Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1649

Karar No

2025/66

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1649 Esas - 2025/66 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1649
KARAR NO : 2025/66

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :21/01/2021
NUMARASI : 2017/457 Esas 2021/51 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 03/07/2017
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2025

Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 22/06/2015 tarihinde ... Termik Santralini devraldığım, devir bedelinin ödendiğini, devir öncesinde ayrılan işçilerin kıdem tazminatı farkı talebi için davacıya dava açtığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/11/2016 tarih 2015/300 E 2017/1206 sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda Bursa 8. İcra Dairesine 19.329,00 TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin işçinin devirden sonraki kıdemi olan 7.684,57 TL ödemeyi dava dışı işçiye yaptığını, davalının ödenen tazminattan sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının kıdem tazminatı ödemesini yerine getirdiğini, bunun dışındaki alacaklardan sorumlu olmadığını, dava dışı işçinin kamu işçisi olmadan önceki dönemdeki tazminatlarından davalının sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 11.650,76 TL kıdem tazminatından kaynaklanan alacağın ödeme tarihi olan 30/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olayda davacı şirket aleyhine dava açmış olan dava dışı işci ...'ın, 05/02/2008 - 09/02/2013 tarihleri arasında Teşekkülleri İşletme Müdürlüğü'nde Temizlik Alt İşini yapan ... Firmalarda Temizlik işçisi olarak ve 15/02/2013 tarihinde de ... ... (...) Genel Müdürlüğü bünyesinde ... İşletme Müdürlüğü'nde Kamu İşçisi olarak çalışmaya başladığını, ... İşletme Müdürlüğü; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, ... Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş., ... ve davacı ... ... ... ... arasında 22/06/2015 tarihinde imzalanan "...'a Ait ... ve ... Termik Santrallerinin, ...'a Ait ... Tarafından Kullanılan Taşınırların, ... ve ... Termik Santralleri ile ... Tarafından Kullanılan Taşınmazların Satışına, Ruhsatların İşletme Hakkının Verilmesine İlişkin Satış ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" ile davacı ... ... ... ...'ye devredildiğini, satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi'nin 6. maddesinde çalışanlara ilişkin hükümler düzenlendiğini, özelleştirme nedeniyle devredilen işyerlerinin, 6552 sayılı Yasa ve Yönetmelikte bahsedilen hizmet alım personelinin kıdem tazminatları Yönetim Kurulunun 08/07/2015 tarih ve 20-169 sayılı kararı doğrultusunda ödendiğini, anılan Yasa ve Yönetmelik gereği şirketin bunun dışında ki diğer alacaklardan (ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti vb.) herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun işçinin çalıştığı, ihbar olunan alt işverenlerde olduğunu bu nedenle , davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirkete, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, mahkemece gerekçeli kararın tebliğinin yetkisiz kişiye yapılmış olduğunu, dava dosyasının incelenmesi neticesinde görüldüğünü, kendisine UETS yoluyla tebligat yapılan Av. ...'ün vekillik görevi süreli olduğunu ve dosyaya yeni sunulan vekaletnamelerde bu avukatın ismi bulunmadığını, ...'e verilmiş olan Ankara 13. Noterliğinin 03429 yevmiye numaralı 25/01/2018 tarihli vekaletnamesinde açıkça vekaletnamenin süreli olduğu ve vekaletnamenin 31/12/2018 mesai bitime kadar geçerli olduğu belirtildiğini, sonrasında taraflarınca dosyaya yeni vekaletnameler sunulduğunu ve bu vekaletnamelerde ... yetkili kılınmadığını, hal böyleyken süresi geçmiş bulunan vekaletname uyarınca vekillik görevi sona eren avukata yapılan tebligat geçersiz olduğunu, taraflarınca gerekçeli karar haricen öğrenildiğini, öğrenme tarihlerinin 07/06/2022 olduğunu, davacı şirketin özelleştirme yolu ile 22/06/2015 tarihinde devraldığı ... Termik Santrali'nde devir öncesinde de çalışan işçilerin davacı şirkete karşı açmış olduğu kıdem tazminatı fark alacağı talepli davalar sonucu mahkeme kararı ile ödemek zorunda kaldığı fark kıdem tazminatı bedelinin davalı kurumdan rücuen tahsili talepli iş bu huzurdaki dava açıldığını, davalı kurum, davacı mahkeme kararı ile ödenmek zorunda kalınan kıdem tazminatı fark tutarının tamamından sorumlu olduğunu, kısmi kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından davalı kurum tarafından davacı şirkete ödenmesi gereken bedelin 19.225,44 TL olduğu hesaplandığını, gerekçeli kararda, bilirkişi tarafından hesaplanan miktardan, işçiye daha önce ödenen 7.690,90 TL'nin düşülerek bakiye 11.650,76 TL üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak, bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere dava dilekçesinde belirttilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya içerisinde yer alan Ankara 13. Noterliğinin 03429 yevmiye numaralı 25/01/2018 tarihli vekaletnamesi incelendiğinde; Av. ...'e verilen vekaletnamenin süreli olup, iş bu vekaletname ile verilen yetkilerin 31/12/2018 günü mesai bitimine kadar geçerli olduğu görülmekle, gerekçeli kararın yetkisiz vekile tebliğ edildiği dikkate alınarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı kanaatine varılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacı tarafından kıdem tazminatı olarak dava dışı işçiye ödenen 19.329,00 TL'nin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin rücuen tazminat davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Rücuya dayanak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2016 tarih, 2015/300 E, 2016/1026 K sayılı ilamı incelendiğinde; davacısı ... tarafından, tarafına sadece ...'taki çalışması karşılığı kıdem tazminatı ödendiğini, bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti olmak üzere işçilik alacaklarının tahsili talebiyle, dosyamız davacısı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verildiği, ilgili karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nin 07/04/2017 tarih, 2017/71 E., 2017/269 K sayılı ilamı ile esastan reddi üzerine ilgili kararın 07/04/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2016 tarih, 2015/300 E, 2016/1026 K sayılı ilamının Bursa 8.İcra Müdürlüğü 2016/13760 esas sayılı dosyası ile takibe konulması neticesinde, davacı tarafça icra dosyasına 30/05/2017 tarihinde 44.670,32 TL ödeme yaptığı görülmüştür.
İş mahkemesi kıdem tazminatı hesaplama yöntemi incelendiğinde; dava dışı ...'in 01/11/2005-30/06/2015 arasındaki çalışma süresinin 8 yıl 23 gün (2943 gün) olarak belirlendiği ve bir günlük giydirilmiş ücretin 111,92 TL olarak tespit edildiği, kıdem tazminatı farkının ise (111,92x2943x30/365)- ödenen kıdem tazminatı miktarı brüt 7.743,34 =19.329,00 TL olarak hesaplandığı görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan 11/02/2020 havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; kesinleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/300 E sayılı dosyasında dava dışı ...'in çalışma süresinin 8 yıl 23 gün olarak belirlendiği ve bir günlük giydirilmiş ücretin 111,92 TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki iş yeri devri sözleşmesinin 22/06/2015 tarihli olup, dava dışı işçinin 01/11/2005-22/06/2015 tarihleri arasındaki (2935 gün) kıdem tazminatı farkından davalının sorumlu olacağı, 01/11/2005-22/06/2015 arası 2935 gün olup, hak edilen kıdem tazminatının (111.92x2935x30/365) -7.743,34 TL= 19.255,44 TL olacağı, davacının davalıdan 19.225,44 TL ödemiş olduğu kıdem tazminatı farkını talep edebileceği tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf ile davalı arasında ...'a ait ... ve ... Termik Santrallerinin, ...'a ait ... tarafından kullanılan taşınırların, ... ve ... Termik Santralleri ile ... tarafından kullanılan taşınmazların satışına, ruhsatların işletme hakkının verilmesine ilişkin satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi tanzim edildiği, aynı sözleşmenin 6 maddesi uyarınca kıdem tazminatına ilişkin olarak devir tarihinden önceki döneme ait olan kıdem tazminatlarından devir tarihindeki kıdem tazminatına esas ücret ve süre ile sınırlı olmak kaydı ile .../... bu tarihinden sonraki döneme ait olan kıdem tazminatlarından ise alıcı davacının sorumlu olacağının hüküm altına alındığı,
Davacı tarafça devralınan işletmede çalışılan dönemi de kapsar şekilde dava dışı işçiye19.329,00 TL tazminat ödendiği ve rücuen tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı hususunda dosyamız kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın davacı tarafça dava dışı işciye ödenen kıdem tazminatının rücu en tahsili talebiyle açılan eldeki davada davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, iş yerini devir alan davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen tahsilini talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise, tazminat miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Yasanın 120. maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisi 4857 Sayılı Kanunun 2/6. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan yasa hükmü gereği; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." 4857 Sayılı Kanunun geçici 6. ve 1475 Sayılı Kanunun 14/2. Maddesinde "işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden bir başka işverene geçmesi... halinde işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. " kuralına yer verilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan ve davacı, davalı ve dava dışı ... tarafından 22/06/2015 tarihinde imzalanan "...'a Ait ... ve ... Termik Santrallerinin, ...'a Ait ... Tarafından Kullanılan Taşınırların, ... ve ... Termik Santralleri ile ... Tarafından Kullanılan Taşınmazların Satışına, Ruhsatların İşletme Hakkının Verilmesine İlişkin Satış ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" incelendiğinde; satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi ile, santraller, ... tarafından kullanılan taşınırlar, santraller ve ... tarafından kullanılan taşınmazların alıcı ...'ne satıldığı ve ruhsatların da işletme hakkının alıcıya davacıya devredildiği,
Taraflar arasında imzalanan iş bu satış ve işletme hakkı devri sözleşmesinin 6. maddesinin 2. fıkrası ile da; ''Alıcı, sözleşme konusu varlıklarda çalışan 4857 sayılı iş kanuna tabi personelin kanunlardan ve toplu iş sözleşmelerinden doğan haklarınız korunacağını, kıdem tazminatların ve diğer tüm alacaklarının alıcı tarafından ödeneceğini kabul ve taahhüt eder. Ancak kıdem tazminatına ilişkin olarak Devir tarihinden önceki döneme ait olan kıdem tazminatlarından devir tarihindeki kıdem tazminatına esas ücret ve süre ile sınırlı olmak kaydı ile .../... bu tarihinden sonraki döneme ait olan kıdem tazminatlarından ise alıcı sorumludur.'' şeklinde çalışanlara ilişkin hükümlerin taraflarca kararlaştırıldığı görülmüştür.
Husumet konusu, taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtayca tarafların husumet konusunda bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.
Bu bağlamda somut olay ve davalının eldeki davada pasif husumeti bulunmadığına yönelik istinaf itirazı irdelendiğinde; dava dışı işcinin çalışmış olduğu iş yerinin 22/06/2015 tarihinde davacıya devredildiği, dava dışı işçinin 01/11/2005 - 05/08/2006, 05/02/2008 -23/02/2011 ve 29/03/2011-30/06/2015 tarihleri arasında fasılalı olarak davalı devreden işverene ait işyerinde çalıştığı, 15/02/2013 tarihine kadar devreden işveren ...'ın alt işverenlerinin sigortalısı olarak çalıştığı, 15/02/2013 tarihinden itibaren ... sigortalısı olarak çalışmaya devam ettiği, dava dışı işçinin devreden işveren olan ... ...'de çalışmasına devam etmekte iken işyerinin 22/06/2015 tarihinde özelleştirme yoluyla davalı şirkete devrolduğu, iş akdinin 30/06/2015 tarihinde sona ermesinden sonra davacı şirket tarafından davacıya devreden işveren bünyesindeki çalışma tarihinden akdin feshi tarihine kadar olan çalışma dönemi için kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı , bu durumda dava dışı işveren ... ... 4857 İş Sayılı Kanunu'nun 2/6. maddesi gereği 01/11/2005-21/06/2015 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinden; işyerini özelleştirme yoluyla devralan davacı işveren ise 4857 Sayılı İş Kanunu 6. maddesi gereği devir nedeniyle dava dışı işçiye karşı tüm çalışma süresinden (dış ilişkide) sorumlu ise de, taraflarca akdedilen satış ve işletme hakkı devri sözleşmesinin 6. maddesinin 2. fıkrası ile iç ilişkiye ilişkin uygulanacak hükümlerin kararlaştırıldığı , buna göre kıdem tazminatına ilişkin olarak devir tarihinden önceki döneme ait olan kıdem tazminatlarından devir tarihindeki kıdem tazminatına esas ücret ve süre ile sınırlı olmak kaydı ile (dava dışı işçinin 01/11/2015-22/06/2015= 2935 günlük çalışması karşılığı) davalı .../... bu tarihinden sonraki döneme ait ((dava dışı işçinin 22/06/2015-30/06/2015= 8 günlük çalışması karşılığı) olan kıdem tazminatlarından ise davacı alıcının sorumlu olacağının belirlendiği, bu durumda taraflar akdedilen sözleşme hükmü uyarınca, dava dışı işciye 01/11/2005-22/06/2015 tarihleri arasındaki çalışma süreleri karşılığı ödene kıdem tazminatından davalının sorumlu olacağı, davacının akidi olan davalıdan iş bu sözleşmeye dayanarak talepte bulunma hakkının ve davalının da sözleşme gereği davacıya ödeme yapma yükümlüğünün bulunduğu, buradan hareketle taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişinin davalı şirket olduğu, yani davalının eldeki davada pasif husumetinin bulunduğu dikkate alındığında davacının akidi olan davalıya eldeki davayı yöneltmesinin usul ve yasaya uygun olup, davalının husumetinin bulunmadığı yönündeki istinaf itirazlarının dinlenemeyeceği,
Yine her ne kadar davalı tarafça bu dönemde dava dışı işçinin alt yüklenici firmalarda çalışması nedeniyle davacının bu şirketlerden rücuen tazminat talep edebileceği, eldeki davanın kendisine yöneltilemeyeceği iddia edilmiş ise de, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin işletme devir ilişkisi olup, davacı tarafça taraflar arasında imzalanan iş bu satış ve işletme hakkı devri sözleşmesinin 6. Maddesine dayanılarak eldeki davanın açıldığı, davalı ile dava dışı taşerön şirketler arasındaki ilişkinin ise asıl-alt işveren ilişkisi olup, dava dışı alt işveren ve davalı asıl işveren arasındaki iç ilişkiye dair hükümlerin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, ancak davalı tarafça alt işveren şirketler ile aralarındaki iç ilişkide sözleşme ve eki teknik şartname ile düzenlenen hükümler uyarınca TBK'nun 168/1 maddesi gereğince ödediği tazminatı alt işveren şirketlerden rücuen talep edilebileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin Mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat tutarından 7.690,90 TL mahsup yapılmasının hatalı olduğuna ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; dava dışı işçinin özelleştirme devir tarihi 22/06/2015'e kadar ... Genel Müdürlüğü'nde kadrolu işçi statüsünde çalıştırıldığı, iş yeri devir sözleşmesi hükümleri doğrultusunda iş yerini devralan davacı ... ... ... ... firmasına devredildiği, davalı ...Ş. Genel Müdürlüğü'nde çalıştırıldığı süre ile ilgili 7.690,90 TL kıdem tazminatının davacı firma tarafından işçiye ödendiği, davacı firmanın ödediği tutarın, davacı ... ... ... ... firmasına davalı ...Ş. Genel Müdürlüğü'nce ödendiğinin dosya kapsamında yer alan ... Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı'nın 08/10/2020 tarih, 175406 sayılı cevabi yazısı ile sabit olduğu , yine yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/300 E sayılı dosyasında hesaplanan kıdem tazminatında dava dışı işçiye ödenen iş bu kıdem tazminatı tutarının mahsup edilmesi suretiyle, dava konusu rücuya esas tazminatın hesaplandığı, böylelikle ilk derece mahkemesince yukarıda izah edildiği üzere bilirkişi tarafından davalının sorumluluğundaki döneme isabet eden çalışma karşılığı kıdem tazminatından tekrar mahsup yapmasının mükerrer mahsuba neden olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulü ile, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamında yer alan denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile de belirlendiği üzere dava dışı işçinin 01/11/2005-22/06/2015 tarihleri arasındaki çalışma süreleri karşılığı hesaplanan 19.255,44 TL kıdem tazminatından davalının sorumlu olduğu ve bu miktarı davacıya ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 19.255,44 TL kıdem tazminatından kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş ve Mahkemece de bilirkişi raporuna beyan ve ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu beyan edilmek suretiyle faize ilişkin hüküm kurulmuş ise de , dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinin, 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddesi uyarınca ıslah dilekçesi mahiyetinde olmadığı, ancak Mahkemenin iş bu dilekçeyi ıslah dilekçesi olarak kabulüne yönelik de davalı tarafın açık istinafı bulunmadığı, bu bağlamda Dairemizce de faiz talebi yönünden ilk derece mahkemesi kararı ile bağlı kalınması gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalının pasif husumeti bulunduğu kabul edilerek işin esasına girip yargılama yapmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının 19.255,44 TL yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 795,86 TL harçtan peşin alınan 199,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 596,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B) 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2021 tarih ve 2017/457 Esas 2021/51Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE,
19.255,44 TL kıdem tazminatından kaynaklanan alacağın ödeme tarihi olan 30/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 73,56 TL ve fazlaya ilişkin talebinin reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.315,33 TL harçtan dava açılırken davacı tarafından yatırılan 330,10 TL peşin harç ile istinaf başvurusu sırasından davalı tarafından yatırılan 465,26 TL bakiye karar harcının mahsubu ile eksik kalan 519,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/2 maddesine göre hesaplanan 73,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 330,10 TL peşin/nisbi harcı, olmak üzere toplam 361,50 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 500,00 TL bilirkişi ücreti ile 135,00 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 635,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 632,58 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
B)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 200,00 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı posta gideri olarak yapılan 64,80 TL yargılama giderinin (kabul ve ret oranına göre hesap edilen) 51,16‬ TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.11/02/2025

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim