anonim şirketi zararlandırıcı eylemlerinin bulunduğu, davacı ortakların ise şirketteki hisseleri oranında zarara uğradığının iddia edildiği, iddia olunan zararların, dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacıların ise dolaylı zararı kapsamında olduğu, bu halde ise, TTK'nun 555. madde hükmü uyarınca oluştuğu iddia edilen zararın şirket adına tahsilinin talep edilmesi gerektiği, somut olayda davacı yanın hem dava dilekçesindeki talep sonucu, hem de yargılama aşamasındaki beyanlarından zararın şirket adına tahsilinin talep edilmediğinin anlaşıldığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, HMK'nun 65. maddesi uyarınca davacının asli müdahale talep ettiği davanın, davalı şirketin 10/07/2014 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkin olduğu, asli müdahale dilekçesinde ise, davalı şirketin yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat isteminde bulunulduğu, asli müdahale yolu ile açılacak davada müdahale edilen davadaki talep sonucuna yönelik bir hak iddiasında bulunulması gerekirken asli müdahale talep eden davacının şirket yöneticisinin sorumluluğuna yönelik talepte bulunduğu, bu anlamda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı, davalı şirket aleyhine dava açılmış ise de, sorumluluk davasının şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığı, TTK'nun 553. madde hükmü uyarınca sorumluluğu söz konusu olanlar aleyhine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olduğu, bu nedenle davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle açılan tazminat davasının dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren Yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açacağını, bu tür davalarda hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerektiğini, zira TTK'nun 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar, zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesinin istenebileceğini, ikinci durumun ise, doğrudan zarar halidir ki, bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararların söz konusu olduğunu, bu halde doğrudan zarara uğrayan ortakların ve alacaklıların kendileri adına tazminat talep edebileceğini, davalının şirket ortağı olan müvekkili ve şirket tüzel kişiliğini kasıtlı olarak zarara uğratmak adına danışıklı olarak hareket ettiğini, tarafların danışıklı olarak hareket ettiklerinin en büyük göstergelerinden biri de 2014 yılında alınan genel kurul kararının iptali istemiyle yıllar sonra dava açılması olduğunu, davalının iptali istenen genel kurul toplantısından sonra da birçok genel kurula katılım sağladığını, şirket ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, davalının bu yükümlülüğünden sıyrılmak adına sık sık yabancı uyruklu olduğunu ve türkçe bilmediğini iddia ettiğini, davalının bu iddiasının tabi olduğu hukuk kurallarının uygulanması açısından hiçbir etkisi bulunmadığını, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan basiretli bir tacirin genel kurul kararından yıllar sonra haberdar olduğunu iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, sermaye artırımı davalının ve şirket ortağı ve aynı zamanda o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'nın bilgisi dâhilinde yapıldığını, genel kurul kararının iptalini gerektiren hiçbir neden bulunmamakta iken taraflar şirket sermayesi taşınmazı mülklerine geçirmek amacıyla 5 yıl sonra oy kullandıkları genel kurul kararının iptali için işbu davayı ikame ettiğini, davalı bizzat katılım sağladığı 06.07.2017 tarihli genel kurulda iptali istenen genel kurulda alınmış olan karar doğrultusunda pay değerinin yazılı olduğu tutanağı da imzaladığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının 133.000,00 TL itibari pay değerine herhangi bir itirazda bulunmadığını ve tutanağı da imzaladığını, davalının yine aynı tutanakta pay oranı olarak yazılmış bulunan %13.3 orana da itiraz etmediğini, davalı tasfiye kararının alındığı 06.07.2017 tarihli genel kurulunda da bizzat oy kullandığını, karar tutanağını da imzaladığını, 2012 yılından itibaren yabancılara Türkiye’de ev alma hakkı tanındığını da göz önüne alırsak, davalı ...’in iddia ettiği gibi şirkete ait taşınmazın hak sahibi olması halinde, 2012 yılından 2018 yılı sonunda kadar taşınmazın kendi üstüne devrini istememiş olmasının, hele hele şirketin tasfiye kararı aldığı 2017 yılında dahi bunu talep etmemiş olmasının hayatın olağan akışında mümkün olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğu da gözetildiğinde tasfiye aşamasında dahi pay oranına, şirket sermayesine itiraz etmemiş olmasının düşünülemeyeceğini, kaldı ki davalı ... subat 2012 tarihinde yapılmıs olan şirketin 2011 yılı olağan genel kuruluna da bizzat katıldığını, 2011 yılında yapılan tum şirket kayıtlarının gerçeğe uygunluğunu kabul ederek yönetim kurulunu ibra ettiğini, davalıların menfaat birliği ve zarar verme kastı ile hareket ettiklerini, şirkete vermiş oldukları net zararın ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğini, işbu sebeple tüm ticari şirket defterlerinin, karar defterlerinin, muhasebe kayıtlarının, toplantı tutanaklarının bilirkişilerce incelenmesi yapılarak şirketin taraf olduğu tüm davalar da dikkate alınarak, davalıların kasten sebep olduğu şirket zararının tespit edilmesi gerektiğini, şirket ortaklık yapısının göz önüne alındığında, yapılan işlemler ve açılan davalar ile müvekkilinin hedef alındığını, zarara uğratılmaya çalışıldığı ortada iken dava hakkının müvekkilde olmadığını, davanın şirket tarafından açılabileceğini ileri sürmek hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; anonim şirket yöneticisinin sorumluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nun 297/2 maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir.
Mahkemece karar gerekçesinde davacıların iddia edilen zararın şirket adına tahsilinin talep edilmesi gerekirken zararın şirket adına tahsilinin talep edilmediğinden davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın reddi gerektiği, davalı şirket yönünden ise sorumluluk davasının şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davanın pasif husumetten reddi gerektiği belirtilmiştir.
Davalı şirket yönünden pasif husumete dair esasa ilişkin anılan gerekçenin yanı sıra karar gerekçesinde ayrıca davacının asli müdahale talep ettiği davanın davalı şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olduğu, asli müdahale talep edenin müdahale talep edilen davadaki talep sonucuna yönelik bir hak iddiasında bulunmadığı, usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığı belirtilerek davanın bu nedenle de reddi gerekçesi yazılmıştır. Bu durum ise, kararın davanın hem usulden hem esastan reddine ilişkin gerekçe içermesi nedeniyle HMK'nun 297/2 maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6, 355. maddeleri gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2022 tarih ve 2021/311 Esas 2022/568 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yatırılan teminatın verilen kararın niteliği gözetilerek bu aşamada İİK'nun 36. maddesi uyarınca iade edilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim