mahkeme 2023/1371 E. 2025/1072 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1371

Karar No

2025/1072

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1371 Esas 2025/1072 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1371
KARAR NO : 2025/1072

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2023
NUMARASI : 2022/323 Esas 2023/335 Karar

DAVA : Hesaba Konulan Blokenin Kaldırılması
DAVA TARİHİ : 23/04/2022
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025

Taraflar arasındaki hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık yapmakta olduğunu, mesleğe başladığından bu yana UYAP sistemine kayıtlı ... şubesi nezdinde bulunan hesabı kullandığını, söz konusu hesaba muhtelif tarihlerde davacı asilin müvekkillerine ait kamulaştırma bedeli, harç iadesi gibi çeşitli adlar altında bir takım paraların geldiğini, davalı banka tarafından hesabın kendi bünyesinde olmasının avantajını kullanarak herhangi bir bildirimde yahut ihtarda bulunmaksızın hissedarı olduğu şirketin bankaya olan kredi borcu nedeniyle hesaba bloke koyduğunu, bloke işleminin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, 22.03.2022 tarihli dilekçe ile söz konusu hesabın UYAP sistemine tanımlı avukatlık hesabı olduğunu, gelen paraların tümünün göndericisi ve açıklama kısmında anlaşılacağı üzere takip ettiği dava ve icra dosyalarında müvekkilleri adına yatan paralar olduğu bildirerek blokenin kaldırılmasını talep ettiğini, fakat blokenin kaldırılmadığını, görevini özenle yapmakla yükümlü olan avukatın müvekkilleri adına tahsil ettiği paraları gecikmeksizin müvekkillerine göndermekle yükümlü olduğunu, bloke işleminin açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğunu, kesinleşmiş bir alacağın da söz konusu olmadığını, Avukatlık Kanunu 164. Maddesi gereğince vekalet ücreti olarak gelen paranın haczedilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın kabulü ile hesaba konulan blokenin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kredi genel sözleşmesine göre dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.nin müvekkili bankaya borcu bulunduğu, hesapların katledilerek Üsküdar 23. Noterliği'nin 20.08.2022 tarih ve 11940 yevmiye no'lu ihtarname ile dava dışı borçlu şirkete ve kefillerine ihtar çekildiği ve henüz borcun ödenmediği, dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.ye KGS'lerden ve çekilen ihtarnameden görüleceği üzere ...'in müşterek ve müteselsil kefil olduğu ve tüm borçtan sorumlu olduğu, yine davacı ...'in ilgili firmanın hissedarı olduğu, bu nedenle müvekkili bankanın ...'in rehin, takas, mahsup hakkına dayalı olarak hesaba bloke koyduğu, davacı bloke konulan hesabın avukatlık hesabı olduğunu beyan etmekte ise de hesabın iş dışı şahsi işlemlerinde de kullanıldığı, buna göre ilgili hesap avukat adına UYAP sistemine kayıtlı ve müvekkilleri adına tahsil ettiği paraların icra müdürlüklerince yatırıldığı bir hesap olsa dahi ilgili hesap sahiplerinin müvekkili banka nezdindeki hesaplarına gelen paranın kaynağı ne olursa olsun söz konusu paranın hesaba gelmesiyle birlikte hesap bakiyesinin artık hesap sahibinin tasarrufunda olacağı hususu gözetildiğinde müvekkili bankanın rehin hakkına dayalı olarak ilgili bedelleri bloke tutabileceği ve muaccel alacaklarına mahsup edebileceğinin açık olduğu, rehin hakkının yasadan ve sözleşmeden kaynaklandığı, davacının iddiasının aksine haciz işlemi olmadığı, hesaba gelen paraların tasarruf hakkının hesap sahibinde bulunduğu, davacı borçlunun müvekkilleriyle arasındaki hukuki İlişkilerin ve hesapta bulunan mevcut paranın gerçek mahiyetinin müvekkili bankaca bilinemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, uyuşmazlık davalı ile dava dışı şirketle akdedilen kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunan davacının sözleşmeye konu borcunu ödemediği iddiasına dayalı olarak davalının davacıya ait hesaptaki paraya bloke koymasının haklı olup olmadığı, hesabın Avukatlık mesleğine ait olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacı bloke konulan hesaptaki paranın 3. kişilere ait olduğunu ve hesabın avukatlık mesleğine ilişkin iş ve işlemler için kullanıldığını iddia etmiş ise de, bloke konulan hesabın havuz hesabı olduğu, sadece mesleğin lüzumu için gerekli şekilde kullanılmadığı, içtihat uyarınca da borçlunun mesleği dışındaki işlemler için de hesabı kullandığı, bu durumda haczedilmezlik/bloke konulması hakkından feragat ettiği, davalının kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla borçlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptığını, mesleğe başladığı 2004 yılından beri Uyap sistemine kayıtlı davalı bankada hesabı bulunduğunu, söz konusu hesaba, müvekkilinin hissedarı olduğu şirketin kredi borcu nedeni ile davalı tarafından kesinleşmiş bir icra takibi olmadan bloke koyulduğunu, hesabın avukatlık hesabı olarak kullanıldığı yönünde itiraz edilmişse de blokenin kaldırılmadığını, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu hesabın havuz hesabı olduğunu, sadece mesleğin lüzumu için kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olsa da, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda kişisel işlem olarak belirtilen birçok işlemin avukatlık mesleğinin idamesine yönelik ofis harcaması niteliğinde olduğunu, tamamen kişisel işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu hesabı Uyap sistemine tanımlı olup, dosyada mevcut hesap hareketlerinden açıkça görüleceği üzere, hesaba gelen paraların tümünün icra daireleri, mahkeme kalemleri, adliye vezneleri, diğer kurum ve belediyelerden icra ve mahkeme dosyaları için ödenen ve başkalarına ait tutarlar olduğunu, kabul anlamına gelmemek şartıyla hesaptan bir takım insani harcamaların şahsi harcama sayılıp (yemek, benzin, yol, kırtasiye vs.) mesleki faaliyet içinde sayılmamasının da hayatın olağan akışına ters bulunduğunu, hesaptan küçük oranda bir takım harcamaların yapılması hesabın genelinin mesleki faaliyet içinde kullanılmak üzere açıldığı gerçeğini değiştirmediği gibi hesabın kişisel olduğu anlamına da gelmeyeceğini, davada müvekkiline ait hesap hareketlerinin şahsi olmadığı ortada olup, hangi hesaba ne için para gönderildiğinin ve hesaptaki paraların hangi dosyadan kimin adına geldiğinin de taraflarınca tek tek açıklandığını, hesap hareketlerinde paranın tamamının avukatlık mesleğinden kaynaklı olup, icra dosyalarından ve kurumlardan yapılan ödemeler olduğunu, mahkemece hesabın havuz hesap haline geldiği gerekçesiyle dava reddedilse de hesaptaki paraların her birinin ayrı ayrı kaynağının ispat edildiğini, bu nedenle mahkeme gerekçesinin de hatalı bulunduğunu, hesaptaki paraların tümüne bloke konulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil adına bloke tarihi itibariyle herhangi bir icra emri veya ödeme emri gönderilmemiş olup, kesinleşmiş bir borç bulunmadığını, bankanın tek taraflı olarak hesaba bloke koymasının da hakkın kötüye kullanılması anlamını taşıdığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla bloke tarihinden sonra hesaba, Uyap'ın tanımlı olduğu icra ve mahkeme dosyalarından ödemeler geldiğini, bankaca bu paralara da el konulduğun, bloke tarihinden sonra hesabın kullanılmadığını, hesabın halen Uyap'a tanımlı olduğunu, gelen paraların yine müvekkili alacağı olduğu hususu göz önüne alındığında bloke tarihinden sonra gelen paralara da müvekkilinin kabul edilerek el konulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı vekili Av. ... istinaf başvuru tarihinden sonra, 02/10/2025 tarihli e-imzalı dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiğini beyan etmiştir
Feragat, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Dosyada mevcut davacı vekilinin Ankara 71. Noterliğinden verilen 30/05/2024 tarih ve 11570 yevmiye no'lu vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır.
Başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde; "Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur." hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davacı vekili tarafından istinaf başvurusundan feragat edilmiş olmakla davacı vekilinin istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine, istinaf talebinden feragat edilmesi nedeniyle Dairemizin ilk derece mahkemesi kararı yerine karar verme yetkisi kalktığından davacı vekilinin 02/10/2025 tarihli davadan vazgeçmesi hakkında Dairemizce olumlu olumsuz bir karar verilemeyeceğinden davadan vazgeçme hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 349/2. maddesi gereği FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 738,00 istinaf yoluna başvurma harcı, 269,85 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davacıya iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-Davadan vazgeçme hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025

Başkan Üye - Üye - Zabıt Katibi -

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim