Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1379

Karar No

2025/80

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1379 Esas - 2025/80 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1379
KARAR NO : 2025/80

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2021
NUMARASI : 2020/219 Esas 2021/309 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/05/2020
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen karara karşı, davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; taraflar arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, sorumluluğun fiili devir tarihi olan 30/10/2019 tarihine kadar davalıya ait olduğu dönemde, 12/12/2007 tarihinde, dava dışı işçinin geçirdiği iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan tazminat davasında, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın kesinleşmesi üzerine, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5861 Esas sırasında takibe konulması sonucu icraen ödeme yaptığını, ayrıca dava dosyasında harç ve masraf ödediğini belirterek şimdilik yapılan ödemelerden 140.000-TL’nin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP
Davalı; davacı tarafça sunulan belgelere göre, bu davaya esas teşkil eden davanın, İHDS' den sonra 2006-2010 dönemlerinde, dağıtım faaliyetinin davacı ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş ve işlemlerden kaynaklı olup davacının iş bu alacağa ilişkin her hangi bir talep hakkı bulunmadığını, iş bu davanın hem İHDS'ye hem de Hisse Devir Sözleşmesine aykırı olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, toplanan delillere göre; davacı İHDS imza tarihinden sonra 12/12/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda açılan iş davası kapsamında icra dosyasına ödediği bedel ve yargılama giderlerini davalıdan rücuen talep etmiş olup bu durumun taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.7.maddesine aykırılık teşkil ettiği, rücu talebine konu alacağı doğuran olayın, İHDS'nin akdedildiği 24/07/2006 tarihi sonrası gerçekleştiği, ilgili sözleşme hükümlerine göre davacının, dava dışı işçiye yaptığı ödemelerden, davacının kendisinin sorumlu olduğu kanaatine varıldığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7461 E. 2018/876 K. Sayılı ve aynı dairenin 2017/2080 Esas 2018/7785 Karar sayılı 10/12/2018 tarihli emsal kararı) gerekçesiyle; "davanın reddine " ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; rücuen tazminat davasına konu olan iş kazası dağıtım faaliyetinin, sadece ... tarafından yapıldığı kabul edilen 12/12/2007 tarihinde meydana geldiğini, her ne kadar alacak davasına muhatap olmuş ise de dağıtım faaliyetinin söz konusu tarihlerde davalı ... tarafından yapıldığını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, davalı ... ile bağlı olarak faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketlerinin fiili devir tarihi olan 30/10/2009 tarihine kadar ayrılmaz bir bütün olduğu ve bu döneme ait hakların ... tarafından yürütülmesi gerektiği hususunun ... hukuk müşavirliği görüş yazısında da belirtildiğini, davalının, müvekkil şirketin hisselerinin devir tarihi olan 30/10/2009 tarihine kadar hukuki ve cezai sorumluluğunun devam ettiğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, emsal Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/35 Esas sayılı dosyasında hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddedilerek yerel mahkemece taraf dahi olamayacağına karar verildiğini, izah edildiği üzere, tacir olan taraflar arasında imzalanan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne göre davalı tarafça ödenmesi gereken ve tarafınca ödenmek durumunda kalınan tazminatın, davalı taraftan tahsili gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı ...'ın, dava dışı 3. kişi işçiye, iş kazası nedeniyle kesinleşen mahkeme ilamı uyarınca icraen ödediği bedeli ve yargılama giderlerini, davalı ... ile arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi uyarınca, akidi olan davalıdan rücuen talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacı; 30/10/2009 tarihli özelleştirme sonucu şirketlerinin kamu kurumu olma özelliğinin sona erdiğini, davalı ... tarafından faaliyetin sürdürüldüğü 12/12/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda malul ... tarafından, Ankara 9. İş Mahkemesinde açılan tazminat davası sonucu işçi lehine verilerek kesinleşen hükmün, icra takibine konu edilmesi ile ödendiğini, ödemek zorunda kaldığı bedeli, İHDS'nin 7.4 ve 7.6. maddesi uyarınca davalıya rücu etme hakkı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, Davalı ise; İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinde 3. kişilerin açtıkları dava ve takiplerdeki sorumluluğun, 7.5 ve 7.7 maddelerine göre davacıya ait olduğunu, davacının rücu hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, Mahkemece; dayanak iş kazasının 12/12/2007 tarihinde gerçekleşerek kazanın, İHDS'nin akdedildiği 24/07/2006 tarihi sonrası olması, bu durumda kaza tarihi itibariyle yapılan ödemelerden davacının sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan belgelere göre; Dava dışı ...'nın, 12/12/2007 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası Ankara 9. İş Mahkemesi'nde 2008/868 Esas sırasında maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığı, yapılan yargılama sorucunda verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nce manevi tazminat tutarının fazla takdir edildiğinden bahisle bozulmasına karar verilmesi sonrası en son Ankara 9. İş Mahkemesi'nin, 2013/108-1068 E., K. sırasında, 19/11/2013 tarihinde; davanın kısmen kabulü ile, 60.544,59-TL maddi tazminat ile 50.000-TL manevi tazminatın, 6.893,56-TL ve 5.750-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline, 5.750-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 2.295,95-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verildiği ve bu kararın, Yargıtay'ca onanma üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dışı işçi ... tarafından, ilk olarak 25/05/2011 tarihinde, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2011/5861 sırasında davacı şirket hakkında takip başlatıldığı, takibe, Yargıtay'ca bozulan ilk kararın konu edilerek 60.544,59-TL maddi, 90.000-TL manevi tazminat, 46.781,73-TL işlemiş faiz, 15.785-TL vekalet ücreti, 2.440-TL yargılama gideri, 489,35-TL peşin harç, 163,75-TL işlemiş faiz olmak üzere 216.204,42-TL talep edildiği, davacı tarafından, takip borçlusu olarak icra dosyasına, 28/10/2011 tarihinde 248.300-TL ödeme yapıldığı, buna ilişkin icra müdürlüğünce reddiyat makbuzu düzenlenmiş olduğu görülmüştür.
Ancak takibe dayanak kararın, yukarıda açıklandığı üzere takdir edilen manevi tazminat miktarı fazla bulunarak Yargıtay tarafından bozulması ile bozma sonrası verilen ilamda hükmolunan tutarlar üzerinden, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nce, 09/01/2014 tarihinde güncel kapak hesabı yapılarak 184.542,55-TL kesinleşen miktar, 7307,89-TL tahsil harcı, 15.522,55-TL icra vekalet ücreti, 28,50-TL masraf olmak üzere toplam borcun 207.401,49-TL olarak hesaplandığı, yapılan kapak hesabına göre 40.898,51-TL'nin, davacıya iade edilecek tutar olarak belirlendiği görülmüştür.
Söz konusu alacak dava dışı takip alacaklısı kaza geçiren işçiye ait olup takip alacaklısı İHDS'ye taraf olmadığından alacağın nitelik olarak 3. kişi alacağı olduğu hususu tartışmasızdır.
Dosya kapsamına alınan 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu kesinleşmiş yargı kararına dayalı taraflar arasında akdedilen İHDS'nin imza tarihi olan 24/07/2006 tarihi sonrası talep edilen 3. kişi alacağından davacının sorumlu olacağı ve bu dönemlere ilişkin rücu talebinin İHDS' nin 7.5 ve 7.7 maddelerine uygun bulunmadığı, davaya konu rücu talebine konu alacağın, sözleşme ilişkileri dışında haksız fiile dayalı olup BK hükümleri uyarınca rücu edilebileceği yönünde karar ihdası halinde, olayın Hisse Devri Öncesi davacı şirketin % 100 hissesinin ...’a ait olduğu dönemde gerçekleşmiş olması nedeniyle rücu talebinin yerinde olacağı, bu yönde karar ihdası halinde davacının, 218.341,54-TL talep hakkı olacağı, bu miktarın; 207.401,49-TL'lik kısmına ödeme tarihi olan 28/10/2011 tarihinden itibaren, 108,40-TL'lik kısmına 03/11/2011 tarihinden itibaren, 10.688,35-TL' lik kısmına 04/11/2011 tarihinden itibaren, 143,30-TL' lik kısmına 26/11/2013 tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği bildirilmiş, itirazlar üzerine alınan 28/03/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda kök raporda değişikliğe gidilmediği bildirilmiştir.
Takip ve dava konusu alacağın, hangi döneme ait olduğunun ve bu alacağın İHDS imza tarihi öncesine ait olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Zira, yerleşik Yargıtay kararlarına ve İHDS hükümlerine göre, dağıtım faaliyetinin İHDS imza tarihi olan 24/07/2006 öncesi dönemde ... tarafından yürütüldüğü döneme ilişkin 3.kişi alacaklarını davacının rücu hakkı bulunmakta, buna karşılık dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yürütüldüğü ve İHDS imza tarihi olan 24/07/2006 tarihi sonrası 3.kişi alacaklarının, davalıya rücu hakkı bulunmamaktadır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Toplanan delillere, az yukarıda açıklanan ilke ve kurallara göre; somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından yapılan ödeme, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten (24/07/2006) sonraki döneme isabet eden 12/12/2007 tarihli iş kazasına dayanmaktadır. Bu durumda, 12/12/2007 tarihinde gerçekleşen olay nedeniyle, 3. kişi işçiye kesinleşen yargı kararı kapsamında icraen ödenen tutardan dolayı sorumluluk, az yukarıda belirtilen İHDS hükümleri uyarınca, davacı ...'a ait olup davacının, bu tutarı İHDS hükümleri kapsamında davalı ...'a rücu edemeyeceğine yönelik mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde, Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanması gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf istemleri Dairemizce yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/02/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim