mahkeme 2022/786 E. 2023/1894 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/786
2023/1894
28 Aralık 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/786 Esas 2023/1894 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/786
KARAR NO : 2023/1894
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2021
NUMARASI : 2020/637 Esas 2021/802Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA : Alacak (Hisse Devir Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 16/12/2020
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; 17.09.2014 tarihinde müvekkilinin, sahibi bulunduğu ... Ltd. Şti. ve bünyesinde bulunan ...’nun yarı hissesini Ankara 54.Noterliğinin 39276 yevmiye numaralı işlemiyle davalı ...’ye devrettiğini ancak, davalının hileli tutum ve davranış ve işlemleri ile müvekkiline ait okul ve okulun yönetimi kısım kısım elinden aldığını, okulun içerisinde çeşitli sorunlar çıkararak müvekkilinin okula girmesini engellediğini, okulun zarar ettiği gerekçesi ile okula bir alıcı çıktığı söyleyerek müvekkilinin hisselerini devretmesini sağladığını, okulun devrinin yapıldığı aynı gün ve aynı noterde (devirden hemen önce) yeni bir şirket kurulduğunu ve yeni kurulan bu şirkete okulun devredildiğini, okulun 40.000,00 TL'ye devredildiğini söylenmesine ve müvekkiline 20.000,00 TL ödenmesine rağmen bildirilen rakamın tam olarak %1.750 fazlası rakamla satış yapıldığını, satış parasının 350.000,00 TL'si nakit olarak ödenirken kalan kısım için ... parsel 23 nolu dükkan davalı ...'nin annesi olan davalı ...'e 24/12/2015 tarihinde tapudan devredilerek davalının müvekkilinden mal kaçırdırdığını iddia ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 330.000 TL’nin 18.11.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında akdedilen ... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nin hisse devri karşılığında davacıya belirttiği gibi 20.000,00 TL ödenmediğini, taraflar arasında mezkur hisselerin devri için düzenlenen sözleşme ve yapılan anlaşma ile davacıya 150.000 USD (Amerikan Doları) ödenceği kararlaştırıldığını ayrıca şirket hisseleri ve okulun devri ile okulun kira borcunun da devralan tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, şirket hisselerinin ve okulun müvekkiline devrinden sonra birçok borcunun olduğu müvekkilince anlaşıldığını, davacının, söz konusu şirket hisselerinin ve okulun devri karşılığında kendisine ödemesi gereken miktar bakımından Ankara 1.İcra Müdürlüğü'nün 2015/27357 sayılı icra takibine giriştiğini, sonrasında müvekkili tarafından, Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/599 E. Sayılı davası ile, şirketin beyan edilen ve bilgi verilenden daha fazla borcu bulunduğu, bu nedenle esasında hisselerinin değerinin satış bedelinden çok daha az olduğu ve müvekkilinin kandırılarak zarara uğratıldığını ,dolayısıyla davacının şirket hisse devrini 20.000,00 TL karşılığında yaptığına ilişkin beyan ve açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin %50 hissesini yaklaşık 300.000,00 TL'ye devreden davacının, kalan %50 hissesini 20.000,00 TL karşılığında devrettiğini beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu devir ile şirketin tüm hisseleri 600.000,00 TL karşılığında devrettiğini, davalının %50 hissesini yaklaşık 300.000,00 TL + kira borçları karşılığında almış ise de şirketin ve okulun borçlarından bunalması ve bu borçlar nedeniyle bir türlü işletmeyi bir düzene sokamaması nedeniyle kendi hisselerini zararına devrettiğini, ...'e yapılan taşınmaz devrinin bu bahse konu sözleşme ve devirler ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını ve sözleşme tarihi 18/11/2015 olup 5 seneyi aşkın süre sonrasında davanın açıldığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... adına kayıtlı gayrimenkulün müvekkili ...'e satıldığını, ... ile davacı arasında imzalanan sözleşmeye istinaden alacaklı olduğunu hisse devrinin müvekkilin iradesinin sakatlandığını, bu nedenle tazminat ve alacaklı olduğunu iddia ederek müvekkil ...' i davaya dahil ettiğini , müvekkilinin taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlılarında herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşamı süresinin dolduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının hisselerinin Ankara 54. Noterliği'nin 45776 yevmiye numaralı 10.11.2015 tarihli devir sözleşmesi ile davalılardan ...'ye devretmesinde, davalıların hileli tutum ve davranışları ile davacının aldatıldığı ve aşırı yararlanma unsurlarının gerçekleşmediği ve davacının davasını 1 yıllık hakdüşürücü sürede açmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Limited Şirketi ve iştiraki ...’nun toplamda 40.000 TL'ye değil de okulun gerçekte 700.000 TL’ye satıldığını ve kendisine 350.000 TL verilmesi gerekirken satış parasının 40.000 TL olarak gösterilerek kendisine 20.000 TL verildiği ve aslında bu durumun davalılar tarafından oynanan bir oyun olduğunu, davalılar tarafından dolandırıldığını, kendisine hile yapıldığını, başından buyana kendisine ait okuldan bilerek uzaklaştırıldığını, okul zarar ediyor denilerek zor durumda bıraktırıldığını, normal şartlarda iş bu davanın en geç 10.09.2020 tarihinde açılması gerekliyken Covid 19 nedeniyle sürelerin durması neticesinde dava açma son tarihi 28.12.2020 olduğunu, eldeki davanın açılma tarihi ise 16.12.2020 olup, kanunun aradığı hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, mahkemece 'davalıların hileli davranışları davacının aldatıldığı ve aşırı yararlanmanın gerçekleşmediği' sonucuna ulaşılmış ise de davanın konusunun bu unsurlar olup yargılama yapılmadan bu sonuca ulaşılmasının hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin topladığı deliller ve gerekçe ile sonuç arasında neden sonuç ilişkisinin bulunmadığını, hatalı değerlendirme yapıldığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, hile ve gabin nedeniyle limited şirket pay devri sözleşmelerinin iptali, mümkün olmadığı takdirde devredilen şirket hisse bedellerinin bakiye reel değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/143 Esas sayılı dosyası, Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/614 Esas sayılı dosyası, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2019 tarih 2017/599 Esas 2019/1060 Karar sayılı kararı, Ankara 54. Noterliğin 45776. Yevmiye 10/11/2015 tarihli ve Ankara 37. Noterliği, 31154 yevmiye 18/11/2015 devir sözleşmeleri, Ticaret Sicil Müdürlüğünce dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ilişkin tüm kayıtlar vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Davacı yan, davalı ... ile ortak oldukları ... Ltd. Şti.'ndeki hisselerini, anılan davalı ile aralarındaki sorunlar, davalı ... tarafından tehdit edilmesi, bıktırılması ve şirketin zarar ettiği, hatta borca batık hale geldiği hususunda aldatılması nedeniyle değerinden çok düşük bir bedel ile davalı ...'ye devrettiğini, nominal bedelin reel hisse değerinin çok altında olduğunu, aşırı yararlanmanın bulunduğunu, iradesinin hisse devri noktasında sakatlandığını iddia etmiş, davalı yan ise hisse bedellerinin ödenerek şirket hisselerinin devralındığını, aşırı yararlanmanın ve aldatmanın söz konusu olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmelerinde davacının iradesini sakatlayan hile ve gabin bulunup bulunmadığı, hisse devir sözleşmelerinin iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmamış ise davacının davalılardan hisse devir sözleşmeleri nedeniyle ödenmeyen bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Türk Borçlar Kanununun Aldatma başlıklı 36.maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.2Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir," hükme düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanununun İrade bozukluğunun giderilmesi başlıklı 39.maddesinde; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır" hükmü mevcuttur.
Türk Borçlar Kanununun Aşırı Yararlanma başlıklı 28.maddesinde ise; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
İradesi sakatlanan taraf sözleşmeyi iptal hakkını 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanmalıdır. Mülkiyet iyiniyetli 3. kişiye devredilmişse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açılabilecektir.
Somut olayda eldeki dava, davacının ......LTD ŞTİ' de bulunan hisselerinin Ankara 54. Noterliği'nin 45776 yevmiye numaralı 10.11.2015 tarihli devir sözleşmesi ile davalılardan ...'ye devretmesinde davalıların hileli tutum ve davranışları davacının aldatıldığı ve aşırı yararlanma unsurlarının gerçekleştiği iddiası ile dava konusu okulun daha sonra diğer davalı şirkete 24.12.2015 tarihinde satışındaki satış bedelinin davacının payına düşen bakiye bedelin istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacının ......Ltd Şti 'in( şirket ait ...)17.09.2014 tarihine kadar tüm hisselerinin sahibi olduğu, anılan tarihte şirket hisselerinin yarısını Ankara 54. Noterliği'nin 39276 yevmiye numaralı şirket pay devir sözleşmesi ile 10.000,00-TL bedelle davalı ...'ye devrettiği, 26.09.2014 tarihinde davalı ...'nin şirket müdürü olarak seçildiği, aynı Noterliğin 45776 yevmiye numaralı 10.11.2015 tarihli devir sözleşmesi ile davacının yarıya tekabül eden kalan hissesinin davalılardan ...'ye 20.000 TL bedelli devrettiği, 18.11.2015 tarihinde de şirket uhdesindeki ... İlkokulunun davalı ....Ltd.Şti'ye devredildiği anlaşılmaktadır.
Davacı yan, her ne kadar, ......Ltd Şti 'indeki 1/2 hissesini davalı ...'nin kendisini aldatması nedeniyle 10/11/2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'ye 20.000 TL bedelle devrettiğini ileri sürmüş ve bu devirden yaklaşık 1.5 ay kadar sonra şirketin tamamının davalı ... tarafından diğer davalı ...'en 700.000 TL bedelle satılması nedeniyle zarara uğradığını, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış ise de dosyada mevcut Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2019 tarih 2017/599 Esas 2019/1060 Karar sayılı kararının gerekçesinden anlaşıldığı üzere dosyamız davacısı ...'ın ......Ltd Şti 'indeki 1/2 hissesini dosyamız davalısı ...'ye Ankara 54. Noterliğinin 10/11/2015 tarih ve 45776 yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesi ile 150.000 USD karşılığında devrettiği, dosyamız davacısı ... tarafından ...'ye karşı söz konusu hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan bakiye 100.000 USD alacağı bulunduğundan bahisle icra takibi başlattığı, böylelikle davacının şirketteki 1/2 hissesini davalı ...'a 20.000 TL bedelle devrettiğine ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu durumda aldatma ve aşırı yararlanma koşullarının oluşmadığı, davacının davasında haksız olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/12/2023
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.