mahkeme 2022/757 E. 2023/1914 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/757

Karar No

2023/1914

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C. ... Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/757 Esas 2023/1914 Karar
T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/757
KARAR NO : 2023/1914

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :01/12/2021
NUMARASI : 2018/557 Esas 2021/812 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVAYA KATILAN
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI
DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/07/2018
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023

Taraflar arasındaki alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davaya katılan davacı ve davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ....Şti. arasında, 18.10.2012 tarihinde “Konsorsiyum Sözleşmesi” akdedildiğini ve Adıyaman Atıksu Arıtma Tesisinin yapımının “... Ve ... İş Ortaklığı” olarak üstlenildiğini, davalı ....Ş.” nin ... Şubesinde İş Ortaklığı adına IBAN:TR... numarası ile hesap açıldığını, yapımı üstlenilen işin maliyet bedelleri ve hak edişlerin ortaklık hesabına ödendiğini, Ortak Girişim Anlaşması gereği tarafların paylarının % 50 olduğunu, üstlenilen işin 16.10.2017 tarihinde kesin kabulü yapılıp işin tamamlandığını, İş Ortaklığı tasfiye edilmeden dava dışı ....Şti.' nin ekonomik sıkıntıya girdiğini, piyasaya ve bankalara olan borçlarını ödeyemeyecek duruma düşerek mütemerrit olduğunu, davalı Banka tarafından hiçbir ihbar ve ihtarda bulunulmadan 19.02.2018 tarihinden başlamak üzere, İş Ortaklığının IBAN:TR... numaralı hesabında buluna9n 1,717,095.32-EURO'ya el konulduğunu ve hesabın davalı banka tarafından boşaltıldığını, 08.04.2018 tarihi itibariyle İş Ortaklığının EURO hesabındaki paranın tamamen çekilerek sıfır bakiye kaldığını, banka tarafından müvekkili şirkete sadece e-mail yoluyla hesap extreleri gönderilmekle yetinildiğini, davalı banka ile yapılan şifahi görüşmelerde ortaklık hesabındaki paranın hangi nedenle alındığının sorulduğunu ve bankadan: “31.03.2016 tarihinde müvekkil şirket yetkilisi ...'ın da imzasının bulunduğu Hesap Rehni Sözleşmesi” ne dayanarak ve iş ortaklığının mütemerrit ortağı ....Şti.nin şahsi borçları için de ortaklık hesabının rehin verildiği cevabı alındığını, bankadan rehin sözleşmesinin aslı talep edilmesine rağmen bu talebin yerine getirilmediğini, sözleşmenin aslının ... şubesinde fiziki olarak, müvekkil şirket avukatlarına ve yetkilisine incelenmek üzere ibraz edilmesi istendiğini ve bankanın ibrazından da imtina ettiğini, müvekkili şirketin ısrarı ile “Hesap Rehin Sözleşmesi” nin fotokopisinin e-mail yoluyla gönderildiğini, sözleşmenin fotokopisine bakıldığında, “....Şti” yazısının sonradan eklendiğinin belirgin olduğunu, el yazıları ve ortaklık kaşesi üzerindeki imzanın o dönem şirket yetkilisi olan ...'ın yazı ve imzasına benzemediğini,bu hususun yargılama sırasında yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, rehin sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi Bankacılık Kanununa ve Türkiye Bankalar Birliği ile Türkiye Katılım Bankaları Birliği Tebliği'nin belirlediği ilke ve koşullara aykırı olarak düzenlendiğinden yok hükmünde olduğunu, ayrı bir tüzel kişiliği olan dava dışı ....Şti'nin şahsi borçları için müvekkili şirketten alınan bir “hesap rehin sözleşmesi” var ise bunun imzalandığı tarihte bir örneğinin, müşteriye verilmesi ve verildiğine dair yazılı beyanın banka nezdinde saklanması zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin kendi iradesi ile imzaladığı ve İş Ortaklığı Hesabını rehin verdiği bir sözleşme ve işlem olmadığını,ayrı bir tüzel kişiliği olan dava dışı ... ..LTD.ŞTİ nin davalı banka ile akdettiği Genel Kredi Sözleşmesi sayısı ve miktarlarının da taraflarınca bilinmediğini, İş Ortaklığı hesabındaki paranın %50 'sinin müvekkil şirkete ait olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere , hiçbir yasal dayanağı olmaksızın hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak el konulan İş Ortaklığı hesabındaki 500.000 EURO. luk tutarın müvekkili şirkete el konulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte geri ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı olarak davaya katılan vekili 29/04/2019 tarihli dilekçesinde özetle, davacı ... tarafından ortaklık adına açılan davaya ortaklığın diğer ortağı olarak davacı yanından davacı olarak katıldıklarını dava dilekçesindeki maddi olaylara ve nitelendirmelere aynen katıldıklarını, ... tarafından açılan davaya muvafakat ettiklerini ve aynı zamanda davacı olarak davaya katılmak istediklerini belirtmiş ve ... yanında davacı olarak katılmaya davanın kabulüne fazla ilişkin haklar saklı kalmak üzere iş ortaklığı hesabındaki 500.000 Euro' luk tutarın iş ortaklığı oluşturan şirketlerin el konulduğu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte geri ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 26/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.717.094,00 EURO'ya artırmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ortaklığın temsilinin ortakların müşterek imzası ile tesis edildiğini, davacının kendi adına dava açmasının usulen mümkün olmadığını, davacının dava açmada hukuki yararının bulunmadıını, davacının ortağı olduğu, iş ortaklığı mahiyetindeki ... ve ... Komisyonuna ait müvekkili bankanın ... şubesi nezdindeki 8583993 numaralı hesabın, İş Ortaklığının, davacının ve dava dışı ... İnş ... Turizm Ve Tic. Ltd. Şti'nin müvekkil bankaya olan tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, 31.03 2016 tarihli hesap rehin sözleşmesi ile müvekkili bankaya rehnedildiğini, rehin sözleşmesine göre, iş ortaklığının, gerek kendisinin ve lehine rehin verilen davacı ve dava dışı ... şirketinin, müvekkil bankaya karşı doğmuş ve doğacak olan tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere müvekkil banka lehine rehnedildiğini, ...'nın müvekkili bankaya karşı olan nakdi ve gayri nakdi risklerinden doğan tüm borçları, 19.02.2018 tarihinden itibaren, Hesap Rehni Sözleşmesi'ne istinaden müvekkil banka tarafından tahsilata konu edildiğini,yapılan tahsilatlar Hesap Rehin Sözleşmesi'ne uygun olarak yapıldığını, davacı yanca 31.03.2016 tarihli Hesap Rehin Sözleşmesi'nde dışı ... İnş ... Turizm Ve Tic. Ltd. Şti ifadesinin sonradan eklendiğini iddia edildiğini, bu ifadesini kanıtlayan herhangi bir bilgi ya da belge ibrazında bulunmadığını, adi ortaklığın hesaplarını aynı zamanda ortaklık taraflarının kendi borçları için de teminat altına alması mutad olan bir uygulaması olduğunu, Hesap Rehin Sözleşmesi'nde ... (Merkezi ...) şirketi lehine verilen rehine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, İş Ortaklığının taraflarından biri için rehin verip, diğer ortak olan ... şirketi'nin rehne dahil edilmemesine neden olabilecek davacı iddiasının hukuki ve ticari bir temeli bulunmadığını, davacının sözleşmeye ... İnş ... Turizm Ve Tic.. Ltd. Şti ifadesinin sonradan eklendiği iddiası hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı tarafından, ... ve ... İş Ortaklığı tarafından verilen hesap rehin sözleşmesinde imza atan davacı şirket adına iş ortaklığını temsil eden o tarihteki müşterek imza yetkililerinden ...'e ait imzanın, bu kişinin eli ürünü olmadığının iddia edildiğini, imzalar müvekkil banka yetkililerinin huzurunda alındığını ve şirket yetkililerin kimlik tespitleri yapıldığını, Bankanın, Kanun'dan ve Yönetmelik'ten doğan bilgi verme ve asgari şekillere uyma koşullarını yerine getirdiğini, yerine getirmediği düşünülse dahi bunun sözleşmeyi yok hale getirmeyeceğini, bu şart ve şekillerin sözleşmenin ne kurucu unsurlarını ne de geçerlilik koşullarını oluşturacağını, sonuç olarak, davacı tarafın iddialarının geçersiz olup, 31.03.2016 tarihinde imzalanmış olan Hesap Rehin Sözleşmesi'ne istinaden ... İnş ... Turizm Ve Tic. LTD. ŞTİ borçlarına karşılık gelmek üzere, İş Ortaklığı İBAN: TR... numaralı hesabından 1,717,097.57 Euro tahsil edildiğini, yapılan tahsilatta herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, hukuki ve fiili duruma aykırı olarak açılan huzurdaki davanın usule ve esasa ilişkin beyanları çerçevesinde reddine ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmil edilmesine karar verilmesini arz ve talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı ile davaya katılan ... İnşaaat ... Limited Şirketi'nin oluşturdukları iş ortaklığı adına davalı bankanın ... Şubesindeki hesabındaki 1.717.095,32 Euro' nun hesap rehin sözleşmesine istinaden iş ortaklığının ortaklarından ... İnşaat'ın kredi borcuna mahsuben banka tarafından tahsilat yapıldığı, işleme dayanak yapılan hesap rehin sözleşmesindeki davacı adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği hesabın adi ortaklık adına olması nedeniyle hesabın rehnedilmesinin ancak her iki ortağın imzası ile mümkün olabileceği, bu nedenle hesap rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye istinaden yapılan tahsilatların banka tarafından iade edilmesi gerektiği, davacı ortak tarafından açılan davaya adi ortaklığın diğer ortağı olan ... tarafından muvafakat edildiği, davacı tarafından %50 oranında isabet eden kısmın dava edildiği ancak ıslah ile tamamının talep edildiği, ortak hesaptan tahsil edilen paranın diğer ortak ...'nın borcuna mahsup edilmesi nedeni ile ...'ya isabet eden payın talep edilmesinin TMK 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, kendi borcu için tahsil edilen paranın iadesinin istenemeyeceği, sonuç olarak ortak hesaptan çekilen paranın %50si olan 858.547 Euro yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden davalının dava ve ıslah edilen miktar yönünden dava ve ıslah tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, alacağın yabancı paraya ilişkin olması nedeniyle 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesinde düzenlenen faiz oranında faiz talep edilebileceği gerekçeleriyle davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 858.547 EURO alacağın 500.000 EURO'su yönünden dava tarihi olan 23/07/2018, 358.547 EURO'su yönünden ıslah tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde ön görülen faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ...'nın davasının ve davacı ... ...'nin fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... İnş ... Turizm Ve Tic. Ltd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, işbu davada zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu kabul edilerek davaya devam edilip gerekçesinde de bu hususa yer verilmiş olmasına rağmen zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verilmesi gerekirken farklı kararlar verildiğini, iş ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından zorunlu olarak her iki şirket tarafından dava açılmış olup iş ortaklığını oluşturan şirketlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kararın iş ortaklığına yönelik olarak verilmiş olup bölünemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirket ve diğer davacı ... firmasının ayrı dava açmasının mümkün olmadığını, zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu ve müvekkil şirketin muvafakatinin aranıp bu eksikliğin tamamlandığını, ilk derece mahkemesince çelişkili karar verildiğini, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olduğunu, davacıların oluşturmuş olduğu iş ortaklığı adi ortaklık olup adi ortaklığa ilişkin davaların ortakların hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılması zorunlu olduğunu, mecburi dava arkadaşlığının varlığı halinde ortada dava arkadaşı sayısınca dava değil tek bir dava ve tüm dava arkadaşları bakımından verilecek olan tek bir hüküm mevcut olduğunu, bu durumun mecburi dava arkadaşlığı kurumunun işlerlik kazandığı alanlar olan elbirliği mülkiyet ile bölünemeyen borçların doğasından kaynaklandığını, iş ortaklığını oluşturan şirketlerin ayrı ayrı kendilerine ait olan borçlarının iş ortaklığı ile ilgisi bulunmadığını, banka tarafından şirketin kendi borcu nedeni ile şirket hesabındaki paraya değil de iş ortaklığı hesabındaki paraya el konulmasının hukuka aykırı olduğunu, iş ortaklığı hesabındaki el konulan para, iş ortaklığına ait olduğunu, şirketlerden birinin kendi borcu için kendi hesabı dışında bir hesap üzerindeki paraya ( iş ortaklığı hesabına) el konulmasının hukuken mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi yapmış olduğu yargılamada davaya konu rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna vardığını, ancak işbu geçersiz rehin sözleşmesine göre davalı bankanın yapmış olduğu işlemde müvekkilinin iade hakkının bulunmadığına yönelik karar verildiğini, iş ortaklığı adına açılan hesapta her iki ortağın da hesap üzerinde iştirak halinde mülkiyet haklarının bulunduğunu, ortaklardan birinin tek başına hesap üzerinde tasarruf edemeyeceğini, hesabın rehnedilmesinin her iki ortağın imzası ile mümkün olabileceğini ve diğer ortak ... firmasının iradesinin de bulunmaması nedeni ile rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu kanaatine varıldığını, ancak geçersiz rehin sözleşmesiyle müvekkil şirketin borcuna istinaden iş ortaklığı hesabından yapılan tahsilatın, hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde müvekkile iade edilmeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiğini, mahkeme kararının, bankanın mahsup hakkını iş ortaklığının borcu için kullanabileceğini, ortaklardan birinin borcu için kullanamayacağını, bu nedenle de banka tarafından ortaklık hesabından yapılan tasarrufun geçerli bir sözleşme hükmüne dayanmadığını, banka işleminin haksız olduğunu belirttiğini, ancak aynı sayfanın 7. paragrafında ise ortak hesaptan tahsil edilen paranın davacı müvekkil şirket ...' nın borcuna mahsup edilmesi nedeni ile müvekkil şirketin kendi borcu için tahsil edilen paranın iadesini isteyemeyeceği belirtilerek kendisi ile çeliştiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme neticesinde hatalı olarak düzenlendiğini, arzedildiği üzere Adli Tıp Kurumu incelemesi tarafından son merci kabul edilmemişken, huzurdaki davada yalnızca bir hatalı incelemeye dayalı özel bilirkişi raporu ile yetinilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket yetkilisinin imzasının kendisine ait olmadığı hususunun hatalı şekilde tespit edildiğini, raporda davaya katılan davacı yetkilisinin imzasına dair bir ibare bulunmadığını, adi ortaklık unvanı üzerinde yer alan ... yetkilisine ait imzanın geçerliliği bakımından ise herhangi bir ihtilaf mevcut olmadığını, söz konusu imzanın geçerliliğine ilişkin bir itirazın taraflarca da öne sürülmediğini, rehin sözleşmesi ile rehin veren sıfatına haiz adi ortaklık hesabının ... ve ... şirketlerinin her ikisinin müvekkil bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak imzalandığına dair bir şüphe mevcut olmadığını, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili fakültelerinden imza incelemesine dair yeniden bilirkişi raporu alınmasına dair hüküm kurulması gerektiğini izahtan vareste olduğunu, adi ortaklık hesabında müvekkil banka tarafından yapılan tahsilatın usul ve yasaya uygun olduğunu, aktif olarak adi ortaklık hesabını kullanan davacının bu tahsilatlara hiç itiraz etmediğini, ilk tahsilat tarihinden itibaren yaklaşık beş ay sonra huzurdaki davayı açtığını, kabul anlamına gelmemek üzere, işleme katılmadığını iddia eden davacının, hesap rehni sözleşmesinin imzalanmasından iki yıl dört ay sonra ve tahsilat işlemlerinin başlamasından da beş ay sonra dava açarak kötü niyetini açıkça gösterdiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, 08.03.2021 tarihli imza incelemesi raporu, 31.03.2016 tarihli rehin sözleşmesi, 07/05/2013 tarihli Ortak Girişim Anlaşması, Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, hesap ekstreleri vs deliller dosya arasında mevcuttur.
08/03/2021 tarihli Grafolog bilirkişi raporunun incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 11.07.2019 tarihli yazı cevabına göre davacı şirket İstanbul Şubesinin yetkilisi olan ...'ın imzalarını taşıyan belgelere göre yapılan mukayese sonucunda, 31.03.2016 tarihli hesap rehin sözleşmesindeki "... ve ... İş Ortaklığı" içerikli kaşe izinin sol tarafında atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzaları ile görülen farklılıklara kıyasen ...'ın elinden çıkmadığı yönünde kanaat hasıl oluştuğu bildirilmiştir.
Bankacı bilirkişiden alınan 08.06.2021 tarihli raporda özetle; davalı bankanın ... Şubesi nezdindeki iş ortaklığı adına açılmış bulunan Euro hesabının 19.02.2018 tarihindeki bakiyesinin 1.717.095,32 Euro olduğu, bu tarihten sonra hesaptaki paranın değişik tarihlerde iş ortaklığının ortağı olan ...nin kredi hesaplarına mahsup edildiği bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı ile davaya katılan ... İnşaaat ... Limited Şirketi arasında 18/10/2012 tarihinde Konsorsiyum Sözleşmesi ve 07/05/2013 tarihinde Ortak Girişim Anlaşması imzalandığı, söz konusu sözleşmeler ile Adıyaman Atıksu Arıtma Tesisi ve Kollektör Ana Hatlarının İnşaatı yapım işinin iş ortaklığı olarak davacılar tarafından üstlenildiği, ortak girişim anlaşması gereği tarafların paylarının %50 olduğu, iş ortaklığı adına davalı bankanın .... Şubesinde 25/02/2015 tarihinde TR... IBAN numaralı hesabın açıldığı ve iş ortaklığı adına gelen paraların bu hesaba yatırıldığı, söz konusu hesabın 19/02/2018 tarihindeki bakiyesinin 1.717.095,32 EURO olduğu, bu tarihten itibaren davalı bankaca 31/03/2016 tarihli hesap rehin sözleşmesine istinaden iş ortaklığının ortaklarından ... İnşaat'ın kredi borcuna mahsuben iş ortaklığı hesabında bulunan 1.717.095,32 EURO'dan tahsilat yapılmak suretiyle hesaptaki tüm paranın ... İnşaat Limited Şirketinin borçları için kullanılması nedeniyle davacı ... tarafından ... İnşaat ... Limited şirketi ile oluşturdukları adi ortaklık adına davalı bankanın ... ... şubesinde açılan hesabından diğer ortak ...'nın kredi borcu için yapılan tahsilata ilişkin paranın iadesi talebi eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirketler arasında 07/05/2013 tarihli "Ortak Girişim Anlaşması" başlıklı adi yazılı sözleşme ile adi ortalık ilişkisinin kurulduğu dosya kapsamı ile sabit olup, uyuşmazlığın çözümünde TBK'nın 620.vd.maddeleri gereğince adi ortaklık hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir.
TBK.'nun 620.maddesinde adi ortaklığın; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." şeklinde tanımı yapılmıştır.
TBK.nun 621.maddesi gereğince, her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır.
Yine aynı yasanın 622.maddesi gereğince, ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdür.
TBK 623. maddesinde, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payının, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşit olacağı, bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşmanın, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Aynı Yasanın 638. maddesinde ise, adi ortaklığın iktisap ettiği veya şirkete devredilen şeylerin, alacaklar, mallar, haklar, ayni haklar şirket sözleşmesinde kabul edilen kurallara uygun olarak şirketin müşterek malı olduğu, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklılarının, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri hükmü mevcuttur.
Buna göre, adi ortaklıkta, ortağın kişisel alacaklıları borçlu ortağın şirketteki kâr payını veya adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payı üzerinde kullanabilirler. Ayrıca adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da kullanılması mümkün bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, bir ortağın alacaklıları haklarını ancak o şerikin tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler, ancak şirket sözleşmesinde bu kuralın aksi de kararlaştırılabilir. Ne var ki, henüz adi ortaklığa ait kazancın ortaklar arasında taksim edilmediği veya ortaklığın tasfiyesi halinde borçlu ortağa isabet edecek tasfiye payının belirlenmediği bir aşamada, adi ortaklığın yaptığı işin karşılığında üçüncü kişiden alacağının borcun mahsubunda kullanılması mümkün değildir.
Mahkemece ortak hesaptan tahsil edilen paranın diğer ortak ...'nın borcuna mahsup edilmesi nedeni ile ...'ya isabet eden payın talep edilmesinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, kendi borcu için tahsil edilen paranın iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davacı ... İnşaat Ltd.Şti'nin davasının reddine karar verilmiştir.
Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliği haiz değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 51. maddesinde dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklıkların, tüzel kişilikleri bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle adi ortaklık halinde yönetici ortağa dava açmaya özel yetki verilmesi halleri dışında adi ortaklığın fiil ve taraf ehliyetleri bulunmamaktadır.
HMK’nun "Mecburi dava arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde ise; "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK'md. 60/1).
Adi ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davalar bakımından, adi ortaklığı oluşturan kişilerin TBK’nun 638. maddesi uyarınca taraf olarak birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifade ile adi ortaklığa ilişkin davaların ortakların hepsi tarafından birlikte ikame edilmesi veya açılan davada ortakların tamamının taraf olarak yer alması gerekir. Kısaca adi ortaklığın taraf olduğu hukuki işlem ve eylemlerde dava açma ehliyeti elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 Sayılı TBK'nun 638., 818 Sayılı BK'nun 534., TMK'nun 702. maddeleri) mecburi dava arkadaşı olarak bütün ortaklar tarafından birlikte kullanılması gerekir.
Aynı şekilde, bir ortağın diğeri aleyhine açtığı davada da, tüm ortaklar davaya dahil edilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafından adi ortaklık adına açılan hesapla ilgili tek başına dava açılmış ise de, ortaklığın diğer ortağı olan ... İnşaat ... Limited şirketi tarafından davaya davacı olarak katılınması ve davaya muvafakat edilmesi nedeni ile zorunlu dava arkadaşlığına ilişkin eksikliğin tamamlandığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davaya katılan ... 'dan oluşan adi ortaklık tarafından davalı bankada açılan hesaptan, rehin sözleşmesine istinaden davacı bankanın ...'dan olan alacaklarını tahsil hakkının olup olmadığı, rehin sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, rehin sözleşmesindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı, ... ünvanının sonradan eklenip eklenmediği, davacının alacağının olup olmadığı, varsa miktarına ilişkindir.
Mahkemece alınan ve ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle hükmen esas alınmasında isabetsizlik bulunmayan 08/03/2021 tarihli grafolog bilirkişi raporunda davalı bankanın, iş ortaklığı hesabına gelen paraların ... İnşaat Limited Şirketinin kredi borçlarına mahsup edilmesi işlemine dayanak yapılan 31/03/2016 tarihli hesap rehin sözleşmesindeki davacı ... adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, hesabın adi ortaklık adına olması nedeniyle hesabın rehnedilmesinin ancak her iki ortağın imzası ile mümkün olabileceği, bu nedenle hesap rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin geçersiz sözleşmeye istinaden yapılan tahsilatların banka tarafından iade edilmesi gerektiğine ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı ... İnşaat Ltd.Şti'nin istinaf itirazlarına gelince;
Yukarıda açıklandığı üzere davacılar arasında imzalanan 07/05/2013 tarihli Ortak Girişim Anlaşması'nın TBK.nun 620.maddesi kapsamında adi ortaklık niteliğinde olduğu, davalı Banka ... Şubesinde iş ortaklığı adına açılan hesabın ortaklık adına olması nedeni ile adi ortaklık hükümleri gereğince her iki ortağın da iştirak halinde hesap üzerinde mülkiyet haklarının bulunduğu, aynı Yasanın 638. maddesi gereğince adi ortaklığın iktisap ettiği veya şirkete devredilen şeylerin, alacaklar, mallar, haklar, ayni haklar şirket sözleşmesinde kabul edilen kurallara uygun olarak şirketin müşterek malı olduğu, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklılarının, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri hükmü dikkate alındığında 07/05/2013 tarihli Ortak Girişim Anlaşması'nda adi ortak olan davacı ... İnşaat Limited Şirketinin kişisel alacaklısı davalı Bankanın ... İnşaat Limited Şirketinden olan banka alacağına ilişkin talep/mahsup hakkını ancak adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payı üzerinde kullanabilir. Bir diğer anlatımla, alacaklı banka kredi alacağını ancak davacı ... İnşaat Limited Şirketinin tasfiyedeki payından tahsil/mahsup edebilir. Henüz adi ortaklığa ait kazancın ortaklar arasında taksim edilmediği veya ortaklığın tasfiyesi halinde borçlu ortağa isabet edecek tasfiye payının belirlenmediği bu aşamada, adi ortaklığın yaptığı işin karşılığında üçüncü kişiden alacağının borcun mahsubunda kullanılması mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacı ortaklardan birinin tek başına adi ortaklığa ait hesap üzerinde tasarruf edemeyeceği, ortaklık hesabının bu nedenle her iki ortak tarafından rehnedilebileceği, tek ortak tarafından yapılan rehin sözleşmesinin diğer ortağın iradesinin bulunmaması nedeni ile geçersiz olduğu, geçersiz olan rehin sözleşmesine istinaden ortaklığın hesabından diğer ortağın kredi borcuna mahsuben tahsilat yapılmasının sözleşmeye ve yukarıda belirtilen yasa hükümlerine aykırı olduğu, her ne kadar iş ortaklığı ile imzalanan genel kredi sözleşmesi ve bankacılık hizmet sözleşmesindeki davalı bankaya hapis, takas, mahsup ve virman yetkisi verilmiş, hatta genel kredi sözleşmesinde hesap rehin iş sözleşmesine ilişkin hüküm bulunmakta ise de, söz konusu hakların ancak iş ortaklığının borçları için kullanılabileceği, ortaklardan birinin veya üçüncü bir kişinin borcu için kullanılamayacağı, bu nedenle davalı banka tarafından ortaklık hesabından yapılan tasarrufun geçerli bir sözleşme hükmüne dayanmadığı, bu şekilde banka işleminin haksız olduğu kabul edilmekle dava konusu miktarın tamamı yönünden davanın kabulü ile söz konusu miktarın adi ortaklığa ait olmak üzere davalı bankadan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı ... İnşaat Ltd. Şti vekilinin ve hükmün HMK.nun 297.maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle kamu düzeni gözetilerek davalı banka vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı ... İnşaat Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı ... İnşaat Ltd. Şti. vekilinin esastan, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek KABULÜ ile,
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarih ve 2018/557 Esas 2021/812 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın KABULÜ ile,
2- 1.717.095,32 EURO'nun davalıdan alınarak ... Ve ... İnşaat ... Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. İş Ortaklığı'na ait olmak üzere davacılara verilmesine,
3-Hükmedilen miktarın 500.000 EURO'luk kısmına dava tarihi olan 23/07/2018 tarihinden itibaren, 1.217.095,32 EURO'luk kısmına ıslah tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına,
4-Alınması gereken 3.815.599,24 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 47.902,39 TL harcı ile ıslah harcı olarak yatırılan 228.997,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.538.698,96‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 47.902,39 nispi harç, 228.997,89 TL ıslah harcı ile 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 276.936,18 TL harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 431,30 TL tebligat ve posta, 1.600,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.031,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 400.329,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
9-Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde yatırana iadesine,
C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
D)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 116.000,00 TL harcın talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 54,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 274,70 TL'nin davanın karar gerekçesi de gözetilerek üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/12/2023

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim